Tefsir 279-01

279- Tefsir Ders 279 hayat veren nurun keşif notları

279- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 279

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(En’âm Sûresi 154’üncü Âyet-i Kerime’den 160’ıncı Âyet-i Kerime’ler )

 

 

ثُمَّ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ تَمَامًا عَلَى الَّذِيَ أَحْسَنَ وَتَفْصِيلاً لِّكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُم بِلِقَاء رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ ﴿١٥٤﴾

Sonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi açıklamak ve doğru yola iletici ve rahmet olmak üzere Mûsâ’ya (AS.) Kitâb’ı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar. Herkes Allah’ın huzuruna gelecek, herkes Allah’a hesap verecek, dünyada ki imtihanın neticesini orada görecek. Ey insanoğlu! Dünyanı tam anlamıyla imtihan meydanında olduğunu imtihanı kazanmak üzere her nefesini, bütün kuvvetlerini Allah’ın rızâsına, emrine harca, imtihanı kazan Huzuru İlâhî’ye öyle gel. Yoksa imtihanı kaybedenler var, ebedî kaybedenler var, ebedî kazananlar var. Ebedî kazanmanın yolu îmân, İslam ve Kur’an Muhammed’in önderliğinde ki İslam, Tarîk-i Müstakîm Allah’tan gelen Allah’a giden yol da yolcu olmak için gerçek İslam hak îmânı ve onun hak olan Amel-i Sâlih’i asgaride sana Allah’ın istediği gibi Muhammed’in de tam anlamıyla uyguladığı gibi, gösterdiği gibi Ehl-i Sünnet Ve’l- Cemâat yolunda gerçek Müslüman olmaya gayret eyle. İmtihanı kazanalım kaybetmeyelim.

وَهَذَا كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ وَاتَّقُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿١٥٥﴾

İşte bu Kur’an da, şanlı Kur’an da, Azîmüşşân Kur’an-ı Kerim’de en büyük mucize olan şanlı Kur’an’da… Nedir bu Kur’an? Mübârek bir Kitap’tır diyor Cenab-ı Hak. Bütün geçmişteki ilâhî kitapların en büyüğüdür, en büyüğü, en yücesidir, Allah’ın her kitâbı yücedir. Ama Kur’an-ı Kerim geçmişi hem yenilemiş, hem de geçersiz kısımlarını nesh etmiş ortadan kaldırmış, hem geçmişin şahitliğini yapıyor, hem geleceğin delillerini bünyesinde topluyor. Son kitap, evrensel cihân şumûl bir kitap olduğu için Kur’an-ı Kerim’in yanın da öbürleri bir cüz gibidir. Kur’an-ı Kerim külliyâttır, öbürleri bunun yanın da cüzilerdir cüziyat’tandırlar ve onlar o zamanla kayıtlı kalmışlardır. Ama Kur’an-ı Kerim ebediyyâtın Kitâb’ı, ezeliyyâtın kitâbı olarak ne yapmış? Yepyeni ortaya bir İslam şeriatı koymuştur. Geçmişi yenilemiştir. Şanlı Kur’an için Cenab-ı Hak diyor ki: Onu biz indirdik (أَنزَلْنَاهُ) biz onu indirdik. Ona uyun ve korkun ki Allah’tan size rahmet edilsin” diyor.

Dakika 5:20

Bu mübârek Kitâb’a Hz. Muhammed’in anlattığı gibi, uyguladığı gibi, tefsir ettiği gibi, hayata uyguladığı gibi Kur’an’a, İslam şeriatına, Kur’an şeriatına her Müslümanın tâbî olması gerekiyor. Bunu yerli yerince sağa sola çekmeden Peygamberimizin ortaya koyduğu gerçek İslam’ı ki bunu müçtehitlerimiz sünnet yoluyla bugüne kadar İslam’ın büyük âlimler kitlesi bize kadar bu gerçeği taşımışlardır. Biz de onu sonraki nesillere bizden sonrakilere sapasağlam taşımalıyız. Emânet şuanda hepimizin boyunları üstünde tepemizde bulunmaktadır. Bunu korumak zorundayız emânete ihânet eden bu ihânetin faturasını ödeyecektir.

أَن تَقُولُواْ إِنَّمَا أُنزِلَ الْكِتَابُ عَلَى طَآئِفَتَيْنِ مِن قَبْلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِلِينَ ﴿١٥٦﴾

(Onu size indirdik ki:) Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa yani (Yahûdî ve Hristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)” demeyesiniz.

Hikmetlerden birisi bu daha nice hikmetler var ki Kur’an niçin geldiğinin uçsuz, bucaksız hikmetleri ve gerekçeleri vardır.

أَوْ تَقُولُواْ لَوْ أَنَّا أُنزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّا أَهْدَى مِنْهُمْ فَقَدْ جَاءكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِآيَاتِ اللّهِ وَصَدَفَ عَنْهَا سَنَجْزِي الَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ آيَاتِنَا سُوءَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يَصْدِفُونَ ﴿١٥٧﴾

Yüce Rabbimiz bu şanlı âyetlerinde de… Yahut: “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk”, demeyesiniz. İşte size Kur’an gibi cihan şümul şanlı bir kitap indirdik. İşte size de Rabbinizden açık delil, hidâyet ve rahmet geldi. Kur’an-ı Kerim tam bir açık delildir hem de Hak İlâhî delildir; çünkü Kelâmullahtır. Hidâyet ve rahmet geldi, Kur’an-ı Kerim hem de hidâyet rehberidir tam bir rahmettir. Bütün insanlığın, bütün mahlûkatın, Yüce Allah’ın Kur’an ve Muhammed’le, İslam ile bu rahmetin tecellî etmesidir. Allah’ın âyetlerini yalanlayıp, onlardan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? İşte Yüce Allah böyle diyor. Daha zâlim kim vardır? Benim âyetlerimi inkâr edenden daha zâlim kim zardır?  Kitâbî âyetleri inkâr edenler, kevnî âyetleri inkâr edenler, Kur’an-ı Kerim’deki âyetleri inkâr edenler tabiatta ki bütün kânûnlar ve âyetler Allah’a aittir.

Dakika 10:02

Allah’ın yaratması ve O’nun takdiriyle işlemektedir, O’nun emriyle hareket etmektedir. Tabiatta ki bütün kânûnlar da ilâhî kânûnlardır yani kevnî âyetlerdir bunlar da. Bunları eğer Allah’ın âyetleri olarak kabul etmeyenler onları da, kitâbı da inkâr edenlerdir. Bunun için Âyetlerimizden yüz çevirenleri yüz çevirmeleri sebebiyle azâbın en kötüsüyle cezalandıracağız diyor Cenab-ı Hak. Buna ne diyor? (سُوءَ الْعَذَابِ) diyor. (سُوءَ الْعَذَابِ) azâbın en kötüsüdür. Cenab-ı Hak bu duruma düşenlerden eylemesin göğsünde îmân parlayan ve Amel-i Sâlih’le en derin saygıyla Allah’ın huzurunda bulunduğunu bir an bile unutmamaya gayret eden kullarından eylesin. Ey aklım var diyen adam! Allah ilk defa aklı yarattı aklın önüne de Kur’an’ı koydu. Akıl vahyi anlamak için vahyin emrindedir. Yani Allah’ın emrindedir. Aklını nefsinin emrine, tâğutların emrine, şeytanların emrine akıl verip de bu akılla Allah’a gidilmez. Aklı kötüye kullanma! İrâdeni, özgürlüğünü sana verilen maddî ve manevî bütün kuvvetlerini Allah’ın yoluna, Allah’ın rızâsına kullan. İlim burada, irfân burada, keşifler burada, gerçek hak bilim de burada. Yoksa birinin ak dediğine öbürü kara diyor. Bilimin falcılığını yapanlar var. Nasıl ki Kur’an’ın arkasına saklanıp falcılık yapanlar ver din adına bunlar ne kadar suçluysa bilimin arkasına saklanıp orada falcılık yapanlarda o kadar suçludur. Bilim insanlığın menfaatinedir ve gerçek olarak ortaya çıkandır hak ve gerçek olarak. Cenab-ı Hak, En’âm Sûresi’nin son âyetlerine doğru gidiyoruz, Kur’an-ı Kerim’i size sırayla sizlere takdime çalışıyoruz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in bütünlüğü, İslam’ın bütünlüğü, İslam’ın bütünlüğü hayatın ebedî bütünlüğüdür. Eksiği olmayan işe hayat veren nurun reçetesi İslam’dır. Eksiksiz bir hayat, ebedî mutlu bir hayat istiyor musun? Kur’an’ın tümünü, İslam’ın tümüne inan ve gücün nispetinde onu yaşa. Onun için biz size Kur’an-ı Kerim’in baştan sonuna kadar sırayla bir defa Kur’an-ı Kerim’in keşif notlarını, hayat veren nurun derslerini sizlere takdime kendimize öncelikle kendi nefsimize hitap ederek bu hakîkati birlikte paylaşıyoruz. Bu hak ve gerçeğin ve nurun, hayat veren nurun dersleridir bizzat hayatın gerçeğidir İslam budur.

هَلْ يَنظُرُونَ إِلاَّ أَن تَأْتِيهُمُ الْمَلآئِكَةُ أَوْ يَأْتِيَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِيَ بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِي بَعْضُ آيَاتِ رَبِّكَ لاَ يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا قُلِ انتَظِرُواْ إِنَّا مُنتَظِرُونَ ﴿١٥٨﴾       

Dakika 15:00

Yüce Rab bizi yaratan, âlemleri yaratan o mutlak hükümdar Yüce Rabbimiz Allah (C.C): (İnanmak için) ille meleklerin gelmesini yahut Rabbinin gelesini, ya da Rabbinin âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azâb) işaretlerinin geldiği gün, daha önce îmân etmemiş yahut îmânında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir şey sağlamaz. De ki: “Bekleyin biz de beklemekteyiz.”

Ortada ki hak ve gerçek olan Allah’ın âyetlerine inanmayıp safsatalarla başka gerekçeler ortaya hiçbir mantıki hiçbir doğru gerekçesi olmayan sakat mantıkla Yüce Allah’ın âyetlerine karşı koyan Peygamberine karşı koyarak inanmak istemeyen Allah’ın belâsı tepesine indikten sonra îmân etmeye kalkanların durumunun ne kadar büyük felâket içinde olduğu anlatılmakta ve Yüce Allah bunları tehfif ediyor. İnanmazsanız bekleyin diyor bizde size tanıdığımız süre var mehil, müddet var o mehil, müddetin sona ermesini bekliyoruz. O mehil, müddet sona erince başınıza geleceği bekleyin diyor. Allah’u Teâlâ’nın adâletinden kimse kurtulamaz. Allah’ın hışmından, gazâbından kimse kurtulamaz. Küfür ekip îmân biçilmez Allah’a isyân edipte rahmet beklenmez. Ne yapacaksın? Küfründen, şirkinden, isyânından tövbe et, îmâna gel, Müslüman ol. O zaman uçsuz, bucaksız Allah’ın rahmetinden ebediyyû’l-ebed ümit kesme, ama azâbından eminde olma, hiçte ümit kesme. Çünkü doğru dürüst kul olmaya gayret et! Görevimiz bu.

Cenab-ı Hak yine;

إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمْ وَكَانُواْ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ إِنَّمَا أَمْرُهُمْ إِلَى اللّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَفْعَلُونَ ﴿١٥٩﴾

Dinlerini parça, parça edip… Dünya Müslümanları buraya dikkat etsinler! Dinlerini parça parça edip, grup, grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Yani kişi doğruyu tutup Allah’ın yolunu tuttuğu müddetçe birilerinin yanlış yapması o doğru tutanlara zarar vermez işi doğruya tutanlara. Ama o dinlerini parça parça edenlere de yardımcı da olma, onların kafesine de girme, aldanma! Çünkü din parça parça edilmeye kimsenin hakkı yoktur burada ya ihânet vardır ya cehâlet vardır. Din ortada apaçık güneşten daha parlaktır dinin hakîkati, ortada Kur’an-ı Kerim var Peygamber gelmiş bu dini ortaya koymuş Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat müçtehitleri ortada bu işi bilenler. Sen bunları bırakıp da bilenleri hevâsına arzu ve isteklerine uyarak kendi keyfine de uygun düştüğü için o dinlerini parça parça eden grupların içine giriyorsun.

Dakika 20:12

Kuran’sız, Muhammed’siz İslam olur mu? Olmaz. Kitap, sünnet, icmâ, ümmet, kıyas-ı fukahâ bu aslî delillerle hareket etmeyen dini grupların hiç birisi doğru yolda değildir. Allah’ın yolunda değil, İslam yolunda değildir. Kitap, sünnet, icmâ, ümmet, kıyas-ı fukahâ… Bu işin önünde müçtehit, müçtehidin önünde kim var? Sahâbîler. Sahâbîlerin önünde Hz. Muhammed var. Onunda önünde kim var? Cebrâil (AS.) ve Allah’tan gelen emirler Vahyi İlâhîler var ki, tamamen İlâhî. Hak ve hakîkat ortaya çıkmaktadır. Kur’an-ı Kerim’i kendi keyfine göre anlam verenler yorumlayanlar Ehl-i Sünneti ve müçtehitleri sollayan bu solaklar bunlar Ehl-i Sünnet Vel Cemâat yolunun dışında, Ehl-i Bid’at ve delâlet yollarına düşenler Yahûdîler 71 fırkaya ayrıldılar. İçinde bir fırkası cennete girebilecek o da o zaman ki Tevrât’a, Mûsâ’ya iyi inanalar, o yoldan sapmayanlar onun dışında ne kadar dinlerinde 70 fırkanın tamamı cehennemdedir diyor. Bugün Yahûdîler kendi elleriyle dinlerini paramparça ettiler. Şuanda Mûsâ ile savaşıyorlar, Tevrât ile savaşıyorlar. Tevrât’ta yazıyordu ki: “Kan akıtmayın” bugün en büyük kanı hâlâ onlar akıtıyor. Hitlerin yaptığını onlar yapıyor. Filistin de 50 yıldır bu Siyon zihniyeti kan akıtıyor. Bunun ne Tevrât’la alakası var, ne Mûsâ’yla alakası var, ne Muhammed’le, ne Îsâ ila, ne İncîl’le nede bir başka gerçekle alakaları yoktur. Yahûdî böyle yaptı Hristiyan da 72 fırka oldu diyor Peygamberimiz. İçinden de Îsâ (AS.) zamanında İslam’dan önce İncîl’e ve Îsâ’ya doğru inanan bir fırka cennete girecek. Onun dışındakiler cehennemliktir dedi. Hz. Muhammed Müslümanlar içinde bak ne dedi; kendi ümmeti olan Müslümanım diyenler içinde: “Benim ümmetimde 73 fırka olacak dedi bir fırkası cennete gidecek, öbürleri cehennemdedir” dedi. Şimdi dikkat et! Burada İslam kimseye yağ yakmaz ne Müslümana yağ yakar, yağlar yuvarlar, öyle bir şey yapmaz. Yağlama, yuvarlama İslam da olmaz. Ne Yahûdî’ye, ne Nasrânî’ye, ne başkasına, ne Ateistine, ne Mecûsi’sine, ne zındıklarına yağ yakmaz kimseye doğruyu söyler. İnsanlığın hayrına sadece İslam gerçekleri ortaya koyar. İslam’ı insanoğlu bilseydi İslam bütün insanlığı hayırla kucaklayandır, şerri ortadan kaldırandır. Bütün insanlığı zarardan kurtarmaya gelmiştir İslam. İslam böyle bir ezelî, ebedî dostuna sırt dönmüş, düşman olmuş onunla savaşıyor. Bu kendini kahreden savaştır Allah’ın kimseye gücü yetmez, İslam’a kimsenin gücü yetmez.

Dakika 25:00

İslam İlâhî’dir ve Allah’ın kânûn nizâmlarıdır. İslam’a karşı koyan Allah’a karşı koyandır. Allah’a kimsenin gücü yetmez ki boşa çırpınma! Cenabı Hak ya, çeşitli belâlar verir helak eder veyahut da ecel saatinde Azrâil’in orduları alır götürür seni (AS.). Yani şöyle bir düşünde, ey bir damla sudan yaratılan adam, Allah’a kafa tutma! Senin önün bir damla su, babanın belinden inmiş işte anne rahminden bir emşâc hâline gelmiş nutfe ve ondan sonra kan pıhtısına ve bir çiğneğim et hâline ondan sonra iskelet ve içine Allah ruh vermiş. Seni adam yapmış sen Allah’a karşı koyuyorsun. Çocuk oldun o bir damla sudan ve doğdun dünyaya delikanlı oldun, yaşlandın, öldün ölüm nedir o meydanda kalınca kokar. O kokundan senin leş hâline gelen cesedin ortaya çıkacak. Sen bu leş hâlinle Allah’a karşı koyuyorsun öylemi? Adam ol adam! Allah’a karşı koyma, inkâr etme! O seni leş halinden Cenab-ı Hak ne yapıyor? Yepyeni bir vücut verip seni cennetine almak istiyor. Ölümsüz hayata seni kavuşturmak istiyor. Ama cennete gitmek için Dârul İslam’dan, Dârüsselâm’a geçiş lâzım. Çünkü cennete gitmenin şartı îmân ve İslam’dır, Amel-i Sâlih’idir. Çünkü kişiyi cennete İslam hazırlar. Başka inanç sistemlerinin hiçbirisi kabul değildir. Bunlar benim sözüm değil, Kur’an-ı Kerim’in açık, seçik sözleri. Geçmiş derslerimize bakın, gelecek derslerimize iyi dikkat edin, Kur’an-ı Kerim ne diyor. Biz ağaların sözlerini Kur’an diye anlatmıyoruz, Paşa sözlerini anlatmıyoruz. Kur’an’ın kendisini ve onu keşif eden Kâşifin keşfini ve ortaya çıkan seni, beni, cihânı aydınlatan nuru ve mutlak ve mükemmel bir hayat tarzını ki, ebedî mutluluk bunun içerisinde, ölümsüz hayat bunun içerisinde. Kur’an’ın dersi ölümsüz hayat dersleridir. Bunun için Cenab-ı Hak ne dedi : “Dinlerini parça, parça edip grup, grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur onların işi Allah’a kalmıştır, sonra Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.” Mahkemede yargılanacaktır. Ancak gerçek îmân sahibiyle, Amel-i Sâlih sahibi kurtulacak asgari bu şart. İki şartı içinde nice daha şartlar görülmektedir.

مَن جَاء بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَن جَاء بِالسَّيِّئَةِ فَلاَ يُجْزَى إِلاَّ مِثْلَهَا وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ ﴿١٦٠﴾

Kim iyilik getirirse, ona o (getirdiğinin) on katı vardır. Bir sevabı Cenab-ı Hak on kat arttırıyor. Yeter ki îmânın, Amel-i Sâlih’in ihlâsla Allah için olsun. Bir sevabını hem on kat arttırıyor. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır. Yani bir günahı iki günah yazmaz. Ama sevabını arttırdı bak kimisine bire on asgari, birisine bire 700 sevapların durumuna göre, kimisine de daha fazla veriyor. Allah’ın lütfuna nihâyet yok ki. Allah’ın bahşişlerine, ihsânlarına, keremine, cömertliğine nihâyet bulunmaz ki. Sınırsız cömertliği var vermeyi seviyor. Ama bak bir günaha iki günah yazmıyor. Günahın yüz ise yüzdür, yüz bir olmaz, milyarsa milyar bir olmaz. Onlar haksızlığa uğratılmazlar Allah adâleti uygular. Hangi günaha hangi cezâ gerekiyorsa Allah günahın karşılığı cezâyı yani azâbı azaptan neyi hak ettiyse onu verir.

Dakika 31:04

 

 

 

 

 

 

(Visited 74 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}