hayatveren

46- Tefsir Ders 46 hayat veren nurun keşif notları

46- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 46

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Bakara Sûresi 233’üncü Âyet-i Kerime’den 239’uncu Âyet-i Kerime’ler)

 

Kadınlarınızı boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp engellemeyin. Bir ara araları açılmış sonra birleşmeye çalışmışlar bunların aralarının açılmasını fırsat bilip de bunların boşanmasına sebep olmayın. Birleşmeleri için, yuvalarının yıkılmaması çalışın. İşte bu içinizden Allah’a ve âhiret gününe İman edenlere verilen bir öğüttür. Bu öğüt Allah’ın öğüdüdür bu sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir siz bilmezsiniz. Çünkü bizi yaratan her şeyi herkesten daha iyi bilmektedir.

استعيذ بالله

وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلاَدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ الرَّضَاعَةَ وَعلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ لاَ تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلاَّ وُسْعَهَا لاَ تُضَآرَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلاَ مَوْلُودٌ لَّهُ بِوَلَدِهِ وَعَلَى الْوَارِثِ مِثْلُ ذَلِكَ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالاً عَن تَرَاضٍ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِمَا وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُواْ أَوْلاَدَكُمْ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّآ آتَيْتُم بِالْمَعْرُوفِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿٢٣٣﴾

 

Anneler çocuklarını emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir annede çocuğu sebebiyle bir babada zarara sokulmasın, güçlerini aşacak tekliflerde bulunmasın. Vârise düşende yine aynı borçtur. Eğer anne ve baba birbirleriyle istişâre edip her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel, güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah’tan korkun ve bilin ki Allah yaptıklarınızı bilir. Çocuğu emziren sütanneye onunda hakkını verin. Cenab-ı Hak cümle mü’min dostları İslam’ın hayat veren nizamına gereği gibi uymayı nasip eylesin.

Şimdi bu âyetler üzerinde size bazı uç bilgiler, öz bilgiler vermeye bazı kelimeleri keşfederek dersimiz devam etmektedir. Muallel- sebebe bağlanmış, Müteabbed- kulluk Emr-i İlâhî gereğidir. Kocası ölen 4 ay 10 gün hiddet bekler, çocuk varsa ruh üflenir bu 4 ay 10 gün içinde çocuk varsa hamileyse ruh üflenir. Hasan-ı Basrî Ebû’l Âliye’den mervidir. Kinaye yoluyla ne hoşsun, ne güzelsin, beğendim, iyi kadınsın gibi çıtlatma yapılabilir bu boşanmış kadınlar içindir ve efendisiyle artık evlenme şansı olamayanlar, içindir.

Dakika 5:15

Yoksa efendisine, kocasına dönecek, birleşme ihtimâli olan kadınlara böyle bir şey katiyyen yapılamaz. Bunun için kocasına geri dönme ihtimâli olan boşanmış kadınlara böyle teklifte bulunmayın. Sevgi bazen ayrılınca ortaya çıkar birkaç gün ayrı kalınca birbirlerini özlerler ve kocasına dönme, hanımına dönme gibi bir özlem ortaya çıkar mutlu bir yuva tekrar kurulabilir. Onun için ıslâh edici yuvaların yıkılmamasına gayret lâzım. İslam da ıslahat vardır. Yıkıcı değil daima sulh ve barıştan yana olmak gerekmektedir. Eğer zifâfa girilirse Mehr-i Misil gerekir. Zifâfa girmeden boşarsa en az bir kat elbise alınır. İslam’da erkek kadına karşı daima cömert ve vakur davranması gerekir.(meddaha velev bi kalem süvetike) “külahını satarak ta olsa o kadına bağışta bulun.” Ahkâmü’l-Kur’an’da mevcuttur. Zifâftan önce Hanîf dininde ki bir kadını boşaması üzerine Efendimiz böyle söylemiştir. Mihr ile zifâfa girmiş kadına mihrini vermiş, zifâfa girmiş evlenmişler bu kadını boşarsa verdiğinden yani mihrinden hiçbirini geri alamaz o artık kadınındır. Mihirsiz olarak zifâfa girmiş, mihrini vermemiş ama zifâfa girmişler o zaman mihri misil vermesi gerekir şâyet boşarsa, vermediği mihri boşasa dahi vermek zorundadır. Mihirsiz olarak zifâfsız eğer boşanırsa o zaman bağış yapar en az bir kat elbise alır. Hem Mihirsiz evlenmiş, hem de zifâfsız yani zifâfa girmemiş ama boşanmışlar ta başında, buna en az bir kat elbise alır. Mihirli fakat zifâf yok mihrini vermiş ama zifâfa girmemişler şâyet boşanırsa mihrin yarısı yine kadınındır. Zifâfa girmemişler ama mihri verilmiş işte buda mihrin yarısı kadınındır, hepsini de bağışlayabilir. (وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ) Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’in 228’inci âyetinde Bakara da erkekler için kadınlar üzerine fazla bir derece vardır. Bu sorumluluk açısından ağır bir yük derecesidir. Sorumluluğu fazla olanın elbette ki selâhiyeti de ona göre olur. Kadında alacağını affeder, bağışlar fakat erkeğin fazla vermesi takvaya daha yakındır   وَأَن تَعْفُواْ أَقْرَبُ لِلتَّقْو buyurulmuştur. Cübeyr Bin Mut’im (R.A) bu böyle bir durumla karşılaşmış ve hepsini bağışlamıştır, mihrin hiç birini almamıştır. Ben bağışlamaya daha layığım demiştir.

Dakika 10:15

Her Müslüman böyledir ulvî düşünce içinde olmalıdır ve (ve enel hakku bil affı) demiştir. Bunun yanında hamile olanın bekleme süresi doğuma kadardır. Bir kadın hamile olarak boşanırsa doğuma kadar beklemek zorundadır. Birde kunuttan bahsedilmektedir. Kunut: Taat, huşû, sükûnet, divan durmak anlamındadır. Bu (eftalussalati tulil kunuti) namazın en faziletlisi kunutu, kıyâmı uzun olandır buyurulmuştur. Onun için namazlarda bilhassa sabah namazında ve öğlen namazlarında kıraati uzun okumak çok faziletlidir. Bunların yanında sizlere yine şanlı Kur’an’ın âyetlerinin öz mânâsını vererek dersimizi devam ettiriyoruz.

وَالَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَاجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِي أَنفُسِهِنَّ بِالْمَعْرُوفِ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ ﴿٢٣٤﴾

وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِ مِنْ خِطْبَةِ النِّسَاء أَوْ أَكْنَنتُمْ فِي أَنفُسِكُمْ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَكِن لاَّ تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلاَّ أَن تَقُولُواْ قَوْلاً مَّعْرُوفًا وَلاَ تَعْزِمُواْ عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتَّىَ يَبْلُغَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا فِي أَنفُسِكُمْ فَاحْذَرُوهُ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ ﴿٢٣٥﴾

İçinizden vefat edipte geride eşler bırakan kimselerin hanımları kendi başlarına 4 ay 10 gün beklerler. Bu müddet içerisinde katiyyen evlenemezler, başkalarına nikâh edilemezler kocaları ölmüş olduğu hâlde. Hiddet bekleme sürelerini bitirdikleri zaman artık kendileri hakkında meşru bir şekilde yapacakları hareketten size bir günah yoktur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebâl yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Yani dünür olmak istiyorsunuz meşru yoldan helalinden evlenmek istiyorsunuz hiç bir başkasıyla bir iddet müddeti gibi böyle bir takıntısı olmayan kadınlara bu şekil çıtlatma yapılabilir. Meşru evlenme teklifinin bu ön belirtileridir. Fakat meşru bir söz söylemekten başka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin farz olan hiddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin kesin karar vermeyin. Hiddet bitikten sonra bunların üzerinde düşünün, taşının bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyleyse onun azâbından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok Halî’dir yumuşak davranır kullarına. Burada kalp yönü, ruh yönü Allah’a saygı içerisinde haramdan, günahtan, zinâdan uzak bir vaziyette evlenmek herkesin hakkıdır, teklifte meşrudur, yalnız tekliflerde meşru olmalıdır.

Yine Cenab-ı Hak;

Dakika 15:33

 

لاَّ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ النِّسَاء مَا لَمْ تَمَسُّوهُنُّ أَوْ تَفْرِضُواْ لَهُنَّ فَرِيضَةً وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى الْمُوسِعِ قَدَرُهُ وَعَلَى الْمُقْتِرِ قَدْرُهُ مَتَاعًا بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُحْسِنِينَ ﴿٢٣٦﴾

وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إَلاَّ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَ الَّذِي بِيَدِهِ عُقْدَةُ النِّكَاحِ وَأَن تَعْفُواْ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَلاَ تَنسَوُاْ الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ إِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿٢٣٧﴾

حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ ﴿٢٣٨﴾

فَإنْ خِفْتُمْ فَرِجَالاً أَوْ رُكْبَانًا فَإِذَا أَمِنتُمْ فَاذْكُرُواْ اللّهَ كَمَا عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ ﴿٢٣٩﴾

 

Cenab-ı Hak; Eğer kadınlara kendilerine dokunmadan veya onlara bir Mehir takdir etmeden boşarsanız bunda size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara mal verip faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da hâline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu iyilik yapanlar üzerine bir borçtur. Yani Müslüman şahsiyetli, cömert davranmak hele de Müslüman erkeklerin daha da çok görevidir. Eğer onları kendilerine dokunmadan önce boşar ve mihri de kesmiş bulunursanız o zaman borç o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! Sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah her ne yaparsanız hakkıyla görür. Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun. Tam iflasla yerli yerince namaz kıl ki bu bir miraçtır, huzuru ilâhî’dir, Yüce Allah’a el pençe durmaktır. Onun huzurunda duranın ondan neler kazanacağını biliyor musunuz? Onun huzuruna gelmeyenin, itaat etmeyenin hangi azâba çarpılacağını, neler kaybedeceğini biliyor musunuz? Eğer bir korku hâlindeyseniz yaya veya binekle olarak giderken kılın, korkudan emin olduğunuz zamanda böyle bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah’ı zikredin, namazlarınızı yine her zamanki gibi huşû içinde kılın.

Dakika 19:23

 

 

(Visited 79 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}