hayat veren Tefsir 98-01

98- Tefsir Ders 98 hayat veren nurun keşif notları

 

98- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 98

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Diğer tarih boyunca altın kalemlerin dahi aciz kalacağı bir İslam’ın tarihine bak şöyle şanlı tarihe bak. Cihan hâkimiyetini kuran bir İslam milletine bak, şöyle bir bak. Ümmet-

i Muhammed’e bak, Milleti Muhammed’e bak, tevhîd milletine bir bak. 14 asır dünya kurulalı böyle bir tarih, böyle bir cihan hâkimiyeti hak ve adâletle hiç tarihte görülmüş mü? 14 asıra iyi bak ve bu kısa bir zamanda 8 senelik bir dönemde yıldırım hızıyla Arap yarımadasının putlardan temizlendiğine bak. Trablusgarplara, Maveraünnehir’lere nasıl gidildiğine, İstanbulların fethine, Kisra’ların Fas imparatorluğunun, Bizans’ın şöyle bir durumuna bakıver. Yıldırım hızıyla zaferlere bir bak. İnsanlığa ne götürdüler, insanlığı kurtarmaya barışı hâkim kılmaya gittiler. Her milleti 14 asırdır zimmetlerinde kendi canları gibi korumayı emreden ilâhî emirlerin egemenliğinde yaşadılar. Bunun içinde hatâ edenler varsa ferdîdir. İslam’la hiçbir alâkası yoktur. İslam yüceliklerin ilâhî adâletin, ilâhî kânûnların adıdır. Suçu suçluda ara. Allah’ta onun kânûnlarında suç olmaz.

 

Bunun için Yüce Rabbimiz işte Kur’an-ı Kerim’i bize duyuruyor. Allah’ın öğüdüdür diyor.

 

استعيذ بالله

 

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ

 

Şu âyetin durumuna bir bak ve âyetin sırlarının 14 asır içinde nasıl zuhur ettiğine de bak. Âyetlerin içinde dünyayı, ukbayı gör. Âhireti dünyayı Kur’an-ı Kerim’in âyetlerini içine almıştır. Ne diyor burada? Gevşemeyin, üzülmeyin. Kim diyor bunu? Yüce Allah söylüyor. Kime? Mü’minlere diyor, mü’min Müslümanlara diyor. Gevşemeyin, üzülmeyin eğer hakîkaten inanıyorsanız muhakkak üstün olan sizsiniz. Üstün olan sizsinizdir diyor kesin. Ama neye bağlamış? İnanıyorsanız diyor Allah’a kesin inanacaksın. Onu kemâl sıfatlarıyla, yüce esmâsıyla, kendi kitâbıyla ve eserleriyle Allah’ı iyi tanıyacaksın emrine iyi gireceksin. O zaman gevşeme olmaz, üzülme olmaz, gerçek îmân ortaya çıkar ve üstünlük de ortaya çıkacaktır. İşte âyeti kerime bunu açıklıyor. Bir tek kısa bir âyet-i kerime ama içi hazineler dolu. O âyeti açmaya kalkın içini tam keşfetmeye zamanlar, günler yetmez. Diğer âyetlerde böyle biz size özünü vermeye çalışıyoruz. Hattâ içinden keşfettiklerimizin de keşif notları olarak veriyoruz. Ömrümüz olursa ileride daha geniş keşiflerde bulunmayı tabii ki Rabbimizden onun izniyle, lütfu keremiyle ondan isteriz. Bütün istediğimizin içeriği insanlara faydalı olmak, Allah’ın rızasını kazanmak faydadan başka bir amacımız yok.

 

Dakika 5:10

 

Cenab-ı Hak:

 

إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُ وَتِلْكَ الأيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَاء وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الظَّالِمِينَ

 

وَلِيُمَحِّصَ اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ وَيَمْحَقَ الْكَافِرِينَ

 

Eğer siz “Uhud Savaşında” bir yara değmişse diyor size “Uhud Savaşında” bir yara değmişse ‘’Bedir Harbinde’’ o topluma, o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu diyor. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. Bu da Allah’ın sizden îmân edenleri ayırt etmesi, sizden şahitler edinmesi, mü’minleri tertemiz yapıp kâfirleri de yok etmesi içindir. Allah zâlimleri sevmez. Her kâfir zâlimdir ama tekrar ediyorum her zâlim kâfir değildir çünkü kâfir olmadığı hâlde zulmeden zâlimler de çıkmıştır. Bunlar da günahlarının karşılığında Allah’ın azâbına çarpılmışlardır, çarpılacaklardır. Cenab-ı Mevlâ mü’min ve Müslümanlara Kur’an-ı Kerim’i, İslam’ı, Hz. Muhammed’i iyi keşfetmeyi, iyi anlamayı ve insanlık âlemine de iyi anlatmayı nasip eylesin. İnsanlığın hayrının hazineleri buradadır. Hayat bulmak ve başkalarının hayat bulmasına vesile olmak bu gerçekleri bilmekten, yaşamaktan geçer. Bilmek yetmez îmân ve Amel-i Sâlih Yüce Allah’ın istediği şekilde yapılma gayreti içinde olmak gerekiyor. İşte kalp temizliği, ruh temizliği, kalbin ve ruhun kötülüklerden tasfiyesi, arınması ve bir saffet oluşması bunlar şarttır.

 

Şimdi de bazı notlar ve âyetlerin az çok acıkmasına daha iyi anlaşılmasına, faydalı olmak açısından Bedir Harbi konusunda yine bir kısa hatırlatma yapalım. Ramazan-ı Şerif’in 27’nci cuma günü dikkat edin Ramazan-ı Şerif’in 27’sinde cuma günü hicretin 2’nci yılı idi (ve entüm ezilletün) sizler güçsüz haldesiniz. İlk savaş bu İslam’ın ilk savaşıdır. Çok azınlıkta diğer Müslüman tarafından maddî bir güçlük yok ne asker, ne silah, ne araç, ne gereç ama karşılarında o günkü çağın en güçlü ordusu var. Dikkat edin 310 kişi 77’si Muhâcir sancaktarları Hz. Ali 236’sı Ensâr’dan bunlarında sancaktarları Sa’d Bin Ubâde idi (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Üç beş kişiye bir deve düşüyordu mikdat mersetin atı vardı bir tane veya iki atı olduğu söylenmektedir. 90 deve vardı, 6’da zırh vardı, 8 kılıç vardı. İşte 8 kılıçla 6 zırhla bugün savaş yapılacak. Koskoca düşmanın karşısında bu o günün imkânları buydu. Birde içinde bulundukları şartlar da bunu gerektirdi. Düşmanın 1000 askeri vardı, 100 tane atları vardı, silahları kuvvetleri tamamdı ama onların bir şeyi yoktu. Allah’ın yardımı inananların yanındaydı.

 

Dakika 10:48

 

Bütün şer ve şirk ve küfür ve şeytan orduları da düşmanın tarafındaydı. Arada böyle bir fark var. Buna dikkat et bu farkı ancak îmân görebilir, küfür bunu görmez. Çünkü küfür, şirk, cehâlet, gaflet hep düşmanın zâhirî gücüne bakar. Bunların güçlü ordusu var der. Topu tüfeği fazla ben bu taraflı olayım der. Nitekim buna aldanan Müslüman görünen bazı kişiler o taraftaydı Ebû Cehil‘in ordusundaydı. Hattâ o gün İslam’da yeni parladığı için birçok Peygamberin akrabaları da düşman tarafındaydı. Ebû Bekir’in oğlunun bile birisi, Hz. Ömer’in dahi bir akrabaları o taraftaydı. Düşman tarafındaydı yakınları ve bakın hem Peygamberi öldürmek hem Ebû Bekir’i, Ömer, Osman, Ali gibileri öldürmek için bakın neler yapılıyordu. Düşman tarafındaydı. Niçin bunlar düşman tarafında? Düşmanı güçlü görüyorlardı. Çünkü îmân yok ki Allah’ın gücünü görse, Allah’ın kudretini görse, Allah’u Teâlâ’nın gücünü, kudretini görmek için îmân lâzım, Allah’a teslimiyet lâzım. Kitâbı, Kur’an’ı, Allah’ın esmâsını, evsâfını, eserlerini iyi görmek lâzım bu da kâfir de yok zaten müşrikte bunlar yok. Zaten müşrikte olsa müşrik olmayacak o safta bulunmayacak. Gücüne, ordusuna, silahına aldanmayacak nitekim aldandılar. İşte şöyle bir bakın: Allah’ın yardımı ile Ebû Cehil o günkü ordunun başkomutanı Ebû Cehildi. Şirk ordusunun, müşriklerin ordusunun başkomutanıydı. Hem Eb3u Cehil ‘in ve hem de ileri gelenlerin kellesi kesildi, bedir kuyusuna atıldı, cehenneme darlandı îmânın gücü açığa çıktı. Önce 1000 melek geldi. Bu 1000 meleğin savaşa girdiği söylenir Müfessirler bunu kabul ederler. Enfâl Sûresinin 9ûncu âyetinde de bu gerçek açıklanır. Melek ordusunun yardıma gelmesi, bakın sonra 3000 melek daha geliyor. Daha sonra 5000 melek kıratlar üzerinde sarıkları sarı, beyaz, siyahtı diyor. Bedir de melekler bizzat düşmanla savaştılar diyor Cumhûrü’l-Müfessirîn diyor bunu. Cumhûrü’l-Müfessirîn bu diyor. Meleklerin 1000 kadarının savaşa girdiği öbürlerinin Müslümanlara cesaret vermek için orada bulunduğu rivâyetleri de vardır. Bu rivâyetler İbn-i Abbâs’tan gelir (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Şimdi buradan bizim alacağımız dersler nelerdir? Buna dikkat lâzım.

 

Dakika 14:53

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 87 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}