HadısŞerifKülliyatı 212-01

212 – Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 212

212- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 212

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

 

‘’Elhamdülillahi rabbil âlemin vesselâtü vesselâmü alâ rasûlina Muhammedin ve alâ âli Muhammed’’

‘’Bismillahi Zişân azimû sultan şedidül burhan kaviyyül erkâm mâşââllahu kân Eûzubillahi min külli şeytani insün ve can’’

‘’ Rabbi Eûzu bike m‘in hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike Rabbi en yahdurûn’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler,

 

Değişik konularla ilgili hadis-i şerifler külliyâtından dersimiz devam ediyor.

 

Hz. Ebû Hûreyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, acele etmediği müddetçe her birinizin duasına icâbet olunur ancak şöyle diyerek acele eden var: ‘’Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi.’’ İşte böyle yapmamalı! Buhârî, Müslîm ve diğerleri bu haberi bildirmektedir. Günah talep etmemiş veya Sıla-i Rahim’in kopmasını istememiş olsun yâda acele etmemiş olsun. Buraya dikkat et! Günah talep etmemiş veya Sıla-i Rahim’in kopmasını istememiş olsun yâda acele etmemiş olsun bu üç şarta dikkat et. Duanın mutlaka netice vereceğini kesin bir dille ifade ettikten sonra bu kabûlün şu sûretlerden biri ile olacağını belirtir. “Ya isteğe uygun olarak dünyada görülecek bir şekilde makbûl olur veyâhut âhirette verilmek üzere sevâp takdir edilir veyâhut da günahları affedilir. Zîrâ Yüce Allah (C.C) insanları sadece ve sadece ibâdet için yaratmış bulunmaktadır.” Zâriyât Sûresi’nin 56’ncı âyet-i kerimesinde bunu görüyoruz. Cenab-ı Hak dua da mübâlağa ve ısrârı sevmekte çok dua edenlerin duasını kabul buyurmaktadır.

 

Hazreti Câbir (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, nefislerinizin aleyhine dua etmeyiniz, çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin, hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyiniz, mallarınızın aleyhine de dua etmeyiniz. Ola ki Yüce Allah’ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de istediğiniz kabûl ediliverir. Bu da Ebû Dâvûd’un haberidir. Kendiniz için sadece hayır dileyin zîrâ melekler dualarınıza âmin derler.

 

Hazreti Enes (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, sizden herkes ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin hattâ kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin, bu da Tirmizî’nin haberidir.

 

Dakika 5:00

 

Münâvî şunu açıklar; Cenab-ı Hak kendisine tevekkül eden herkesin ihtiyaç duyup arzu ettiği şeyleri az olsun çok olsun, büyük olsun küçük olsun temin etmeyi tekeffül etmiştir. Dikkat edin bu müjdeye de. “Hak Teâlâ Hazretleri cömerttir ve Kemâl mertebesinde cömertlik cûd O’nun vasfıdır. Bu sebepledir ki kendisinden istenmeyi sevmiş ve insanların kendisinden istemesini talep etmiş isteyecek kimseleri yaratıp onlara istemek i’lâm etmiş ve de kendisinden istenenleri yaratmıştır. O isteyeni de istemelerini de istediklerini de yaratandır. İhtiyacımızı fiili taleple de istememiz gerekir, insan için kendi çalıştığından başkası yoktur.” Necm Sûresi 39’da buyrulmuştur bu da. Evet, Nisâ 79’da: “Mü’minlik ebedidir.” “Öyle ise kişinin te’min etmek istediği her ihtiyacı önce lisânen Allah’tan isteyip sonra da çalışarak elde etmesi netice de kendine ulaşan maddi ve manevî her çeşit hayrı bir ayakkabı bağı bile olsa Yüce Allah’tan bir lütuf bir ikrâm bilmesi gerekir” ki Nisâ Sûresi’nin 79’uncu âyetinden de bunu anlıyoruz.

 

Ebû Hûreyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, Yüce Allah (C.C) Allah’u Teâlâ Hazretleri kendisinden istemeyene gazap eder. Bu da Tirmizî ve İbn-i Mâce’nin haberidir. Hem Mevlâ’nın nimetlerini yiyip tüketiyor hem de Yüce Allah’tan istemek içinden geçmiyor işte bunları Allah gazap eder diyor.

 

İbn-i Mes’ûd (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, Allah’u Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerinin fazlından isteyin, zîrâ Yüce Allah (C.C) kendisinden istenmesini sever. İbâdetin en eftali de dua edip kurtuluşu beklemektir. Bu da Tirmizî’nin haberidir. Kurtuluş beklemek Allah’tan başkasına şikâyeti terk ederek belâ ve hüznün gitmesini sabır içerisinde gözetmek mânâsına gelir. Şifâyı verenin Allah olduğunu bildiren Rasûlullah (A.S.V) tedavi aramaya devam etmeyi emretmiştir. Tedâvî arayınız ama şifâ Allah’tandır.

 

Câbir (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Bir kadın, ey Allah’ın Râsulü! Bana ve kocama dua ediver diye ricâda bulunmuştu. Rasûlullah (A.S.V) Efendimiz, Allah sana da kocana da rahmet etsin diye dua buyurdu. Bu da Ebû Dâvûd’un haberidir. Onlara dua et denmektedir âyet meâlen şöyle; “Ey Muhammed (A.S.V) mallarının bir kısmını kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al. Onlara dua et senin duan onlar için bir huzurdur.” Tevbe Sûresi’nin 103’üncü âyeti kerimesinden bunları anlıyoruz.

 

Dakika 10:18

 

Rivâyete göre Rasûlullah (A.S.V) Ebû Evfâ âilesi zekâtlarını getirdikleri zaman onlara şöyle dua etmiştir; “Allah’ım! Ebû Evfâ âilesine rahmet eyle” işte görüyorsunuz.

 

Sevgili dostlarımız!

 

Kâdî Îyaz der ki; Bu tâbir Rasûlullah (A.S.V) hakkında câizdir, bunun delîli şu rivâyettir; Rasûlullah’a (A.S.V) Ashâptan bazıları sordu. Ey Allah’ın Rasûlü! Sana selâmın nasıl olacağını biliyoruz ama salât nasıl olmalıdır?

 

Şu cevabı verdi size öğretildiği şekilde söyleyin deyin ki;

 

‘’ Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli İbrâhim inneke hamidün mecîd’’.

 

Mâlûmdur ki Muhammed Aleyhisselâm âilesine Hz. Muhammed’in (A.S.V) âilesinde Peygamber yoktur. Öyleyse Âlî İbrâhim hakkında câiz olduğu üzere aynı şekilde Hz. Ali hakkında da câiz olur.

 

Ebû’d-Derdâ (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, kardeşinin gıyâbında dua eden hiçbir mü’min yoktur ki melek de bir misli de sana olsun demesin. Bu da Müslîm, Ebû Dâvûd’un haberidir. Melekler âmin bir misli de sana olsun derler sen dua ettiğin zaman.

 

Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhüma ve Erdahünne ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, her kim kendine zulmedene beddua ederse bundan intikâmını dünyada almış olur. Bu da Tirmizî’nin haberidir. Münâvî şöyle bir açıklama yapar; Mazlûm bedduâ etmek sûretiyle zâlimin ırzından alıp onun günahını azaltır, böylece mazlûmun sevâbı da bedduâsı nispetinde azalmış olur. Bu hadis-i şerif şunu haber veriyor; Zulme mârûz kalan kişi diliyle bile olsun intikam alsa zâlim de ki hakkını dünyada almış olur ve zâlimin günahı kalmaz. Mazlumun da ahrette alacağı bir ecri kalmaz. Öyle ise hadis-i şerif mazluma dünyada intikam almamayı ecrini Allah’a bırakarak zâlimi affetmeyi tavsiye etmiş olmaktadır. Nitekim âyet-i kerime de: “Ama sabredip bağışlayanın işi işte bu azmedilmeye değer işlerdendir.” Şûrâ Sûresi’nin 43’üncü âyet-i kerimesinde böyle buyrulmuştur. Hadis-i şerifte Hz. Peygamber’in (A.S.V) zâlim veya mazlûm bütün ümmetini karşı şefkat duyduğunu göstermektedir. Mazlumlara şefkat duymakta zîrâ ecirden mahrum kalmaması için affetmesini istemektedir. Zâlimlere karşı şefkat duymaktadır zîrâ mazlûm beddua ettiği takdirde duasının kabul edilerek aleyhinde tecellî etmesi mevzûbahistir. Cenab-ı Hak zâlimi affedeni övdüğü gibi intikam alanı da övmüştür.

 

Dakika 15:03

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

Buradaki niyetin zâlime bedduâ ettiğin zaman intikam aldığın zaman mazlûmların kurtuluşuna vesile olmak için mazlûmdan intikam almak o zaman bu da görevini yapmış demektir.

 

Şimdi de İsm-i Âzâm ile ilgili bazı hadis-i şeriflerden keşif notları verelim. Hz. Ebû Hûreyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) bir adamın şöyle söylediğini işitti. ‘’Allah’ım! Şehâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle Senden talep ediyorum Sen kendisinden başka İlâh olmayan Yüce Allah’sın, birsin, Samet’sin, hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey Sana muhtaç, doğurmadın doğmadın, baba olmadın, bir eşin ve benzerin yoktur’’. Bunun üzerine Efendimiz (A.S.V) buyurdular; nefsimi kudret elinde tutan Yüce Zâtâ Yüce Allah’a yemin olsun bu kimse Allah’tan İsm-i Âzâm adına talepte bulundu. Şunu bilsin ki, kim İsm-i Âzâm ile dua ederse Yüce Allah ona icâbet eder, kim onunla talepte bulunursa Yüce Allah ona dilediğini mutlaka verir. Tirmizî ve Ebû Dâvûd’un haberidir. Evet, sevgili dostlarımız! İşte bakın (Allâhümme innî eselüke bi-enni eşhedü enneke entelallâhu lâ ilâhe illâ ente illâ entel ehadül samedüllezî lem yelid velem yu’led velem yekullehu küfüven ehad) diye dua etti. O dua edene de Peygamberimiz böyle buyurdu.

 

Hadis-i Şerif’te Allah’tan başka şeylerden yüz çevirerek tam bir ihlâsla zikredilen her isim İsm-i Âzâm’dır. Zîrâ harflerin birbirine karşı farklı bir şerefi yoktur diyenlere de hüccet vardır. Başka hadis-i şeriflerde de benzer şeyler zikredilmiştir. Onlar da bu hadiste bulunmayan isimler de mevcuttur ancak hepsinde Allah kelimesi mevcuttur. Bu durumdan hareketle İsm-i Âzâm’ın Yüce Allah’ın Allah lafzı olduğuna hükmetmiştir. Dua ise kulun nidâ ederek ey Rabbim diye yalvarmasıdır ki, Rab Teâlâ’da bu yalvarmaya lebbeyk ey kulum, ey kulum söyle ne istiyorsun? Diye cevap verir.

 

Mihcen İbnü’l Edra (R.A) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) bir adam, ey Allah’ım! Bir ve Samet olan doğurmayan ve doğrulmayan, eşi ve benzeri olmayan Allah adıyla Senden istiyorum günahlarımı mağfiret et. Sen Gafursun, Rahimsin dediğini işitmişti. Hemen şunu söyledi; O mağfiret edildi, o mağfiret edildi, o mağfiret edildi. Ebû Dâvûd ve Nesâî’nin haberi. İşte görüyorsunuz,

 

‘’Allâhümme innî es elüke billahil ehadi samedillezî lem yelid velem yu’led velem yekullehû küfüven ehad’’.

 

İşte bununla dua ediyor. Evet, (Entağfırali zunûbî inneke entel Ğafurur-Rahîm).

 

Dakika 20:05

 

Hazreti Enes (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; bir adam şöyle dua etmiştir; Ey Allah’ım! Hamdlerim sanadır, nimetleri veren sensin senden başka İlâh yoktur. Sen semâvât ve arzın Celâl ve ikrâm sahibi yaratıcısısın. Hây ve Kayyûm’sun. Kâinatı ayakta tutan hayat sahibisin. Bu isimlerini şefâatçi yaparak Senden istiyorum. Bu duayı işiten Rasûlullah (A.S.V) sordu bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor biliyor musunuz?

 

Yüce Allah ve Rasûlü daha iyi bilir dediler.

 

Nefsimi kudret elinde tutan Zâtâ yemin ederim ki, o Allah’a İsm-i Âzâm’ı ile dua etti o İsm-i Âzâm ki onunla dua edilirse Yüce Allah icâbet eder, onunla istenirse verir. Tirmizî, Ebû Dâvûd ve Nesâî’nin haberi.

 

Esmâ Bintü Yezîd (Radıyallâhu Anha) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki Allah’ın İsm-i Âzâm’ı şu iki âyettedir: “İlâhınız tek olan ilâhtır, O’ndan başka İlâh yoktur, O Rahmân ve Rahimdir.” (Bakara Sûresi’nin 163’üncü âyet-i kerimesi) Âli İmrân Sûresi’nin baş kısmı (Elif lam mim) “O Allah ki O’ndan başka İlâh yoktur. O Hây ve Kayyum’dur.” Bu da Âli İmrân Sûresi’nin 1 ve 3’üncü âyetidir ki, bu haberi de Ebû Dâvûd ve Tirmizî haber vermektedir.

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

Yüce Allah’ın her ismi yücedir. Onun için ihlâs ile yapılırsa Allah’ın isimleriyle dua kabul edilir diye müjdeler gelmiştir. Duası müstecâp olan iki cihanda mutlu olan, Yüce Allah’ın rahmetinin ve fazlının içine aldığı kullarından olan zümreye ilhâk eylesin.

 

Evet, sevgili dostlarımız İnşâ’Allah bir başka konuda derslerimiz devam edecektir.

 

Dakika 22:58

 

(Visited 11 times, 1 visits today)