Tefsir 214-01

214- Tefsir Ders 214 hayat veren nurun keşif notları

214- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 214

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Kıymetli dostlarım!

Küfrün, inkârın azâbının da büyük olacağını gösterir. İslam’ı kim inkâr ederse İslam sofrası çok büyük kim İslam’ı inkâr ederse onunda küfrünün ne kadar büyük olacağı inkârın ve azâbının büyük olacağını da hiç kimse unutmasın! İşte onu da göstermektedir. İslam sofrası 2 sofra Rahmet-i Rahmân dünyevîdir bu sofra. Herkes bu sora da her insan, her canlı bu sofra da bulunmaktadır. Dikkat et! İslam sofrasının birisi dünya da kuruludur, öbür ucu öbür âlem de kuruludur. Dünyadakinin adı Rahmet-i Rahmân sofrasıdır, dünyevîdir herkes bu sofra da her insan, her canlı Rahmet-i Rahmân sofrasındadır.  İslam’ın bir sofrası dünya da kurulu, öbür sofra âhirete uzanmış öbür âlem de kuruludur. O da Cennet-i Âlâ’dır, Allah’ın lütufları ebediyyû’l-ebed lütuflarıdır bu da Rahmet-i Rahmân sofrasındadır. Uhrevîdir, cennettir, Cemâli İlâhîdir bu sofra da yalnız sadece mü’minler vardır, bu sofra da başkaları yoktur. Çünkü inanmayanlar bu sofraya öbür âlem de ebedî oturamayacaklar, cennete ebedî giremeyecekler, cennete cemale ebedî eremeyecekler. Onun için mü’minler işte bu ikinci ebediyyât sofrasına da oturacaklardır. İslam her iki sofrayı da kuran İslam’dır. Birisi dünya da kuruludur unutma! Herkes bu sofra da bütün canlılar bu sofradadır. Her insan inansın, inanmasın bu dünyada ki Rahmet-i Rahmân sofrasındadır bu İslam’ın dünyada ki sofrasıdır. İkincisi ise öbür âlemdeki Rahmet-i Rahmân sofrasıdır bu Allah’ın cemâli, rızâsı ve cennetidir ve mü’minlerin oturduğu sofradır. Cennete sadece mü’minler girecektir, Müslümanlar girecektir. Hangi mü’min, hangi Müslüman? Bütün peygamberler Müslümandır. Peygamberlerin tamamının ortaya koyduğu Muhammed’den önce Îsâ’ya, ondan önce Mûsâ’ya, ondan önce diğer peygamberlere, ondan önce daha önce İbrâhim’e, Nuh’a, Âdem’e kadar (AS.) bunların işte dini İslam idi. O çağlar da, o zamanlar da Müslüman olan herkes cennete girecek. Bugünde Müslüman olan kıyâmete kadar Müslüman olan da cennete girecektir. Çünkü Âdem’den kıyâmete kadar din sadece İslam’dır. Bütün peygamberler İslam için görevlendirilmişlerdir. Şeriatları Cenab-ı Hak İslam şeriatlarını geçmişteki çağların durumuna göre Allah kendi yenilemiştir. En son da Kur’an-ı Kerim ile Hz. Muhammed ile geçmişin tamamını yine yenilemiş din yine İslam’dır ve İslam şeriatını Hz. Muhammed ile Allah ebediyyâta kadar yenilemiştir. Bizden söylemesi! Azâb mevkiindeler bir kısmı şimdi Berberaniyye Îsâ’yı da, anasını da ilâh diyorlardı, ilâhlaştırıyorlardı. İşte bu sofradan bakın tevhîd sofrasından kalkmışlar birileri şirkin sofrasına oturmuşlar. Rahmet-i Rahmân’ın sofrasında bakın bu oturanlar ne yapıyorlar?

Dakika 5:00

Bu nimetten yiyorlar ama Allah’ı doğru tanıyamamışlar. Bunlardan birisi de kimdir? Azâb mevkiinde olanlardır. Bu sofradan yiyorlar dünya da ama azâb mevkiindeler de bunlardan biri de Berberaniyye Îsâ’yı da, Anasını da ilâh diyarlardı. Bu inançta olan herkes aynıdır. Baba, ana, oğul diyorlardı İbn-i Hazm diyor bunlar bu görüştedir diyor. Sonra hulûl inancı ki bu da şirktir. İslam hulûlü ret eder. Şimdi hulûl inancı rûhun başka bir şeye girmesi kiliselerin de, evlerin de Meryem’in resimlerine ibadet etmeleri, kula ibadet olmaz ki ibadet sadece: “Allah’adır.” Îsâ böyle bir şey demedi ki, Îsâ kendine çağırmadı, bana tapın demedi, anama ibadet edin tapın demedi. Baba, oğul, Rûhu’l Kudüs ondan sonra baba, ana, oğul demedi, ilâh üç demedi, hulûl demedi Îsâ (AS.).  Îsâ doğru dürüst İslam peygamberidir. Nitekim işte Îsâ’yı yanlış tanıttılar ve ilâhlaştırdılar Anasını da, kendini de Allah’a baba isnat ettiler. ‘’Hâşâ Sümme Hâşâ’’ ve Allah’ı bıraktılar kuluna tapınmaya başladılar, yazık ettiler kendilerine! Ama Kur’an-ı Kerim bütün yanlışları düzeltmeye geldi. İnsanlığı kurtarmaya geldi ve şirkin sofrasından insanlığı tevhîd sofrasına çağırdı. Rahmet-i Rahmân sofrası herkes oturur ama esas merkezinde tevhîd vardır tevhîde çağırır, diğerlerini işte içine alır. Îsâ (AS.) ilmin diyor şahittir, yüce şeref hikmet senindir. İlâhlık hükümranlık ancak senindir dedi. Kime diyor bunları Îsâ (AS.)? Allah’a diyor. Allah’ım! Diyor Îsâ (AS.) ilmin şahittir yüce şeref, hikmet senindir. İlâhlık hükümranlık ancak senindir dedi. Îsâ Allah’ın kulu olduğunu söyledi ve Allah’ın kulu zaten peygamberi, Meryem’in oğlu, Allah’ın yarattığı kullardan biri ama değerli bir peygamber. Bunu ilâhlaştırıp da Îsâ’ya taptığın zaman Îsâ’ya da iftira ediyorsun, Anasına da, Yüce Allah’a da iftira ediyorsun. Şirk büyük zulümdür, küfürdür, Allah’a en büyük iftiradır. Sadâkatle, ihlâsla büyük kurtuluşa İslam sofrasına lâyık olarak ebedî yiyebilmelidir. Şimdi bütün insanlığı İslam tevhîde çağırıyor, ihlâsa çağırıyor, büyük kurtuluşa çağırıyor İslam dini bütün insanlığı. İslam sofrasına lâyık olarak ebedî yiyebilmelidir. Onun için Hz. Muhammed işte tevhîd sofrasını, İslam sofrasını kuran Yüce Allah’ın ona inzâl eylediği sofra Muhammedî sofradır. Bak! Muhammed için ne diyor onu sevenler, ona inananlar o büyük Peygamberi, geçmiş Peygamberlerin tamamını tasdik eden Peygamberi, geçmişin şahitliğini yapan Peygamberi bakın nasıl sevgilerini dile getiriyorlar.

Dakika 10:10

Ya şemsi-d duha

Bedri-d Düca nuri-l Hüda

Ehlen ve sehlen merhaba

Salât sana selam sana

Ehlen ve sehlen merhaba

Enbiyâlar serveri

Evliyâlar rehberi

İns-ü cin Peygamberi

Ehlen ve sehlen merhaba

Ya Muhammed Mustafa

Salât-u-selam, tahiyyat-ü ikrâm

Her türlü ihtimam ona

اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ

Ey aziz dostlarım!

Muhammedin Peygamberliğine Yüce Allah kendisi şahit. Bir defa Allah’ın şahit olduğu, Meleklerin şahit olduğunu sen inkâr edersen hâlin nice olur bir düşün! Muhammed’i bütün âlemlere Peygamber gönderen, Kur’an-ı Kerim’i ona inzâl eyleyen, İslam gibi ilâhî kânûnları yeryüzünde bu nizamı Muhammed’in gönlün de eliyle cihana yerleştiren Allah’ın Peygamberini inkâr edersen hâlin nice olur! Îsâ Muhammed’i müjdelemeye geldi sen inkâr ediyorsun. Mûsâ ümmetine, kavmine haber verdi sen inkâr ediyorsun. Sen, Îsâ yolunda değilsin, Mûsâ yolunda, İbrâhim yolunda, Nuh’un yolunda değilsin. Gel bütün peygamberlerin dini İslam’dır. Kur’an-ı Kerim’e, Hz. Muhammed’in Peygamberliğine sıkıca inan ve kendini kurtar. İslam kurtarmaya geldi. İster inan ister inanma ama gerçek bu, hakîkat bu.

Onun için kıymetli dostlar, sadâkat ve ihlâsla mü’min kulun rızâsı ebedî İlâhî Rızâ’ya bağlanmıştır. Bunun üstünde murad zevk ve zafer tasavvur yoktur. Bu da ona sadâkat ve ihlâsla olur. Yüce Allah’a bütün varlığınla kulluk etmen için Muhammed’in getirdiği şeriata tâbî olacaksın. Yine Buhârî Şerif’in İbn-i Abbâs’tan rivâyet ettiği bir haber de: “Özür nedeniyle namazları birleştirmek caizdir” diye bir haber bulunmaktadır. Şimdi bu konuda müçtehitlerimiz gereken sözü söylemişlerdir. Bu konu da müçtehitlerin hadis-i şerifleri en güzel şekilde müçtehitler değerlendirmişlerdir.

Dakika 15:00

Onun içinde fıkıh kitaplarımıza iyi dikkat edelim! Hak olan Ehl-i Sünnet müçtehitlerinin görüşlerine göre amel edelim, âyetleri, hadis-i şerifleri de, âyet-i kerimeleri de iyi anlamaya gayret edelim! Müçtehitlerimizi âyetleri de nasıl anladıklarına bakalım, ilmin aslına ulaşalım, köke doğru gidelim, delilleri elde etmeye çalışalım, samîmî Müslüman olalım tam ihlâsla, her ibadetimizi ihlâsla yapalım. Kur’an-ı Kerimi tam îmânla, ihlâsla amel etmek için öğrenelim. İbadetlerin ruhunun ihlâsla olduğunu unutmayalım! Yine Cenab-ı Hakk’ın kâinatta ki Kevnî Âyetlerine kudretinin delili olan şu âleme iyi bakalım, hem Kitâbî Âyetleri keşfedelim hem de kâinatta ki kânûnları keşfetmeye devam edelim.

Şöyle bir bakalım! Bir çiftlik toprağının 0, 5 hektarlık alanında yaklaşık olarak birkaç ton canlı bakteri, yaklaşık bir ton mantar, 100 kg. tek hücreli protozon hayvanı, yaklaşık 50 kg. maya ve aynı miktar da alk su yosunu olduğu hesaplanmıştır. Bunlara bir göz atalım, kâinata bakınca görelim, okyanus diplerinde çok kalabalık bir canlılık veya hücrelerin içinde inanılmaz miktar da bilgi bulunmaktadır. Şöyle bir bilimsel çalışmalara da göz atalım! Kitaplar, dergiler, belgeseller şöyle bir bakalım! Haberdar olmadığımız milyonlarca canlı türü bulmaktadır. Örneğin deniz ekolojistleri denizlerin altında 10 milyon tür canlı yaşadığını 10 milyon tür diyor sayı değil tür canlı yaşadığını tahmin etmektedirler. Bir araştırma da 2100 metre derinlikteki okyanus tabanından alınan her 30*30 santimetrelik numune de 55 ile 135 farklı tür bulunmuştur. Güney Avusturalya açıklarında ki bir araştırma da ise 10 metrekarelik deniz zemininde 800’den fazla türün varlığı belirlenmiştir. Bilim adamları okyanus tabanlarının fiziksel olarak bir çölü andırırsa da tüm çeşitliliği açısından daha çok tropikal yağmur ormanları ile yarışabileceğini belirtmektedirler. Okyanusların çok büyük bölümü henüz hiçbir bilimsel araştırmaya konu daha olmamıştır. Daha kâinat keşfedilmemiştir, daha yapılacak çok iş vardır. İnsanlık âlemi işin başında bulunmaktadır. Hâlâ daha insanoğlu çok geri mi geri de durmaktadır. Kur’an-ı kerim Kevnî ve Kitâbî Âyetlerin üzerinde bütün insanlığı bilimsel çalışmaya çağırmaktadır hem de 14 asırdan beri. Çoğunlukla hayvan ve bitki türleri yeryüzünde ki canlıların tamamının kütlesel olarak %25, 50’sini oluşturan bir canlı grubu vardır.

Dakika 20:05

Mikroorganizmalar, mikroorganizmaların önemli bir bölümünü ise bakteriler oluşturur. Bunlar küresel çubuksu veya spiral biçimler de olabilirler. Çoğunun boyutu 0. 1000’de 1 milimetreden küçüktür. O kadar küçüktürler ki bu cümlenin sonunda ki nokta kadar bir yere 100 binlercesi sığabilir. Bakteriler canlılar arasında en çok çeşitlilik gösteren fakat en az bilinen gruplardandır. 21’inci Yüzyıl teknolojisini bile çaresiz bırakan çeşitlilikleri vardır. Binlerce bakteri türü ve milyarlarca bakteri bireyi içeren 1 gram toprak mikroskobik düzey de bir yağmur ormanını andırır. Yani bir yağmur ormanında karşılaşılan olağanüstü çeşitliliğinin bir benzerini mikroskop altında ki bir tutam toprak parçasında da görmek mümkündür. Her hücrenin içerisinde inanılmaz küçük bir yer kaplamasına rağmen muazzam bilgi barındıran “dina” birilerini oldukça zora sokmaktadır. En küçük alanlar da kendi aklının ve ilminin sonsuzluğunu insanlar göstermektedir. Kim? Yüce Yaratıcıdır. Bir “dina” molekülünün içerisinde 3 milyar farklı konu da bilgi bulunur. Bu bilgiler toplam 1 milyon sayfalık bir seri kitap oluşturabilirler. 1 milyon sayfalık kitap yaklaşık bin cilttir bu bin ciltlik eserin sayfalarını yan yana uzatabilsek uzunluğu kuzey kutbundan ekvatora kadar uzanabilir. Bu bin ciltlik eser 24 saat hiç durmadan okunacak olsa eserin tamamlanması 100 yıl sürer. Bu muazzam bilgi tek bir tırnağımız da, saçımızın tek bir telinde veya kolumuzun üzerindeki herhangi bir tüy de bulunan tek bir “Dina’ya” aittir. Bin ciltlik bir kütüphane nasıl gözle göremediğimiz tek bir tüycüğün içinde saklanmış olabilir. Nasıl o tüycüğü meydana getiren tüm hücreler de ayrı, ayrı paketlenebilir. Nasıl bizleri oluşturan tüm diğer hücrelerin içine sığdırılmış olabilir? Tek başımıza taşımamız mümkün olmayan bin kitâba sığacak bilgi nasıl yüz trilyon kere bedenimize yerleştirilmiştir? Bunların uçsuz, bucaksız yüce kudretin sınırsız olduğunu işte bilimsel olarak da görmek apaçık mümkündür. Ne yazık ki insanoğlu bakıyor ama gerçeği görmedikçe bakmış sayılmıyor. Yüce kudreti görmek lâzım mahlûkatı görürken önce Hâlikı görmek lâzım onun yüce kudretini iyiden iyiye sezmek lâzım. Bunun için îmân kemâle ermesi lâzım.

Dakika 24:59

(Visited 52 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}