hayat veren

79- Tefsir Ders 79 hayat veren nurun keşif notları

79- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 79

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Âli İmrân Sûresi 52’nci Âyet-i Kerime’den 57’nci Âyet-i Kerime’ler)

 

فَلَمَّا أَحَسَّ عِيسَى مِنْهُمُ الْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللّهِ آمَنَّا بِاللّهِ وَاشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ ﴿٥٢﴾

رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنزَلَتْ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ ﴿٥٣﴾

وَمَكَرُواْ وَمَكَرَ اللّهُ وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ ﴿٥٤﴾

إِذْ قَالَ اللّهُ يَا عِيسَى إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذِينَ كَفَرُواْ وَجَاعِلُ الَّذِينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ ﴿٥٥﴾

فَأَمَّا الَّذِينَ كَفَرُواْ فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّاصِرِينَ ﴿٥٦﴾

وَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الظَّالِمِينَ ﴿٥٧﴾

Îsâ (AS.) onların inkârlarını hissedince: “Allah yolunda yardımcıların kim?” dedi. Havârîler: “Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah’a îmân ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak Müslümanlarız.“ dediler.

Bu âyete dikkat edin her âyet-i kerime de olduğu gibi. Bak Îsâ’nın (AS.) Havârîleri biz Müslümanlarız diyorlar. Çünkü Îsâ’nın dini İslam idi, Mûsâ’nın dini İslam idi, bütün peygamberlerin dini İslam idi. İşte Hz. Muhammed o İslam’ın son peygamberi onun için dünya da tek bir din o da İslam’dır. İslam’ın dışında ki Kur’an-ı Kerim’e uymayan, Tevrât’a, İncîl’e uymayan, Peygamberlerin getirdiği dine uymayan ne kadar dünya da dinler varsa bunlar beşerîdir, uydurmadır. İslam’ın sürekli yenileyeni Cenab-ı Hak’tır. Allah sürekli İslam’ı çağların, zamanların, mekânların değişmesiyle bir Peygamberin şeriatını öbür Peygamberle yenilemiştir. İslam, Hz. Muhammed, Kur’an-ı Kerim işte geçmişin tamamını yenilemiş, kıyâmete kadar İslam dininin bütün kânûn ve kurallarını, yeniliklerin tamamını, çağlarında önünde bütün yenilikleri getiren İslam dinidir, yenileyen Allah’u Teâlâ’dır, görevli olanlar da peygamberlerdir ve son görevli Hz. Muhammed’dir. Bak Havârîler diyorlar ki; biz Müslümanız dedikten sonra, ey Rabbimiz! Senin indirdiğine îmân ettik, o peygambere de uyduk, artık bizi o şahitlerle beraber yaz diyorlar. Onlar hileye başvurdular, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Allah hileleri boşa çıkaranların en hayırlısıdır. O zaman Allah şöyle dedi (C.C): “Ey Îsâ, şüphesiz ki seni öldüreceğim, seni kendime yükselteceğim ve seni inkârcılardan temizleyeceğim. Hem sana uyanları, kıyâmete kadar o küfredenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır, ayrılığa düştüğünüz hususlar da aranız da hükmedeceğim.” “İnkâr edenlere gelince, onlara dünyada da, âhirette de şiddetli bir şekilde azâb edeceğim, onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.” “Îmân edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını tastamam verecektir. Allah zâlimleri sevmez.”

Buraya dikkat et bu âyetlere! İslam’ı kabul edenler kıyâmete kadar üstünlük İslam’da ve Müslümanlardadır. Îsâ’nın, Mûsâ’nın, Muhammed’in dini İslam’dır. İslam’ın dışındaki dinler İslam’ı, peygamberlerin ve son hepsini yenileyen Kur’an’ın, sünnetin, Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu İslam dinini yepyeni, taptaze Allah’ın yenilediği bu İslam şeriatını ve İslam’ın bizzat kendisi O’nun kânûnlarını kabul etmeyenler artık kıyâmete kadar ne yapacaklardır? Küfrün içinde yuvarlanıp duracaklardır. Üstünlük îmânda, İslam da Îsâ’nın, Mûsâ’nın, Muhammed’in, İbrâhim’in, Nuh’un, tüm dinlerin tamamının İslam olduğunu unutma! İslam’ı kabul etmeyen kişi Îsâ’yı ret edenlerdir, İncîl’i, Tevrât’ı ret edenlerdir, Mûsâ’yı, İbrâhim’i de ret edenlerdir. İslam’ın Amentüsünde bütün peygamberler ve bütün ilâhî kitaplar bulunmaktadır. Bunu dünya bilmek zorundadır. Yoksa Îsâ (AS.) dünyaya gelip de bana tapının ben Allah’ın oğluyum demedi, böyle bir din getirmedi. İncîl de böyle bir şey yazmaz, Tevrât’ta yazmaz, bütün Suhuflar’da yazmaz ve yazılanlar varsa birinin uydurmasıdır. Gerçek Tevrât’ta onlar olmaz, İncîl de olmaz. Kur’an’ın tasdik etmediği de doğru olmaz. Çünkü geçmişin şâhidi Kur’an-ı Kerim, geleceğin bütün delilleri Kur’an-ı Kerim bulunmaktadır. Cenab-ı Hak buyuruyor; (ذَلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ الآيَاتِ وَالذِّكْرِ الْحَكِيمِ ) (Âli İmrân 58) “işte bu sana okuduğumuz âyetlerden ve hikmetli Kur’an’dandır.”  Kur’an sana geçmişi okuyor, Îsâ’yı sana gerçek Îsâ’yı, İncîl’i okuyor. Sana Mûsâ’yı okuyor Kur’an-ı Kerim, geçmiş Tevrât’ı okuyor, geçmişin bütün doğrularını okuyor, yanlışlara karşı çıkıyor. Mûsâ adına uydurukça, Îsâ adına uydurukça, İncîl, Tevrât adına ne kadar ne uydurulmuşsa bunları ret ediyor. Kur’an adına kimse bir şey uydurursa hemen ret olunur. Çünkü Kur’an-ı Kerim kıyâmete kadar geleceğin bütün belgeleri kendisindedir, bozulma şansı olmadı, olmayacaktır. (إِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِندَ اللّهِ كَمَثَلِ آدَمَ) Cenab-ı Hak ne diyor; Îsâ’nın durumu diyor Âdem’in durumuna benzer. (خَلَقَهُ مِن تُرَابٍ ثِمَّ قَالَ لَهُ كُن فَيَكُونُ )

Dakika 10:00

Doğrusu Allah katında Îsâ’nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem’in durumu gibidir; onu topraktan yarattı sonra ona “ol!” dedi, o da oluverdi. Âdem’in annesi, babası var mı? Yok? Yine Îsâ’nın bâri annesi var, babası yok. Bak eğer babası yok diye Îsâ’ya ilâhlaştıracaksanız o zaman Âdem’i ne yapacaksınız? Âdem’i de yoktan yarattı anasız, babasız. Yaratılana tapılmaz, yaratanın eşi benzeri olmaz, oğlu kızı hiç olmaz, ancak yarattığı kulları olur. İşte bu gereği dünyaya söylersek Îsâ’ya iftirâ edenlerin iftirâsına karşı Hakk’ı söylemiş oluruz. Mûsâ’ya karşı ve diğer peygamberlere karşı ne kadar yanlışlar varsa doğrularla karşı çıkmış oluruz. İnsanlığa en hayırlı hizmeti yapmış oluruz. İnsanlara doğru söylenmedikçe biz görevimizi yapmış olmayız. Bu âyet-i kerimelerde Mekir ’den bahsediyor. Mekir; gizli hile ile zarar vermek demektir. El altından komplo, tuzak kurmak, suikastlar gibi. Îsâ (AS.) komplo kurup onu çarmıha germek, öldürmek istiyorlardı. Cenab-ı Hak o tuzakları bozdu. Birde teveffi-; Ruhu kabz edip almak Îsâ (AS.) için Cenab-ı Hak teveffiden bahsetti ve Îsâ (AS.) çarmıha gerdirmedi. Îsâ (A.S) da her kul gibi onun da öleceğini Cenab-ı Hak söyledi. (وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَكِن شُبِّهَ لَهُمْ) burada da o Îsâ’yı komploculara, kâtillere karşı Cenab-ı Hak koruduğunu ve diyor ki, onu öldürmediler. Çünkü öldürmelerine, çarmığa germelerine Allah müsaade etmedi ve asmadılar, fakat öldürdükleri kişi kendilerine Îsâ’ya (AS.) benzetildi. Şimdi onlar birini öldürdüler ama Îsâ’ya benzetildi. Kimdi o? Câsustu, Îsâ düşmanıydı, İslam düşmanıydı, hak hakîkat düşmanıydı, câsustu, havârîlerin içinde bir câsustu. Allah o casusu Îsâ’ya benzetti, câsusu astılar, çarmığa gerdiler. Îsâ (AS.) ise Allah kurtardı. Muhammed’i de öldürmek için aynı zihniyet uğraştılar. Nice öldürenlere bol, bol para vaatlerinde, servetlerinde servet vaatlerinde bulundular. Allah müsaade etmedi Allah yeryüzüne rahmeti olarak tecellî eyledi. Bura da takdim, tehir bulunmaktadır. Ref önce teveffi sonra Katâde gibi büyük âlimlerimizin tefsirlerinde bulunmaktadır. Yine Allah’u Teâlâ diyor ki; (إِنِّي مُتَوَفِّيكَ) Muhakkak ey Îsâ, seni öldüreceğim buyuruyor. Çünkü her canlı ölümü tadacaktır. Îsâ da (AS.) Allah’ın kuludur, peygamberidir. Bütün peygamberler ölümü tatmışlardır. Çünkü hepsi Allah’ın kullarıdır, kıymetli, değerli kullarıdır.

Dakika 15:00

Hâin Yahuza’yı Îsâ’ya benzetti Cenab-ı Hak işte câsus o idi. Îsâ henüz ölmemiş, Berzahtan sonra kıyâmette ölecek, dirilecek. Dünya da göreceği işleri var. İbn-i Abbâs’tan gelen bir rivâyet bu. Kurtubî’den gelen, yine Hasan-ı Basrî’den gelen, Taberî’ den gelen bir rivâyettir. Buraya dikkat edin! Îsâ henüz ölmemiş, Berzahtan sonra kıyâmette ölecek, dirilecek, dünya da göreceği görevleri var. Nasrânî semâya Allah derler. Yani Nasrânî’ler semâya Allah derler. İslam’da Allah’tan başka ilâh olmadığı için Allah’ın benzeri de, şerikin naziri de olmadığı için bir defa katiyyen semâya da Allah denmez. Yine Cenab-ı Hak (وَرَافِعُكَ إِلَيَّ) seni kendime yükselteceğim. Îsâ’nın ruhu, rûhânî semâya, dördüncü semâya yükseltildi. Bu ikinci, üçüncü, semâ diyenler de rivâyetlerde bulunmaktadır. Ama semâya yükseltildiği kesindir. Tüm peygamberler kabirde diridirler. Buraya dikkat et! Yani sadece Îsâ veya Mûsâ, Muhammed veya öbürü değil bütün peygamberler kabirde diridirler, şehitlerde öyledirler. Her peygamberin rûhânî eceli ümmetinin ecelidir. Dikkat edin buraya! Her peygamberin rûhânî eceli ümmetinin ecelidir. Rûhânî eceli tamam olan peygamberler Kur’an-ı Kerim’de anılmamıştır. Rûhânî eceli… Dikkat et buraya! Tamam, olan peygamberler Kur’an-ı Kerim’de anılmamıştır. Âli İmrân Sûresi 34’üncü âyet-i kerimeye de bakılırsa yine gerçekler ortadadır. Âli İbrâhim ile Âli İmrân’ın rûhânî semâ da bekâları devam etmektedir. Buraya da dikkat et! Âli İbrâhim ile Âli İmrân’ın rûhânî semâ da bekâları devam etmektedir. Semâ da, rûhânî semâ da… Buraya dikkat et! Hz. Muhammed’in gönderilmesiyle… Buraya da daha çok dikkat et! Hz. Muhammed’in gönderilmesiyle onun ruhunun emrine geçmişlerdir. Bütün peygamberler şuan da Hz. Muhammed’in şeriatına tâbîdirler, onun ruhunun emrine geçmişlerdir. Çünkü şeriatlar tamamen Hz. Muhammed tarafından yenilenmiştir Allah’ın yenilemesiyle. Şuanda bütün peygamberler dünyaya gelseler tamamı Muhammed’in emrinde,  Muhammed’in şeriatına uymak zorundadırlar, burayı bil unutma! Îsâ da (AS.) Muhammedin emrindedir. Çünkü Îsâ’nın tamamlayamadığı şeriatını Cenab-ı Hak Hz. Muhammed’e tamamlattı ve Allah Muhammed’in şahsında İslam’ı hem kemâle erdirdi, hem yeniledi geçmişin tamamını yeniledi. Îsâ da Muhammed’in emrindedir. Ümmetin daraldığı bir zamanda… Dikkat et buraya da! Ümmetin daraldığı bir zamanda Îsâ’nın ruhu ortaya çıkacak, Hz. Muhammed’in emrinde yani Muhammedî Şeriata tabi olarak Îsâ (AS.) Muhammedî şeriata tâbî olarak ne yapacaktır?  Muhammed’in emrinde çalışacaktır.

Dakika 20:04

Çünkü Hz. Muhammed’in ümmetinin eceli kıyâmete kadar, dünyada ki milletler Muhammed’in ümmetidir. Bunun için şuna dikkat et! Hz. Muhammed’in rûhânî ecelinin sona ermesi için kıyâmetin kopmasına kadar Muhammed’in rûhânî dünya da varlığı devam etmektedir. Çünkü şeriatı devam ediyor bundan dolayı. O zaman Îsâ (AS.) dünyaya gelir gelmez Muhammed’in emrinde çalışacak yani İslam şeriatını uygulayacaktır. Onun ruhunun emrinde yani Muhammed’in (S.A.V) ruhunun emrinde hizmet edecektir. Zaten Îsâ’nın da rûhânîyeti Muhammed’in ruhunun emrinde İslam şeriatına tâbî olarak devam edecektir, görevini yapacaktır. Îsâ’nın garip bir kelime oluşu budur. Îsâ garip bir kelimedir. Nedir kelime? Allah’ın birliğini, dünyaya tamamen duyurması, şirki ortadan kaldırması, Muhammed’in emrinde İslam şeriatını, İslam Tevhîd Îmânını dünyaya yayması için işte bura da garip kelimelik var. Îsâ’nın kelime oluşunun anlamı budur diyor. Kim bunu diyenler? İşte bu bir keşiftir, gerçeklere dayanır. Kur’an-ı Kerim’i doğru anla, doğru keşfet! Îsâ, Mûsâ bekleyenler, Muhammed bekleyenler, mehdi bekleyenler bir defa İslam’ın Kur’an’ın şeriatına uysunlar. Şeriata bağlı olarak Muhammed’in emrinde çalışacak gelenlerin hepsi, onun rûhânîyetindedir. Îsâ’nın ruhu Muhammed’in ruhunun emrindedir, diğerleri de öyledir. Çünkü bir sonraki şeriat bir öncekini yeniler ortadan kaldırır. Son Peygamber Hz. Muhammed olduğu için bütün peygamberlerin rûhânîyeti Hz. Muhammed’in rûhânîyetinin emrindedir, Hz. Muhammed bütün peygamberlerin imamıdır bütün Evliyâların Sertaç’ıdır, son Peygamberdir. Bura da dikkat edilecek bir şeyler vardır. Allah’ın ortaya koyduğu yepyeni İslam şeriatıdır. Mesele budur buna uymak zorunluluğu vardır herkes için. Muhammed uymazsa ne olur? Cenab-ı Hak ona da diyor ki; Muhammed bu İslam şeriatına uymasaydı, Kur’an-ı Kerim’e eğer azıcık bir ihânette bulunsaydı onun kalp damarlarını koparırdım diyor ve kalbini mühürlerdim diyor. Yani bura da önemli olan Allah’ın emir ve hükümlerine bağlı kalmaktır. Sıkı bağlı olanlar da peygamberlerdir. Son şeriatı da ortaya koyan da Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu şeriatı Allah kendi yenilemiştir ve Hz. Muhammed’i görevlendirmiştir. Anlayanlar bunu doğru anlasınlar! Demek ki, Îsâ’nın rûhânîyeti Muhammed’in rûhânîyetinin emrinde hizmet edecektir. Îsâ’nın garip bir kelime oluşu budur. Kıyâmetten önce vefat edecektir. Kim? Îsâ (AS.) Tekâmülün tüm gayesi olan hakîkatler Hz. Muhammed’de toplanmıştır. Burayı da unutma! Tekâmülün tüm gayesi olan hakîkatler Hz. Muhammed’de toplanmıştır öbürleri şazdır.

Dakika25:05

Geçmişin bütün ırmakları, denizleri, okyanusları Muhammed’in deryâsındadır. Geleceğin bütün belgeleri Hz. Muhammed’in deryâsında bulunmaktadır. Çünkü Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu şeriatı Allah’u Teâlâ yenilemiş ve kıyâmete kadar hükmü devam edecektir. Kur’an-ı Kerim ezelî ve ebedî kelamdır, Allah kelâmıdır. Artık Kur’an-ı Kerim’i nesih edecek, hükmünü ortadan kaldıracak hiçbir şey yoktur. Tarihsellik zamanın ne kadar ilerlerse ilerlesin, teknik ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin Kur’an-ı Kerim’in medeniyetine, kurduğu medeniyete bütün çağlar Kur’an-ı Kerim’in içinde olduğu için Kur’an’ın bir defa önüne geçecek hiçbir şey olmadı, olmayacaktır. Teknik, teknoloji Kur’an-ı Kerim’in içinde mevcut olan Kur’an’ın verdiği emirler istikâmetinde insanlığın başarısıdır. Başarı tamamen Allah’tan ve İslam’dan gelmektedir. İslam’dan önce niye yapılmadı bunlar? Göklere hiç kimse niye çıkmadı? Gökler niye keşif edilmedi? Hz. Muhammed Miraç’a çıkıp, inmesinin anlamı nedir? Ey insanlık âlemi! Gökleri keşfedin diyor Hz. Muhammed, yerleri keşfedin diyor. Kim diyor? Kur’an-ı Kerim diyor ve Hz. Muhammed söylüyor. Yüce Allah dediği için oluyor bunlar, Allah böyle istiyor. Kur’an-ı Kerim’in âyetlerini keşfedin, kevnî âyetleri yani kâinattaki yerlerin, göklerin âyetlerini keşfedin. Bütün âlem ilâhî kânûnlarla çalışıyor. Keşfedin diyor insanoğluna Allah’ın ilminin yüceliğini, kudretinin, büyüklüğünün belgelerini elde edin diyor. Keşif insanoğlunun dünyada ki karıdır ama iyiye kullanırsa, bilim iyiye kullanırsa bilimdir. Kötüye kullandığın zaman bilimlikten çıkar muzır bir hâl alır. Bilim tamamen faydadır, fayda olmak zorundadır. Yoksa kötüye kullananların eline geçerse bunlar işte o zaman insanoğlu durduğu evini kendi yakmış olur, bastığı dalı kesmiş olur, intihar etmiş olur farkında olmadan ve insanlığın da intiharını hazırlamış olur ve insanlığa en büyük kötülüğü yapmış olur. Cenab-ı Hak atom bombası yapında insanlığı öldürün mü dedi size? Tabiatı bozun mu dedi? Gökleri, havayı suyu kirletin mi dedi? Ekosistemi tahrip mi edin dedi? Yoksa kânûnları keşfedin bilimsel fayda da yarışın, bilim de yarışın, fayda da yarışın dedi. İslam faydadır, İslam tamamen rahmettir. Bütün peygamberlerle böyle geldi, Muhammed ile böyle devam etmektedir. Gelin şu faşizmi bırakın, ırkçılığı bırakın, şu ideolojilerinizi bırakın, doğruları alın, yanlışları bırakın! İslam’ın evrensel ruhun da insanlığı birleştirin. İslam’ın evrensel ruhu tüm insanlığı kucaklamaya geldi. İslam düşmanlığını bırakın en başta, Muhammed düşmanlığını bırakın ve Kur’an düşmanlığını bırakın sizin yeryüzün de ebedî dostunuz ve rahmet Peygamberi Hz. Muhammed. Muhammed’e uzatılan diller hâin dillerdir. Kur’an-ı Kerim’e uzatılan diller melundurlar. İnsanın düşmanıdır bunlar bilerek veya bilmeyerek. Gel insanlığın dostudur, dostu olan İslam’ı âlemlere rahmet olan İslam’ı beraber tanıyalım, beraber keşfedelim ve bütün insanlığın hayrına çalışalım.

Dakika 30:01

Evrensel barış İslam, evrensel sosyal adâlet İslam karıncayı incittirmeyen, bir kalbi kırdırmayan, bir kalbi incitmeyen bütün gönüllerin sevgiyle dolup taşmasını içeren ve öngören ve emreden âmir hükümlerin İslam da olduğunu unutma!

Bakara Sûresi 2532’ncü âyet-i kerimede de, peygamberlerin bir kısmının üstün kılınması Meryem oğlu Îsâ’ya… Dikkat et! Meryem oğlu Îsâ’ya mûcizeler verdik diyor. Cibrîl ile de destekledik diyor Cenab-ı Hak. Milletler ihtilâf ettiler, küfredenler oldu Allah dileseydi onlar savaşmazlardı. Allah (C.C) dilediğini yapar. Dünya imtihan âlemidir, bu imtihanı kazanmanın birinci şartı Allah’ın emrine insanlığın girmesidir. İşte o zaman İslam tamamen Allah’ın emir ve kânûnları olunca bu kânûnları insanlar tanısaydı savaşlar kökünden olmayacaktı. Dünyanın tümüne barış egemen olacaktı. Yine diyor ki, “seni eceline getirip kendime yükselteceğim.” Kıyâmetten önce Azrâil canını alacak. Kime diyor bunları? Îsâ (AS.)’a bak dikkat et! Kıyâmetten önce Azrâil canını alacak, seni uyutacağım. Bu da Hassen ’den ve Rebî ’den gelen bir rivâyettir. Bunlar da İslam’ın köklü büyükleridir, bilim adamlarıdır. Muazzam bunlar da müfessirdirler, kâşiftirler. Ruh ve bedeninle alacağım bak buna da yer verilmiştir. Semâya yükseltilinceye kadar veya 7 saat vefat ettirdi diyen bir zayıf rivâyette bulunmaktadır ama bu rivâyet zayıftır. Ehl-i Tevhîd Ümmet-i Muhammed (S.A.V) Ehl-i Tevhîd deyince: “Muhammed’im Ümmetidir.” Müslüman olan Hristiyanlar da bu sınıfın içindedir. Küfür sıfatı olan Yahude silâh ve delil bakımından üstün gelecektir. Kim? Buraya dikkat et! Tevhîd inancın da olan bütün Müslümanlar ve tevhîd inancını kabul eden Hristiyan ve Yahûdîler de dâhil bu tevhîd inancının içinde olanların hepsi Müslümandırlar. Küfür sıfatı olan Yahûdîlere ve küfür sıfatına olan diğer herkese silâh ve delil bakımından üstün gelecektir. Nereden, ne zamânâ kadar? (ilâ kıyâmet) kıyâmete kadar üstünlük tevhîd îmânındadır. Her konu da tevhîd îmânından yana olan herkes Müslümandır. Tevh3id Îmânını (لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ) Allah’tan başka ilâh yok (مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ) Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir, son Peygamberidir, evrensel bütün cihân Peygamberidir tâ kıyâmete kadar bütün milletlerin Peygamberidir ve Muhammedîn getirdiği amentüde ki onun şeriatında ki Amentünün için de bütün geçmişin peygamberleri ve ilâhî kitapları bulunmaktadır. Geleceğin bütün belgeleri bulunmaktadır. Üstünlük buradadır. Ama ben bunlara inandım deyip de yan gelip yatarsan o zaman tabii ki silah gücü ne yapar? Maddî güç küfrün eline geçerse insanlık buradan zarar görür. Bütün insanlık buna da müsaade yok. Ehl-i îmân görevinin başın da olacak, tevhîd îmânında olan görev başın da olacak.

Dakika 35:15

Küfürden daha iyi çalışacak îmân, îmân tam bir kahramandır, yenilmez bir kuvvettir. Esâret kabul etmez, bütün değerlerin tamamı îmânın kendisindedir. Îmân tam güven, tam emniyettir. İşte Kur’an-ı Kerim’in Îsâ konusunda ki anlayabileceğimiz kadar bir kısmını sizlerle paylaşmaya çalıştık, bunların keşfiyle uğraşanlarla, onların keşifleriyle kendi keşfimizi ve dirâyetimizi birleştirdik. Bu gerçekleri sizlerle paylaşmaya çalıştık ki hakîkî ve genel üstünlük işte bu tevhîd, İslam’ın tevhîd inancındadır. Bütün peygamberlerin îmânı tevhîd îmânıdır. Îsâ’nın inancında hiçbir zaman “Salisü-Selâse” Allah ikidir, üçtür inancı Îsâ a yoktur, Mûsâ da yoktur, diğer peygamberlerde yoktur. Zaten Hz. Muhammed ise geçmişin yanlışlarını ortadan kaldırmış, bütün hak ve gerçek olan her şeyi ortaya koymuş ve tam bir cihânda devrim yapmış, tam bir inkılap yapmıştır. Hz. Muhammed’in inkılâbından sonra dünya da çeşitli ülkeler de Reform ve Rönesanslar başlamıştır. Hayırlı hamlelerin, şuurların tamamen hamlesi İslam’ın devriminden sonradır. İslam putları devirmiş, şirki devirmiş, küfrü devirmiş, zulmü devirmiş, sosyal adâleti zulmün karşısına dikmiş, Tevhîd îmânını şirkin karşısına dikmiş, bilimi ve bilimsel ilim irfânı cehâletin karşısına dikmiş ve bütün mikropların karşısına onun panzehrini ortaya koymuş, onun kimyasını en güzel devasını ortaya koymuş. İslam kendi başına A’dan, Z’ye koruyucu hekimliktir. Bütün insanlığın, bütün tabiatın koruyucu hekimliği İslam’dadır. Bir örnek gerekirse içindeki kirleri, şirki, şirk bir necistir, pisliktir, Allah’a iftirâdır. Şirki, küfrü, nifâkı iç dünyandan, fâsıklığı, facirliği iç dünyandan alıp atıyor kötü ahlâkı, kirleri, pasları, mikropları iç dünyandan alıp atıyor. Seni de, insanlığı da, eko sistemi, kâinatı, tabiatı da koruma altına alıyor. Çünkü İslam Allah’ın kânûnlarıdır. Allah’ın kânûnları, hem insanlığı korumaya gelmiş kurtarmaya, hem tabiatı, kâinatı korumaya gelmiş. Tabiat da Allah’ın kendi mülküdür. Allah’ın kânûnlarıyla çalışır, işler İslam’da Allah’ın kânûnlarıdır. Bunun için İslam’ın ne oluğunu, Kâinatın ne olduğunu bu mülkün sahibinin, gerçek hükümdarının kim olduğunu, insanoğlunun niçin yaratıldığına şöyle bir bak! Bütün âlemler insan için yaratıldı. İnsan Allah’ın yeryüzünde halîfesi olarak yaratıldı ve ilâhî kânûnları uygulamak, Allah’ın hükümranlığı tanımak üzere yaratıldı. Allah’ın mülkün de sen Allah’ı tanımam dersen o zaman bunun hesabını o tanımadığın eşsiz muktedir hükümdara Allah’a ve Allah’ın ordularına hesap verirsin. Allah’ın orduları şuanda bu âlemi kuşatması altında tutuyor.

Dakika 40:00

Allah’ın kudreti her şeyi ihâta etmiş kuşatmıştır, rahmeti her şeyi ihâta etmiştir, azâbı, şiddeti O’nun gazâbı, şiddetli azâbı her şeyi kuşatmıştır. Kim neye müstahaksa onunla kuşatılmıştır. Allah’tan kaçış olmaz. Seni yaratan, hayat veren O, öldürüp diriltip mahşere getirecek O ister inan, ister inanma bu senin bileceğin iş. Ben seni seviyorum bu gerçekleri, hakîkatleri seninle paylaşıyorum. Sen sevmiyorsan o senin bileceğin iş. Ben Rabbimi seviyorum, Rabbimin yarattıklarının tamamını seviyorum. Çünkü Rabbimin yaratıkları, Rabbimin yaratıkları sevilmez mi? Ancak sevmediğim bir şey var. Kim o? Allah’ın sevmediği, Allah’a karşı küfür, şirk ve nifâk ve zulüm işte biz bunları sevmiyoruz, sevemeyiz, ölürüz sevmeyiz. İşte burada hangi zorba hangi dayatma da bulunursa bulunsun bura da çatışma vardır ve olacaktır, bura da çatışma vardır ve olacaktır. Çünkü ben insanlığın hayrına çalışmaya mecbûrum, Allah’ın emrini yapmaya mecbûrum. Zorbaların dayatmasına inanmaya mecbûr değilim. Çatışma burada vardır olacaktır. İşte burada dünya menfaatte, fayda da insanlığın faydasına olan hayırda, fayda da dünya birleşmesi gerekiyor. O zaman zulüm, terör zulüm ortadan kalkar. Bir tarafın hakkını yiyeceksin, sömüreceksin, kanını emeceksin, lortlar âleminde yaşayacaksın, göbek üstüne göbek yığacaksın, sermaye üstüne sermaye yığıp birilerinin hakkını yiyeceksin hakkını vermeyeceksin, dengeleri sağlamayacaksın, eşitlik ve adâleti yerine getirmeyeceksin. Ondan sonra da dünya da terörü önleyeceğini zannediyorsun. Ey gâfil, ey câhil! O sömüren taraflar var ya senin sömürdüğün taraf gözüne perde olmuş, kâtilin gözüne kan sıçramış o kan gözüne perde olduğu gibi o senin sömüren insanlığın kanını emdiğin şeyler var ya gözüne perde olmuş. O sırtlan yağları gözünde perde olmuş ve perdeleri gözünden sıyırıp alabilmen için bir defa Allah’ın ortaya koyduğu gerçekleri kabul etmen lâzım. Sen sırtına hangi cübbeyi giyersen giy, omzuna hangi rütbeyi koyarsan koy, hangi makama oturursan otur, hangi sermayeyi elde edersen et. Gözündeki perdeler hakkın eğer hakîkati sana göstermiyorsa yarın Azrâil’in elinden nereye gideceksin? O perdelerle kalbin mühürlü hakîkati kabul etmiyor, îmânı kabul etmiyor, küfürden ayrılmıyor, şirkten ayrılmıyor kendi şehvetine tapar hâlinde Azrâil’e yarın can vereceksin. Sende vereceksin, bende vereceğim, hepiniz vereceğiz. Canlı olanın tamamı ölümü tadacak. Allah’ın huzuruna insan, cin ve mahlûk hesap vermeye gelecek. Doğruları paylaşmak ve söylemek zorundayız. Doğruyu sana söylemeyen senin dostun değildir. Açıkça konuşalım eğer doğruyu söylemeyen varsa kavuk sallayan, sana yağ yakan, yağlayan, yuvarlayanlar var ya işte bunlar dostun değil.

Dakika 44:42

Tarih boyunca Îsâ’ya küreden (AS.) Îsâ şerefli bir peygamberdir ve Allah’ın kuludur, Meryem’in oğludur. Tarih boyunca Îsâ’ya küfreden küfrü kendine sıfat olan Yahûdîler ki Siyon Yahûdî’si ne yaptı? Îsâ’yı çarmığa germek istedi. Zekeriya’yı, Yahya’yı ve birçok peygamberleri bunlar katlettiler. Nitekim küfür bunlara sıfat oldu ve aynı zamanda bu küfrü kendine sıfat yapan Yahûdîler, Hristiyanlara üstün gelememişlerdir. Titoslar, Buhtu-Nassar’lar, Firavunlar, Hitler, İspanyollar gibilerin zulmüne çarpılarak gelmişlerdir. Şimdi Yahûdî’nin durumu böyle ama gelelim şimdi Hristiyan’a; Îsâ’ya îmân edeceğiz diye Allah’a şirk koşan, küfreden Hristiyanlara da dünya ve âhiret küfrün cezâsından kurtulamayacaklardır. Bunların Îsâ’ya küfrü nedir Hristiyanlara? Bunlar îmân edeceğiz diye şirk koşmuşlardır yani Allah’ın oğlu demişlerdir, ilâh demişlerdir. Bunlarda şirke saplanmışlardır. Böylece küfre girmişlerdir. Hristiyanlar da bu yüzden dünya ve âhiret küfrün cezâsından kurtulamayacaklardır. Ancak Îsâ’nın, Mûsâ’nın, Muhammed’in getirdiği tevhîd îmânına inanlar hariç. Şunu kimse unutmasın! Îmân küfre daima üstündür unutma bunu! Üstünlük îmândadır. Alçaklık aşağılık, ebedî zillet küfürdedir, îmân küfürden üstündür, Tevhîd, şirk ve ihtilâfa üstündür, Buraya dikkat et! Tevhîd, şirk ve ihtilâfa üstündür, doğruluk hileye üstündür, adâlet zulme üstündür. Allah (C.C) Masivallah’a yani Allah’tan başka her şeye üstündür. Allah Allah’tan başka Masivallah deniyor ki buna Allah’tan başka her şeye üstündür. Hâkim ve üstünlük tamamen Allah’a âittir. Hâkimiyet O’ndadır, üstünlük O’ndadır ezelî ve ebedî. Allah hileleri boşa çıkarandır. (وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ ) yine Bakara Sûresi’nin 124’üncü âyetine de baktığımız zaman nice gerçekleri orada da tanımış olacağız. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in her kelimesi, her cümlesi, her âyeti orada bize yüce bir hakîkati ifâde eder.

Yine zooloji bilginleri, hayvanatla ilgili bu bilginlerin tercihi menide ki nutfe, sperma, hayat bitki hayatıdır diyorlar zooloji bilginleri diyor bunu. Yani nutfede ki, Spermada ki hayat bitki hayatıdır diyorlar. Nesnas, yarısı insan goril, şempanze, orangutan vesâire gibi isimler verilmiştir Nesnas’a bu anlamlar verilmiş.

Dakika 50:00

Şimdi Allah insanın (C.C) bir defa yaratılışını ortaya nasıl yarattığını ortaya koyduktan sonra Yüce Allah Îsâ’nın da (AS.) Yaratanı ve Rabbidir. Hem insanı Îsâ da bir insan olduğu için Allah Îsâ’nın da (AS.) Yaratanı Rabbidir, Îsâ (AS.) Meryem’in oğludur. Allah (C.C) oğlu değildir ‘’Hâşâ Sümme Hâşâ’’ olamaz. Yusuf’un da oğlu değildir. Şimdi Yusuf Meryem’in nişanlısıydı falan, filan gibi sözler de bulunmaktadır. Öyle bir durum da yoktur diyor. Yine yüksek vasıfları içeren bir tevhîd delilidir. Kim? Îsâ’nın yaratılışı tevhîd delilidir. Ne demek? Ona Cenab-ı Hak Peygamber olarak onu görevlendiriyor, Allah’ın kulu olarak ütün insanlığa Allah’ın birliğini duyurması ona görev olarak veriliyor e burada yüksek vasıfları içeren bir tevhîd inancıdır ve tevhîd delilidir. Îsâ’ya işte kelime denmesinin anlamı “Kelime-i Tevhitten” gelmektedir. Tevrât’ta da Âdem topraktan yaratılmıştır der bak Tevrât da aynı şeyi söyler, Âdem (AS.) topraktan yaratıldı der. İlâhî kitaplar bozulmadığı müddetçe doğruyu söylerler. Eğer Tevrât’ı bozmasalardı, İncîl’i bozmasalardı bir defa onlarda da ne vardı? Doğru bilgiler vardı tahrif ettiler onun için Allah Kur’an-ı Kerim hepsini yeniledi. Yaratma kânûnu ile Allah’u Teâlâ yaratmanın hepsini biliyor, her türlü yaratılışı ne türlü dilerse ona kâdir. Şimdi Müteşâbihler kendilerine uygun bir misâl veya bir kânûna ircâ ile açıklanır, yorumlanırlar. Şimdi Müteşâbih Âyetleri ne yapılır? Muhkem Âyetlerle açıklarsın veya mânâsını Allah’a bırakırsın ve bir kısmını da Râsih Ulemâya bırakırsın. Müteşâbihler kendilerine uygun bir misâl veya bir kânûna ircâ ile açıklanır. Kânûn nedir? Yine Kur’an-ı Kerim’in bir âyetini, öbür âyetiyle Kur’an-ı Kerim’in bir âyeti kânûndur. Öbür kânûnla ne yapılır? İkisi de ilâhî olarak ancak böyle yorumlanabilirler. Herkesin keyfine göre Kur’an yorumu yapılamaz. İstikrâ, tümevarım kânûnudur. İstintaç; Sonuç çıkarma kânûnudur, Tümel; Külli bir kânûndur, İstiklâl; Delil ile sona varma kânûnudur. Hayat bilgisin de monomer canlı olanlar bunlar. Dikkat edin! Monamerler canlı olanlar. Diamerler; Analı veya analı babalı olanlar, şimdi diamer birisi analı ama babası yok Îsâ gibi veyahut da analı babalı olanlar. Hüveym; Görünmeyen küçük yaratıklar. Şimdi diam ere dikkat et! Diamer de analı olan var, anlı babalı olanlar var, birde Hz. Âdem’in durumuna bakın yoktan yaratılıyor. Tam bir yoktan var edilişler var ediliyor.

Dakika 55:00

Âdem zaten yok demektir yoktan var ediliyor. Şimdi diamerin içerisinde ve diğer kânûnların içerisinde şöyle bir bakın! Kânûnlar koyan Allah’ın kendisi, birde bütün yoktan her şeyi yaratan kendisi. Bu kânûnları koymadan ve bu kânûnların tamamına hâkim olan kudret kendinin çünkü kânûn koyucu O yaratıcıdır kânûn koyan, yaratamayan kânûn koyamaz. Bunu yarattık, şunu yarattık diyenlere gidin: “Bir sinek yaratın bakalım desen” kimse bir karınca, bir sinek yaratamaz. Ama şunu yarattık, bunu yarattık diyor. Cenab-ı Allah’ın verdiği kudret ve kuvvetle beceriyle şunları Cenab-ı Hakk’ın lütfuyla başardık demeleri gerekir. Kul kesp eder, Allah halk eder. Kul Allah’ın verdiği kuvveti ne yapar? Kullanır. Allah’u Teâlâ da onun halkını yapar. Kul yaratıcı değildir, Allah’ın verdiği kuvveti, kudreti kullanır ve bir madde yaratmaz, yaratılmışları keşfeder. Kul hiçbir zaman yaratıcı olmaz. Allah’tan başka yaratıcı bulunmaz da onun için. Hüveym, birde görünmeyen küçük hayvancık canlılar var. Şimdi mesela o kadar küçük canlı çeşitleri var kalem ucu kadar bir nokta da ne kadar canlılar yaşamaktadır. Bunları görebiliyor musun? Göremiyorsun. Mikroskopların gördükleri var, görünmesine vesile olan âletler var, hâlâ görünmeyenler var. Dikkat et bunlara! Birde büzeyir, tohum taneciği olduğu kabul ediliyor büzeyir, buna da tohum taneciği deniyor. Saman tohum taneciği olduğu zaman tohumu kim yarattı?  Yine yaratıcıya ihtiyaç var işte o da yine yaratıcı kudret ve kuvvet Allah’ın kendisidir. Onun sahibi ancak Allah’u Teâlâ’dır. (أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِيٍّ يُمْنَى ) ne diyor? İnsanoğlunun işte bir spermadan yaratıldığını açıkça söylüyor. İşte Kıyâme Sûresi 37’nci âyet-i kerime de: “O döl yatağına atılan meninin içinden bir nutfe, sperm değil miydi?” diyor Cenab-ı Hak. Ey insanoğlu! Sana söylüyor, bana söylüyor. Ne diyor? “O döl yatağına atılan meninin içinden bir nutfe, sperm değil miydi?” diyor. Dikkat et! İdrâkini, zekânı, aklını îmânınla birlikte kullan! Îmânın, aklın bütün kuvvetlerin Vahyi İlâhî olan Kur’an-ı Kerim’den ilhâm alsın. Gerçek dersini Kur’an’dan almak demek Allah’tan ders almak demektir. Sünneti bilmek, Kur’an’ı bilmek, Hz. Muhammed’in okulun da okumak demektir. Bunun dersleri Allah’tan gelmiştir, Arş’ı Âlâdan, Levh-i Mahfuzdan gelmiştir. Kur’an-ı Kerim bir paşanın, ağanın, bir bilim adamının yazması değil, Yüce Allah’ın kendinin gönderdiği ilâhî kelamdır. İdrâk, anlayış, mekanik, zerresel, kimyasal harekete dönüşebiliyor. Dikkat et! İdrâk, anlayış, mekanik, zerresel, kimyasal harekete dönüşebiliyor. Arş, marş ile bir ordu hareket edebiliyor. Dikkat et! Arş, marş ile bir ordu hareket edip yürüyebiliyor.

Dakika 1:00:05

Bütün âlemlere Arş, marş emrini bu bir temsildir, teşbihtir. Bütün âlemlerin hareket emrini Allah veriyor. Bütün muharrik kuvvet ve kudret kendisinde, hareket emri O’nda, şimdi kelimeler yol gösterici alâmetle âyettirler. Îsâ’nın kelime ne demektir bunun üzerinde bu kelimler iyi keşif edilirse yanlış sapmalara tabii ki mahal kalmaz. Kelimler yol gösterici alâmet ve âyettirler. Onun için Îsâ (AS.) da Benî İsrâiloğulları’na Tevhîd Îmânını onlara aşılamak, şirki, küfrü ortadan kaldırmak, yol göstermek için gelmiştir. İşte kelime burada yol gösterici alâmet ve âyettirler. Îsâ’nın kelime oluşunda da bu mânâlar bulunmaktadır. Yine Necranlılar, ( كَلِمَتُ مِّنْهُ بي) Burada ki O’ndan bir kelime Îsâ’ya Îsâ Allah’tan bir kelimesine bak bunu anlayamadılar. Ama İslam dini Hz. Muhammed başta ne güzel anlattı insanlara tevhîd inancını kelime Allah’ta bir cüz değildir. Buraya dikkat et! Kelime Allah’ta bir cüz değildir. Îsâ (AS.) kelimedir Allah’tan bir parça değildir, Allah’ın kuludur. Hiç bir şey Allah’tan bir parça, Allah’tan bir cüz değildir. Kudretiyle Cenab-ı Hak kemâl sıfatlarıyla bütün yüce isimleriyle muttasıftır. Onda ittihat, imtizaç, azalma, çoğalma diye bir şey düşünülemez. Hulûl, tenâsüh Allah için bunlar düşünülemez. Bunları düşünenler şirke saptanırlar. Bunun için bütün derslerimizi baştan sona iyi anlayıp dinleyenler Kur’an-ı Kerim’in hem öz anlamından, hem de keşfinden ve hayat veren derslerinden Allah’ın lütfu, keremi, hidâyetiyle, tevfik ve refikiyle hayat bulacaklardır. İşte birlikte hep beraber hayat bulalım diye çırpınıyoruz. Allah’ın kulu Îsâ (AS.)… Dikkat et buraya! Îsâ bir Allah’tan kelimedir ama Allah’ta bir cüz değildir. Îsâ kelimedir Allah’ın kuludur, peygamberidir, Meryem’in de oğludur. Dikkat et! Îsâ Meryem’in oğludur, Allah’ın kuludur, peygamberdir, Allah’tan bir cüz değildir. Ancak bir kelimedir, kelimenin de anlamını önceden gösterdik. Ne demek? Yol gösterici alâmet ve âyettir. Bunun içinde her peygamber de üstün mûcizeler vardır. Her mûcize âyet olarak nitelendirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’in bütün içinde ki cümleler, içindeki kelimelerden meydana gelen cümleler, sûreler, âyetler bunlar Allah’ın kelimeleri, kelâmıdır, âyettirler.

Dakika 1:05:00

Kâinatta kevnî âyetlerdir. Ama dikkat ederseniz kâinat tamamen mahlûktur, Îsâ da Allah’ın yarattığı kuldur ve yaratılmıştır, yaratan kimse olamaz. Muhammed de olamaz, Îsâ, Mûsâ da olamaz, İbrahim de olamaz, kimse olamaz Allah’ın bunlar kullarıdır, üstün ve çok şerefli kullarıdırlar. Bunun için buraları iyi anlamalı kulu ilâhlaştıran kişi şirke düşer. Kendi yazık eder, sapıttıklarına da yazık eder. Müslüman ve insan doğru Tevhîd İnancında olmalı, başkalarının hidâyetine vesile olmalı, sapmamalı, saptırmamalı, kimsenin sapıtmasına vesilede olmamalı. Ey Nasrânî iyi anla! Diyor. Îsâ’yı doğru anla ve herkese bu çağrı da bulunuyor. Îsâ hakkında yanılan mesela Hristiyanlık yine Üzeyir hakkın da, Tevrât Mûsâ hakkında yanılan Yahûdîlik tevhîd inancında olduğu hâlde Müslümanların için de birilerini ilâhlaştıran ve bir liderinin fikirlerini Kur’an’ın önüne koyan ilâhî nizâmın kânûnlarını Allah’ı ve İslam şeriatını ve O’nun kânûnlarını tanımayan Müslümanların içerisinde de liderini, üstadını ilâhlaştıran ne kadar yanlış tevhitten uzaklaşmış, tevhîde ters düşen zihniyet varsa bu kimde olursa olsun bu yanlıştır. Türk’te de yanlıştır, Arap’ta da Müslümanlarda da bu yanlış varsa orada da yanlıştır. İslam da yanlış yoktur. Burayı iyi anlayın! Müslümanların, Müslümanım diyen birilerin de bu yanlışlar varsa, Hristiyanda, Yahûdî de bu yanlışlar varsa İslam, Kur’an-ı Kerim, Allah’ın tevhîd kânûnları ne yapıyor? Bütün yanlışları ortadan kaldırır. Tevhîd Îmânını ortaya koyuyor. Kabul eder etmez kendi bilir. Ama bizde doğruyu söylemeye mecbûruz. Çünkü Allah’u Teâlâ’nın huzurunda büyük mahkeme de hesap vereceğiz. Doğru olmayan her kelime başımıza belâ olacaktır. Boynumuza vebâl olarak oraya geleceğiz, günahlarımız sevaplarımız boynumuza takılı olarak oraya geleceğiz. Doğru gidelim, doğru anlayalım gerçekleri, birbirimize doğruları söyleyelim ve faydalı olalım. Birbirimize yanlış, yalan yanlış şeylerle zararlı olmayalım bütün mesele bu. Biz Allah’ın kullarıyız, birbirimize faydalı olmak zorundayız.

Yine Efendimiz (S.A.V) Hz. Muhammed Necranlı’lara dedi ki; Necran Hristiyanlarına bunlar Hz. Muhammed’e bir şeyler söylediler. Peygamberimiz bunlara: “Yalan söylüyorsunuz dedi. Allah’a çocuk edindi demeniz” dedi, Hristiyanlar geldiler Peygamberimize Necranlılar, kendilerini doğru dürüst göstermeye çalıştılar. Peygamberimiz onlara: “Yalan söylüyorsunuz, Allah’a çocuk edindi demeniz yani Îsâ Allah’ın oğlu demeniz, domuz eti yemeniz, haça secde etmeniz sizin Müslüman olmanıza engel oluyor” dedi.  Siz bunları yaptığınız müddetçe Müslüman olamazsınız dedi. Gelin eğer kendinizi doğru kabul ediyorsanız onlara Peygamberimiz, lânetlenelim dedi. İşte 60’ıncı âyet. Yalancı kim Müslüman deyince kaçındılar. Yalancı kim? Doğru kim? Gelin lânetlenelim dedi, o zaman korktular, kaçındılar. Çünkü karşılarında İncîl’de öz oğullarını tanıdıkları gibi Muhammed var ama bir türlü inanamıyorlar.

Dakika 1:10:50

Tevrât’ta öz oğullarını bildikleri gibi, bildikleri Muhammed karşılarında son cihân Peygamberi Tevrât bunu yazıyordu, İncîl de anlatıyordu, Îsâ müjdesini vermişti. Böyleyken îmân edenler olduğu gibi, îmân edemeyen dünyada ki Müslüman olamayan kitlelere bir bakıverin. Netice de bunlar lanetleşmekten sakındılar, cizye vermeye râzı oldular yani vergi vermeye râzı oldular, İslam’ın hâkimiyetini kabul ettiler. Peygamberimiz Necranlı’lara yine: “Müslüman olun” deyince: “Biz senden önce Müslümanız” deyince, Peygamberimiz siz yalan söylüyorsunuz dedi ve onların bir defa Allah’a nasıl iftirâ ettiklerini, Îsâ Allah’ın oğlu dediklerini, domuz eti yediklerini, haça taptıklarını, şirklerini ve birçok yanlışlarını ortaya koydu. İşte lânetleşmekten de kaçındıkları için vergi vermeye râzı oldular. Çünkü yanlış doğrudan kaçar. Doğru kimseden kaçmaz, doğru hak ve hakîkattir, İslam bütün doğruların bizzat kendisidir. Geçmişin şâhidi geleceğin tüm belgeleri İslam da mevcuttur.

Yine Kurtubî, Vâhidî büyük bilim adamlarımız İslam yani Müslüman olun dedi onlara Peygamberimiz onların kayıtların da bunlar bulunmaktadır. Yine Müslim’in de rivâyetinde vardır, El Bahru’l Muhipte de mevcuttur ki Peygamberimiz onlara, ya Müslüman olun, ya cizre verin veya savaş teklifi yaptı Efendimiz (S.A.V), onlara onlar cizre vermeye râzı oldular, İslam devletinin buyruğuna girdiler. Hain Yahuza’yı Îsâ’ya (AS.) benzetti Cenab-ı Hak o câsus havârîlerin içindeki câsusun adı Yahuza’dır, başka isminin bulunduğu da rivâyet olunmaktadır. Dolayısıyla işte çarmığa gerilen Îsâ değil Yahuza’dır. Onun ihânetinden dolayı, câsusluğundan dolayı Cenab-ı Hak Yahuza’yı Îsâ’ya benzetti ve onu çarmıha gerdi, gerdiler. Kendi adamlarını çarmıha gerdi Siyon Yahûdîleri Îsâ’yı çarmıha gerdik zannettiler. Îsâ’ya Üzeyir’e ibadet etmeleri gibi. Şimdi bakın, İsrâil Üzeyir’i Allah’ın oğlu der ve ona ibadet ederler tanrı tanırlar ki ne kadar yanlış ve yazık oluyor. Hristiyanlar da Îsâ’ya ibadet etmeleri gibi ona tapınıyorlar. Kul kula tapınıyor. Hâlbuki peygamberler kendine tapınmayı şiddetle yasaklamışlar. Bütün peygamberler Allah’a çağırmışlardır. Kendilerinin getirdiği Allah’ın ortaya koyduğu İslam şeriatıdır. Kendisine hiçbir zaman tapınmaya müsaade eder mi bir peygamber? Ve normal bir insanda bunu yapamaz. Bunu yapmak için deli olmak lâzım veyahut da tam putperest olmak lâzım. (Muhafazan Allah)

Onun için kıymetli efendiler, Îsâ’da doğruyu söyledi, Mûsâ’da doğruyu söyledi, geçmiş peygamberler de doğruyu söyledi. Hz. Muhammed ve Kur’an-ı Kerim doğruları tasdik eyledi ve himâyesine aldı. İslam koyucudur aynı zamanda. Îsâ’nın, Mûsâ’nın, tüm peygamberlerin tamamen koruyuculuğunu yapar ve Mûsâddiktir, Müheymin’dir. Bunun için İslam dini geçmişin değerlerini korur. Çünkü bütün belgeler kendindedir.

Dakika 1:16:26

Yine 64’üncü âyet-i kerimede: “Vicdân birliği, îmân birliği”… Buna dikkat et! Vicdân birliği îmân birliğidir. Dini gelişmeler vicdânın bütünlüğünde ve genişliğindedir. Dini gelişmeler vicdânın bütünlüğünde ve genişliğindedir. Îmân birliği, vicdân birliği olmadan vicdânlar gelişmeden dinin yüceliğini o vicdânlar onun dinin genişliğini insanlar anlayamaz. Dar vicdânlar uçsuz bucaksız rahmet dini İslam’ı kavrayamazlar. Onun için bir defa dinin bütünlüğünde, vicdânların bütünlüğünde yine îmân birliğinde ne yapar? Gelişmeler devam eder. Burada eğer vicdânlar birleşir îmânlar birleşirse işte o zaman bir gelişme bir genişlik ortaya çıkar. Bölünmeler, parçalanmalar, îmân birliği yoksa bölünme parçalanma varsa vicdânlar daralmışsa orada genişleme gelişme olmaz yükselmede olmaz. Eğer bu dünyada tamamen gelişim, genişleme, ilerleme, yükselme isteniyorsa bir defa dünyanın barış dini, vicdân birliğini, îmân birliğini ortaya koyan evrensel ruhuyla insanlığı kucaklayan bütün ruhları, vicdânları içine alan bir defa İslam’ın sulh ve barışı tevhîd inancı onun yeryüzünde ki hâkimiyeti sağlanmalıdır. İşte İslam birliği demek vicdânların birleşmesi demektir, îmânların birliğidir. Hz. Muhammed (A.S.V) îmân eden ehli kitâba: “Siz hani papaların ve diğerlerinin sözlerine yalnızca onların sözleri olduğu için itaat etmez miydiniz?” diye sordu. Onlarda, evet dediler. İşte dedi o onları Rab edinmektir dedi. Dikkat et! Bu Müslümana da bir derstir, Hristiyan’a da derstir, Yahûdî’ye de başka milletlere de derstir. Dikkat et buraya! Hz. Muhammed îmân eden ehli kitâba Müslüman olanlara söylüyor.      “Siz hani diyor papaların ve diğerlerinin sözlerine yalnızca onların sözleri olduğu için itaat etmez miydiniz?”

Dakika 1:20:00

İşte o onları Rab edinmektir diyor. Ey Müslüman, Peygamberimizin bu sözüne dikkat et şimdi! Eğer sen birilerinin sözünü Kur’an’ın yerine koymuşsan, Allah’ın sözünü bırakmışsan o kimin sözünü Kur’an’ın, Allah’ın sözünün yerine koymuşsan onlar senin Rabbindir. Allah Rabbin değildir. Rabbim desende aynen işte Müslüman olan Hristiyanların itiraf ettiği gibi tevhîde ulaşınca itiraf edeceksin. O duruma düşmeden aradan zaman geçmeden Allah’ın emirlerinin yerine kimsenin emrini koyma! Allah’ın kânûnlarının yerine kimsenin bir şeyini koyma! Liderimdi, önderimdi, şu benim bilmem neyim idi bunları bir defa Allah’la kendi arandaki bu tabuları, putları yık. Allah’ın hükümranlığını ve onun kânûnlarını katıksız, katkısız tanı. Allah’ın emirlerinin yerine kimsenin emrini koyma. O zaman başkaları Rabbin olmaz sadece Allah Rabbindir işte o zaman Cenab-ı Hak Tevhîd Îmânını bütün dünyanın kalbine Allah bütün insanların kalplerine, ruhlarına yerleştirsin. Bizim hidâyet temennimiz, dileğimiz budur. Hidâyet Allah’tandır. Ama tebliğ etmek bizim gibi dünya da bütün imkânı olan Allah kulları da tebliğ edebiliyorsa etmelidirler. Kitap ehli kelimeyi dağıttılar. Kitap ehli kim? Hristiyan Yahûdîler. Bak kelimeyi dağıttılar, Hakk’ı birlemekten uzaklaştılar. Yazık oldu, kendilerine yazık ettiler, kelime dağıtılır mı? Kelime nedir? Îsâ Allah’ın bir kelimesiydi, Kelime-i Tevhîdi ortaya koydu yani Allah’ın birliğini. Bu kelimeyi onlar ne yaptılar? Parçaladılar, şirke dönüştürdüler, Allah üçtür dediler. Hakk’ı birlemekten ne yaptılar? Uzaklaştılar. Yine Bakara Sûresi 124’üncü âyette, İbrâhim’in (AS.) denenmesine şöyle bir bak. İbrâhim (AS.) Allah denedi Nemrut karşısın da, Nemrut onu ateşe attı. Bak Nemrut’a tâviz vermedi, tevhîd inancından tâviz vermedi. İbrâhim tam bir Hanîf tevhîd îmânıyla parlayan bir Ulü’l Azim peygamberidir. İmam tayin edilmesi, İbrâhim imtihanları kazandıktan sonra (AS.) Allah onu ne yaptı? İmam tayin etti. İmam ne demek? Önder ve peygamberlik, önderlik, peygamberlik soyundan da deyince: “Zâlimlere imamlık, önderlik vermem” dedi Cenab-ı Hak. Buraya da dikkat et! İbrâhim’in soyundan, İsmâil’in soyundan Hz. Muhammet geldi. İshâk’ın da soyundan da kim geldi? İshak’ın da soyundan da birçok peygamber geldi Îsâ’ya kadar. Ama İsmâil’in de soyundan Hz. Muhammed geldi. Niye Hz. Muhammed’e atladı? İbrâhim’in soyu öbür taraftakiler ne yaptı? Peygamberlerin yolundan saptılar. Zâlimlere peygamberlik verilir mi? Cenab-ı Hak her şeyi bilen Allah işte onlardan imamlığı aldı, peygamberliği aldı, önderliği aldı, kıyâmete kadar Hz. Muhammed’e verdi.

Dakika 1:24:54

İbrâhim (AS.) ve Mûsâ arasının 1000 sene olduğu rivâyeti vardır. Mûsâ ile Îsâ arası da 2000 sene olduğu söylenmektedir. Bunun için şöyle bir bakın bir Mûsâ ile Îsâ arası da 2000, İbrâhim (AS.) ve Mûsâ arasının 1000 sene, Îsâ ile de Hz. Muhammed’in arası 570 sene olduğu rivâyetleri vardır. (للّهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ) Cenab-ı Hak ne diyor? Allah mü’minlerin velisidir diyor. Gerçek dost, gerçek yardımcı bir defa Cenab-ı Hak’tır. Üzeyir’e (AS.) Îsâ’ya (AS.) ibadetleri gibi ki, Efendimiz (S.A.V) onlar size bazı şeyleri haram, helâl kılmadı mı? Dedi. Yani şirkin içinde bulunan Yahûdî ve Hristiyanlara söyledi. Hahamlar, papazlar size bazı şeyleri helâl kılmadı mı dedi? Yani dinini, kendi dinlerini bozdular. Bazı şeyleri haram, bazı şeyleri helâl kıldılar. Hâlbuki Allah’ın helâl dediği helâl, haram dediği haramdır. Allah’tan başka bir şeyi haram etme, helâl etme kimsenin Salâhiyetinde değildir. Hahamlar, papazlar böyle yaptılar. İşlerine gelene helâl dediler, işlerine gelmeyene haram dediler. Peygamberimiz bunu söyledi. Onlar size bazı şeyleri haram, bazı şeyleri helâl kılmadılar mı? Dedi. O hahamlar, papazlar onların sözüne uydunuz. İşte bu onlara ibadettir, onlara tapmaktır dedi. Bazı sistemler dayatıyor millete benim dediğimi yapacaksın diyor. Kendini Tanrı yerine koyuyor, kendi şeriatını dayatıyor. İlâhî Şeriatı da yok etmeye çalışıyor. Bu işte dayatmadır bu dayatmalara karşı İslam bütün îmânları, bütün vicdânları bir araya toplar ve dayatmaya zorbaya karşı koyar.

Dakika 1:28:18

(Visited 106 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}