HadısŞerifKülliyatı 223-01

223 – Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 223

223- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 223

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

 

‘’Elhamdülillahi Rabbil-âlemin vesselâtü vesselâmü alâ rasûlina Muhammedin ve alâ âli Muhammed’’

‘’Estağfirullah Sübhanallah’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Aziz ve muhterem izleyenler,

 

Derslerimiz istiğfâr tesbih tehlil gibi ezkârla devam etmektedir.

 

Hz. Âişe (Radıyallâhu Anha ve Erdahünne ve Erdahüm Ecmaîn) annemiz anlatıyor: ‘’Rasûlullah (A.S.V) ölümünden önce şu duâları çok diyor okuyordu ve tekrar tekrar diyor okurdu diyor.’’ (‘’Subhânallâhi ve bihamdihî Estağfirullah ve etûbû ileyh’’) Allah’ım!

Seni hamdin ile tesbih ederim, mağfiretini diler günahlarıma tövbe ederim, ben kendisinden bunun sebebini sordum? Şu açıklamayı yaptı; Rabbim bana bildirdi ki ben ümmetim hakkında bir alâmet göreceğim, ben onu görünce (‘’Subhânallâhi ve bihamdihî Estağfirullah ve etûbû ileyh’’)  zikrini arttırdım. Bu gördüğüm (اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ ) (‘’İzâ câe nasrullâhi velfeth’u’’) Sûresi’dir buyurdular. Bu da Buhârî, Müslim’in haberidir.

 

Hamdin ile tesbih ederim, tesbih ediyorsam bu senin lütfun ve hidâyetinledir, Cenab-ı Hakk’a hamdim ile tesbih ediyorum demek, tesbih edebilmenin de bir Lütfu İlâhî olduğunu beyân olmaktadır. Rasûlullah’ın zikrettiği Nasr Sûresi’nde Rabbimiz Rasûlüne o alâmeti şöyle haber vermiştir; Ey Rasûlüm! Allah’ın yardımı ve zaferi Fethi İlâhî gelip insanların Allah’ın dinine Yüce İslâm’a akın akın girdiklerini görünce Rabbini hamd ile tesbih et, istiğfar et, bağışlanma dile, çünkü o tövbeleri dâima kabûl edendir. ‘’Nasr Sûresi’nin’’ bu kısaca meâlidir, 1 ve 3’üncü âyetlerde.

 

Ebû Hûreyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor: Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki: (‘’Subhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber’’) Allah’ı tesbih ederim hamdler Allah’adır, Allah’tan başka İlâh yoktur, Yüce Allah en büyüktür demem bana üzerine güneşin doğduğu şeylerden dünyadan daha sevgilidir.’’ Bu da Müslim ve Tirmizî’nin haberidir.

 

Değerli izleyenler;

 

İbn-i Mes’ûd (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor: ‘’Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki ‘’Miraç’’ sırasında İbrâhim (AS.) ile karşılaştım, bana: “Ey Muhammed (A.S.V)! Ümmetine benden selâm söyle ve haber ver ki cennetin toprağı temiz suyu tatlıdır, burası suyu tutacak şekilde düz ve boştur oraya atılacak tohum da (‘’Subhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber’’) cümlesidir” dedi.’’ Bu da Tirmizî’nin haberidir.

 

Dakika 5:02

 

Evet, bir kısım âyetler cennetin ağaçlı olduğunu haber veriyor, altında nehirler akan cennetler âyetinde olduğu gibi esâsen cennete cennet denmesi de ağaçları sebebiyledir. Cennet dalları birbirine geçmiş sık ağaçlı, koyu gölgeli bahçe demektir. Bu hadis-i şerifin dünyâyı âhirete nazaran bir ekim tarlası yerine benzeten âyetin Şûrâ Sûresi 20’nci âyet-i kerimesinde de ve aynı mânâyı işleyen diğer hadislerinde bulunduğunu görüyoruz. Dünyâ ekim yeridir güzel kelimelerin zikri bir ekimdir, öbür dünyâda cennet ağaçları âhiret meyveleri olacaktır. Çok zikrederek âhiret için ekim yapmalıdır. Onun için…

 

(‘’Subhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyül azîm bi adedi halgıhi vemine’l mizân ve müntehel ilm ve mebleğar rızâ ve zinetel arş’’) Evet, yüce Rabbimizi kalbinden dilinden bir an bile bırakma.

 

Hz Ebû Bekir Sıddık’ın âzâdlısı Yüseyre ki (Radıyallâhu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) ilk muhâcirlerden idi o anlatıyor: Rasûlullah (A.S.V) bize dedi ki: ‘’Size tesbih, tehlil, takdis, tekbir çekmenizi tavsiye ederim. Bunları parmaklarla sayın, zîrâ parmaklar (kıyâmet günü neler de kullanıldıklarından) suâle mârûz kalacaklar ve konuşturulacaklardır.’’ Tirmizî ve Ebû Dâvûd’un haberi bu da.

 

Evet kıymetliler,

 

Takdis nedir? (‘’Subhânel melikil kuddûs’’ veya ‘’Sübbûhun Kuddûsün Rabbu’l-melâiketi ve’r-rûh” ) zikirleri kastedilmiştir diye beyân edilmektedir.

 

Hz. Ebû Bekir“-i Sıddık (Radıyallâhu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki: “İstiğfar eden kimse günde 70 kere de tövbesinden dönse günahta mısır sayılmaz.’’ Bu da Tirmizi, Ebû Dâvûd’un haberidir.

 

Âyet-i kerimede: “Ey kendilerinin aleyhinde günahta haddi aşanlar! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin, çünkü Yüce Allah tüm günahları mağfiret eder.” Bu da Zümer Sûresi’nin 53’üncü âyeti kerimesidir.

 

El-Eğarrul Müzenî (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor: Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki: “Şurası muhakkak ki bazen kalbime gaflet çöker, ancak ben Allah’a günde 100 kere istiğfar eder affını dilerim.’’ Bu da Müslim ve Ebû Dâvûd’un haberidir.

 

El-Ârif Eş-Şazerî derki ve bu bulut nur bulutudur başka değil zîrâ Peygamberimiz (A.S.V) Efendimiz dâima bir terakkî yâni yükseliş içindeydi. Mârifet nûrları kalbinde devam ettikçe bir öncekine nispeten daha yüksek bir mertebeye yükseliyor geride bıraktığını bu yeni mertebeye nispetle ne yapıyor? Derecesini bir önceki derece olarak kabûl edip tövbe ediyordu.

 

Dakika 10:02

 

Münâvî bu açıklamayı devam ettirir. Rasûlullah’ın kalbini zamân, zamân bürüyen bulut bazılarınca zannedildiği üzere hicâb veyâ gaflet perdesi olmayıp tecellîyât nûrlarının onu kaplaması ve böylece huzur hâlinin kaybolmasıdır. İşte bunun için Yüce Allah’tan mağfiret talep etmekte yâni üzerini kaplamış bulunan şeyin örtülmesini talep etmektedir. Çünkü havas kısmının mazhar olduğu tecellî devam edecek olursa Sultan-ül Hakîkat yanında yokluğa mahkûm olurlar. Bu sebeple setir onlar için rahmet olur, avâm içinde hicâb ve hikmet olur. İbnü’l Esir En Nihâye de biraz daha farklı bir yorumda bulunur. Rasûlullah (A.S.V) burada insanın hâli olmadığı sehivden kendisini kaplayan şeyi kastetmiştir. Çünkü onun kalbi dâima Allah’la meşgûl idi, herhangi bir zamanda beşerî bir mesele kendisine arz olup ümmet ve dinin bir işi veyâ bir maslahatı ile meşgul olsa bunu bir günahmış gibi addeder derhâl istiğfâra geçerdi. Kâdî İyâz, ‘’gayından’’ örtü maksat Rasûlullah’ın Şe’ni olan mütemâdi zikrine giren fâsılalardır. Herhangi bir iş sebebiyle bu zikrine fâsıla girdiğimi bunu bir perde kabûl addeder arkadan istiğfârda bulunurdu demektedir.

 

Evet, kıymetli veya muhterem izleyenler!

 

İşin aslı Allah’u Teâlâ’yı dilinden gönlünden bırakmamak O’nun huzurunda olduğunu bilmektir. Yine Eğarrul Müzenî Müslim’in bir rivâyetinde Rasûlullah’ın (A.S.V) şöyle dediğini nakletmiştir; “Ey insanlar! Rabbinize tövbe edin, Allah’a kasem olsun ben Rabbim Tebârek ve Teâlâ Hazretlerine günde 100 kere tövbe ederim.” Bu da Müslimin haberidir.

 

Buhârî ve Tirmizî’de gelen bir rivâyette Ebû Hûreyre (Radıyallâhu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) diyor ki: ‘’Rasûlullah’ı (A.S.V) işittim, demişti ki, Allah’a kasem olsun, ben günde Allah’a 70 kere istiğfâr ediyorum, Tövbe de bulunuyorum buyurdular.’’ Bu da Buhârî ve Tirmizî’nin haberidir.

 

Bazı âlimler şöyle demiştir; ‘’Rasûlullah ümmetine günahlarından istiğfâr etmeyi teşrî etmek maksadıyla istiğfârda bulunmuştur. Bu ümmet için bir nevî şefaâttir, hem de ümmetine ne diyor sık sık tövbe istiğfâr edin diye tembih de bulunmuş oluyor.

 

İbn-i Ömer (Radıyallâhu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) der ki: “Ben Rasûlullah’ın (A.S.V) bir meclisten kalkmazdan önce 100 kere kendisinden başka İlâh olunmayan, bulunmayan hay ve kayyûm olan Allah’tan af diliyorum, O’na tövbe ediyorum dediğini işittim.” (Estağfirullah, Estağfirullah ellezî lâ ilâhe illallâhu illâ hüvel hayyül kayyum ve etûbû ileyh)

 

İbn-i Ömer (Radıyallâhu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) bir başka rivâyette; ‚’Biz Rasûlullah’ın (A.S.V) bir mecliste 100 kere Rabbim beni mağfiret et, affeyle, sen affedici, bağışlayıcısın dediğini saydık der.” Sadedinde bu olduğumuz hadis-i şeriflerde 70 kere tövbe ve istiğfâr edildiğinin zikredilmiş olmasını bir başka hadis-i şerifte ise 70 kereden fazla tâbirinin yer almasını nazarı dikkate alan İbn-i Hacer şöyle hükme bağlar; Bu ifâdeler de Rasûlullah’ın mübâlağa kastetmiş olması da aynı rakamı kastetmiş olması da muhtemeldir. Evet, sevgili dostlarımız! Esas olan tövbe istiğfâra devam etmektir. İnsanoğlu âcizdir aczini, cehlini, gafletini bilen insanlar tövbe istiğfârdan geri durmazlar. Hz Muhammed ise âlemlerin rahmet ve örnek ve önder Peygamberidir.

 

Dakika 16:26

 

(Visited 9 times, 1 visits today)