Tefsir 27-01

27- Tefsir Ders 27 hayat veren nurun keşif notları

27- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 27

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

71 ve 72’nci derslerimiz devam etmektedir hayat dersleri. Yücenin hayat veren yüce değerleri elbette ki bu hayat dersleri bize lâzım hepimize gerçek hayatı bize Cenab-ı Hak takdîm ediyor. Onun için gerçekleri bilmemiz lâzım. Tefsîr-i Seman’da Tevrât’ın birinci sifirinde tekvînden yâni başında Allah’u Teâlâ’yı İbrâhim (AS.) İsmâil hakkında duânı kabûl ettim. Onu muhteşem ümmet yapacağım diyor. Bu muhteşem ümmet Hz. Muhammed’in ümmetidir ki İsmâil’in soyundan gelen Hz. Muhammed’e işâret edilmiştir. İşte hayat veren İslam Hz. Muhammed’in bağrından fışkırdığı için Cenab-ı Hak Hz. Muhammed’i yerlere göklere tanıtmış, bütün Peygamberlere de tanıtmıştır. İşte Tevrât’tan notlar Hz. Muhammed’le ilgili notlar vermeye çalışıyoruz.

 

Bu âyetle ilgili Tevrât’ın yunanca tercümesinde o gelecek olan gelmedikçe bizden Peygamberlik kesilmez. O gelince bizden nübüvvet ve saltanat kesilir.

 

Hz. Yâkub’un çocuklarına vasiyyeti;

 

Ey oğullarım! Cümle âlem onu yâni Hz. Muhammed’i (A.S.V) bekliyor dedi. Bakın Yâkup (AS.) dahî çocuklarına Hz. Muhammed’i haber verdi. Cümle âlem Muhammed’i bekliyor dedi Yâkup (AS.) dahî.

 

Yine Zebûr’un Yunancasın ‘da Cenab-ı Hak Dâvûd’a (AS.) Ey Dâvûd! Senden sonra şerîat sâhibi bir Peygamber göndereceğim. Onun güneşi doğuya, batıya nûr saçar dedi. Onun ilk ümmeti Arap’tandır dedi. Dünyâ ona itâat eder. Dîni şerîatı ebedî bâkî kalır. İşte bu da Zebûr’un yunanca nüshasında Dâvûd (A.S)’a Yüce Allah’ın bildirmesidir.

 

Yine İncîl’ler de Hz. Îsâ derki; o ki benden sonra gelecek benden evvel yaratılmıştır. Ben onun pabuçlarının bağını çözme hizmetine bile lâyık değilim diyor. Matta İncîl’i bakın Sultân Ahmed zamanında Müslüman olan Mehmet Efendi adında ki zâtın neden Müslüman olduğunu anlatan kendi risâlesinden alınmıştır. Bu da Elmalı’nın notlarındandır.

 

Dikkat edin! Hz. Îsâ ne diyor İncîl’de; o ki diyor Hz. Muhammed için söylüyor benden sonra gelecek benden evvel yaratılmıştır. Hz. Muhammed herkesten önce yaratılmıştır ve son Peygamber olarak gönderilmiştir bu Allah’ın takdiridir. Yine diyor ki Îsâ (A.S.); Ben onun pabuçlarının bağını çözme hizmetine bile lâyık değilim yâni Muhammed çok büyük bir Peygamberdir bütün âlemlerin Peygamberidir. İsrâil Peygamberi Arap-Türk Peygamberi değil Hz. Muhammed bütün milletlerin evrensel kâinatın Peygamberi, insîn cinnîn Peygamberi, (İmâmü’l haremeyn vessagaleyn.)

 

Dakika 5:08

 

İşte Matta İncîl’inde de böyle yazmaktadır. Yine Mehmet Efendi diye bir zâtın Müslüman olmasına da işte İncîl’deki bu âyetler vesile olmuştur. Yunanca İncîl’in Arapçasında Hz. Îsâ havârîlerine ben gideceğim size “Faraklit” o Rûhu’l-Hak gelecektir. O kendiliğinden konuşmaz. Vahiy ile konuşur. İşte buda Yuhanna. Enâm Sûresi 56’ncı âyete de bakın, Necm Sûresinin 3 ve 4’üncü âyetine de bakın. Burada da Îsâ (AS.) ne diyor; o Rûhu’l-Hak gelecektir o kendiliğinden konuşmaz diyor. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de ne diyor;

 

وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى ﴿١﴾

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى ﴿٢﴾

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى ﴿٣﴾

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى ﴿٤﴾

 

Kur’an-ı Kerim’de bak Îsâ’nın söylediği sözü ne yapıyor zâten aslını haber veriyor. Peygamberler gerçeği söylerler. İlâhî kitaplar gerçeği söylerler. Kur’an-ı Kerim bozulmadı bozulmayacak olduğu için bütün gerçekler şuanda Kur’an-ı Kerim’dedir. Eğer İncîl’i, Tevrât’ı da tahrîf etmeselerdi bütün dünyâ Müslüman olurdu.

 

Yine Yunus Sûresinin 15’inci âyetinde başka Kur’an getir değiştir diyorlar. Başka Kur’an senin babanın defteri değil ki. Başka Kur’an bir defa başka Allah bulman lâzım. Allah bir o da Kur’an’ını göndermiş zâten. Faraklit, Şâfiî Müşeffâ Hz. Muhammed’in sıfatıdır. Faruk’tur ki yâni Faruk anlamında, Şâfiî, Müşeffâ anlamında lit, tahkîk, tekit anlamında. Bu da Hz. Muhammed’in isimlerindendir. Yunanca ve İbrânice olarak bu mânâlar vardır o da Hz. Muhammed’dir aksini savunmak delâlettir. İşte Faraklitte yine Hz. Muhammed’in isimlerinden olarak geçmiştir ve Hz. Muhammed’in sıfatıdır. Hem Şâfi hem Müşeffâ anlamı da vardır hem de Faruk anlamı da vardır ve Hz. Muhammed’in isimlerindendir. Yunanca ve İbrânice olarak bu mânâlar bulunmaktadır. Bu âyetler Yahûd ve Nasrânî’nin aslını değil mânâsını tevîl ile tahrîf ettikleridir. Dikkat edin bunlar mânâyı tahrîf ettiler aslını tahrîf edemediler, ettikleri de var. Kitâbı doğru okuyup Müslüman olanlar Bakara Sûresinin 121’inci âyeti de bunu bildiriyor. Kitâbı doğru okuyanlar yâni İncîl’i, Tevrât’ı doğru okuyanlar mânâsını dahî aslını dahî tahrîf etmeden okuyanlar ne yaptılar? Müslüman oldular. Hele içinde hahamların bir kısmı Müslüman oldu Abdullah Bin Selâm bunların başında gelir.

 

İdrak ve insâfı olanlar, kitâbı doğru okuyanlar İslam’ın doğruluğunu kabûl edenlerdir. Abdullah Bin Abbâs’dan mervîdir ki (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn)

 

Dakika 10:05

 

Cenab-ı Hak Tevrât’ta İsrâil oğullarına ahit vermişti. Ben İsmâil evlâdından bir ümmî Peygamber göndereceğim. Her kim ona tâbî olur getirdiği nûru tasdîk ederse günâhını bağışlar kendini cennete girdiririm ve ona iki ecir veririm. Birisi Mûsâ’nın ve diğer Peygamberlerin getirdiğine uymanın ecri, birisi de İsmâil evlâdından Ümmî Peygamber Hz. Muhammed’in getirdiğine uymanın ecridir. Kur’an-ı Kerim bunu şöyle tasdîk eder. Kasas Sûresi 52-53-54’e bakıldığı zaman görülmektedir. İslam’ı kabûl eden ehli kitâbı anlatıyor bu âyetler.

 

Önce indirilene de Kur’an’a da îmân ederler biz Müslümandık derler ecirleri iki kattır. Kötülüğü iyilikle savarlar Allah için mallarını harcarlar. Tevrât’ta son Nebî’nin doğumu Mekke’de Meskeni Taibe de yâni Medine Mülkü Şam’da Ümmet-i Muhammed’in, Ümmet-i Hammadûn diye yazılıdır. Bakın Tevrât’ta son Nebî’nin doğumu Mekke’de Meskeni Taibe de yâni Medine’de Mülkü Şam’da Ümmet-i Hammadûn diye yazılıdır. Eski ümmetlerin hepsi gelmeden önce Hz. Muhammed’i haber vermişlerdir. Buraya dikkat edin! Eski ümmetlerin hepsi Hz. Muhammed gelmeden önce ne yapmışlar? Hz. Muhammed’i haber vermişlerdir. Ona îmân edin demiş Cenab-ı Hak îmân teklif etmiştir kim bütün Peygamberleri de geçmiş kavimlerin bütün Peygamberi ne demiş kendi ümmetlerine kavimlerine ona îmân edin demiş ve îmân teklif etmiştir. Ehli kitâb Allah’a söz vermiştir. Ahitte, Mîsâkta bulunmuşlardır. Muhammed’in kitâbı hep “Bismillah” ile başlar. Hz. Îsâ ben getirmezsem o size gelmez, ben gitmezsem o size gelmez demiş. Onlardan söz almıştır. İşte Hz. Muhammed’den önceki Peygamber Îsâ olduğuna göre Îsâ’nın asıl görevlerinden biri Hz. Muhammed’i müjdelemek olmuştur.

 

Yine Bakara 1-2-40 ve 41’inci Yahûdî İslam’a çağırıyor bu âyetler. 40 ve 41’inci âyetlere özellikle bak Yahûdî’lerin tamâmını İslam’a çağırıyor. Bütün Hristiyanları İslam’a çağırıyor. Bakara âyet 134 yine ümmet hakkında bilgi veriyor. Ümmet nedir? İmâm kökünden gelir ki kendîne uyulan cemâat imâmın çevresinde sağlam birlik oluşturup düzenli şekilde insan gruplarına hâkim olan topluluktur. Ümmeti iyi anla ümmet nedir? Ümmet-i Kübrâ’nın sâhibi cemâat, Ümmet-i Kübra’nın sâhibi cemâat hâkim bir milletin fertlerinden meydana gelir ve bu fertlerden meydana gelen sosyal bir toplumdur.

 

Dakika 15:10

 

İslam’ın, ihsânın büyük işler başaran yüce dâvânın toplumudur. Sırât-ı Müstakîmin yolcularıdır. Nesep yeterli değildir. Îmânlı zürriyetler cennete beraber girerler. Tûr Sûresinin 21’inci âyetine bakıver. Necm Sûresinin 39’uncu âyeti insan için kendi çalışması vardır diyor.

 

Müslümanlar ümmeti iyi anlamaları lâzım bu açıdan tekrar ediyorum. Bakın ümmet yâni İslam hükümdarının çevresinde sağlam birlik oluşturup düzenli şekilde insan gruplarına hâkim olan topluluktur. Dikkat et! İnsan gruplarına ümmetin bütün dünyâdaki insan gruplarına hâkim olmak şartı vardır. Çünkü İslam ümmeti İslam’ın yüceliğinden dolayı İslam’ı dünyâya hâkim kılmak, insan gruplarına da hâkim olan bir toplum hâline gelmek şartı vardır. İmâmet-i Kübrâ’nın yâni devlet adamının sâhibi cemâat yâni cemâat sâhibi hâkim bir milletin fertlerinden meydana gelen sosyal bir toplumdur. İslam’ın, ihsânın büyük işler başaran yüce dâvânın toplumudur yâni İslam toplumu ihsânın toplumu. İhsân nedir? Bütün insanlığa iyilik eder, Allah’ın kendisini gördüğünü bilir, Allah’ı görür gibi de Allah’a ibâdet eder. İşte böyle bir Yüce İslam’ın, Yüce İslam gibi yüce dâvânın toplumudur ümmet. Sırât-ı Müstakîmin yolcusudur ümmet. Sırât-ı Müstakîm İslam’ın kendi yoludur. Nesep yeterli değildir. Îmânlı zürriyetler cennete beraber girerler. Mu’minûn Sûresi 101’inci âyette sura üfürülünce akrabalık bağı kalmaz kimse birbirini sormaz. Herkes canı, başı derdindedir. Mu’minûn Sûresinin 101’inci âyete bakıver.

 

Başkaları amelleriyle gelirken siz sadece neseplerinizle gelmeyin dedi Peygamberimiz. Haşimoğullarına söyledi bunu. Ne dedi? Başkaları amelleriyle gelirken siz sadece neseplerinizle gelmeyin dedi yâni îmân ve Amel-i Sâlih’le gelin dedi.

 

(La ye’tininnasü bi ağmalihim ve te’tuni bi ensabiküm)

 

Peygamberimizin kendi sözüdür. Dîn, millet, vatandaşlık îmân şartına bağlıdır. Tekrar ediyorum dîn, millet, vatandaşlık îmân şartına bağlıdır. Sırât-ı Müstakîm ise İslam’dır. Vaktiyle büyük ümmetin nesli olmak kimseyi kurtarmaz. Vaktiyle büyük olduğun gibi şimdide büyük olmak zorundasın. Senin de büyük eserler yapman lâzım ve yapmak zorundasın. Her çağda büyük ümmet olmak zorundasın. İşte bu zaman böyle büyük ümmeti kurma zamanıdır çünkü düştün yere kalk Ey şahlan!

 

Dakika 20:10

 

Bütün yüce değerler sende hem kendini sarıl hem de insanlara hayat veren nûru takdîm eyle. Bu cihanşümul anayol tüm insanlığı içine alan Sırât-ı Müstakîm’dir. İslam bütün insanlığın rûhlarını içine alan yüce bir işte değerler manzûmesidir. İlâhî kânûnlardır. İslam Hz. Muhammed ve onun ümmeti bu ümmet İbrâhim (AS.) ümmetini de içine almıştır. Yâni sen İbrâhim’in ümmetinin içinde değil İbrâhim’in ümmeti senin Muhammed ümmetinin içinde bulunmaktadır. İslam milleti bütün dînleri içine almış olan en mükemmel bir dîn muhteşem bir ümmettir ve bu ümmet İslam milletidir. Bakara âyet 135’e de baktığın zaman bu gerçekleri görürsün.

 

Mabudiye sarımtırak boyalı su çocukları bu sarı suya daldırırlar tahmit, vaftiz ederek şimdi Hristiyan oldu derler. Sudan, boyadan yapay yapmacık bir dîn olmaz. Sudan, boyadan yapay yapmacık bir dîn olmaz. Gerçek boya Tevhîd Îmânıdır. Şirk koşarak, Allah üç diyerek, Îsâ Allah’ın oğlu diyerek dîn olmaz. Bu şirktir. İşte asil boya nedir? O çocukları batırdığınız vaftiz yaptığınız sarı boyalar değil, Tevhîd Îmânıdır Allah’ın birliğidir. Bir olan Allah’ın emrini altında onun kânûn ve nizamlarını tanımaktır. Bu da İslam şerîatıdır. Kâinatın ve içindekilerin doğuştan boyasına dikkat et Allah bütün kâinatta kimi yarattıysa ona bir boya, renk vermiştir. Dikkat et! Dîn fıtrîdir. Yapmacık boyalarla renk olmaz. Dîn fıtrîdir, îmân İlâhîdir, güzellik, temizlik, doğuştan olanlardır. Allah sana doğuştan hangi güzelliği, hangi rengi, hangi boyayı sana vurduysa yaratılışında işte güzellik oradadır. Îmân İlâhîdir dîn fıtrîdir, güzellik, temizlik, doğuştan olanlardır. Sudan, boyadan dîn, îmân olmaz. Temelsizdir bunların temeli yok, aslı yok. Îmân ve İslam Allah’ın boyasıdır ki asîl ve güzel olan budur. Allah’ın kurduğu boyayı bozma, bozdurma. Sende ki İslam karakterini Kur’an’la geliştir. En geniş rûh ve görüş İslam toplumuna âittir. Dikkat et! En geniş rûh ve görüş İslam toplumuna âittir. İslam bütün milletleri kucaklar. Bütün rûhları kendi rûhunda toplar. Ancak Hakk’ı kabûl etmeyenler kendilerini dışlarlar.

 

Dîn ve vicdân hürriyetinin gerçeği İslam’dadır. Semavi dînler kendi halinde onun içinde yaşayarak gelmişlerdir. Yâni semâvî dînlerin hepsi İslam’dır, İslam’ın içindedir. Şahitliği gizlemek büyük zulümdür. Nedir o şahitlik? Seni yaratan Allah’ın birliğine diyor kelime-i şehâdet getir. Eşhedü söyle, ümmete katıl neşhedü söyle. Allah’a ferdî olarak îmân ibâdette bulun ümmetle berâber نَعْبُدُ, إِيَّاكَ نَعْبُدُ söyle bu sözü verdin Allah’a sözünde dur.

 

Dakika 25:20

 

Hak bâtıl araştırmasını yapmadan körü körüne atalarının fazîletiyle övünme. Ata dîni, baba dîni, şu dîn, bu dîn değil İslam dîni İlâhîdir Allah’ın dînidir. Ataların İslam’a iyi sarılmışsa sende iyi sarıl. Sarılmamışsa onların düştüğü delâlete düşme. Hz. Muhammed yeni bir şerîat yeni bir millet ile tüm eskileri yenilemiştir. İslam nâsih öncekiler mensûh olmuşlardır. Fıkıh kâidesi zamanın değişmesiyle hükümlerinde değişmesi yıkıcı, buhranlı inkılaplardan korunmuştur. Bak dikkat et zamanın değişmesiyle hükümlerinde değişmesi yıkıcı, buhrânlı inkılâblardan korunmuştur. İslam bir yandan değişmez ilkelere dayanırken öbür yandan değişik şartlara göre esnek kurallara dayanması kıyâmete kadar hayatta oluşunun özelliğidir. Yâni kendi içinde yeni oluşumlara yeni çıkan ortaya yeni çıkan şartlara yeni hükümler İslam’ın içinde mevcûddur. Onun için içtihâd kapısı kıyâmete kadar açıktır.

 

Kıble, yön kendîne dönülen mekândır ki Kâbe-i Şerif’tir. İşte İslam’ın kıblesi Kâbe’dir. Yepyeni Sırât-ı Müstakîm, yepyeni bir ümmet ve yepyeni şerîat oluşunca yeniliğe, neshe, Yahûd ve münâfıklar, müşrikler ve emsâlleri karşı çıkmışlardır. İslam tam yeniliktir ve yenilemiştir. Sefihler onlar ise bu gerçeği bilmezler. Bakara 13’üncü âyete baktığın zaman bunu da görürsün.

 

Sırât-ı Müstakîmin nekre oluşu onun büyüklüğünü, yeniliğini, eskimeyeceğini her çağın önünde gideceğini gösterir. Ona hidâyet sırf İlâhî irâdeye bağlanmıştır. Cenab-ı Hak bu mutlu yola, nûrlu yola hayat veren yüce değerlere kimi hidâyet ederse Allah’ın orada nice hikmetleri vardır, hidâyet işidir. Yâni hidâyet sırf İlâhî irâdeye bağlanmıştır. İhsân eden, ikrâm eden o yola girenleri seçen hep o İlâhî irâde çalışmana, istek ve dilemene göre tecellî eder. Vehbi olanda ise kulun çalışması İlâhî irâdeyi ve dilemeyi takîp eder. Hz. Muhammed’i (A.S.) vehbî olarak Peygamber seçen İlâhî irâdedir. Kimse kendini Peygamber seçemez bir başkaları da yapamaz. Vasat ümmet, orta, merkez, denk, mûtedil, uyumlu, ılımlı, hayırlı ümmet ki bu Hz. Muhammed’in ümmetidir (A.S.V). Şühedâ, şehit, şâhit anlamındaki şehit cennetlik olduğuna şâhitlik edilen kimsedir büyük insanlardır. Ümmetin özelliğidir. Başka milletlere nümûne-i imtisâl, merci, örnek ümmet teşkil ederler. Onun için İslam’da şehitlik büyük mertebedir.

 

Dakika 30:20

 

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ. En büyük fazîlet numûnesi işte en büyük örnek ve önder Hz. Muhammed’dir. Bunun için o zaman bütün insanlar sizin peşinizden gelir. Kur’an ve sünnete uyulursa aksi takdirde başka milletlerin uydusu onlara mahkûm, esîr duruma düşerler. Cenab-ı Mevlâ Ümmet-i Muhammed’in yeniden birlik berâberlik içinde şahlanmayı bütün dünyâya barışı getirmeyi Cenab-ı Mevlâ nasîb-i müyesser eylesin.

 

Dakika 31:22

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 164 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}