Tefsir 280-01

280- Tefsir Ders 280 hayat veren nurun keşif notları

280- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 280

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(En’am Sûresi 161’inci Âyet-i Kerime’den 165’inci Âyet-i Kerime’ler)

 

Kıymetli ve muhterem efendiler,

 

استعيذ بالله

(إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمْ) muhakkak ki dinlerini parçalayıp ayıranlar diyor Cenab-ı Hak burada. Dinin parçalanması, dinin ayrılması nedir? Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Dinin bazı hükümlerini tanıyıp İslam bir bütündür, tümüyle Allah’ın emirleridir, Allah’ın kânûnlarıdır, Allah Şârî ve İslam Allah’ın şeriatıdır.

Dinin bazı hükümlerini tanıyıp bazısını tanımayarak parçalayan işte dinin hangi hükmünü tanımıyorsan orada bir dinde parçalanma vardır veya dinlerini gerçek tevhitte toplamayıp çeşitli emeller dinin içine çeşitli emeller karıştırıyor ve mâbûdlar karıştırıyor çeşitli mâbûdlar, metbûlar karıştırıyor. Metbû nedir? Kendisine uyulanlar Allah’ın emri mi değil mi araştırmıyor birine tâbî oluyor. Bu metbûlar kendine kendisine uyulan kimler varsa bunlar ve türlü türlü yollarla çatallandıran veya din insanın iç dünyasına ve ruhuna aittir, dışına ve cismine karışmaz. Din insanın filan işine hâkim ise de filan işine karışmaz. Din başka millet başkadır demek gibi bir tavırla dinlerini birçok işlerinden ayıranlar Din Allah’ın kuluna teklif ettiğidir. Dışına da karışır, içine de karışır, dünyana da karışır, ukbâna da karışır. Allah’ın karışmadığı yer olur mu? Yani diyor ki, bu dinlerinin bölüp parçalayanlar bunlar bizim şu işimize Allah karışırsa da şuna karışmasın diyorlar. Ve başkalarına tâbî oluyorlar başkalarının veya kendi emellerini bir kısmını dinin yerine koyuyorlar dinlerini karıştırıyorlar ve ne yapıyorlar? Parçalıyorlar ve ayırıyorlar. Din senin, benim dediğim gibi değil ki, din Allah’ın ortaya koyduğu kânûnî ilâhînin tümüne din deniyor. Dinden maksatta din İslam’dır.

إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ şeriat da İslam’ın ortaya koyduğu hükümlerdir. Yani İslam dışında bir şeriat, şeriat dışında bir din olamaz; çünkü şeriat İslam’ın Yüce Allah’ın ortaya koyduğu hükümlerdir. Dini ortaya koyan, şeriatı ortaya koyan Şârî Allah’ın kendisidir. Bunun aslı delilleri tamamen Kur’an-ı Kerim’dir ve Hz. Muhammed’dir yani risâlet ve kitaptır. Din başka millet başkadır. Dini milletten ayırırsan peki dini nereye koyacaksın? Dini insandan ayırdın kopardın nereye koyacaksın? Din insanoğluna Allah’ın teklifinden ibârettir. İnsanım diyen herkes mükelleftir bu mükellefe teklif eden Allah’ın kendisidir ve Allah’ın teklifleridir. İşte İslam komple Allah’ın kuluna teklifidir. Din başka millet başka değildir o dini yaşayan millete işte İslam milleti denir İslam’ı yaşıyoruz yaşayan bir millet İslam milletidir. O milletten o dini, o dini o milletten ayırdığın zaman peki dinsiz bir millet olmasını mı istiyorsun sen? Sen dinsiz olabilirsin ama dinimi, îmânımı, inancımın gereğini ben yaşayacağım diyene de, bu dünya gibi bütün dünyanın zorbaları gelse o zorbalar inancından kişiyi geri çeviremez parça parça olur ölür yine çevirmez. Biri ölür bini dirilir.

Dakika 5:50

Mûsâ’yı öldürmek için Firavun oğlan çocuklarını yıllar katletti öldürdü ama gerçek Mûsâ’yı kucağında büyüttü. Ey çağın firavunları! Bu İslam öyle bir dindir ki sen birini öldürürsün binini Allah yaratır, bir kahraman öldürürsün binlerce kahraman çıkar daha güçlüleri gelir. Allaha gücün yetmez. Ey çağın İslam düşmanları, İslam’a saldırmaktan vazgeçin!

İslam Allah’ın rahmetiyle insanlığın kucaklamasıdır. Gel kendi değirmenine akan suyu kesme, durduğun evi yakma, gel kendine kuyu kazma! Ey insanoğlu! İslam ile Allah rahmetiyle birlikte insanlığı kucaklamış Muhammed rahmet Peygamberidir. Tüm insanlığın merhamet, sosyal adâlet Peygamberidir. Kur’an-ı Kerim tüm insanlığın ebediyyâta kadar insanlığın Kitâbı’dır. Gelin hem kendinize hem de insanlığa kötülük etmeyin! Bunun için din başka millet başkadır demek gibi bir tavırla dinlerini birçok işlerinden ayıranlar dinden kopuyor. Dikkat et buraya! Din başka millet başkadır demek gibi bir tavırla dinlerini birçok işlerinden ayıranlar… Buna dikkat et! Hamze ve Kisâî kıraatlerinde “farakû” bu kelime “farekû” okunur Hamze ve Kisâî kıraatlerinde böyle okunduğuna göre bu şekillerden biriyle hak dinlerinden ayrılmaya kalkışanlar yani hak dinlerinden ayrılmaya kalkışanlar. Neticede ne çıkacaktır? Dinden kopma ortaya çıkacaktır ki, gerçek îmânını kaybettiği zaman, gerçek ibadetini, gerçek ahlâkını, gerçek hukuk anlayışını kaybettiği zaman ortaya din adına dinsizlik ortaya çıkacaktır. Ama din adına dinsizlik yaşanacaktır. Gücünü birlik için değil ayrılık için harcayanlar, İslam îmânların birleşmesi ve dünyaya adâletin hâkim olmasıdır. Bunun için değil de ayrılık için gücünü harcayanlar, ayrılık için harcamakla وَكَانُواْ شِيَعًا ve grup, grup olanlar İslam bir ama gruplar birçok farklı anlayışta yaşıyorsa bu farklılık itikatlarına da yansımışsa inanç sistemlerine ve tevhîd inancının içine başka bir şeyler girmişse işte orada dinden sapma vardır. Yani her biri ayrı bir başkana ve başka bir duygu ve isteğe taraftarlık ederek grup, grup olup ayrılığa düşenler ki müşrikler baştan böyle oldukları gibi Yahûdî ve Hristiyanlar da böyle olmuşlar ve ne yazık ki Müslümanlar da her düşüş dönemlerinde bu durumlara düşmüşlerdir.

Dakika 10:20

Şuanda İslam dünyasının içindeki duruma bakın İslam sapasağlam ortada duruyor. Hiç bozulma şansıda yok, ama insanlar nasıl bozuldular, nasıl grup, grup ayrıldılar. Gruplar birbirine samîmî mi, değil mi şöyle bir bak! Din bir neden gruplar birbirine samîmî değil niye? Her grubun elinde birinin kitâbı var ellerinde katıksız katkısı Ehl-i Sünnet ilimleri ve müçtehitler ile gerçek Kur’an, sünnet, icmâ, kıyas anlayışı olmadığı için her grup bir lidere bir öndere bağlandığı için orada ki taassuplar ne yapıyor? O taassup saplantıları işte grup, grup ortaya gruplar çıkarıyor bölünmeler, ayrılıklar ortaya çıkarıyor. Peygamberimiz (A.S.V) dönemlerinde bu durumlara düşmüşlerdir. Müslümanlar da her düşüş dönemlerinde bu durumlara düşmüşlerdir. Nitekim Peygamberimiz (S.A.V) buyurmuştur ki: “Yahûdîler 71 gruba ayrıldı birinden başka hepsi cehennemdedir. Hristiyanlar 72 gruba ayrıldı birinden başka hepsi cehennemdedir. Benim ümmetim yani Müslümanlar da 73 gruba ayrılacaktır. Birinden başka hepsi cehennemdedir” buyruldu. Bu Hadis-i Şerif’i kim rivâyet etti? Şöyle bakıyoruz Âlûsî, Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn-i Mâce, Ahmed Bin Hanbelî görüyoruz hadisin senedinde, tapusunda bunlar var. Onun için kıymetli dostlarınız, bundan da anlaşır ki Yahûdîlerden bir, Hristiyanlardan bir, Müslümanlardan bir olmak üzere 3 kurtulmuş grup buna Fırka-ı Nâciye yani 3 tane kurtulmuş grup yoktur. Her zaman için bir kurtulmuş grup vardır. Dikkat et! Her zaman için bir kurtulmuş grup vardır. Mûsâ ile Îsâ arasında bir grup kurtuldu. Îsâ ile Muhammed arasında da bir grup kurtuldu yine tek grup aynı grup bunlar. Değişen grup değil İslam çünkü her peygamberin dini İslam’dır. Ve Muhammed’den sonra (A.S.V) ve Aleyhimüsselâm kıyâmete kadar da artık insanlar kaç gruba olursa olsun Fırka-ı Nâciye yani Muhammed’in yolunda doğru gidenler kurtulacak başka kimse değil. Her zaman için bir kurtulmuş grup vardır ki o da Peygamberin ve Ashâbının yürüdükleri hak yol ve Sırât-ı Müstakîm olan tevhîd yolunda yürüyenlerdir bir başkası değil. Dost doğru yol Muhammed’in Aleyhisselâtu Vesselâm önünü çektiği Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde ki Sırât-ı Müstakîm İslam’ın kendisidir. Allah’tan gelen Allah’a giden tek yol budur.

Dakika 15:03

Bu yol dünya da insanlar bu yola Hz. Âdem ile başlamış diğer peygamberlerle devam etmiş Muhammed’e kadar gelmiş yol bir. Muhammed ile ebediyyâta kadar, kıyâmete kadar gidiyor. Artık bu yol edebiyatın yoludur. Âdem ile başlamış Muhammed ile devam ediyor. İşte bunun için diğerlerine gelince, (لَّسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ) Cenab-ı Hak ne diyor Hz. Muhammed’e;                            (لَّسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ) “Sen onlardan hiçbir şeyde ilgili değilsin.” Yani hak yolun dışındakilerden sorumlu değilsin yolundan sapmış onlar. Dinlerini ayıranlar ve grup, grup olanların ayrılıklarından ve durumlarından ve felâketlerinden ne sorumlusun ne de haklarında Allah’tan bir şey sorup isteme yetkilisin. Böyle bir yetki yok diyor. Ne onların sana tutunmaya ve gittikleri yolu sana isnâd etmeye hakları yoktur diyor. Böyle bir hakları yoktur nede senin onlara şefaat etmeye yetkin de yoktur diyor. Din adına dinsizliğin yaşandığı zaman işte Peygamberden de şefaatçi olmayacağı Peygamber onlardan sorumlu da değil. Çünkü Peygamber yolu dosdoğru gösterdi ve yerleştirdi, uyguladı. Bu yoldan sapanlar tamamen kendileri saptılar ve sorumluluğu da boyunlarına aldılar. (إِنَّمَا أَمْرُهُمْ إِلَى اللّهِ )     “İşte onlara yapılacak iş, uygulanacak emir yalnız Allah’a aittir.” Bunun için kıymetli dostlarımız, Cenab-ı Hak ne diyor (ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَفْعَلُونَ) “Sonra zamanı gelin o onlara ne yaptıklarını haber verecektir.” O zaman (مَن جَاء بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ أَمْثَالِهَا) “Allah’a bir hasene iyilik ile gelmiş olana onun on misli iyilik vardır” diyor. ‘’bu asgari’’ Sen bana bir iyilik yaparsan ben sana on katını yaparım denildiği gibi Cenab-ı Hak da işte genel olarak katlanmadan kinâye olduğunu söylemiş ve bu konuda ‘’ Bakara Sûresi 261’inci âyet-i kerime’’

مَّثَلُ الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِي كُلِّ سُنبُلَةٍ مِّئَةُ حَبَّةٍ وَاللّهُ يُضَاعِفُ لِمَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ ﴿٢٦١﴾  

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu her başağında 100 tane olmak üzere, 7 başak veren bir tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat, kat verir. İşte burada da 1’e 700 veriyor Cenab-ı Hak. Diğer tefsirlere göre ise ‘’Aşere’’ ‘’10’’ açıklamanın en azıdır ki en az 1’10 muhakkaktır demek olur ve açık olan da budur. Hangisi olursa olsun demek ki sevap, bir hak kazanmaktan ibâret değil sevap bir üstünlüktür. Onun için Allah sevabı hep üstün tutuyor, bir sevabı kat, kat artırıyor. İlâhî lütuf bir iyiliğe fazlasıyla kat, kat ecir ve sevap verecektir. Şu hâlde iyilik ne güzel şeydir ve İlâhî rahmet ne kadar geniştir.

Dakika 20:03

Rahmeti Yüce Allah’ın sınırsızdır (وَمَن جَاء بِالسَّيِّئَةِ) kötülük ile gelmiş olan da                                     (فَلاَ يُجْزَى إِلاَّ مِثْلَهَا ) ancak o kötülüğün misliyle dengiyle cezâlanır.  (وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ) ve hiçbirine zulüm edilmez. Allah’ın emrini ret ve inkâr edenlerin durumuna bir bakın! Küfür nedir? Küfür Allah’ın emrini reddetmektir. Onun için Allah’ın emrini ret ve küfreden, inkâr eden, Hakk’ı biran bile inkâr etmek ebediyyû’l-ebed yalandır. İnkâr ebedî yalandır. Allah’ın emri inkâr edilir mi? Kâfirin her küfrü ve küfrünün her anı ebedî bir kötülüktür yani küfür ebedî kötülüktür. Başka bir deyimle: “Hakk’ın herhangi bir emrine karşı inkâr Yüce Allah’ın rahmetinden ebedî bir kesilmedir”, rahmetten ebedî kesilmedir diyor. Dikkat et! Elbette bu ebedî kötülüğün ebedî kesilmenin cezâsı da ebedî azaptır. İlâhî rahmete ulaşmak için sınırlı bir zaman zarfında verilen bir fırsatı bir sebebi toptan reddetmek o rahmetten ebedî olarak yoksulluk demek olduğu ne kadar açıktır. Bize dünyada bir fırsat verildi îmân için sen bu fırsatı küfre kullan Allah’ı ve emirlerini reddet, inkâr et. İnkâr ebedî yalandır ne ezelde inkârın yeri var ne edepte yeri var. Ama ebediyyû’l-ebed îmân haktır, Allah’ı ve onun bütün emirlerini tasdik hak ve gerçektir. Onun için îmânın mükâfatı da ebedîdir. İşte cennette ebedî, cehennemde ebedîdir. Aklını başına al! Kendi nefsime söylüyorum seni kendinden, sen benden, ben senden olduğumuz için hepimiz birbirimizden olduğumuz için Allah’ın kulları, Âdem’in çocuklar olduğumuz için kendime söylerken ayırım yapamam sana da söylüyorum. İşte Kur’an-ı Kerim bütün insanlığa sesleniyor ve tebliğ edin bu emirleri diye de emir veriyor Cenab-ı Hak.

Bunun için kıymetli dostlar;

قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ﴿١٦١﴾

قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ﴿١٦٢﴾

لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ ﴿١٦٣﴾

Bu âyeti kerimeyi dilinden bırakma bu âyetleri, Kur’an-ı Kerim sık oku. İçini anlamaya çalış bu hayat veren nurun derslerini, hayat derslerini, ölümsüz hayatın derslerini hiç kaçırma A’dan Z’ye ömür boyu anla de dinle. O hakîkat nurun yağmurları kalbine yağsın bu nurun yağmurlarıyla kalbin ruhun ıslansın.

Dakika 25:00

Orada îmân çiçekleri burcu, burcu Allah’a olan itaat ve Amel-i Sâlih meyvelerin salkım, salkım leziz mi leziz ebediyyû’l-ebed kalbin Kur’an’ın bahçesinden yesin ve içsin kalbin semâlarından Kur’an’ın mânâ nur yağmurları yağsın kalbine. Ve kalbini çöl olmaktan, canavarların barınmasından, yılan ve çıyanların yaşamasından kalbini kurtar. Kalbin bir Kur’an bahçesi bir İslam devleti hâline gelsin. Onun için Kur’an-ı Kerim’i ihmâl etmek derin canavarla dolu kuyuların içine kendini atmak gibidir.

Cenabı Hak ne diyor;

لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَاْ أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ ﴿١٦٣﴾

قُلْ أَغَيْرَ اللّهِ أَبْغِي رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَيْءٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ ﴿١٦٤﴾

وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلاَئِفَ الأَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَاتٍ لِّيَبْلُوَكُمْ فِي مَا آتَاكُمْ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ الْعِقَابِ وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ ﴿١٦٥﴾

En’âm Sûresi’nin son âyetlerine gelmiş bulunmaktayız. Cenab-ı Hak bu yüce mi yüce âyetlerinde de bak ne diyor.

De ki: Ey sevgili Habîbim Muhammed! Onun şahsında bu Kur’an-ı Kerim’i bilenlere diyor ki, bu Kur’an’ı dünyaya anlatın. Deyin ki: Rabbim, beni doğru yola iletti. Dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrâhim’in dinine o ortak koşanlardan değildi. İşte Hz. Muhammed’in yolunun dosdoğru olduğunu insanlara da bu dosdoğru hanîf dini tevhîd dinini ki İslam baştan ebediyyâta kadar tevhîd dinidir. Allah’ın birliğine onun emir ve kânûnlarına dayanan tek hak dindir. Onun için o ortak koşanlardan değildir. İbrâhim (AS.) Nemrut devletine karşı savaştı. Ne yaptı Nemrut? Allah’ın birliğini kabul etmedi. İbrâhim’in getirdiği şeriatını ve İslam’ın o günkü tevhîd inancını nemrut kabul etmedi. Nemrut devleti güçlü bir devletti. İbrâhim (AS.) ateşe dahi atan o idi. Ama İbrâhim (AS.) tâviz vermedi. İbrâhim’in şahsında bütün dünyaya: Ey insanlık âlemi! Allah birdir onun emir ve kânûnlarından tâviz vermeyin. Karşınızda ki çağın en büyük devleti Nemrut’lar da olsa çağdaş Nemrutlar da olsa Allah’ın birliği esasından ve Allah’ın emir ve hükümlerinden vazgeçmeyin, tâviz vermeyin. Burada da mesajı da bulunmaktadır esas mesaj budur.

Onun için De ki; Benim namazım, ibadetim, hayatım, ölümüm ve hepsi tamamen âlemlerin Rabbi Allah içindir. İşte Müslümanın her şeyi Allah içindir. Günahlardan uzak kalır Allah için, sevapta yarışır Allah için, bütün ibadetlerinin tamamı Allah içindir. (C.C)

Dakika 30:05

Burada da ne diyor; Namazım, kurbanlarım, ibadetlerim malî ve bedenî, rûhî bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir de diyor insanlığa bunu duyur diyor. Ey insanoğlu, başkalarına tapma! Bütün ibadetlerini bütün insanlığa yaptığın iyiliklerin tamamını sadece Allah için yap.

De ki; Allah her şeyin Rabbi iken, ben O’ndan başka Rab mi arayayım? Yüce Allah’ın ortağı yok, şeriki yok, naziri yok, dengi yok. Bana öyle emir olundu ki ve ben Müslümanların ilkiyim yani Müslümanların ilki Peygamber’dir ve bütün insanlığın önderidir. İslam’ın önderi, îmânın önderi, hak ve hakîkat önderi gerçek hak rehberidir. Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse, bir başkasını (günah) yükünü taşımaz. Herkes kendi günahı boynunda, bütün amelleri boynunda takılır Allah’ın huzuruna gelecektir. Herkes kendi yükünü, günahını taşıyacaktır. Sonra düşününüz dönüşünüz sadece Allah’ın huzurudur. Dönüşünüz sadece Allah’adır. İyi düşünün dönüş oraya eğer bunu bugün kesin ve kesin, katî mi katî olarak Allah’ın huzuruna çıkıp hesap vereceğine inanmıyorsan yandın, ebedî yandın. Çünkü buna inanmayanda îmân yoktur. Bunu bil unutma! Hattâ kendinden daha hakîkattir. Kendini yokla varmışın? Varsın. İşte kendin yokladığın var olduğuna inandığından daha güçlü Allah’ın huzuruna çıkıp inanacağına hesap vereceğine de kesin inan. Allah’ın huzuruna çıkıp kesin hesap vereceğiz. Dönüşümüz Allah’u Teâlâ’nın Rûz-i Cezâ da, Mahkeme-i Kübrâ da O’nun huzurudur. Allah zamandan mekândan münezzeh olarak bütün insanlığı hesaba çekeceği herkesi hesaba çekecektir. Onun için kıymetli dostlarımız, O, ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir. Orada ki mahkeme de adâlet tam işlemektedir hiç kimseye orada torpil geçilmez. Orada imtiyazlı yoktur, orada ilâhî adâlet vardır ve ilâhî lütuf vardır. Îmânlılara Amel-i Sâlih sahiplerine ilâhî lütuf günahkârlara, kâfirlere ilâhî adâlet tecellî eder. Aklını başına al!

Sizi yeryüzünün halîfeleri yapan, ne diyor Cenabı Hak; (جَعَلَكُمْ خَلاَئِفَ الأَرْضِ)                                     (وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلاَئِفَ الأَرْضِ) Sizi yeryüzünün halîfeleri yapan size verdiği şeyler de, sizi denemek için, ne yapıyor denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur diyor.

Dakika 35:00

Bunlar hep imtihan için herkese ayrı derece veriyor o derece de herkesi imtihan ediyor. Sonra dönüşünüz Rabbinize olduğunu bilerek hareket edin. Şüphesiz Rabbin, cezâsı çabuk olandır. Dikkat et buna! Rabbim (لَسَرِيعُ الْعِقَابِ) ‘’Âraf Sûresi 167’’ yani cezâsı çabuk olandır ve O bağışlayan esirgeyendir. Yani O (وَإِنَّهُ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ ) ‘’Âraf Sûresi 167’’  O’nun mağfiretine de, rahmeti rahimine de, merhametine de sınırı yoktur. Cenab-ı Hak dünya da Rahmet-i Rahmân sofrasını kurmuş yerlere, göklere öbür âlemde cennette ise Rahmet-i Rahîm sofrası vardır. İnanan Amel-i Sâlih işleyenlere de mağfireti vardır. Kâfire af yoktur, merhamet yoktur. Eğer kâfire af olsaydı, mağfiret olsaydı, merhamet olsaydı cehennem yaratılmazdı. Allah kimseyi kâfir yapmasın biz bunun için çırpınıyoruz. Kimseyi ama Allah kimseyi kâfir yaratmadı küfrü insanlar kendi seçtiler ve kâfir oldu. Olanlar böyle oldu. Allah kimseyi kâfir yaratmadı, kimseyi günah ile de yaratmadı. Kimse günahla doğmaz İslam fıtratıyla doğar herkes. Mecûsi’nin çocuğu da, Yahûdî’nin, Putperestin, Nasrânî’nin çocuğu da İslam fıtratı üzere doğar herkes. Bu fıtratı sonradan bozan yanlış yollara sapan, saptıran birinci dereceden aileden başlar ‘’Ana-babadan’’ başlar. Hakîkî Müslüman da çocuğunu İslam’la geliştirir îmânı gelişir ve yükselir. Eğer ana-baba İslam’ın o gelişimini, ilmini, irfânını, îmânını, ahlâkını İslam’ın da Allah’ın kuluna teklif ettiği yüce değerleri evladına vermezse işte o evlat o zaman İslam’dan, ilminden, irfânından mahrum kalır. Ya cılız bir îmân sahibi olur veyahut da îmânı terk kaybetme tehlikesi ortaya çıkar. İslam fıtratını işte bu şekilde insanoğlu kendisi bozuyor. Hilkatini, fıtratını ve tabiatını bunları insanoğlu İslam’la geliştirmesi gerekirken tersine çevirip bozuyor. Nefsine uyuyor, şeytana uyuyor, dünyadaki insan şeytanlarına uyuyor sonuçta acı oluyor. Bütün tehlikeler İslam ile Kur’an ile Hz. Muhammed ile tüm tehlikeler önceden haber verilmiştir. Kulağını Kur’an’a, İslam’a ver kalbini ver gözünü dört aç. Kalp gözünle bütün basîret ve ferâsetinle, basîretinle ferâsetinle ve dıştaki basarlarınla bütün dikkatlerini Hakk’a, hakîkate ver ve Allah’ı dinle. İslam, Kur’an, Allah’u Teâlâ’yı dinlemektir emrine bağlı kalmak, itaat etmek, isyân etmemektir. Allah’ı dinle Allah’ın teklifini anla, dinini iyi öğren, sağlam kaynaktan öğren duyduk duymadık deme!

Dakika 40:06

 

 

 

 

(Visited 57 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}