Tefsir 283-01

283- Tefsir Ders 283 hayat veren nurun keşif notları

283- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 283

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(A’râf Sûresi 1’inci Âyet-i Kerime’den 25’inci Âyet-i Kerime’ler)

 

Kıymetli dinleyenlerimiz,

Ebedî mutlu hayatın nurlu hayatın o nur veren ebedî mutluluğun reçetesini veren hayat derslerimiz şanlı Kur’an’ın kaynayan âlemleri kuşatan nuruyla devam etmektedir. Dersimiz A’râf Sûresine gelmiştir, A’râf Sûresi Mekke’de nâzil olan yüce sûrelerden birisidir. Yüce âyetler ile dolu olan şanlı Kur’an işte onlardan biri de A’râf Sûresidir âyet sayısı 206’dır. Mekke döneminde nâzil olmuştur sadece Mukâtil ve İbn-i Abbâs’tan bazı âyetlerin medenî olduğu rivâyeti vardır.

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

المص ﴿١﴾

كِتَابٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلاَ يَكُن فِي صَدْرِكَ حَرَجٌ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِ وَذِكْرَى لِلْمُؤْمِنِينَ ﴿٢﴾

 

المص (Bu) sana indirilen bir Kitâb ’tır Hazreti Muhammed’e diyor Cenab-ı Hak. Ey Sultan ’ül Enbiyâ Sertacü Evliyâ! Ey Habîbi Hüdâ! Ey Şefiî Rûzi Cezâ! Ey Rasûlü Kibriyâ! Ey Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem Efendimize bu şanlı Kur’an bu sana indirilen bir Kitâb ’tır diyor Kur’an-ı Kerim için. Onunla (insanları) uyarman ve inananlara öğüt (vermen) hususunda göğsün de bir sıkıntı olmasın diyor. Cenab-ı Hak Habîbim göğsünde o Kur’an’la bir sıkıntı olmasın diyor çünkü Kur’an-ı Kerim nurdur. Hangi kalbe girerse orayı aydınlatır. Böyle olmasaydı Hazreti Muhammed bütün vahyi ilâhînin o ağır sıkleti altında nasıl dayanabilirdi? Ona o büyük yük bir yandan bastırırken öbür taraftan Cenab-ı Hak ona kuvvet veriyor nurunu artırıyordu.

Bunun için ey insanlar diyor Cenab-ı Hak;

اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلاَ تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ ﴿٣﴾

Ey insanlar! Rabbinizden, size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz dedi Cenab-ı Hak قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ  buyurdu. Bu Kur’an-ı Kerim’i çok iyi anlamalı çok iyi öğüt almalı çünkü Kur’an-ı Kerim’in öğüdü Allah’ın öğütleridir. Kuran’ın dersi Allah’ın dersleridir. Kur’an-ı Kerim Allah’ın Kitâbı’dır ve tümüyle Allah’ın sözleridir Kelâmullahtır. Bunun aslı Levh-i Mahfuzda bunun aslıda Allah’ın ilmindedir.

وَكَم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَاهَا فَجَاءهَا بَأْسُنَا بَيَاتًا أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ ﴿٤﴾

Cenab-ı Hak ne diyor burada da; Nice kentler helâk ettik nice memleketler. Gece yatarlarken yahut gündüz uyurlarken, azâbımız onlara geliverdi diyor. Kur’an-ı Kerim’e, Allah’a, Peygambere karşı gelinmez. Onun bütün emirlerini bütün kalbinle tasdik edeceksin ve îmânın gereğini ve emri ilâhînin de gereğini yerine getireceksin.

Dakika 5:48

فَمَا كَانَ دَعْوَاهُمْ إِذْ جَاءهُمْ بَأْسُنَا إِلاَّ أَن قَالُواْ إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ ﴿٥﴾

Cenab-ı Hak; Azâbımız onlara geldiğinde: “Biz gerçekten zâlimlermişiz!” demelerinden başka yalvarışları kalmadı. İnsanoğlunun başına bela indikten sonra helâk olup ölüp gittikten sonra yalvarmaların feryatların bir faydası yok ki. Allah inkâr edilir mi? Allah’ın şeriatı, kânûnları inkâr edilir mi? Kitâbı O’nun âyetleri inkâr edilir mi? Peygamberine, Kitâbı’na, Allah’a karşı konulur mu?

فَلَنَسْأَلَنَّ الَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْأَلَنَّ الْمُرْسَلِينَ ﴿٦﴾

Cenab-ı Hak; Kendilerine elçi gönderilmiş olanlara da soracağız ve gönderilen elçilere de soracağız. Yani Cenab-ı Hak hem o şeriatın kânûnlarını Peygamberi Muhammed’i mahşerde bütün ümmetin inanan inanmayan bütün milletlerin kıyâmete kadar ne kadar insan varsa bunları da mahşere getirip soracak o Peygambere de soracak. Peygambere sen İslam’ı onlara hakkıyla tebliğ ettiğini soracak. Zaten kendi biliyor kânûnu gereği, mahkemenin gereği bunu soracak ve bütün insanlığa da siz Kur’an’ı Kur’an İslam şeriatını Muhammed’in Peygamberliğini neden kabul etmediniz? Yüce Allah diyor ki inkârcı kâfirlere de, Allah’ı neden inkâr ettiniz, siz beni niye inkâr ettiniz? Sizi benden başka bir yaratan olmadığı hâlde bu Âlemleri benim yarattığım hâlde beni neden inkâr ettiniz? Diye herkesin suçuna göre, durumuna göre herkes bir hesaptan geçecektir. Cenab-ı Hak onun için öyle diyor. Biz o gönderilen elçilere de soracağız o elçi gönderilmiş olanlara da soracağız diyor. Yani ümmetlere, milletlere de soruyor Peygambere de soruyor (A.S.V). İnsanoğlunun tümü aklını başına alsın herkes en azından herkes kendi paçasını kurtarmaya baksın başkalarına da faydalı olmaya baksın. Yoksa akıntıya kimse gitmesin öbürü inkâr ediyor ben dedim diye onunla girer cehenneme. Yazık değil mi? Öbürü yapıyor diye ben de yapayım değil, İslam hakîkattir, haktır. Allah hak mutlak varlıktır O’nun emirleri, kânûnları da hak kânûnlardır. İslam dini hak dindir İslam’ın her emri haktır çünkü ilâhîdir. Sakın ola ki aldanma ne insanlara aldan, ne cinlere, ne şeytanlara Allah’ın emrine bak Hakk’a, hakîkate bak gerçeğe bak yapan ilim irfân ortamında olmaya bak. Aklını kullan var olan gücünü ilim, irfân, Kur’an ikliminde gerçekleri öğrenmeye bak ve Kur’an-ı Kerim’in ebedî hayat veren bu derslerini kaçırma.

Dakika 10:18

Bütün dünyaya tavsiye et herkes Allah’a îmân etsin emrine girsin. Kişileri bırakın Allah’a bakın, Kur’an’a bakın, Muhammed’e bakın, Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat âlimlerine bakın Kur’an-ı Kerim’i İslâmî tarafsız, katıksız, katkısız Ehl-i Sünnet yolunda anlatanlara bakın onları anlayın iyi dinleyin. Ehl-i bid’at ve dalâlet yollarındakilere aldanmayın, kapılmayın.

Cenab-ı Hak bu gerçeği de duyurduktan sonra diyor ki;

فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ ﴿٧﴾

Ve elbette diyor onlara, olan-biten her şeyi bir bilgi ile anlatacağız; çünkü biz onlardan uzak değiliz. Herkesin dünya da ne yaptığı, ne yapmadığı sevaptan günahtan neyi varsa zaten boynuna takılmış mahşere öyle getirilecektir. İki zabıta Allah’ın iki askerinin arasında gelecektir. Herkes mezarından böyle getirilecek mahşere fırlatılacaktır.

وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿٨﴾

Cenab-ı Hak bak ne diyor; O gün amelleri tartacak terâzi haktır, mîzan haktır. Ey Müslüman, ey insanoğlu aklını başına al! Ameller tartılacaktır, terâzi haktır. Kimin (sevap) tartıları ağır gelirse işte onlar kurtulanlardır diyor. (فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ) işte sevabı ağır gelenler kurtulanlardır. Felâha erenler (الْمُفْلِحُونَ) zümresi onlardır.

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُواْ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُواْ بِآيَاتِنَا يِظْلِمُونَ ﴿٩﴾

Bak burada da diyor ki; Kim (sevap) tartıları hafif gelirse vay geldi hâline! İşte onlar da âyetlerimize haksızlık etmelerinden dolayı kendilerini ziyana, hüsrâna sokanlardır diyor.

Hüsrâna uğrada ki, iflâs eyledi. Hüsrân iflâs edip her şeyini kaybetmektir. Ebedî Allah’ın nimetlerini kazanmak varken neden kaybediyorsun ki? Ey aklı olan adam, iradesi olan adam! Onca peygamberler ve ilâhî kitaplar gelmiş uyarmış insanoğlunu neden inkâr edersin ki, neden gerçek Müslüman olup da Allah’ın emrine neden girmezsin ki? Aklın nerede, Allah sana aklı niçin vedi? Kur’an’ı inkâr etsin diye mi verdi? Allah’ı, Peygamber’i hak ve hakîkatleri, ilâhî hükümleri Allah’ın ortaya koyduğu kendi yüce kânûnlarını inkâr etsin diye mi ver sana? Aklı, maddî, manevî gücü niye verdi iradeyi? Tefekkürü, tezekkürü niye verdi sana inkâr etsin diye mi verdi? Nimetlerimi yesin inkâr etsin diye mi verdi? Benim mülkümde barınsın beni inkâr etsin diye mi verdi? Kitâbım Kur’an-ı Şanlı Muhammed’i inkâr etsin diye mi verdi? Peki, inkâr edince bunun faturası nedir sana? İşte Kur’an-ı Kerim bunları sana bir, bir anlatıyor. Anla dinle kulağını aç, kulağını tıkama, gözünü aç, gözünü yumma, kalbin ve ruhun bütünüyle anla ve dinle ve umursamazlıktan kalbi duyarsız olanlardan gafil ve câhillerden olma. Bizden hatırlatması öte tarafı artık sana kalmıştır.

Dakika 15:55

Bunun için Cenab-ı Hak ne diyor; (Enallahu ağlemu ve üfassıli) Ben, Allah’ım bilir ve açıklarım diyor.

أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ ﴿١﴾

Bak ne diyor orada da: “Senin göğsüne genişlik vermedik mi?” diyor. Allah’tan kalbine İslam nurunun, Kur’an nurunun, îmân nurunun kalbine girip o kalbin, göğüslerin genişlemesini iste Cenab-ı Hak’tan Allah’tan iste Allah’tan. Allah’ın rahmet kapısına gel ebedî iste başka kapıya hiç gitme sakın. Onun için وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ  onun tevilini Allah’tan başkası bilmez. müteşâbih âyetler için söylenmiştir. Onun için bize düşen görev aczimizi itiraf ederek ubûdiyyet secdesine kapanacağız bizim yapacağımız bu. Bunun için Cenab-ı Hak bize burada şanlı Kur’an ile gerçekleri duyurmaktadır. Ne diyor? أَن لَّعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ “Allah’ın lâneti zâlimlerin üzerine olsun” diyor A’râf 44’üncü âyette. Bundan dolayı yine Kasas Sûresinde مَاذَا أَجَبْتُمُ الْمُرْسَلِينَ  Elçilere ne cevap verdiniz diye soracak mahşerde. Peygambere doğru cevap vermek için Peygambere tâbî olacaksın, getirdiği emirlere, şeriatın tümüne tâbî olacaksın, gereğini yapacaksın. İlimde, irfânda, îmânda, Amel-i Sâlih’te İslam neyi emrediyorsa Allah neyi teklifi ediyorsa kuluna kul onu yapacak, o zaman doğru cevap vermiş olur. Yaşantısıyla cevap vermiş olur, îmânıyla cevap vermiş olur, güzel ahlâkıyla cevap vermiş olur, kuru kuraya sözle verilen cevap amel yok, îmân yok, sen orada dedin ki ben cevap verdim, itaat ettim, yalan söyledin yalanında ayrı cezâsı çetin ağır bir cezâsı var. Dünyada yalan konuşma ve dünyada dürüst ol tam iyi Müslüman ol ki mahşerde kurtulasın. يَوْمَ يَجْمَعُ اللّهُ الرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَا أُجِبْتُمْ Allah elçileri toplayacağı gün size ne cevap verildi der.” Her Peygambere soracak. Hazreti Muhammed dünyaya geldikten sonra bütün insanlığın tümüne Muhammed’e ne cevap verdiniz? Onun getirdiği İslam’ın bütün hükümlerine siz îmân edip amel ettiniz mi? Diye soracak cevap buradan cevap bekliyor Cenab-ı Hak. Zaten amel defterlerinize her gün yazılıyor ne yaptığınız herkes kimseyi kandıramaz kendini kandırır. Kanmamak için Allah’a doğru kul olmaya çalışacağız.

Dakika 20:03

فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْأَلُ عَن ذَنبِهِ إِنسٌ وَلَا جَانٌّ  (Rahmân Sûresi 39) Ne diyor; “O gün ne insana nede cinine günahından sorulmaz çünkü her şey biliniyor ve Cenab-ı Hak وَلَا يُسْأَلُ عَن ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ   (Kasas Sûresi 78) “Suçlulara günahlarından sorulmaz.” Niye? Onlara sadece dünyada ne yaptıkları hep biliniyor. Sorulan soru nedir? Sorulan soru, neden îmân etmediniz ve îmân etmeyip îmânın Amel-i Sâlih işlemeyip gereğini yapmadığınız için kurtuluş için size bir fırsat soruları yoktur. Suçları bütün belgeleriyle bilinmiş ve zapt edilmiştir. Bütün suçların belgesi ortada ‘’Kirâmen Kâtibin’’ yazmış belgeleriyle, şahitleriyle nerede ağzından hangi kelimeler çıktı, hangi ameller işledin, hangi günahlar işledin, gizli yerlerde, açık yerlerde, gizli yerlerde günah işlerken Allah seni görmüyor muydu? Melekler yazmıyor muydu? Sen kimden kaçırdın? İnsanlar görmedi diye Allah’ta mı görmedi? Ey akıllı! Azıcık aklın îmânın olsa önce Allah’ın gördüğünü göreceğini düşünürsün ve saygıyı Allah’a beslersin. En derin saygıyla Allah’a saygılı olursun. Bütün varlığınla Allah’ı seversin, bütün varlığınla tek Allahtan korkarsın. Aklını kullan Allahtan îmân hidâyet iste. Kimse kimseyi kandıramaz.

لاَ عِلْمَ لَنَا إِنَّكَ أَنتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ “Bizim bilgimiz yok gizlileri bilen yalnız sensin sen.” Kim diyor bunu? İşte bunu Mâide Sûresi’nin 109’uncu âyetinde Cenab-ı Hak, her şeyi bilen sensin diyor. Herkesin bilgisi bir yere kadardır ama Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Onun için peygamberler de böyle söylerler kendini bilenlerde zaten böyle söylerler. Yanlışı söyleyen kendini bilmeyen insanlardır. Bunun için;

وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ قَلِيلاً مَّا تَشْكُرُونَ ﴿١٠﴾

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلآئِكَةِ اسْجُدُواْ لآدَمَ فَسَجَدُواْ إِلاَّ إِبْلِيسَ لَمْ يَكُن مِّنَ السَّاجِدِينَ ﴿١١﴾

قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلاَّ تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ قَالَ أَنَاْ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِي مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِن طِينٍ ﴿١٢﴾

قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَاخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرِينَ ﴿١٣﴾

قَالَ فَأَنظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿١٤﴾

قَالَ إِنَّكَ مِنَ المُنظَرِينَ ﴿١٥﴾

قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ ﴿١٦﴾             

 

Şimdi ibretli bir sahne açıldı, insanoğlunun en büyük düşmanlarından biri iblîstir. Allah düşmanıdır, Âdemoğlu insanlık düşmanıdır.

Herkesin cehennemlik olmasını ister. Cenab-ı Hak bunu haber veriyor kullarına iblîsin durumunu haber veriyor. Cenab-ı Hak diyor ki; Doğrusu biz sizi yeryüzünde, yerleştirdik orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz! Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: “Âdem’e bir şereflendirme secdesi yapın” dedik; hepsi secde ettiler, yalnız iblîs secde edenlerden olmadı. Çünkü insan halife olarak yaratıldı.

Dakika 25:40

Cenab-ı Hak’ta hilâfet makamını onun orada şereflendirmek için böyle bir emir verdi meleklere. Melekler hilâfet makamını Allah’ın emrini ve kânûnlarını tanıdılar emre itaat içinde secdeye kapandılar. İblîs secde etmedi. Allah buyurdu (C.C): “Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” Neden secde etmedin? Dedi Cenab-ı Hak.

İblîs: “Ben, dedi, ondan hayırlıyım; yani ben Âdem’den, insanoğlundan hayırlıyım dedi iblîs. Beni ateşten yarattın onu çamurdan yarattın” dedi.

Allah buyurdu (C.C): “Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık oradan dedi Cenab-ı Hak çünkü sen aşağılıklardansın aşağılıksın” dedi Cenab-ı Hak. İblîs Allah’a karşı koydu. Allah’ın kesin emri karşısında kendisi içtihatta bulundu. Allah’ın kesin emri karşısında içtihâd eden iblîstir. Kim böyle yaparsa iblîsin durumuna düşer. Çünkü Allah emrini kesin vermiş daha ona karşı konmaz ki.

İblîs dedi: “Bari bana insanların tekrar diriltecekleri güne kadar süre ver” dedi.

Cenab-ı Hak Yüce Allah buyurdu ki: “Haydi sen süre verilmişlerdensin” dedi.

Çünkü iblîs imtihanı kaybetti insanoğlunun imtihanı devam ediyor. Ta ki kıyâmete kadar iblîs aşağılık olarak aşağıya indirildi. Cennetten çıkarıldı, bir daha cennete ebedî girmeyecektir. Ama insanoğlu babamız Âdem, Annemiz Havvâ da cennetten çıkarıldı. Ama onlar tövbe istiğfara sarıldı, kulluğa sarıldılar tekrar girecekler. Bütün insanlıkta böyledir iblîsin durumuna düşenler, iblîsin izinde gidenler ebediyyû’l-ebed iblîsle cehennemi dolduracaklardır.

“Öyleyse, dedi beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım” dedi. Bakın iblîsin durumuna bakın iblîs hâşâ Allah’ı suçluyor kendisini hâlâ kendi küfründe ve inadında devam ediyor. Bakın ne diyor? Beni azdırmana karşılık diyor hâlbuki azan emre karşı koyan kendisi ve tövbe edeceği yerde ne diyor; “Bakın, and içerim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım” diyor. Yani İslam yolunu keseceğim, kullarımı sapıtacağım İslam yolunda kimseyi bırakmak istemeyeceğim ancak kandıramadığım gücünün yetmedikleri onlar da ihlâslı Müslümanlardır ki artık Allah’ın emrine sıkıca bağlıdırlar her yaptıklarını Allah için yaparlar, her yapmadıkları ne varsa da kötülüklerin tümünden Allah için sakınırlar.

Dakika 30:27

Bunlara gücü yetmez iblîsin hakiki Müslümana ama doğru inanmamış, inanmış amel etmiyor, Kur’an’dan uzak kalıyor. Kur’an’ın nur veren, hayat veren dersine bir türlü yaklaşmıyor. İşte şeytan onların yakasını bırakmıyor.

Kıymetli dostlarımız,

Cenab-ı Hak: “Sonra onların önlerinden arkalarından” sağlarından sollarından onlara sokulacağım diyor şeytan. Bunu da bildiriyor Yüce Allah kullarına. Şeytan ne diyor? Ben insanoğlunun diyor, önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacak yaklaşacağım ve çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın. Yani ne îmân kalacak, ne amel, ne ahlâk kalacak çoğunda sapıtacağım bunları dedi. (İblîs diyor) Yüce Allah bak şöyle buyurdu: “Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık dedi Cenab-ı Hak. Andolsun ki onlardan sana kim uyarsa, yani Âdemoğlundan, insanoğlundan şeytana diyor ki sana kim itaat ederse insanlardan bakın o zaman diyor ben de yapacağımı biliyorum diyor. Bilin ki sizin hepinizden derleyip cehennemi dolduracağım” dedi. Yani şeytana dedi ki iblîse: “Seninle senin kandırdığın ne kadar insanlar varsa onlarla cehennemi dolduracağım” dedi Cenab-ı Hak tıka, basa. Ey insanoğlu aklını başına al! Cenab-ı Hak hakîkati açıklıyor aklını başına al!

ثُمَّ لآتِيَنَّهُم مِّن بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ وَلاَ تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ ﴿١٧﴾

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ ﴿١٨﴾

وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ ﴿١٩﴾

Cenab-ı Hak bu âyeti kerimesinde de, diyor ki: Sonra Allah Âdem’e hitap etti. Âdem’in şahsında bütün insanlaradır bu hitap: “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zâlimlerden olursunuz” dedi. Bize burada ki anlatılan nedir? Haram olan hiçbir şeye yaklaşma Allah işte Âdem’le Havvâ’ya cenneti serbest bıraktı. “Yiyin için ama bir tek şu ağaca yaklaşmayın” dedi. O ağaç Allah’ın yasak koyduğu sınır idi. Dünyada da İslam şeriatı ile Cenab-ı Hak ne yapmış? Kendi sınırını belirlemiş haram ve günahla onlar sınırlardır oraya yaklaşma. O sınırı aşma şeriatın „dışına çıkma sakın. Şeriatın içi cennet-i âlâdır. O sınırdaki ne vardır sınırda? Haram ve günahlar vardır oraya yaklaşma sınırı aşma. Bütün insanlığa şanlı Kur’an bu ebedî mutlu hayatın dersini verirken sana bu dersleri de veriyor ki ayağını denk al diyor.

Dakika 35:30

Bu ebedî mutluluk hayatının reçetesini doğru kullan faydalı ilaçları bırakıp da zararlıları kullanma diyor. Her haram Allah’u Teâlâ’nın kuluna yazdığı reçetede nedir? Şunları kullanma şu ilaçları iyi kullan diye İslam hayatın mutluluk reçetesidir. İyice anla iyi dinle! Bir Allah’ın yazdığı reçete var bir de kulların yazdıkları var ona göre dikkat et Allah’ınkini en sonraya bırakırsan başına gelmedik kalmaz. Bugün ki insanlığın işte içine düştüğü hâle bir bak sebebi nedir? İlâhî reçete kullanılmıyor. Herkes kendine çağırıyor, birileri üstadına çağırıyor, birileri liderine çağırıyor, birileri önderine çağırıyor, birileri krallarına meliklerine çağırıyor ki, birileri despotlarına çağırıyor, kimisi hahamlara ruhbanlara çağırıyor ki bilmem kimlere çağırıyor, papalara çağırıyor, rahiplere çağırıyor, sahte şeyhlere mürşitlere çağırıyor. Doğuda, batıda, şimalde, cenupta nerede olursan ol Kur’an’a gel Allah’a, Muhammed’e gel doğrusu bu. Ve İslam’ın müçtehit âlimlerine dikkat et gerçek bu İslam’ı bilenlere dikkat et. Allah’a çağıranları dinle kendine çağıranları dinleme. Biz onun için diyoruz ki, dünyada konuşan din adına konuşan herkes dosdoğru Kur’an-ı Kerim’i açsın önüne Peygamberin hadis-i şeriflerini, müçtehitlerin ilmi deryâlarını bunlarla dünyaya mesaj versinler. Kendileri keşfe ulaşmışlarsa o aslî temel olan hak bilgilerden hareket ederek bir de kendi rivâyetlerinin yanında dirâyetlerini de koysunlar keşifte bulunsunlar. Kur’an-ı Kerim’in uçsuz bucaksız âlemleri kucaklayan ilmi deryâsı var. Yalnız aslı kökü inkâr ederek ve İslam’ın o mazısındaki büyük âlimleri müçtehitleri o müçtehitler ekollerini yok sayarak Ehl-i Sünnet yolunu bugünkü reformculara bakın. Uydurukça sahte naylon kafalılara bakın bunlar ne çağdaştırlar ne ilimleri var ne geçmişi biliyorlar ne bugünü birini taklit ediyorlar birine yağ yakıyorlar yağlama yuvarlama konuşmalar yapılıyor. Bunlar kendilerine de kötülüktür İslam’a da iyilik yapılmış olmaz insanlığa da yapılan kötülüktür.

Bunun için kıymetli dostlarımız, Cenab-ı Hak durumu bize bildiriyor. Onun için Rabbiniz başka bir sebepten dolayı değil sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti dedi. Bakın şeytan ne diyor?

Dakika 39.50

O Allah’ın yasak ettiği ağacı şeytan vesvese yoluyla durmadan onun reklamını yapıyor o haram olanı süslüyor, cilâlıyor o kadar Havva ile Âdem babamıza Havvâ annemize o kadar o haram olan ağacı cennette süslemeye, cilâlamaya öyle reklam yaptı ki vesvese yoluyla. Dünyada ki sahte reklamlara dikkat et, içine gelen vesveselere dikkat et. Ey insanoğlu! Hakk’ı içine doldur ki bâtıl barınmasın, îmânla donan ki küfür yaklaşmasın ve ilim irfânla donan ki cehâlet senden uzaklaşsın. Kur’an ile donan Kur’an le şanlı Kur’an-ı Kerim’le içini doldurur ve aydınlan. O zaman hayatının garantisi mutlu hayatın bizzat kendisi artık sana onun bütün deryâları açılacaktır ve açılmıştır. Kaçma, gel bu mutluluk deryasına şeytanlara kanma.

Cenab-ı Hak bu durumu da bildirdikten sonra

فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلاَّ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ ﴿٢٠﴾

Bakın şeytan nasıl vesvese veriyor Cenab-ı onu da anlatıyor. A’raf Sûresi’nin 20’nci âyetine geldik. Bakın bu âyeti kerimede şöyle diyor iblis; Onların diyor kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Dikkat et! Şeytanın birinci gâyesi insanoğlunun gizli kalan çirkin yerlerini insanoğlunun kendine göstermek için diyor. Onlara fısıldadı. Yani insanoğlunu iblîs soyup soğana çevirmek ister, en ayıp yerlerini açtırmak ister şeytan. “Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, dedi. Bak şeytan ne diyor, Âdem’le Havvâ’ya: “Rabbiniz başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer Melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti” dedi. Dikkat edin nasıl yalan söylüyor şeytan. Ne diyor? İkiniz de birer melek olacaksınız bundan yerseniz diyor bu haram olandan yerseniz ikinizde melek olacaksınız ve cennette ebedî kalacaksınız diyor. Bakın tam yalan söylüyor. Şeytan ve şeytanın kadrosu hep yalan söyler. Bakın yer yemez ne oldu? Âdem’le Havvâ cennetten kovuldu, inin aşağı dedi Cenab-ı Hak cezâlandırdı ve İnsanoğlu bakım dünyada üremiye başladı cennetten çıkınca Âdem’le Havvâ dünyada insanlar üredi. Bunların oradan çıkmasına kim sebep oldu? İblîs. İblîsin görevi yalan söylemek, aldatmak, kandırmaktır. İblîs kâfirdir, melundur, hayduttur. Herkesin kendisi gibi olmasını ister kendisi ebedî cehennemliktir herkesin öyle olmasını ister. Her konuda iblîs ordularıyla insanlara karşı ne yapar? İslam’ın yolunu kesmek, îmânını elinden almak, îmânını alamazsa ibadetlerini almak onu yapamazsa günah işletmek onu da yapamazsa onu Kur’an’dan uzak tutmak için her türlü çâreye başvurur. Şeriata karşı koyda der İslam şeriatına Kur’an nizâmına onun şeriatına ne yaparsan yap der iblîs. Yeter ki şeriata karşı bir günah işle karşı koy der.

Dakika 45:06

Artık birinci vazifesi kişinin îmânını yok etmektir. İkinci vazifesi onun farzları terk ettirmektir. Üçüncüsü bu sırayla devam etmektedir. Allah ne emrediyorsa tersini yapmasını ister. En büyük düşmanı şeytanın iblîsin Allah, Peygamber ve hakîkî Müslümanlardır.

Onun için kıymetli dostlarımız; işte şeytan böyle dedi Âdem’le Havvâ’ya ve yine dedi ki;

وَقَاسَمَهُمَا إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِحِينَ ﴿٢١﴾

Bakın yalana devam ediyor. Ve onlara: “Elbette ben size öğüt verenlerdenim” diye de yemin etti. Şeytanın yemini de yalan yeminindir. Şeytanın öğüdü de yalan öğüttür gerçek dışıdır dünyada hak öğüt istiyor musun? Kur’an’ı Allah’ı dinle Peygamberi dinle. İşte hak, hakîkat öğütleri Kur’an öğütleridir, Peygamber’in öğütleridir. Yani İslam’da ki hak ilimlerdir hakîkatin tâ kendisidir. İslam tamamen hak dindir içeriği de hak emirlerdir, hak kânûnlardır. Aklını başına al! Hakk’ı bırakıp, hakîkati bırakıp ta şu kısacık ömründe ne yapıyorsun? Faydalı olanlarla uğraş, en faydalıyla uğraş ve şu ömrünü en faydalıyla geçir. Bir nefesini dahi isrâf etme bunu bak tekrar hatırlatıyorum.

فَدَلاَّهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَاتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَا إِنَّ الشَّيْطَآنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ ﴿٢٢﴾

Yüce Rab haber veriyor bak ne diyor; Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı diyor. Aldattı Hz. Âdem’le Havvâ’yı. Önceki mevkilerinden indirdi ağacın meyvesini tadınca, o yasak olandan yiyince çirkin yerleri kendilerine göründü. Niye göründü? Allah takvâ elbisesini nurdan elbiseleri vardı o gitti ayıp yerleri görünmeye başladı ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeye başladılar. Artık yapraklarla örtünmeye başladılar nurdan elbiseleri vardı, nurdan bir tırnak şeklinde bir örtünün önlerinde, peşlerinde olduğu ayıp yerlerini görmüyorlardı. Öyle bir nûrânî yapıları vardı. O Allah o elbiseyi soydu aldı o yasak olan ağaca ulaşınca. Bugün dünyada ne kadar ahlâksız, dinsiz, îmânsız, hayâsız, utanmaz ayıp yerlerini topluma serdeden, neşreden ne kadar zihniyet varsa şeytanın tuzağına çoktan tutulmuş ya kandırılmıştır yazık olmuştur. Cenab-ı Hak Âdem’le Havvâ’yı bize niçin anlatıyor? Babanızın başına bu işler geldi annenizin başına buradan ders alın siz de aynı durumlara düşmeyin diyor Cenab-ı Hak onlar bir defa yanıldılar bugünkü insanoğlunun kaç türlü yanıldığına kaç türlü Allah’a isyân ettiğine bir bakın. Onlar bir kere yanıldı faturayı ağır ödediler dünyaya geldiler cennetten aşağı indirildiler ve üç yüz sene Hazreti Âdem’in ağladığı söylenir tövbe istiğfarı Kur’an’da tövbesi ikisinin de Âdem’le Havvâ’nın tövbeleri vardır.

Dakika 50:40

Ne diyor?

قَالاَ رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ ﴿٢٣﴾

Yine bundan önceki bir Bakarada bir âyet-i kerimede de,

فَتَلَقَّى آدَمُ مِن رَّبِّهِ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ إِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ ﴿٣٧﴾

(Bakara Sûresi 37)

Onun için onlar bir tek yanılgılarına aldanmalarına karşı yıllar yılı tövbe istiğfar ettiler, ağladılar. Ey insanoğlu! Babamız annemiz bir kere yanıldı ya biz ne kadar yanılıyoruz bir kendimizi düşünelim. Yüce Allah kullarına işte onu için öğüt veriyor kanmayın, aldanmayın şer güçlere diyor. Allah’a kul ol, Allah’ın emrine gir, şeytanlara kanma, tâğutlara kanma, başkalarına tapma, sırf Allah’ın emrinde ol Allah bir. Âlemlerin muktedir mutlak tek hükümdarı bunu iyice anla Kur’an’da ki hayat derslerini iyi bilirsen Hakk’ı tanır, hakîkati tanırsın, mutlu hayatı bulursun. Kur’an’dan uzak kalırsan İslam’dan uzak alırsan artık delâletten delâlete sürüklenir gidersin kendini sonuçta cehennemin dibinde bulursun. Yazık olur çünkü bunlar şanlı Kur’an’ın ve Yüce Allah’ın ortaya koyduğu kânûnlardır Allah sözünden caymaz. Bunlar cennetteki yapraklarla örtünmeye başladılar. Rableri onlara tabii zamandan, mekândan münezzeh olarak, harften sesten de münezzeh olarak seslendi. Bu bizim anlamamız içindir. “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi?” Cenab-ı Hak hatırlatıyor şimdi Âdem’le Havvâ’ya, o ağaçtan ben sizin men etmedin mi, yasaklamadım mı? Buna yaklaşmayın demedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır demedim mi? Diyor Cenab-ı Hak. Dikkat et! Aden babamıza da Cenab-ı Hak hatırlatmış şeytan apaçık düşmanınızdır ve bu ağaca da yaklaşmayınız diye hatırlatmış. Ama onlar şeytanın vesvesesine, reklamına, cilâsına, süslü yalanlarına bir kere aldandılar, unuttular. Yüce Allah’ın sözünü unutmuş olmaları lâzım ki bu vesveseye kandılar. Bir örneğini de daha önce görmediler. Onlar ilk insanlar cennete konmuşlar aşlarına bu iş geldi. Şimdi Cenab-ı Hak bizi binlerce uyarıyor. Geçmiş ibretlerle dolu insanoğlu niye ders almıyor hâlâ, niye ibret almıyor? Geçmişte nice kavimleri Allah batırdı. Kimisini güpegündüz, kimisini gece yarısı başlarına gelmedik belâ bırakmadı. İnsanoğlu ibret almıyor, ders almıyor illâ iblîsle cehennemi doldurmak istiyor (yazık olur).

Dakika 55:02

Cenab-ı Hak bunu da duyurduktan sonra bak ne diyor; bu 23’üncü âyet-i kerimede:

قَالاَ رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ ﴿٢٣﴾

İşte okuduğumu âyetin gelmişiz bak bu âyette Cenab-ı Hak diyor ki: Âdem ile Havvâ dediler ki: bakın yalvarışı geçtiler hemen Allah’a yalvarışa geçtiler, duaya geçtiler. İblîs bunun tersini yaptı ama Âdem ile Havvâ hemen hatalarını anladılar. “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak hüsrana uğrayacaklardan oluruz!” diye yalvarışa geçtiler ve yalvardılar.

Bakın Cenab-ı Hak ne dedi;

قَالَ اهْبِطُواْ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِي الأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ ﴿٢٤﴾

Yüce Allah dedi ki: “Birbirinize düşman olarak inin, dedi çıkın bu cennetten aşağı inin yani dünyaya inin dedi. Sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir” dedi. İşte dünya insanoğlunun imtihan yurdu oldu orada bir ağaçla imtihan edildi kaybedildi bakın dünyada nice imtihanlar ortaya çıktı. Ömrün tümü haram ve günahların tümü imtihan olarak karşımızda bütün hayatın soruları ve cevapları Kur’an-ı Kerim’de, İslam’da. İslam’da Allah’ın yap dediklerini yap, yapma dediklerini yapma. İmtihanı kazanmanın ana şartı bu buradan hareket et. Cenab-ı Hak dünyaya indirdi hem de bakın insanoğlu başına belâyı aldı, satın aldı. Birbirinize düşman olarak inin dedi. Bakın, dünyada ki insanoğlu aynı Âdem’in, aynı Havvâ’nın, bir baba bir ananın çocukları bütün insanlar Allah’ın kulları bakın Hâbil ile Kâbil arasında ne yaptı? Düşmanlık başladı ve Kâbil, Hâbil gibi tertemiz bir iyi Müslümanı öldürdü. İşte Kâbil’in kâtil Kâbil’in çocukları ne yapıyor bugün dünyada? Terör estiriyorlar. İnsanları kitleler hâlinde öldürüyorlar birileri de dünya da bunları seyrediyor ve dünyada öyle bir bölücülük, öyle bir haksızlık, öyle bir zulüm var ki dünyada birilerinden biri ölürse ayağa kalkıyor dünya öbür taraftan Müslümanlar ölürse sesleri çıkmıyor. Müslümanlara bakın kendi yalanlarıyla hem Müslümanlara saldırıyor, yurtlarını işgal ediyor hem de işgal edilen yurtlarını savunduğu için terörist muamelesi yapıyorlar. İslam ise bütün insanlığı rahmetle kucaklayan bir din. Terörü birileri mahsus kendi üretiyor ki bazı ülkeleri işgal etmek için. Filistin de işgal ettiler 50 senedir kan akıyor dünya seyrediyor.

Dakika 1:00:04

Ey dünya! Şuanda birbirinize zâlimler birbirlerine yardım ederse Allah’ın adâletinden nasıl kurtulacaksınız? Hiçbir zâlim kurtulamayacak. Haksız akan kanların hesapları Allah tarafından sorulacak. Allah’ın adâleti vardır (وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ) Allah intikamını alacaktır, almıştır, almaya da devam edecektir. Çünkü onun kânûnları böyledir Allah vaadinden dönmez kendisi söylüyor bunları. Onun için; Ey insanoğlu! Babamız Âdem, Annemiz Havvâ’nın durumundan ibret almalıyız. Dünyada Allah yolunda yaşamalı, Allah yolunda ölmelidir. İmtihanın bir şartı da budur.

قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ ﴿٢٥﴾

“Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz!” Ey insanoğlu! “Dünya da yaşayacaksın, dünya da öleceksiniz ve yine oradan dirilip, mezarınızdan fırlayıp çıkarılacaksınız mahşere getirileceksiniz!” Ey insanoğlu! Yüce Allah işte fermanını, yüce emrini, yüce Kur’an’ıyla, yüce kelâmıyla insanlara duyuruyor. İster iyice anlar gereğini yaparsınız, isterseniz şeytanın durumuna düşersiniz yazık olur. Düşmeyin, Allah’a kul olun Allah’ın emri üzere hareket edin. Bir tek günahınıza binlerce ömür boyu tövbe edin Allah’a ağlayın. Başkalarına ağladığınızı göstermeyin, tövbe istiğfar edin. Ama açık günahlarınız varsa açık da tövbe edin, gizli günahlarınıza gizli tövbe edin bir daha yapmayın, Allah’ı sevin, Allah’tan korkun. Allah’ın adâletinden kimse kurtulamaz. Azrâil’in ordularından kimse kurtulamaz, Azrail’in ordularından bir sınıf da Azrâil’in (AS.) emrinde ki ölüm ordularıdır. Ruhları alırlar, canları alırlar alıp, alıp dünyadan mezara berzah âlemine götürürler oradan da mahşere getirilecek herkes.

Dakika 1:03:14

 

(Visited 95 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}