HadısŞerifKülliyatı 7-01

7- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 7

7- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 7

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

‘’Elhamdülillahi rabbil alemin vesselatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Euzu billahissemiil alimi mineşşeytanirracim min hemzihi ve nefkıhı ve nefsihi. Allahümme salli ve sellim ve barik alâ Muhammedin ve ala ali Muhammed bi adedi ilmih sübhaneke allahümme ve bihamdik ve tebare kesmük ve teâlâ ceddük vela ilahe gayruk. Bi adedi halkıhi ve minel mizan ve müntehel-ılmi ve meblegar-rıza vezinetel arş’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler; hadisi şeriflerin külliyatından keşif notları vermeye devam ediyoruz. Usulü hadis dediğimiz zaman hadisi şeriflerin ilmi ile aslını esasını inceleyen ilim demektir ki usulü hadis. Usule metodoloji de denmiştir hadisi şerifler dinimizin ikinci de kaynağıdır. Usulü hadisi şeriflerin kaynağı Kur’an’ı Kerim ve sünnettir. Tıpkı usulü fıkıh, usulü tefsir ve Usuliddin diğer dini ilimlerin usulünde olduğu gibi. Usul kaideleri menşeini ayeti kerimeler ve hadisi şerifler de bulmaktadır. Şimdi örnek vermek gerekirse Hz. Ebubekir yeni bir hadisi şerif işitince şahit istemeye başlar. Hz. Ömer ise bir adım daha ileri giderek çok hadis rivayetini yasaklar bazılarını bu yüzden sigaya çeker ve hatta hapse de atar şüphe ettiklerinden, niçin hadisi şerifler Peygamber sözüdür, Peygamber efendimizin sözleri işleri takrirleridir, rastgele konuşmaya gelmez. Kim doğru haber vermezse cehennemdeki yerine hazırlansın, yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın diye Peygamberimiz bunları önceden haber vermiştir. Onun için hadisi şerifler Ehlisünnetten olanlardan alıp ehli bid’a olanlardan rivayet almadılar. Yani rivayet eden hadisi şerif âlimleri çok titiz davrandılar, bu aslı esasa riayet etmek aslı korumak için. Ehli bid ’atın rivayet ettiği hadisi şerifleri almadılar, onun için kıymetliler İmamı Azam zamanına kadar takarrür etmiş ve onun müstesnadandı olan hadise müteallik birçok prensip ve kaideyi görmek mümkündür.

 

Dakika 5:00

 

Bu İmamı Azam’ın dünyadan ukbaya yürüyüşü 150, ondan sonra İmamı Şafii hazretleri de 204 tarihine kadar gelişmekte, gelişmekten öte siste matize edilerek gelmiştir ve müçtehit âlimlerimiz bu konu da gereken aslı esası iyi incelemiş asla sadık kalmanın yollarını iyi incelemişlerdir. Selef devrin de usulü hadis en mükemmel usul kitabının vefatı 643 olan İbnu’s Salah tarafından yazıldığını bilmekteyiz usulü hadis hakkında. Bunun için nitekim Abdurrahman İbni Mehdi’nin İmamı Malik hakkın da şu sözü konumuz açısından çok manidardır ve son cümlesini diğer mezhep imamları hakkın da aynen tekrar etmemize hiç bir mani de yoktur. Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın hadisi şerifleri hususun da kendisine güvenebileceğim kimselerden yeryüzün de sadece Malik İbni Enes kaldı, rivayet ettiği hadislerin sıhhati hususun da kimseyi ona tahkim etmem, onun rivayetleri başkalarının rivayetlerinden daha sahihtir. Hadisi şerifleri ondan daha sağlam zapt etmiş birini bilmiyorum. Şimdi görüyorsunuz ki İbni Mehdi’nin bu görüşü Maliki hazretlerini iyi tanımış olmasındandır. İmamı Azam için de İmamı Azam hazretleri için de Zülcenaheyn dediler, fakih oldukları kadar muhaddis, muhaddis oldukları kadar da fakih idiler. Ebu Hanife İbni Abdilber’in kaydına göre İbni Harun 1000 kişi ile karşılaştım diyor, ekserisinden hadis yazdım onlar arasında şu 5’ten daha fakih, daha vera sahibi, daha âlim birine rastlamadım, bir bunların birincileri de Ebu Hanife İmamı Azam’dır dediler. İşte bizim müçtehit âlimlerimiz böyle çok kıymetlidirler hepsi de. Evet, kıymetliler; sünnet dediğimiz zaman fıkıh anlamak tarihi vakaya daha uygun düştüğünü de görmekteyiz. Kuran-ı Kerim’den aslı öğreniriz, o aslın nasıl uygulanacağını da Peygamberimizden yani hadisi şeriflerden, sahih sünnetten öğreniriz. Hatib’ül Bağdadi ise bakın ne diyor; İmamı Azam hakkında şu takdirlerini söylüyor; fıkha ait hadisi şerifleri hıfzedenlerin en çok ezberleyeni, onları tetkikte en ziyade titizlik göstereni, onlardaki fıkhı en iyi bileni idi İmamı Azam diyor. İbni Âdem de şunu söylüyor; Numan kendi kendisin de bilinen bütün hadisi şerifleri topladı, kendi beldesin de bilinen bütün hadisi şerifleri topladı ve Hz Peygamber Aleyhisselatu Vesselam’ın vefatı sırasın da amel etmekte olduğu sünnete 1. derece de atfı nazar etti.

 

Dakika 10:12

 

Ebu Hanife’nin tasniflerin de 7000 küsur hadisi zikrettiğini, asarını 40000 hadisten ittihab ettiğini Muhammed İbnu Sema bildirmiştir. Süfyan İbni Uyeyne kendisini ilk muhaddis yapanın Ebu Hanife olduğunu bildirir. Yine Yahya İbni Main de şöyle der; Ebu Hanife sikadır, her yönüyle güvenilen birisidir, ezberlediğinden başkasını rivayet etmez, iyice ezberlemediğini hiç rivayet etmez. Şube İbnu Haccac El Vasıti de İmamı Azamı tevsik edenler takdir edenler arasın da yer alır, Ebu Hanife’nin muhaddisliği çok yönlüdür. İşte kıymetliler, İmamı Azamı hadis âlimleri böyle överken bazı aklı sivri olanlar onu her yönüyle tanıyamayanlar başka türlü cahilce kelimeler kullanabilirler. Bunlar güneşe karşı şemsiye tutmaktan başka bir şey değildir. Ebu Hanife İmamı Azam hadisi şerifler de nakittir cerh ve tadil sahibidir. Tirmizi’nin elin de Yahyal Himmani’den bakın ne diyor; Ebu Hanife’yi işittim şöyle diyordu; Cabiru’l Cufi’den daha yalancısını, Atadan daha evlasını görmedim, bakın sağlam ravileri de, sakat ravileri de İmamı Azam iyi bildiğini Tirmizi hazretleri söylüyor. Yine Beyhâkî de bakın ne diyor; Abdülhamit El-Himmani’den şunu nakleder; Ebu Saad Essanani’yi dinledim, Ebu Hanife’ye doğrularak dedi ki ey Ebu Hanife, Sevri’den hadis alma hususunda ne dersin dedim. Cevaben ondan hadis yaz çünkü o Ebu İshak’ın Haristen naklen rivayet ettiği hadislerle Cabiru’l Cufi’nin hadisleri hariç diğer bütün rivayetlerin de sikadır. İşte Süfya’nın beni hadis için oturtan Ebu Hanife olmuştur bak Süfyan da böyle diyor, Ebu Hanife Zeyd İbnu Ayyaş hakkın da şöyle şunu söyler; bu zat meçhuldür, yani durumu bilinmeyen kişidir demiştir. Zehebi bakın ne diyor; Ebu Hanife’nin Cafer İbnu Muhammed’den yani Es Sadık Caferi Sadık Hazretlerinden daha fakih birisini görmedim dediği zikreder Zehebi söylüyor bunu da. Mürsele gelince böyle hadis zayıftır, Mürsel’le muhaddislerin Cumhur’ları ve Şafii’ce ihticâc caiz değildir.

 

Dakika 15:07

 

Malik Ebu Hanife ve içerisin de Ahmet’in de bulunduğu bir taife ise de sahihtir demişlerdir. Bunlar kendileri açısından inceledikleri duruma göre hepsi doğru söylemişlerdir. Ebu Hanife Mesturun rivayetini kabul etmiştir. Yani üstü kapalı ona bu görüşün de İbni Hibban tabi olmuştur. Derim ki Ebu Hanife’nin sözünden rivayet hususun da onun ne kadar ihtiyatlı olduğu anlaşılmaktadır. Evet, kıymetliler; İmamı Azam bakın ne diyor; adaleti her tarafa yayılmış İmamı Azam’ın adaleti, imameti ise bütün Müslümanlar arasın da yeryüzün de içtihat etmiştir öne çıkmıştır. Gökyüzündeki güneş gibi ziyası ile şark ve gark diyarlarını sarmıştır. İmamı Azam böyle bir hem fakih hem muhaddistir ve şöyle demiştir İmamı Azam; Şia’ya mensup olanlar gerekse kendi rızalarıyla sultanla temasta olanlarının Müslümanlarına imam olması caiz değildir. Ehli bid ’attan ve Şia’nın hadiste durumu belli olmayanlarından ve diğer bütün şüphelilerin tamamından İmamı Azam hadisi şerif almamış almayın da demiştir. Fakat bakın Caferi Sadık hazretlerini de övmüştür, övülecekleri övmeyi yerilecekleri yermeyi bilenler işte gerçek âlimlerdir. Ebu Hanife’nin hadisi şerifleri kabulündeki şartları şöyle bir bakın bunlara dikkat etmek gerekmektedir. Haberi vahit, iki delilden kuvvetlisi ile amel prensibine uyarak hareket etmiştir İmamı Azam, yine kitabın umumi prensiplerine ve zahirlerine muhalefet etmemelidir demiştir. Bu konuda da iki delilden yine kuvvetlisi ile ameldir demiştir. Bunlar haberi vahidi inceleme konusundadır. Haberi vahit meşhur sünnete muhalefet etmemelidir demiştir, burada da yine durumu incelemiş iki delilden kuvvetlisi ile amel edilir demiştir. Yine haberi vahit kendisine eşit olan bir başka habere de muhalefet etmemelidir demiştir. Yine bu çeşit iki haberden biri tercih sebeplerinden biri ile diğerine üstün kılınır demiştir. Ravi rivayet ettiği hadise muhalif amel etmemelidir demiştir bu da Ravi’nin şahsi kişiliği ile ilgilidir. Yine haberi vahit münferit kalmamalıdır, haberi vahit Belva-ı Amme üzerine olmamalıdır. Hüküm de ihtilaf eden sahabelerden biri onlardan birinin rivayet ettiği haberle ihticâc’ı terk etmemiş olmalıdır demiştir.

 

Dakika 20:01

 

İşte görüyorsunuz Ebu Hanife Ehli Rey’in imamıdır, kendisini Neshi İbnu Adi ve başkaları hıfzı cihetinden taz’if etmişler, Ali İbnü’l Medeni gibi gibiler de bu konu da Hasan İbnu Salih ve diğerlerinin tevsiki yanın da itibar edilmez demişlerdir. Yani Ebu Hanife’yi iyi tanıyanlar iyi övmüşler takdir etmişlerdir. Bir de kıyıdan köşeden yandan tanıyanlar ise hakikati tam ortaya koyamamışlardır rastgele konuşanlar da olmuştur. Yine İmamı Azam’ın hadisler konusun da bakın ne diyor; seleften birinin hadis hakkın da tam sebkat etmemelidir, rivayetlerin ihtilaf halin de hudut ve ukubatla ilgili meseleler de daha hafif olanını almak esastır demiştir. Ravi’nin rivayet ettiği değişmemiş olmalıdır demiştir. Haberi vahit sahabe ve tabiin arasın da muhalefet etmemelidir demiştir. Ravi rivayet ettiği şeyi iyice hatırlamadıkça kabul etmesi caiz değildir de demiştir. Bura da İmamı Azam’ın cerh ve tadil konusun da, ravileri inceleme konusun da bakın bir hadisi kabul etme konusun da nasıl titiz davrandığını görmekteyiz. Evet, kıymetliler; hadis, sünnet, eser, haber, rivayet bunlar genel de aynı manaya olmakla araların da farklı anlamlar da taşımaları mümkün olarak görmekteyiz. Onun için haber, hadisi şerif, sünnet rivayet ve eser gibi kelimeleri biraz üzerin de örneklerle duralım. ‘’Enam Suresi 68. ayeti kerimede’’ Cenabı Hak; ayetlerimiz hakkın da münasebetsizliğe dalanları gördüğüm zaman onlar Kuran-ı Kerim’den başka bir söze, sözle meşgul oluncaya kadar kendilerinden yüz çevir. Evet, kıymetliler; şu ayette de hadis kelimesi lügat anlamındadır. Evet, hadis kelimesi lügat manasın da olmak üzere Kuran-ı Kerim’de birçok ayetler de kullanılır, bu okuduğum ayeti kerimenin mealinde de hadis kelimesi lügat anlamın da kullanılmıştır. Yine şu ayeti kerimede de yüce Allah ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir inzal eylemiştir. İşte yine burada da hadis kelimesi lügat anlamın da bu ayette de gelmiş ‘’Zümer Suresi 23’’ Ey Allah’ın Resulü kıyamet günü sizin şefaatinizden en ziyade kim istifade edecek?

 

Dakika 25:06

 

Sorusuna cevabı sırasın da şöyle dediğini tekrar hatırlatmış olalım, evet bu hadis kelimesi iki sefer kullanılıyor burada da. Ey Ebu Hureyre bu haber hadis hususun da senden önce bir başkasının soru sormayacağını tahmin etmiştim. Zira senin hadise olan hırsını biliyordum, burada da Peygamberimiz bu cevaba iki defa hadis kelimesi ile cevap vermiştir. Bir de sünnet anlamın da lügat olarak kullanıldığını görüyoruz hadisi şeriflerin bu da yol demektir. Bakın hadisi şerif’te bu konuda da Peygamberimiz bu anlama geldiğini, sünnetin yol anlamına geldiğini bu hadisi şeriften anlıyoruz ve emsallerinden. İslam’da kim bir iyi yol açarsa yenilik adet getirirse açana bu işin ecri vardır mükâfatı vardır. Ayrıca bu iyi yolda gidenlerin kazandığı sevabın bir misli onlarınkinden eksilme hâsıl etmeksizin kendisine o sevap verilir. Kimde İslam da kötü bir yol açarsa ona da bu işin günahı vardır. Ayrıca o kötü yolda gidenlerin günahının bir misli onlarınkinde eksilme olmaksızın kendisine yüklenilir. Benim sünnetimi beğenmeyen benden değildir, işte hadisi şerifin bakın sünnet anlamına da geldiğini, hadis anlamına da geldiğini görmekteyiz. Size sünnetime uymanızı tavsiye ederim benim sünnetimi beğenmeyen benden değildir. (فَلَيْسَ مِنِّي) Evet, kıymetliler; yine önce geçen milletlerin sünneti tabirinde de olduğu gibi bu da hem yol hem kanun, hem de Sünnetullah Allah’ın kanunları anlamında da gelmektedir. ‘’Maide 38, Hicr 13, Kehf Suresi 55’’ de olduğu gibi ‘’Ahzap Suresi, Fatır Suresinde’’ de olduğu gibi. Muhaddisler hayat rehberi olarak görmüşlerdir Peygamber efendimizin bizzat kendini ve sünnetini. Allah’ın Resulün de sizin için güzel bir örnek vardır, işte ‘’Ahzap Suresi 21. Ayeti kerime’’                                                   (لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ) buyurulmuştur. Söz, fiil, takrir, şemail, ahval, halki veya hulki sıfatlar etvar sünnettir rivayet edilmelidir, korunmalıdır da demişlerdir. Bunlar Peygamber efendimizle ilgili olanlardır. Fakihler öncekilerle bir şeriat koyucu olarak bakarak, onun fiillerinin mutlaka şer’i bir hükme delalet edeceğini kabul ederler fakihler. İşte onun için Allah’ın Resulü Aleyhisselatu Vesselam’ın fiil ve sözlerinden kulların fiillerine farz, vacip, sünnet, müstehap, haram, mekruh, müfsit, mübah ve vesaire nev’inden tereddüt edecek ahkâm ararlar. Kimler? Fakihler.

 

Dakika 30:19

 

Onun için nübüvvetten önceki hayatı ile ilgili olan veya herhangi bir hükme delalet etmeyen rivayetlere fukaha fazla itibar etmez. Bunlara Peygamber olmadan önceki hayatına onlar sünnet demezler ama değer verirler. Çünkü Mevla’nın koruması altındadır çocukken de, abdest uzuvlarının belli bir sırayla yıkanması Kuran-ı Kerim ile sabit olduğu halde Hanefilerce bu sünnettir, Şafiilerce farzdır, Mushaf’ın Cem’i ümmetin tek bir kıraate sevki devlet divanlarının teşkili, hadislerin tedvini vesaire. İşte bunlar da yine olmazsa olmaz görevlerdendir. Sünnet merfu mevkuf ve maktu olmak üzere üçe ayrılmaktadır, ahkâm tespit ve takrir eden kavil, fiil ve takrirlerine yöneldiler onlara sünnet dediler. Bura da Sünnetullah hem sünnet anlamın da hem yol anlamın da hem de ilahi kanunlar anlamın da yerine göre bunlar bir, bir kullanılmaktadır. İşte ulemanın yeri her zaman yüksektir, ulema âlim olmayanlar bu işlerin hükmünü bilemezler. Hadisi şeriflerin hükmünü de müçtehit fakihler bilir, onun için Kuranı Kerim’den, sahih hadisi şeriflerden hüküm çıkaranlar müçtehit âlimlerimiz fakihlerimizdir. Bunun için de illaki mezhep yani ekol bu işi iyi bilenlerin okulun da okumak gerekmektedir. Bilmeyenler bilenlerden ömürleri boyunca istifade etmek zorundadırlar. Evet, kıymetliler; eser bir sözü nakletmek Peygamber efendimizden rivayet edilmiş dua anlamına gelmektedir eser, hem sözü nakletmek hem de Peygamberimizden rivayet edilen dua anlamına da gelmektedir. Haber yine geçmişten bir nakli ifade etmektir. Sünnet hadis eser haber gibi birbirine yakın ve hatta müteradif eş anlamlı kelimelerin hepsini ifade edebilecek bir tabirdir rivayet. Onun içinde hadisi şerifleri rivayet edenlere raviler denmiştir. Hadisi şeriflerin tahlili konusunda da senet ve metin üzerin de çok iyi durmuşlardır. Hadisi şerifteki senet de sözgelimi merfu bir hadis mevzu bahis ise o sözün Hz. Peygamber’e olan nispetini garantiler. Mevkuf bir hadis mevzu bahis ise sahabeye olan nispetini garantiler. Bir başka deyişle senet bir sünnetin Peygambere ait olduğuna dair olan iddiamızı ispat eden yegâne delildir.

 

Dakika 35:05

 

Onun için burada hadisi şeriflerin durumu senet ve metin olup baktığımız zaman senette merfu hadis, bunlara mevkuf hadis, bunlar hep incelenmiştir. Merfu Peygamberimize mevkuf da sahabeye istinat etmektedir. Onun için hadisi şerifler senedi ile metni ile mükemmel incelenerek kayıt altına muhafaza altına alınarak tedvin edilmiştir ve mükemmel mi mükemmel bir çalışma ile de bu günlere kadar gelmiştir, kıyamete kadar da gidecektir. İsrail oğulları Tevrat’ı koruyamadılar Tevrat bozuldu kayboldu. Yine İncili koruyamadılar o da bozuldu kayboldu, gerçek İncil, gerçek Tevrat yok dünya da ama yüce İslam, Kuran-ı Kerimi tevatür yolu ile bugüne kadar getirdiği gibi Mevla’nın koruması altın da, Müslümanların kalplerin de ezberlerin de ibadetleri ile okuyuşları ile milyonlarca hafızları ile âlimleri ile fakihleri ile muhaddisleri ile Kuran-ı Kerim nasıl muhafaza edilmişse hadisi şerifler de senet ve metin olarak çok iyi incelenmiş ve derecelenmiş bugüne kadar sağlam yoldan gelmiştir. Kıymetliler, eğer doğru sözlü iseniz size indirilmiş bir kitap veya intikal etmiş bir bilgi kalıntısı getirin ‘’Ahkaf Suresi ayet 4’’ Kuran-ı Kerim dünyaya meydan okuyarak geldi sahih sünnet de böyle. Yine İbni Ömer (R.A) Hazretleri, Peygamber efendimiz bakın ona şöyle emretmiştir; Ey İbni Ömer dinine sahip ol, dinine sahip ol bil ki o seni ayakta tutan bedenin damarların da akan kanındır. Dinini kimden aldığına iyi dikkat et istikameti doğru olanlardan al, eğrilerden alma diye sıkı tembih etmiş İbni Ömer’in şahsın da bütün dünyadaki ümmetine kıyamete kadar bu mesajı Peygamberimizin verdiğini görüyoruz. Hz. Ali (R.A) Küfe mescidin de şu uyarıyı eksik etmemiştir, bu ilmi hadisi şerifleri kimden aldığınıza dikkat edin zira o dindir. Bakın Hz Ali de kendi cemaatini böyle uyarmış ama bakın onu da dünya dikkate almış ki bugüne bugünlere kadar gelmiştir. İşte Ravi sayısı az olan senetlere ait ali isnat denmektedir, Ravi sayısı çok olan senetlere de nazil isnat denmiştir. Evet, kıymetli dostlarımız; yine İmamı Azam’ın çalışmaları karşısın da, İmamı Azam’ın ilmi karşısın da Evzai hazretleri de sükût ediyor.

 

Dakika 40:09

 

İmamı Azam gerçekleri açıkladığı zaman Evzai bir selef âlimidir ama İmamı Azam selefin de hocasıdır, halefin de hocasıdır bütün Müslümanların müçtehididir âlimidir, bütün diğer kıymetli müçtehitlerimiz de böyledir. Onun için kıymetliler, başta dört mezhebin müçtehitlerinin kıymetlerini kıymetini iyi biliniz, hepsine rahmet okuyunuz ve bunlara yakın olan diğer müçtehitlerimizin de kıymetini biliniz ama bunlar öne çıktığını da unutmayınız. Şimdi raviler ile de incelenmiş hadisi şeriflerin senedi, metni incelendiği gibi rivayet eden hadisi şerifleri de kimseler de iyi incelemiştir. Sünneti adabına göre nakleden kimseye Ravi denmektedir, bakın yani hadisi şerifleri hadis ilmin de adabına göre nakleden kimseye Ravi denmiştir. Onun için raviler çok iyi incelenmiş, öyle herkesin rivayet ettiği hadis hemen alınmamış, birinci raviler Sahabeyi Güzin’dir bunu hiç unutma! Sahabe hakkın da ise Allah’ın övgüleri var. Hz. Peygamber (A.S.V) ile kendisine inanmış olarak karşılaşıp İslam üzere ölen kimselerdir sahabeler, onun için ne mutlu beni görüp iman edene, ne mutlu beni göreni görene. İşte bu da Peygamber efendimizden rivayet edilmiştir. Allah’ın övdüğü kimseleri eğer sen tenkit etmeye, onları karalamaya çalışırsan yandın, bu geceniz var ya bakın Peygamber efendimiz bundan 100 sene sonra şu anda mevcutlardan kimse yeryüzün de kalmayacaktır. Yani Ashabı Güzin’in devri Peygamberimizin bu sözü söylediğinden 110 sene sonra bitmiştir. En son sahabe de hicri 100 tarihlerin de veya 110 tarihin de dünyadan göçtüğü rivayetleri vardır. Sahte sahabeler de incelenmiş, sahtekârlar biz sahabeyiz diyenler de incelenmiş ve bunlar kayıt altına da alınmış tarihleri bile yazılmıştır. Bu sahte sahabelerden birisi İbnü’l Hattab Bağdat’ta zuhur etmiş bunun ölmesi 327 hicri, miladi 938, yine İbnu Nestur denilen Errumi Farabta çıkmış bu da 350 yılların da ben sahabeyim diye sahtekâr ortaya çıkmıştır,  Sarbatak denilen birisi Hindistan’da ortaya çıkmış 333 yılların da ölmüştür. Cübeyr İbnü’l Haris de bu da 576’dan sonra öldüğü söylenmektedir ve bunların isimleri ortadadır.

 

Dakika 45:18

 

Kıymetli dostlarımız; şimdi daha önce de hatırlattığımız gibi Ebut Tufeyl Amir İbnu Vesile (R.A) El Cüheni’nin en son vefat eden sahabe olduğun da ittifak etmiştir hadis âlimlerimiz. Onun da dünyadan göçmesi en son sahabenin 100 ve 110 tarihleridir hicri olarak. Bunun için İslam âlimleri o kadar güzel çalışmışlar ki bunlara gece gündüz dünya Müslümanları rahmet okumalıdır (Rahmetullahi Aleyhim Ecmain ve Mağfiretüh) Cenabı Hak onlara bol, bol rahmet eylesin, mağfiret eylesin, merhamet eylesin, rahmetinin ve fazlının için de ebedi mutlu olan kullarından eylesin. Bizden onlara böyle dua etmemiz gerekiyor, çünkü onların ekolu bize kadar sapasağlam gelmeseydi, biz size bu ilimleri nereden verecektik? Yüce Allah’a hamdolsun o âlimlerimize bu gayretleri veren ömürlerini yüce İslam’a vakfettiren Allah’ın lütfudur, keremidir, fazlıdır bunu da unutma. Her nimetin asıl sahibi Allah’ın kendisidir. İslam âlimlerini böyle harekete geçiren mükemmel çalıştıran onlara bu imkânı ve bu ilmi bu zekâyı bu gücü kuvveti veren yüce Allah’a da namütenahi uçsuz bucaksız hamdü senalar olsun.

 

‘’Elhamdülillah bi adedi halkıhi ve minel mizan ve müntehel ilm ve mebleğerrıza ve zinetel arş allahümme salli ve sellim ve barik alâ Muhammedin ve ala ali Muhammed bi adedi ilmih’’

 

İnşallah bugünkü dersimizin de sonuna gelmiş bulunuyoruz inşallah derslerimiz devam edecektir.

 

Dakika 48:12

 

(Visited 70 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}