hayat veren

71- Tefsir Ders 71 hayat veren nurun keşif notları

71- Kuran-ı Kerim Tefsir Dersi 71

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Şimdi kıymetli dinleyenlerimiz, öz anlamını verdiğimiz âyetlerin şimdi de biraz daha açıklamasına, keşif, tefsir ve teviline devam ediyoruz.

İslam, ihsân, adâlet, hukûk, sebât, ciddiyet, merhamet, yardım gibileri îmânın gereğini emreder. Şimdi İslam’ı öncelikle amir hükümlerinden bakın şunlar başta geliyor: İhsân daima İslam ihsânı, iyiliği emreder. Hem de Allah’ı görüyormuş gibi ibadet ederek Allah’a saygı duruşunda, gerçek saygı ve edep içerisinde bulunmak kaydıyla. Allah İslam ile adâleti emreder. Allah’ın hükümleri tam bir adâlettir. Hukûk İslam dini tam bir hukûku emreder. Ferdî, içtimâi kamu hukûku, Allah hakları, kul hakları bütün hakları garanti altına almıştır. Sebâtı emreder. ALLAH yolunda ne yapacaksın? Sebât edeceksin, katiyyen Allah yolundan geri adım atmayacaksın. Allah yolunda tam bir şecaatle, sebâtla devam edeceksin. Ta ki îmân ile Allah’ın huzuruna çıkıncaya kadar. İslam tam bir ciddiyet emreder. İslam da kaypaklık, eğilme, bükülme yoktur. Yalancılık, sahtekârlık, kişiliksizlik yoktur. İslam tam bir Mütekâmil kişiliktir hem de İslam kişiliğidir. Allah’ın istediği kişiliktir, Örneği Hz. Muhammed’dir. (A.S.V) İslam tam bir merhamettir ve merhameti emreder. Bütün mahlûkata İslam tam bir merhamettir, bütün mahlûkata merhamet eder. Ancak adâletin olduğu yerde adâlet merhamettir. Adâletten vazgeçerek merhamet olmaz buna da dikkat lâzım. Yine İslam tam bir yardımı emreder. Daha bütün güzellikleri ve yüce değerleri ihtivâ eden İslam bütün iyiliklerin tamamını emreder, tüm kötülüklerden nehyeder faydalıyı celp eder, zararlıyı def eder İslam. Kendini kâfirin dostluğuna kaptırması bir Müslümanın yapacağı şey değildir. Kâfirin dostluğuna bir Müslüman kendini kaptıramaz. Bu îmân ilkelerine, îmâna aykırıdır. Kâfir sana dünyaları bağışlasa bile dininden tâviz veremezsin. Dikkat et! Dininden katiyyen tâviz veremezsin, bir tek Müslümana zarar gelmesini isteyemezsin. Gaflet, aldanma, bilgi ve tecrübe eksikliği yavaş, yavaş kâfirlere benzemeye çalışan ilâhî yardımın azalmasına sebep olur.

Dakika 5.02

Kâfire dostluğa yaklaşırken Allah’tan uzaklaşırsın, Müslümanlardan uzaklaşırsın. ( فَلَيْسَ مِنَ اللّهِ فِي شَيْءٍ) “Her kim böyle yaparsa Allah’tan ilişiği kesilmiş olur.” Dikkat et! O devletlerarası ticaretler ve ortada mesafe olarak bunlar ayrı şeyler kültürler arası ama dostluk îmân, kalp işidir, îmân işidir. Kâfir de bu olmadığı için sen bütün dünyanın iyiliğine çalışsan dahi îmânın karşısın da küfür îmâna zıttır. Onun için böyle yaparsa diyor, Müslümanları bırakıp ehli küfrü, ehli şirki dost edinirse Allah’tan ilişiği kesilmiş olur. Sakın kâfirle içli, dışlı olma, mesafeyi koy. İslamî kuralları çiğnemeden bütün insanlıkla hoş geçin o ayrı mesela. Yakın dostluktan sakın. Bak, mesafe arada yok da tamamen içli, dışlı olduğun an işte tehlike her tarafı kuşatmış olur. Eziyet, kötülük korkusu yüzlerine dost görünür. Dilden gönülden değil bu takiyye ’dir, Kalplerimiz lânet eder sefihleri idare işte bura da takiyye mecbur kalındığı zaman zulüm altında, kötülük altında olduğu zaman ki durumlara tabii ki takiyye (mezhebini, inanışını gizli tutma, saklama işi) orada gereklidir, mecburdur, Ama iç dünyasına sahip olmak şartıyla. Yine korunmak için zarûret tehlike olursa, neden korunmak? Ortada büyük bir tehlike meselesi varsa korumak için onun şerlerinden, zararlarından veya zor karşısında bulunmak hâlleri başka bunlar istisna edilmiştir. O zaman kalbine sahip olarak takiyye edebilir, çünkü mecburdur. (Müseylemetül Kezzap) yalancı Peygamber Müseylemetül Kezzap iki kişiyi yakalamış. Birine Hz. Muhammed’in Peygamberliğine şehâdet eder misin? Diye sorunca evet diyor.

Evet, Evet, Evet diyor peş peşe üç defa.

Benimde Peygamber olduğuma şehâdet eder misin? Dedi.

Ona da evet dedi. Onu serbest bıraktı.

Öbürünü çağırdı- ona da sordu Hz. Muhammed’in Peygamberliğine şehâdet eder misin?

Evet dedi.

Benim Rasûl olduğuma şehâdet eder misin? Dedi.

O da, ben dilsizim dedi. Onu öldürdü.

Haber Hz. Muhammed’e ulaştı. Öldürülene îmânı sadâkati ve samimiyetidir dedi ve mübarek olsun dedi şehitlik şerbetini içmiş o dedi. O fazilete, azmiyete sarılmış dedi. Öbürü de ruhsatı kullandı bunda da zarar yoktur dedi. İçine sahip olarak, içindeki îmânına zarar getirmeyerek ölüm karşısında işte bu şekil ruhsat, takiyye yapılabilir ruhsatı vardır.

Dakika 10:42

(إِلاَّ مَنْ أُكْرِهَ وَقَلْبُهُ مُطْمَئِنٌّ بِالإِيمَانِ ) “Nahl Sûresi 106’ncı âyet-i kerime” Ancak zor karşısında kalıp da kalbi îmânla dolu olanlar müstesnadır diyor. Takiyye canını, ırzını, malını düşmandan korumak için ondan sakınmak, eziyetinden, kötülüğünden korumak için gönülden değil sadece dilden dost gibi görünmek, kalben lânet okumak, Râzî ve Âlûsî de beyan edilmiş fıkıhta fıkha da müracaat edildiği zaman teferruat ortaya çıkacaktır. Asîl korunma Allah’ın azâbından korunmadır. Kâfir öldüğün zaman, müşrik öldüğün zaman, münâfık, âsî, bâğî, tâğî, fâcir, fâsık öldüğün zaman Allah’ın azâbından nasıl kurtulacaksın? Esas korunma orada işte. Gâvurdan korktun, gâvur gibi oldun veya gâvur oldun. Peki, gâvurdan korundun kâfir olunca Allah’ın ebedî azâbından nasıl koruncaksın? Böyle dava yok. Kâfir olamaya ebediyyû’l-ebed müsaade yoktur. Îmânla yaşayacaksın, îmânla öleceksin. Îmân İslam için yaratıldı bütün insan ve cinler. Onun için asîl korunma Allah’ın azâbından korunmadır. Teslimiyetçi, tâvizci değil korumacı olmalı. Bakın buraya dikkat! Teslimiyetçilik ayrı, tâvizcilik ayrı, korunmak ayrı şeydir. Teslimiyetçi tâvizciler de zaten korumacı olmaz ki onlar, onlar din îmânlarını korumazlar ki koruyamazlar. Korumacı insanlar Allah’a sıkı bağlıdırlar. Şeriatın, İslam’ın hem faziletini, hem ruhsatı yerinde kullanmayı bilirler. Sadece Allah’tan korkmalı. Korunmak korkmak demek değildir. İslam da korunmak, tedbir vardır, bu korkmak anlamında değil sadece Müslüman Allah’tan korkar. Gâvura karşı, tehlikeye karşı korunur, tedbir alır. Müslümanın aleyhine gayrimüslim devletle anlaşma yapmak. Buraya dikkat et! Müslümanın aleyhine gayrimüslim devletle anlaşma yapmak asla caiz değildir. Sen kimin aleyhine anlaşma yapıyorsun? Mâide Sûresi 18’inci âyet-i kerime de (وَقَالَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى نَحْنُ أَبْنَاء اللّهِ وَأَحِبَّاؤُهُ) “İLÂ-ÂHİRİL AYEH’’

Dakika 15.09

Yehûd Allah’ın oğulları Allah’ın sevgilisiyiz diyorlar. Bakın, hem Yahûdî, hem de Nasrânî. Ne diyorlar? Allah’ın oğulları Allah’ın sevgilisiyiz diyorlar. Allah’a yaklaşmak kastiyle başkasına tapan, dost edinenler bizi Allah’a yaklaştırsın diye putlara tapıyoruz diyorlar. Kim? Müşrikler böyle diyorlardı. Nasrânî’ler Allah’a sevgimizden Îsâ’yı tanrı tanıyoruz dediler. Necrânî’ler böyle söylüyorlardı, Necran Hristiyanları onların tamamı kendilerini mahvetmiş kişilerdir, bâtıl ve delâlettir. Sevgi insan ruhunun yücelik ve güzellik sezdiği şeye meyl göstermesidir. Sevgi neymiş? Sevgi insan ruhunun yücelik ve güzellik sezdiği şeye meyl göstermesidir. İşte sevgide sadece Allah’adır. Allah’tan başka yüce kim vardır? Ancak sevgi Allah sevgisidir. Allah içinde Allah’ın sevdikleri sevilir, yerdikleri yerilir. İnsan ruhunun güzellik ve yücelik sezdiği şeye meyl göstermesine sevgi deniyor. Bu kalbin gözü, hayatın özüdür ve kalpte yanan bir ateştir, sevgi ateşidir, şevk ve muhabbettir, Allah’ın cemâlini görme arzusudur, rızasına ermek cemâlini görmektir. Sevgi işte budur. Hicrandır, özlemdir, kalpte sevgi kazanının kaynamasıdır, kalbin gözüdür, hayatın özüdür. Allah’ın rızasına ermek cemâlini görmek arzusudur unutma!

İbn-i Kesîr Muhammedî şeriata uymayan Allah’ı seviyorum derse yalancıdır diyor. Kim diyor bunu? İbn-i Kesîr Hz. Muhammed’in getirdiği şeriata birisi uymuyorsa, hem de Allah’ı seviyorum diyorsa bu yalancıdır, sahtekârdır diyor. Şimdi gelelim muhabbet şevk, muhabbet Allah’ın sevgisine, rızasına ermek, öfkesinden sakınmak tüm sevdiği Allah’ı sevmek, onun için sevmek. Emrini dinlemem, sevdiğini sevmem, tevhîd yolunda yürümem demek, ben kendimden başkasını sevmem demektir ki, rahmetten mahrumdur ekseri münâfıklar hep böyledir. Münâfık kendi nefsine tapar. Ama müşrik, münâfık, kibirli, gururlu, kâfir cinsinin tamamında Hakk’ın emirlerine, kânûnlarına karşı çıkanların tümün de bu tehlike vardır.

Dakika 20.08

İblis meleklerin arasında ne kadar çok ibadetlerde bulunduğu rivâyeti vardır. Ama ne zamanki Cenab-ı Hak imtihana tâbî tuttu, onun Allah’a itaat etmediği, Allah’a ibadet etmediği, kendine taptığı ortaya çıktı. Ne zaman? İşte hilâfetin ortaya çıkmasıyla, Âdem’in ortaya çıkmasıyla, intihara tâbî tutulmasıyla melekler secdeye kapandı secde emrini yerine getirdi, iblîs secdeye kapanmadı ve emre karşı çıktı, hilâfete karşı çıktı. Secde emrini Allah vermişti emre karşı çıktı ve ( أَبَى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ) o kibirlendi kâfirlerden idi diyor. Eğer Allah’a îmân ile ibadet etseydi secde emrini de seve seve yapacaktı. Dikkat et! Sevgi Allah’ın sevgisine, rızasına ermek, öfkesinden sakınmak, tüm sevgi, Allah’ı sevmek, onun için sevmek, emrini dinlemem diyenler, sevdiğini sevmem diyenler, tevhîd yolunda yürümem diyenler ne demek istiyor bunlar? Ben kendimden başkasını sevmem demektir ki rahmetten bunlar mahrumdur ekseri münâfıklar böyledir diyor. Bir elçiyi tanımak onu gönderen makamı tanımaktır. Dikkat et buraya! Bir elçiyi tanımak onu gönderen makamı tanımaktır. Hz. Muhammed Allah’ın elçisi, Rasûlü, Nebisi. Kim gönderdi Hz. Muhammed’i? Allah gönderdi. Muhammed’i tanımam demek ne demek? Onu göndereni tanımam demektir. Çünkü o Allah’ın elçisidir. Bir devlet öbür devlete elçi gönderse öbür devlette elçiyi reddetse elçiyi mi reddediyor, elçiyi gönderen devleti mi reddediyor? Aklını başına al! Muhammed’i reddetmek Allah’ı reddetmektir. Kur’an’ı reddetmek Allah’ı reddetmektir. Bir İslam âlimi Kur’an’ı söylüyorsa, Kur’an’ı anlatıyorsa bir âlimi reddetmek onun anlattığı Kur’an’ı reddetmektir. Kur’an’ı reddetmek ise Allah’ı reddetmektir. Dikkat et bunlara! Hakîkî âlimler peygamberlerinde vârisleridir. Hak ve doğru nerdeyse o kabulümdür diyeceksin. Yanlış neredeyse yanlış, yanlıştır onu da reddedebileceksin. Onun için bir elçiyi tanımak onu gönderen makamı tanımaktır. Hz. Muhammed’in risâleti ki onu tanımamak küfür ve saygısızlıktır hem de küfürdür. Küfür nedir, küfür kimde bulunur? Kâfirde bulunur. Müslim Allah (C.C) sevdiği kulu göktekilere, yerdekilere sevdirir diyor. Müslim’in rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Muhammed söylüyor.

Onun için Yahûdîler Hz. Îsâ’yı ve Hz. Muhammed’i tanımazlar. Hristiyanlar da birini ayrı tutarlar. Cenab-ı Hak ne diyor;

(لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ)

Peygamberler arasında diyor hiç birisi konusunda bir ayrım yoktur. Biz peygamberler arasında bir ayırım yapmayız.

Dakika 25:25

Bunların küfrü böyleyken müşriklerin daha fazla Allahsızların ki de daha sonsuzdur. “Hâşâ” Nasrânî Allah Îsâ’da fena buldu derler. Küfürdür ve bâtıldır. Hz. Muhammed ise Allah’ın birliğinde yok olmuştur.

(أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّهِ ) Bütün varlığımla Allah’a teslim oldum demiştir. Allah’ın birliğini bütün varlığıyla tanımıştır. Ben özümü Allah’a teslim ettim demiştir. (اَشْهَدُ)’de o

(عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ) denmiştir. Yani Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamber’idir diyor (اَشْهَدُ)’de. Nisâ Sûresi 78 ve 79’da nerde olursanız olun ölüm sizi bulur. Hayır’ı, şerri Allah yaratır. Siz kesp edersiniz bir türlü anlayamıyorlar. Siz kesp edersiniz Allah hâlk eder bir türlü anlayamıyorlar. Dikkat et! Hayrı, şerri Allah yaratır. Siz kesp edersiniz bir türlü bu gerçeği anlayamıyorlar. Yahûd ve Nasârâ ifrat ve tefriki iptal edilmiştir. Kimin? Yahûdî’nin ve Nasrânî’nin ifratları vardır, tefritleri vardır. İslam bunları iptal etmiştir, doğruyu ortaya koymuştur. Yine âyet 79’da (Nisâ Sûresi) iyilikler Allah’u Teâlâ’dandır (C.C), kötülükler nefsindendir diyor. (وَمَا أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ ) diyor. Kötülükler nefsindendir, iyiliklerin tamamı Allah’ın lütfudur, Allah’tandır. Istıfa….

Dakika 28:26

 

 

(Visited 147 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}