Tefsir 213-01

213- Tefsir Ders 213 hayat veren nurun keşif notları

213- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 213

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Kıymetli dostlarımız,

Biliyorsunuz ki Îsâ’nın (AS.) Havârîleri Îsâ’dan sofra istemişlerdi. Yani Allah’a dua et de bize sofra göndersin demişlerdi ki, bu sofra isteme işi şüpheye işaret olduğu için hiçte iyi etmemişlerdi. Allah da bunlara (C.C) sert bir mesaj verdi. “Kimseye yapmayacağım azâbı bunlara yaparım eğer şüphe edip inkâr ederlerse” dedi. Nitekim dersimizin ilerleyen saatlerinde bunlara dair birçok sizlere hikmet saçan, nur veren, nur saçan, hayat veren asîl nuru sizlere takdim etmeye devam ediyoruz. Bu sofra isteme işi şüpheye işaret ettiği için edepsizlik küfrün şiârıdır dendi. Mü’min böyle bir duruma düşmemelidir. Çünkü mü’min olmak için peygamberden (kitaptan) yani Allah’ın (kitâbından) Yüce Allah’ın esmâsından ve onun azamet ve kudretinden asla şüphe etmemeli gerçek bir îmâna kavuşmakla hakîkî tasdikle kişide îmân ortaya çıkar.  Şüphe ile îmân olmaz. Îsâ’nın (AS.) Havârîleri işte böyle bir duruma düşmüşlerdi. Havârîler yemeği öne almışlar dini, rûhânî olanları geri bırakmışlardı. Kâinatta uçsuz, bucaksız neler yaratılmış bunca âlemi yaratan bir sofra indirmez mi? Îsâ (AS.) ise dini öne almış, Allah’a yönelmiş, ululamış, şükrünü arz etmiştir. Çünkü o bir peygamberdir. Bütün peygamberler bunlar üstün şahsiyetlerdir. Rûhî mertebeler çok farklıdır. En büyük mertebeler kulluğun büyük mertebesi peygamberler de başlar. Peygamberler de kendi aralarında kat, kat dereceleri vardır, her peygamber yüksek dereceye sahiptir ama birbirinden daha yüksek dereceye sahip olanlarda bulunmaktadır ki: “En büyük Peygamber hepsinin imâmı Hz. Muhammed’dir.” Çoğunluğa göre “iki bulut arasında kırmızı bir sofra indi.” Yani ulemânın çoğunluğuna göre diyor bu konuda rivâyetler bulunmaktadır. Bizim kâşiflerimiz, müfessirlerimizin çoğunluğu öyle diyor. Yani “iki bulut arasında kırmızı bir sofra indi.” Îsâ (AS.) ağladı, beni şükreden kıl ya Rabbi dedi, rahmet kıl, işkence ceza kılma diye dua etti, Îsâ (AS.) namaz kıldı, ağladı, sofrayı açtı (Bismillâhi hayrur-razikin) dedi. Ne diyor? “Allah’ın adıyla rızık verenlerin en hayırlısı olan Yüce Allah’ın adıyla dedi sofrayı açtı.” Sofra da: “kızarmış, pulsuz yağ akan bir balık, baş tarafta tuz, kuyruk kısmında sirke pırasadan başka sebzeler, 5 tane yufka birinde zeytin, ikinci de bal, üçüncü de tereyağı, dördüncüde de peynir, beşincide de pastırma” rivâyeti bulunmaktadır.

Dakika 5:10

İçlerinden Şem ’un dünyevî mi, uhrevî yiyecek mi? Diye sordu Şem ‘un sordu Îsâ Aleyhisselama. O da ikisinden de değil dedi kudretiyle yarattığı şükrediniz arttırır, devam ettirir dedi Îsâ (AS.). “Ey Ruhullah! Bir mucize daha göstersen dediler.” O da dedi ki; “Ey balık İzni İlâhî ile diril dedi, İzni İlâhî ile deprendi döndü tekrar kebap oldu sofra uçtu isyân edenler oldu.” İsyân edenlerin bir kısmının domuz ve maymuna çevrildikleri rivâyet olunmaktadır. İşte nimetin karşılığında öncelikle tam bir îmân olacak, şükür olacak. Şükür ve sabır ve tam îmân, tam Amel-i Sâlih, Allah’a tam teslimiyet olmadıkça işte netice de Cenab-ı Hak insanları cezalandırıyor. Yine indiği gün pazar günü imiş onu bayram edinmişler. İkinci bir rivâyette ise şöyle denmektedir: “Sofra 40 gün, gün aşırı iniyordu, zengin fakir yiyordu bu sofradan. Zevâl gölgesi dönünce uçar giderdi, gölgesine bakar dururlardı. Fakirler zengin olmuş, hastalar şifa bulmuştu. Fakirler, hastalar yesin diye emir geldi Cenabı Hak’tan. Allah’u Teâlâ (C.C) ıstırap ve ihtilâle düştüler 83 kişiyi domuza ve maymuna çevrildiler.” İşte Allah’ın emrine karşı gelince durum bu hâle düştü. Cenab-ı Hak ne dedi sonunda? Fakirler, hastalar yesin dedi bu sofradan ama öbürleri buna itiraz ettiler. Allah itiraz kabul eder mi? Etmez, işte bu ıstırap ve ihtilâle düştüler netice de diyor 83 kişi domuza ve maymuna çevrildiler.

Üçüncü bir rivâyette şöyledir: “Sofra inmedi” diyor üçüncü rivâyette Kâdı Beydâvi Mücâhit ’ten bu bir atasözü, mutasavvıflar sofra bilgilerin hakîkatidir. Bilgilerde rûhun gıdasıdır. Îsâ (AS.) îmân ile takvâ kazanılır, takvâ ile bunlar öğrenilir. Bir manevî yola girene makamından daha yüksek makam açıldığı zaman ona tahammül edememesi, istikrâr bulamaması, büyük sapıklıklara düşmesi ihtimâlini düşünmelidir. Bu işâri bir mânâdır yani tefsir değildir. Bu üçüncüsü bunun da kaynağı bu Şihap ’ta anlatılmaktadır. İslam sofrası için ibret meselidir İslam, Hz. Muhammed öyle bir sofra kurmuştur ki, bütün insanlık âlemine bütün dünya da yerde ki, gökte ki nimetlerin tamamı ve kişiyi cennete götürecek ebedî nimetlere kavuşturacak sofra İslam sofrasıdır. Bunu inzâl eden Allah’u Teâlâ’dır.

Dakika 10:10

İslam Hz. Muhammed’e inzâl olunmuştur tamamen bu sofrayı da kuran Hz. Muhammed’dir. Bütün insanlık âlemi şuanda kıyâmete kadar bu sofra da bulunmaktadırlar. Tabii ki ilâhî kânûnlara, ilâhî adâlete riâyet edenler helâlinden yemektedirler. İlâhî kânûnlara riâyet etmeyenler ise fakirin, hastanın, garibin, yetimin hakkını yiyenler ise işte domuzlaşanlardır, maymunlaşanlardır. Her ne kadar kılıkları insan kılığında iseler de fakirin, hastanın, garibin, yetimin, insanlık âleminin hakkını sömürenlerin domuzdan, maymundan ne farkı vardır? Hattâ daha beterdirler. Onun için burada ki işâri mânâya dikkatler çekilmiştir. İslam sofrası dünya da bütün mahlûkatın yiyip, içtiği sofradır bir de ebedî bir sofra kurulmuştur, ebedî saadet selam yurdu ki bu da Cenneti Âlâ, Allah’ın cemâli onun rızâsına vasıl olup vuslata ermektir. İşte ebediyyû’l-ebed sofrayı ortaya koyan İslam’ın kendisidir. İslam ebediyyû’l-ebed mutluluk sofrasıdır. Bu Hz. Muhammed’e inzâl edilmiştir. Rahmet-i Rahmân sofrası ayrıdır Cenab-ı Hak bu da İslam’ın ezelden gelen sofrasıdır. Bir ebediyyâta giden bir sofra Rahmet-i Rahim sofrasıdır. Her ikisine de seni hazırlayan Yüce Allah’ın ortaya koyduğu İslam’ın kendisidir. İslam hem ezelî, hem ebedî içine almaktadır. Çünkü Kur’an-ı Kerim Allah’ın kitâbıdır, İslam’ın tümü Allah’ın kânûnlarıdır. Onun için İslam dini çağlarla, asırlarla, milletlerle kayıtlı değildir. Bütün çağları ebediyyâta kadar içine alır, bütün çağlar onun peşinde ve içeriğindedir. İslam ise ne çağlara sığar, ne asırlara, ne milletlere, ne zamanlara İslam bütün milletleri ve zamanları, çağları kuşatmıştır. İslam’ı anlayamayan babayiğitler başka türlü anlatmaktadırlar dar köşelerde ki kendilerinin kısır anlayışlarını İslam zannetmektedirler. Kendi beyinlerindeki karanlık beyinlerini de İslam zannetmektedirler. İslam ne dinsizin anladığı İslam’dır ne de İslam’ı yanlış anlayan dar kafayla anlayan Müslümanım diyen câhillerin anlayışı da İslam değildir. İslam kendi başına ilâhî kânûnlardır. Ezelî kuşatmış, ebediyyâtı kuşatmıştır. Kur’an-ı Kerim’de her bir âyetin her bir kelimesi bir okyanus gibidir. Bakarsın ki o kelimenin, o cümlenin bir ucu ebediyyâta gidiyor, bir ucu ezeliyyâta gidiyor. (الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ) dediğin zaman o hamdin kapsamında neler var, ne var? Ebedî, ezelî bütün övmeler, övülmeler, övgüler var. Allah bir çağın övgüsüne sahip değil. Ezelî, ebedî bütün yüce övgülerin övme ve övülmenin tamamı Allah’a aittir. Bir hamd-ü senâ ezelî, ebedî kuşatan daha bir kelimesidir. Bunun yüce bir kelime, Kur’an-ı Kerim’in bütün âyetleri böyledir.

Dakika 15:00

Bütün âlemler Kur’an’ın okyanusu deryâsının içinde damla gibidirler. Dünyanın tamamı çağları da, zamanları da mekânları da, gökleri de, yeri de âhiretin yanın da bir damladır diyor. Kâşiflerimiz diyor, Kur’an’ı keşfeden kâşiflerimiz diyor, Kur’an’ın kendisi bunu açıklıyor. Yani bura da Kur’an’ı anlarsanız sizde kâşifsiniz. Kur’an-ı Kerimi iyi anlamalı Fahrettin Râzî öyle diyor. (Rahmetullâhi Aleyh ve Aleyhim Ecmain) “dünya âhiretin yanında bir damladır” diyor. Peygamberimizden buna benzer pek çok rivâyetler bulunmaktadır. Onun için İslam sofrasına dikkat etmeli İslam sofrasına aslında bütün dikkatler çekilmektedir çünkü geçmişi anlatıyor. Îsâ’nın zamanını anlatıyor bak Kur’an-ı Kerim, Îsâ’nın sofrası da Kur’an da Mûsâ’nın, İbrâhim’in, Halil İbrâhim sofrası da Kur’an da Âdem’den Nuh’a kadar ve oradan tâ Muhammed’e kadar, Muhammed’den tâ kıyâmete kadar İslam sofrasının içinde ezelî ve ebedî bütün sofralar da bulunmaktadır.

Mâide Sûresinin 3’üncü âyetine şöyle bir bakalım. Bunun anlamını size verdik ama bir keşif notu veriyorum. “Dininizi ikmâl ettim, nimetimi tamamladım” diyor. Kim diyor? Yüce Allah diyor. (الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ ) demedi mi Cenabı Hak? “Dininizi ikmal ettim, nimetimi tamamladım size din olarak İslam’ı beğendim onu seçtim” diyor Cenabı hak  ( ) onun için bir defa Yüce Allah İslam sofrasını Hz. Muhammed’in eliyle bu cihana onun gönlüyle yerleştirmiştir, inzâl eylemiştir. İslam’ın tamamı Kur’an-ı Kerim Allah’tan inzâl edilen Allah’ın kitâbıdır. Şimdi Îsâ’nın sofrasından, İslam sofrasının ne kadar büyük olduğunu, cihan devleti olduğunu, cihan sofrası olduğunu şöyle bir bakalım. Çünkü İslam Muhammed’in şeriatı bütün çağların dini olduğu için işte cihan devletidir İslam, cihan sofrasıdır. Yani bunun büyüklüğüne hat hudut çekilmez, hat, hudut yok bunun büyüklüğüne dair. Onun için bu sofranın büyüklüğünü iyi tanımalıdır.

Dakika 18:40

 

 

(Visited 76 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}