AmeldeFıkhı-51-01

51- Amelde Fıkhı Ekber Ders 51

AMELDE FIKH-I EKBER DERS 51 (1. Kısım)

Kıymetli izleyenlerimiz! Amelde Fıkh-ı Ekber ile ilgili keşif notlarımız devam etmektedir. Cenab-ı Hakk, her şeyiyle hakkı ifade eden, hakka mensup olan, her şeyi nur ve hak olan kullarından eylesin. Şimdi Hanefi ekolünün yüksek şahsiyetlerine göre mendup yani müekked olmayan sünnetler hakkında dersimiz devam edecektir. Şanlı Peygamberimiz (A.S.V) Efendimiz çoğunlukla bunları kılar, bu sünnetleri bazen terk ederdi. Bunlara ‘gayri müekked sünnetler’, ‘mendup sünnetler’ veyahut ‘müekked olmayan sünnetler’ ismi verilmiştir. Şimdi öğle namazının farzından sonra kılınan 2 rekâta ilave olarak kılınan iki rekât namaz; o da bunlardandır. Yani öğle namazının son iki rekâtında ilave edilen iki rekât namaz; bu da gayri müekked yani menduptur. İkindi namazından önce tek selâmla kılınan 4 rekât sünnette gayri müekked sünnettir. Bu konuda ‘’İkindi namazından önce dört rekât namaz kılan kimseye Allah rahmet eylesin’’, diye bir Hadis-i Şerif, Hz. Muhammed’den rivayet edilmiştir (A.S.V). Şimdi, bu Hadis-i Şerif’te şöyle bakıyoruz ki hasen ve sahih olduğu söylenen bir Hadis-i Şeriftir bu. Bak, ‘’İkindi namazından önce dört rekât namaz kılan kimseye Allah rahmet eylesin’’ buyuruyor. Kim? Sevgili Peygamberimiz. Yani delil aranırsa işte gayri müekked sünnet olarak bildiğimiz sünnetlerden biri de budur. Yine yatsı namazından önce kılınan 4 rekât o sünnette mendup yani gayri müekked sünnettir. Kıymetliler, bu konuda da ‘’Sevgili Peygamberimiz, yatsıdan önce dört rekât namaz kılar sonra yatsı namazına müteakip kalkar, dört rekât daha namaz kılar sonra yatardı’’ diye de bir haber bulunmaktadır. ‘’Yatsı namazını kıldıktan sonra da ne zaman benim evime girdiyse 4 veya 6 rekât namaz kılmıştır’’, diyor. Bu da Hz. Ayşe’den gelen rivayettir. Mezhep âlimleri bu delilleri güzel incelemişler beş vakit namazın farzından önce ve sonra kılınan sünnetlerin hükümlerini ortaya koymuşlardır. Şimdi mendup olan yani gayri müekked olan sünnetlerden bahsediyoruz Hanefi ekolünde.

4:59

Yine yatsıdan sonra iki rekât sünnet-i müekkede ile de ittifa edebilir. Bu konuda da yine şöyle bir haber bulunmaktadır. ‘’Her kim gündüz ve gece 12 rekât namaz kılarsa kendisi için cennette bir ev bina edilir’’. Bu da beş vakit namazın farzlarından önce ve sonra kılınan sünnetlerin tümüne şümul olan bir Hadis-i Şeriftir, Sevgili Peygamberimiz’den. Çok kıymetli ve muhterem izleyenler. Yine bunlardan biri evvabin namazıdır. Evvabin namazı 6 rekât olarak kılınmaktadır. Fakat bu nafile yani mendup olan bu ibadetlerin en azı, en çoğu kişinin ne kadar kılmasına bağlıdır. Fakat bu 6 rekât olarak tavsiye edilmiştir. Bunun delili de ‘’Şüphesiz Allah, evvabini yani kendisine çok kuvvetle yönelenleri çok mağfiret edici ve çok esirgeyicidir’’ diyen ayet-i kerimeye istinat ettirmişlerdir. Yine başka bir haberde; ‘’Her kim akşam namazından sonra 6 rekât kılarsa, denizin köpükleri kadar da olsa, Allahu Teâlâ onun günahlarını mağfiret eder’’ diye de bir haber Sevgili Peygamberimiz’den gelmektedir. Bunu da İbn-i Yasir’in rivayet ettiği muhaddislerimiz tarafından bildirilmiştir. Çok kıymetli ve muhterem izleyenler! İşte, mendup olan gayri müekked sünnetlere değinerek devam ediyoruz. Yine kıymetli âlimlerimizden birçokları akşam namazından önce hafifçe -bazıları tabii- bunların içinde Şafiî, Hanbeliler var Hafifçe iki rekât nafile namaz kılmayı müstehap kabul edenler var. Bunu kabul etmeyenler de var. Şimdi ‘akşam namazından önce 2 rekât namaz kılın’. Bu da ‘dileyen kimselere’ şeklinde ifadeler bulunulmuş. Fakat Hanefiler’in ekolünde akşamdan önce sünnet kılınmaz. Onlar bu delilleri incelemişler. Akşamın farzından sonra kılınır 2 rekât sünneti, daha sonra da evvabin kılınır. Kıymetliler, kuşluk namazı da yine bunlar mendup olan sünnetlerden kabul edilmiştir. Bunun da en azı iki rekât olup dört veya sekize kadar kılınabilir. ‘’Vakti, güneşin bir mızrak boyu yükselmesi ile başlayıp zevâl vaktine yirmi dakika yahut yarım saat kalıncaya kadar olan vakittir’’ (diye) de buyurmuşlardır. ‘’Cihan Peygamberi Hazreti Muhammed (A.S.V.), kuşluk namazını ikişer ikişer, dört rekât olarak kılar. Birinci selâmdan sonra dünya sözleri konuşmazdı’’. Bakın, Peygamberimiz’den gelen haberin biri bu diğeri de yine; ‘’Sevgili Peygamberimiz (A.S.V) Efendimiz kuşluk namazını 4 rekât olarak kılar ve Allah’ın dilediği kadar ilave eder bulunurdu’’.

10:03

Kuşluk namazının iki rekâtı şeklinde de bazı muhaddislerimiz bu şekilde ifade etmişlerdir. Yine abdest namazı -kıymetliler- 2 rekât, bir nafile namazdır. Bu da ‘’Her kim abdest alır abdesti güzel alır sonra kalkıp iki rekât namaz kılarsa ve bu iki rekât da kalbinden yönelirse o kimseye cennet vacip olur’’ diye Peygamberimiz’den gelen haberler bulunmaktadır. Kıymetli muhaddislerimizden bazıları bunu rivayet etmişlerdir ki, bunlardan birisi Müslim-i Şerif’tir. Yine tahiyyetül mescit namazı, mescide selâm verme mânâsındadır, tahiyye selâmdır. Mescidine, Rabb’ine selâm vermek ve tanzim için iki rekât namaz kılmak menduptur. Yine Sevgili Peygamberimiz’den gelen haberde; ‘’Sizden her kim mescide girerse 2 rekât namaz kılmadan oturmasın’’. Bu Hanefilere göre bir kimse, mescide girdiği zaman eğer kerahet vakti değilse bu namazı kılar. Ancak farz namazı yahut sünnet namazı kılmak, niyete gerek kalmaksızın tahiyyetül mescit namazının yerini tutar, demişlerdir Hanefiler. Mesela beş vakit namazdan birini kılmak için camiye girdin. Bu beş vakit namazı kılmak tahiyyetül mescit yerine geçer. Fakat camiye girdiğinde çıkıp geri gideceksin. O zaman iki rekât tahiyyetül mescit namazı kıl öyle git. Mescidin hakkını ver. Ayrıca bu namazı kılmaya gerek yoktur. 5 vakit namazı kılmak için camiye girenlerin ayrıca bu namazı kılmasına gerek yoktur, demişlerdir Hanefi ekolünün yüksek şahsiyetleri. Çünkü onlar bunları detaylı incelemişlerdir. Mükemmel keşiften sonra onlar ortaya gerçekleri koyarlar. Mescide günde birkaç kere giriyorsa bir insan; ilk başta bir kere tahiye namazı kılması da yeterlidir, demişlerdir. Şimdi, girer girmez oturmadan önceki zaman olmakla beraber; kılınmadan oturmakla kişinin uhdesinden düşmez. Şimdi kıymetliler. Tabii zaman geniş, durum müsaitse insanlar tahiyyetül mescit namazını kılar veya bir kaza namazı borcunu eda için kaza kılsa; bu da tahiyyetül mescit namazı yerine geçtiği gibi kaza namazları da borçlarını siler.’’Ey Ebûzer!’’ -bakın- Peygamberimiz’den gelen haberde; ‘’Mescidin tahiyye hakkı vardır. Onun tahiyyesi selâmlanması ise iki rekât namazdır. Kalk o iki rekâtı kıl.’’ Şimdi camiye girdiğin zaman müsait, kerâhat vakti de değil. O zaman ya kaza namazını ya da iki rekât tahıyyetül mescit namazını kıl. Eğer vakit gelmişse zaten vaktin namazı tahiyyetül mescit namazı yerine geçmektedir. Ayrıca kılınması da gerekmez, demiş yüksek âlimlerimiz, Hanefi ekolünün yüksek şahsiyetleri (Rahmetullahi aleyhim ecmain).

15:05

Mescid-i Haram’ın tahiyyesi tavaf etmektir. Şimdi kişi Kâbe-i Şerif’e girdi; o Mescid-i Haram’a. O zaman senin yapacağın iş tavaf etmektir, buyuruluyor. Şimdi, namazı kılma imkânına sahip olmayan kişi mendup olarak şu tesbihi okur. Mesela herhangi bir sebeple namaz kılamayan kişi -ne yapar- tahiyyetül mescit namazını kılamıyorsan bir engelle; (sübhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illâllahu vallahu ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi aliyyil azîm) Bunu okusun diye de tavsiye edilmiştir. Yine bunlardan mendup namazlardan biri teheccüd namazıdır. Teheccüd namazı gece namazıdır -biliyorsunuz-. Bu namaz faziletli namazlardandır. En faziletli namazların başında teheccüd namazı gelir. Bu konuda da -bakın- ‘’Yaptıklarına karşılık saklanan müjdeyi, kimse bilmez.’’ Secde Suresi ayet 17’de buraya işaret edilmiş. ‘’Vücutları yataklarından uzak durarak korku ve ümit içinde Allah’a dua ederler’’. Bu da Secde Suresi ayet 16’da. Sevgili Peygamberimiz’den de şöyle haber vardır; ‘’Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır’’. İşte kıymetler. ‘’Geceleyin bir koyun sağacak kadar bir zamanda olsa nafile namaz kılmak lâzımdır. Yatsı namazından sonra kılınan namaz, gece namazından(dır)’’ diye de buyurulmuştur. Yine bu haberin kaynağında da Müslim-i Şerif, Taberani gibi yüksek muhaddislerimiz bulunmaktadır (Rahmetullahi aleyhim ecmain). Yine gelen haberde; ‘’Gece namaz kılın! Çünkü gece namaz kılmak sizden önce geçmiş sâlih kulların âdetidir. Rabb’inize karşı bir taâttir. Kötülükleri örtücüdür. Günah işlemekten alıkoyandır’’ diye Sevgili Peygamberimiz’den gelen haberlerden biri de budur. Rekât sayısı iki ile sekiz arasında değişmektedir. Ramazan-ı Şerif ve Kurban Bayramlarının gecelerini, Kadir Gecesi’ni, Ramazan‘-ı Şerif’in son on gününün gecelerini, Zilhicce Ayı’nın ilk on gününün gecelerini ve Şaban Ayı’nın 15. gecesini ibadetle geçirmek de menduptur. Kıymetli ve muhterem efendiler! Bu konuda da sahih Hadis-i Şerifler bulunmaktadır. Yine bunlardan birisi, ‘’Sevgili Peygamberimiz (A.S.V) Ramazan-ı Şerif’in son 10 günü girince geceyi ibadetle ihya eder ve aile fertlerini uyandırırdı ve kendini hayra hasenata ve ibadet yollarına kaptırırdı’’.

20:10

İşte bu haberi; Ayşe-i Sıddıka Annemiz -bu haberi- vermektedir. Rivayet oradan gelmektedir. Sahur vaktinde çok istiğfarda bulunmak, Seyyid-i İstiğfar duasını okumak. Size Seyyid-i İstiğfar’dan bir tanesini söyleyelim: ‘’Allahümme ente Rabbi lâ ilâhe illa ente, hâlâkteni ve ene abdüke ve ene âlâ ahdike ve vadike mestetahta eûzübike min şerri mâ sanâte ebu leke bi nimetike aleyye ve ebû bi zen bi fağfirli fe innehü lâ yağfirüzzünübe illâ ent). İstiğfar dualarından birisi budur. Çok kıymetli ve muhterem izleyenler. Mescitlerde toplanmak, mescit dışında bazı yerlerde toplanmak; yine şöyle bir bakalım. Bunlar özel olarak mescitlerde -bakın- toplanmak. Yani bunları ibadet ile geçirelim diye sanki camilere bu mübarek gecelerin dışında toplanmak yokmuş gibi; sadece özel olarak o gecelere bunu tahsis ederek toplanmak, yine mescit dışında bazı yerlerde toplanmak, farza vermediği önemleri nafilelere vermek gibi bir tavır hareket, bunlar mekruhtur. Ne Hz. Peygamber (A.S.V.) ne de ashabı böyle bir şey yapmış değillerdir. Recep Ayı’nın ilk cuma gecesinde Regaip Namazı kılmak üzere bir araya gelmek de mekruhtur. Normal farz namazlarda 5 vakit namaz kılmak için gayret ettiğin gibi bu gece -Regaip Gecesi- de gayret et! Ama farzlara önem vermiyorsun başka gecelerde; o gece sadece rağbet ediyorsun, bunlar mekruhtur dediler. Kim bunu diyenler? Yüksek İslam âlimleri. Neye göre dediler? Bütün İslamî yaşantıyı ayet, hadis ve tüm delilleri inceledikten sonra bid’at olduğuna karar verdiler ve bunlar bid’attır dediler. Bugünkü Müslümanların, adam Ramazan-ı Şerif’ten Ramazan-ı Şerife Müslümanlığı tahsis etmiş. Öyle bir olay var mı İslam’da! Başka zaman Müslümanlık yokmuş gibi, başka gecelerde farzlara hiç rağbet yok, cemaate rağbeti yok. Özel gecelere sadece rağbet ediyor. Bunlar bid’attir ve mekruhtur diyor. Uzun süre ayakta durmak, çok secde etmekten daha faziletlidir. ‘’Eğer kişi çok Kur’an-ı Kerim okuyabilirse ayakta kıraat olarak bu daha faziletlidir’’ buyuruldu. ‘’Namazın en faziletlisi, kıyamı uzun olandır’’. Bakın, bir Hadis-i Şerifteki birçok muhaddislerimiz bu haberi vermişlerdir. Yani kıyamda çok uzun Kur’an okumak. Kendi başına namaz kılıyorsun mesela geceleri, gündüzleri zamanın varsa durumun müsaitse çok Kur’an okumak, bu fazilettir.

25:07

Ayakta namaz içinde. Secdeyi çok yapınca daha çok tesbih getirilir. Çünkü secdede tesbih vardır, kıyamda Kur’an-ı Kerim okunur. Kur’an-ı Kerim okumaksa tesbih çekmekten daha faziletlidir. Kur’an-ı Kerim’in mâniasıyla okumak mânâyı anlayarak ise buna hiçbir sevap ulaşmaz. Üstün sevaplarının hepsi oradadır. Çünkü orada ilme irfana dönüşmektedir. İlimle namaz ilimli ibadetler en faziletli olan onlardır. İlimsiz olanlar kendi seviyesindedir. Onun için Kur’an-ı Kerim’i okumak tespih çekmekten daha faziletli olmasının hikmetlerinden biri Kur’an-ı Kerim kesin Allah kelâmıdır. Bir; ikincisi Kur’an-ı Kerim ilimdir. Allah’ın ilminden bize yansıyan ilimdir. Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim ile meşgul olmak çok Kur’an okumak kıyamda çok faziletlidir. İstihare namazı, mendup namazlardan biride istiharedir. Bir şeyin hayırlısını istemek demektir istihare. İstihare namazı iki rekâttır. Sevgili Peygamberimiz’den gelen haberde; ‘’Resûlullah’ın (S.A.V) bütün işlerde bize Kur’an-ı Kerim’den bir sure bir öğretircesine istihareyi öğretir’’. Şöyle buyururdu: ‘’Sizden birisi bir iş yapmak istediği zaman farz dışında iki rekât namaz kılsın ve söyle dua etsin: ‘Allahümme inni estahîruke bi ilmike’’ diye başlayan bu duayı okusun’’ diye Sevgili Peygamberimiz’in tavsiyesi vardır. Bu da mendup namazlardan bir namazdır istihare namazı. Allah’a hamd (celle Ccelalühü) ve Resûlü’ne salât-ü Selâm ile başlamak ve kapamak müstehaptır. Yani dua ederken şunu unutma! Sstihare duasında da başka dualarda da Yüce Allah’a hamd ederek Resûlü’ne salât-ü selâm okuyarak duana başla ve duanı bunlarla bitir. Böyle yapman, müstehaptır diye buyuruldu. Birinci rekâtta Kafirun Suresi, ikinci rekâtta İhlas-ı Şerif Suresi okumak da müstehaptır dediler. Yine bir haberde Peygamberimiz: ‘’Ya Enes! Bir iş yapmak istediğin vakit 7 kere Rabb’inle istihare et. Sonra kalbine gelene bak! Hayır O’ndadır’’ diye Peygamberimiz’den bir haber bulunmaktadır. Bunlardan yine mendup namazlardan biride tesbih namazıdır. Bu tesbih namazı ile gelen haber hasen bir haberdir. ‘’Uydurma olduğunu zanneden kişiler yanılmıştır’’ da demişlerdir. Bu habere uydurma diyenler bulunmuş fakat uydurma diyenlerin yanıldığını da söylemişlerdir. Bu namaz 4 rekât bir namazdır. 300 kere, ‘’übhanallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe illâllahu vallahu ekber ve lâ hâvle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim’’.

30:14

Bu tesbih 300 kere okunur. Tesbih namazında Sübhaneke duasından sonra 15 kere bu tesbih okunur. Kıraatten sonra rükûde, rükûden kalkışta her iki secde de iki secde arasında ki oturuşlarda 10’ar kere tesbih okunur. Ancak bu tesbihler rukü ve secde tesbihlerinden sonra okunur. Bu tarifi yapanlar Ebû Hanife’nin talebelerinden Abdullah Bin Mübarek’ten rivayet ettiği şekle göredir. Bu tarifin kaynağındaki haber veren muhaddislerden biri Tirmizi’dir. Kıymetliler, şöyle bir bakıyoruz. Bu namazın fazileti, diğerlerinde olduğu gibi faziletli namazlardandır. Tesbih namazını kılan kişi eğer aklında tutabiliyorsa tesbihleri parmakları ile saymaz, aklında tutmaya çalışır. Tutamıyorsa ona göre hareket eder. Yine mendup namazlardan biride hacet namazıdır. Bu da dört rekâtlık bir namazdır. Fatiha, üç kere Ayet-el Kürsi okunur. Diğer üç rekâtın her birinde Fatiha, İhlas, Felak, Nas sureleri birer kere okunur. İşte görüyorsunuz, bu hacet namazında da ne yapıyor birinci rekâtında bir kere Fatiha üç kere Ayet-el Kürsi okuyor. Birinci rekâtta diğer üç rekâtın her birinde Fatiha, İhlas Suresi, Felâk Suresi, Nas Sureleri birer kere okunur. ‘’Eğer bunlar okunur da namaz kılınırsa; Kadir Gecesi’nde bunları okuyarak namaz kılmış sevabı erişilir’’ diye haber bulunmaktadır. Cenab-ı Hakk hep kazanan hiç kaybetmeyen kullarından eylesin. İhlas ile yapılan ibadetler hep kazandırır. Yine bir haber de şöyle buyuruluyor: ‘’Her kimin Allah’tan bir dileği bulunursa veyahut insanlardan herhangi birinden bir dileği bulunursa önce güzel bir şekilde abdest alıp iki rekât namaz kılsın. Sonra Allah Teâlâ’ya hamd ve senada bulunsun. Sonra Hz. Peygamber’e salat-ü selâm getirsin. Salat-ü selâm okusun ve şu duayı okusun: ‘Lâ İlahe illâllahül hâlimül kerim, sübhanallahi rabbil arşil azim. Elhamdülillahi rabbil alemin. Nes’elüke mucibatı rahmetik ve azanü mağfiratik vel ganimete min külli birrin Vesselamete min külli izmin lâ tedali zen men illâ ğafferteh ve lâ hemmen iller faracteh ve lâ haceten hiye leke rıdan illa radaytehe. Ya erhamerrahimîn’’ Bu konuda okunan dua örneklerinden biri budur ve emsâli dualarda bulunmaktadır.

35:00

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler. İnşâAllahu Teâla fıkıh ekolünün yüksek ilimlerinden keşif notları vermeye size devam edeceğiz. Her sözü hak ve nur olan yüce İslam’ın fıkıh ilmini yani lehine ve aleyhine olan ne varsa bunları doğru bilen, doğru ibadet eden, İhlas ile amel işleyen Allah’ın rızâsına vasıl olan, vuslata eren kullarından eylesin.

 

AMELDE FIKH-I EKBER DERS 51 (2. Kısım)

Kıymetli izleyenlerimiz, yine nafilelerin eda edilme şekliyle fıkıh derslerimiz, amelde fıkıhla ilgili keşif notlarımız devam etmektedir. Yine Hanefi ekolüne göre şöyle bir bakalım. Kişi nafile namaz kılmak istediği zaman dilerse iki rekât kılar, dilerse dört rekât kılar nafileler için. Fazla rekâtı bir selâm ile eda etmek mekruhtur. Yani ya ikide selâm vermen gerekiyor ya da dörtte. Bunun fazlası mekruhtur, demişlerdir. Ebû Hanife (Rahmetullahi aleyh) -yani İmâm-ı Âzam Hazretleri-:’’Eğer kişi bir selâmda sekiz rekât kılarsa bu caizdir. Bundan fazla bir selâmla ifa etmek isterse mekruhtur’’, demiştir. Fakat caizler fazileti taşımazlar. Burada İmâm-ı Âzam caiz olanı söylemiş ama faziletli olanın da iki veya dört rekâtta selâm verileceği söylenmiştir. 2 veya 4’ten fazlası da mekruhtur da denilmiştir. Yine Ebû Hanife İmâm-ı Âzam’a göre en iyisi gece veya gündüz dörder rekât kılmaktır nafileleri, dörder kılmaktır, demiştir. İmâm-ı Ebû Yusuf ile İmâm-ı Muhammed’e göre İmâm-ı Âzam’ın bunlar yüksek, baş talebeleri ve müçtehit âlimler. Bunlar da iki rekâtta bir selâm vererek kılmak daha faziletlidir, demişlerdir.’’Gece ikişer gündüz de dörder rekât kılmaktır’’ da demişlerdir. İki imamın görüşü ile fetva verilmiştir. Yani burada İmâm-ı Ebû Yusuf ve İmâm-ı Muhammed’in fetvaları ile fetva verilmiştir. Ebû Hanife’nin delili; Sevgili Peygamberimiz’in yatsı namazından sonra 4 rekât namaz kıldığı, kuşluk vaktinde dört rekât namaza devam ettiği şeklinde, Hz. Ayşe’den rivayet edilen Hadis-i Şeriflerdir. Ebû Hanife İmâm-ı Âzam bu delillere istinat etmiştir. İmâm-ı Ebû Yusuf ile İmâm-ı Muhammed teravih namazını ölçü alarak ikişer rekât kılınmasını benimsemişlerdir. Hepsinin delili de güzeldir, mükemmeldir. Kıymetliler, nafile namazlardaki Kur’an-ı Kerim okuma durumuna şöyle bir bakalım.

40:01

Kur’an-ı Kerim okumak farzdır. Nafilelerin her rekâtında vitir namazında da böyledir. Farz namazı olmasının sebebi her iki rekâtın müstakil bir namaz olmasındandır. Nafileler her iki rekâtta müstakil bir namazdır. Nafilelerde bir iftitah tekbiri ile ancak iki rekât namaz kılmak vacip olur. Vitir namazına gelince burada Kur’an-ı Kerim okunması ihtiyaten vacip görülmüştür. Farz namazlarda sadece ilk iki rekâtta Kur’an-ı Kerim okumak farzdır. Kıymetliler tabii bu farzın içeriğinde Hanefilere göre Fatiha ve zammı sure olmaktadır. Bunları da birer birer okumak Hanefilerde vaciptir. Hiçbir kıraat hiçbir rekâtında Kur’an-ı Kerim okumazsa Ebû Hanife ile İmâm-ı Muhammed’e göre bu namazın yeniden kılınması gerekir. Çünkü ilk iki rekâtta Kur’an-ı Kerim okumayı terk etmek, bu rekâtlar için alınmış bulunan iftitah tekbirini iptal eder, demişlerdir. Yani hükümsüz kılar demek anlamındadır. Ebû Yusuf’a göre ise ilk iki rekâtta Kur’an-ı Kerim okumayı terk etmek namazın iftitah tekbirinin bâtıl olmasını gerektirmez, demiştir. Namazın bozulmasını gerektirir, demiştir. Evet, kıymetliler buradaki görüşler ayrı ayrı kıymetli keşiflerdir. Nafile bir ibadeti başlamak ve bunların hükümleri konusunda Hanefilere göre bağlayıcıdır. Onu tamamlamak gerekir. Bir nafileye başlamışsan artık onu tamamlamak boynuna borç olmuştur. Şafiîler ise bu görüşte değillerdir. İmâm-ı Şafiî, mecbur değildir, demiştir. Yine İmâm-ı Şafiî’ye göre tamamlamak mecburiyeti yoktur. Hac ve Umre’de yahut farz-ı kifayelerde istisna vardır, demiştir. Yine İmâm-ı Şafiî’ye göre başlanılan cihat, cenaze namazı, Hac ve Umre ibadetlerini tamamlamak lâzımdır da demiştir. Hanefilerin bu konudaki delilleri; Yüce Allah’ın (C.C):’’Ey iman edenler! Allah ve Resûlüne itaat edin ve amellerinizi iptal etmeyin’’ diyen ayet-i kerime ki bu ayet-i kerime Muhammed Suresi’nin 33. ayet-i kerimesi olarak bunu Hanefiler ve emsallerini delil koymuşlardır. Yine, ‘’İbadetleri kesmek ve yarıda bırakmak haramdır’’ da demişlerdir. İbadetler, bir zarûret mecburiyet olmadan yarıda kesilemez. Nafilelerde her iki rekât tek başına bir namazdır, Hanefilere göre. Nafile namaza kim başlarsa; bu namazı bozarsa onu kaza etmesi gerekir.

45:11

Çünkü başladığı ibadeti bozmuş. O ibadeti kaza etmesi, üzerine borç olmuştur. Nafile namaz kılanın birinci oturmak ile yetinmesi konusunda da; öğle namazı ile cuma namazından önce ve sonraki sünnetlerde olduğu gibi müekked sünnetlerden olan dört rekâtlı bir nafile namazın ilk oturuşundaki teşehhüt ile yetinebilir. Üçüncü rekâta kalkınca istiftah duasını okumaz. Müekked olmayan dört rekâtlı nafile namazları kılan kişi ilk oturuşta teşehhüdü okur. Salli-Barik’leri okur. Ve üçüncü rekâtın başında istiftah yani Sübhaneke Duası’nı okur. Bunun ile Eûzü Besmele’yi de okur. Bu ikindinin sünneti, yatsının ilk sünnetlerinde olduğu gibi ve diğer nafileleri de olduğu gibi ilk iki rekâttan fazla nafile namaz kılanlar için, yani iki rekâttan fazla nafile namaz kılanlar için bir de bu konuya şöyle bir göz atalım. İki rekâttan fazla nafile namaz kılarsa bir kimse ve iki rekâtın sonunda teşehhüde oturmasa, istihsana göre bu namaz sahih olur. Yine bu namaz dört rekâtlı namazlardan biri haline gelmiştir. Son oturuş farzdır. Dört rekâtlı namazlarda ise son oturuş farzdır. Dört rekâtlı namazlarda ilk oturuş terk edilince sehiv secdesi ile tamamlanır. Fakat üçüncü rekâtın secdesine varmadan hatıra gelirse ilk oturuşa dönmek vacip olur. Bak, 3. rekâtın secdesine varmadan hatıra gelirse oturuş ilk oturuşu dönmek vacip olur, demişlerdir. Yine oturarak veya bir vasıta üzerinde namaz kılma konusuna da şöyle bir bakalım. Gücü yeten bir kimsenin nafile namazı oturarak kılması caizdir. Yatarak kılması caiz değildir gücü yeten için. Mükâfatı tabii ki ayakta kılanın yarısı kadardır, mesela oturarak kılan kişi sevabın yarısını alır. Gücü yete yete yapıyorsa nafile namazlarda farzlarda bu yapılamaz zaten. Ancak nafile namaz bir özür sebebiyle oturarak kılınıyorsa bunun mükâfatı tamdır. İşte kıymetliler, ayakta namaz kılmak daha faziletlidir nafileler için. Farzlarda zaten mecburdur gücü yetenler. ‘’Her kim oturarak namaz kılarsa onun için ayakta namaz kılanın mükâfatının yarısı vardır’’. ‘’Her kim uyuklayarak namaz kılarsa onun için oturarak namaz kılanın mükâfatının yarısı vardır’’

50:01

diye bir Hadis-i Şerif Peygamberimiz’den rivayet edilmiştir ve kıymetli muhaddislerimiz rivayet etmişlerdir. Bunlardan biriside Sahih-i Müslim’dir. Gücü yeten kişinin nafile namazı oturarak tamamlaması caizdir. Ancak iftitah tekbirini ayakta almış bulunması da şarttır. Müekked sünnet de olsa yine nafile namazları şehrin dışında binek üzerinde eda etmek caizdir. Binek ne tarafa yani vasıta ne tarafa yönelirse yönelsin bu namaza zarar vermez. ‘’Sevgili Peygamberimiz’in (A.S.V.) nafile namazları bineği üzerinde kıldığını gördüm’’ diyor. Kim? Cabir Hazretleri. ‘’Rükû ve secde için ima eder fakat secdeleri rükûlardan daha fazla eğilerek yapardı’’ diye bu Hadis-i Şerifi rivayet etmiştir. Ve bunu da muhaddisimiz kendi sahihinde rivayet etmiştir. Yürüyen kimsenin namaz kılması sahih değildir. Eğer özürsüz olarak bir yere yaslanırsa yine bu namaz mekruhtur. Konumuz nafile namazlar kıymetliler, konuyu unutmayalım. Yine vasıta üzerinde farz veya vacip namaz kılma konusuna da bir bakalım. Farz, vitir, adak namazı, nafile namazının kazası ve cenaze namazı, tilavet secdesinin eda edilmesi, bunlar doğru değildir, demişlerdir. Nerede? Vasıta üzerinde yani bir hayvan üzerinde gidiyorsun. Ancak, -bak- burada (kişi) bineğinden vasıtasından indiği zaman zarar görecekse, ortada bir zarûret ve özürler varsa; bu özürleri sebebiyle veya hastalık dolayısıyla caizdir, diye fetva verilmiştir. Ve bunun gibi özürler sebebiyle bu namazlar binek üzerinde de kılınabilir. Fakat özürlüler mazeret sebebiyle -dikkat ediniz- yani farzları kılmak için bir binek veya vasıtadaki (kişinin) bir özrü, mazereti olması gerekiyor. Şimdi uçaklarda, arabalarda, gemilerde; Ebû Hanife İmâm-ı Âzam’ın görüşüne göre şöyle bir bakalım. Özürsüz olarak da olsa gemide, uçakta ve arabada oturarak farz namaz kılmak caizdir İmâm-ı Âzam’a göre. Ancak rükû ve secdeye varmak şartı ile, demiştir. Yine Ebû Yusuf ile İmâm-ı Muhammed’in görüşlerine göre özürsüz olarak; gemi, uçak ve arabada oturarak kılınan namaz sahih değildir. Yani özür yoksa mazeret yoksa, demişlerdir. Özürlerden bazıları, mesela baş dönmesi ve dışarıya çıkamama gibi özürler varsa diyor.

55:03

Bir de uçak havada gidiyor. Uçakta namaz kılacak yer yok. Burada bir mazeret var. İmâm-ı Âzam’ın görüşü orada devreye girer. Gemilerde namaz kılabilmek için kıbleye yönelmiş bulunmak, araç döndükçe kıbleye dönmek şarttır, demişlerdir. Gemilerde bu mümkündür. ‘’Şiddetli rüzgârın salladığı gemiler, seyir hâlindeki gemi gibidir’’ de, demişlerdir. Evet, kıymetliler. Sevgili Peygamberimiz’den gemide namaz kılmanın hükmü soruldu. O rahmet Peygamberi (A.S.V): ‘’Gemide (isen) ayakta kıl. Ancak boğulmaktan korkulursa bu müstesna!’’ buyurdular. Yani zarûret varsa istediğin gibi kılarsın. Oradaki duruma göre, yeter ki namazını kıl, bu kuralları da bil. Ve ulemanın keşiflerini, istinat ettikleri delillere de bak. Âlimin ilmiyle bu müçtehitlerin durumuyla hareket et. Onların ilmi istinat tarzlarıyla ilmi delilleriyle hareket et. Şimdi buraya kadar Hanefiler’in görüşlerini yansıtmaya çalıştık. Buradan keşif notları vermeye çalıştık. Şimdi de Mâlikî ekolüne göre bir bakalım. Mâlikî ekolünde nafile namazlar sünnet, fazilet ve nafile olarak kısımlara ayrılmış. Sünnet namazlar bunlar da vitir namazı bir rekât olup bu namazda Fatiha, İhlas ile Muhafazateyn Sureleri, Nas yani Felak okunur, demişlerdir. Yine sabah namazının iki rekât sünneti buna rağibe namazda denilir. Bu namaza rağibe namazı da denilmiştir. Sadece zevale kadar kaza edilebilir. Burada Hanefilerle aynıdır Mâlikîler. Önce farzını kılmışsa güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar kılınması mekruhtur yani ‘kerâhat vaktinde kılma’ diyorlar. Hanefiler de aynı görüştedirler. Yine sabahın sünnetini kılarken Kafirûn Suresi’ni, İhlas Suresi’ni okumak da ayrıca sünnettir. Nafile namazlar Ramazan’ı Şerif bayramı namazı -bakın- bunlar Mâlikîlerde bayram namazları nafile namazı olarak, Kurban Bayram namazı, güneş tutulması namazı ay tutulması, namazı yağmur duası namazı, tilavet secdesi, tavaf için kılınan 2 rekât tavaf namazı, ihramdan önce kılınan 2 rekât namaz, bunlar Mâlikîlerde nafile namazlar olarak zikredilmiştir. Bi rde Mâlikîlerde azilet namazları diye namazlar vardır. Abdest aldıkça iki rekât namaz bunlardandır. Mescide giren kimsenin tahiyyat namazı kılması, kerâhat vakitlerinde de olsa bu namaz kılınır, bunlara göre.

1:00:00

Farz namazı kılmakla da eda edilebilir. Kuşluk namazı, bu müekked bir namaz. İki rekât en azı, en çoğu sekiz rekâttır, demişlerdir. Gece namazı, bu da müekked bir namazdır Mâlikîlere göre.’’On rekâttır, hatta bunun sınırı yoktur’’ da demişlerdir, kılabildiğin kadar kıl da demişlerdir. Teravih namazı müekked sünnetlerindendir ve Mâlikîlerde de bu namaz yirmi rekâttır. Aynen Hanefilerde olduğu gibi. İki rekâtta bir selâm verilerek kılınır. Öğle namazından önce ve sonra, ikindiden önce, akşam namazından sonra namaz kılmak, müekked ibadetlerdendir Mâlikîlere göre. Diğerlerinde olduğu gibi’’2 rekât kılmak yeterlidir’’ de, demişlerdir. Akşam namazı dışındaki namazlarda 4 rekât kılmak menduptur. Akşam namazından sonra ise 6 rekât kılmak menduptur, demişlerdir. İşte burada evvabini de içine almışlar. Haremin tahiyyesi yani Kâbe-i Şerif’de, Mescid-i Haram’da namaz kılmak, oranın tahiyyesi Beytullah’ı yedi defa tavaf etmektir, demişlerdir Hanefilerde olduğu gibi Mâlikîler de. Nafile namazlar Mâlikîlerde şu habere istinade ederek; ‘’Herhangi bir adam bir günah işler sonra kalkıp temizlenir. Daha sonra namaz kılıp Allah’tan günahının örtülmesini isterse, -yani istiğfar ederse- Allah Teâlâ, onun günahına mutlaka mağfiret eder’’. Daha sonra ‘’Bir kötülük işleyenler yahut kendilerine zulmedenler eğer Allah’ı zikredip günahlarından istiğfar ederlerse..’’ diyen ayet-i kerimeyi sonuna kadar okudu diyor. Şimdi tabii bu Sevgili Peygamberimiz’den gelen bir Hadis-i Şeriftir. Peygamberimiz’den rivayet edilmiştir ve kıymetli muhaddislerimiz vardır bunu rivayet eden aynı zamanda muhaddislerimiz sahih eserlerinde sahih olarak rivayet ettiklerini de söylemişlerdir. Bu kaynaklardan biri de Et-Terğib ve Terhib’dir. Evet kıymetliler. Yine şöyle bir bakıyoruz ki; bu yüksek âlimler Yüce İslam’ın delillerini çok güzel incelemişler keşfetmişler ve rahmet üzerine rahmet oluşuyor. Bunların ilmi ihtilâfları rahmettir. Cahilin ihtilâfı azaptır. Tefrikalar, bölünmeler azaptır ama âlimlerin ihtilâfı müçtehitlerin rahmettir. Onun için hangi mezhebe mensup iseniz o mezhebin delilleri ortadadır. Seve seve o mezhebin delillerini istinad ederek dininizi, Yüce İslam’ı yaşayın. Çünkü onlar hak mezheplerdir, hak âlimlerdir. Sağlam delillere istinad etmektedir. Bu deliller: Edille-i Şer’iyye, Kitap (Kur’an-ı Kerim), sünnet, Peygamberimiz’in Hadis-i Şerifleri, icmâ ve kıyas, aslî ve fer’i deliller olmak üzere; yüksek âlimlerimiz bu delillere istinade ederek mezheplerini kurmuşlardır. Yoksa bu âlimlerin hiçbiri rastgele hareket etmemiştir. Bunlar Ehl-i Sünnet yolunun sağlam âlimleridir. Sağlam müçtehitleridir (Rahmetullahi Aleyhim Ecmaîn). (Allah) Her sözü hak ve nur olan kullarından eylesin. Her işi hak ve nur olanlardan eylesin.

1:05:51

 

 

(Visited 116 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}