İslam Tarihi Ders 4

İslam Tarihi Ders 4

İslam Tarihi Ders 4

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler, Yüce İslamın onun tarihinin külliyatından keşif notlarıyla dersimiz devam ediyor.  Hz. Adem (a.s) ın cennete yerleştirildiği cennetten çıkarıldığı ve tevbesinin kabul olduğu günün (efendim) hangi gün olduğuyla ilgili dersimiz burdan başlamaktadır. Ebu Hureyre (r.a) Hazretlerinin rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s.v) buyuruyor ki: ‘ Güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem (a.s) bugün yaratıldı, bugün cennete yerleştirildi, bugün cennetten çıkarıldı. Yüce Allah onun tevbesini bugün kabul etti ve kıyamet bugün kopacaktır. Bugünün içerisinde öyle bir vakit var ki öyle bir saat vardır ki müslüman bir kulun hayır dilekleri bu vakte rastlar ise mutlaka Yüce Allah (c.c) onun dileklerini yerine getirir’ buyurdu sevgili Peygamberimizden gelen haber. Abdullah bin  Selam (r.a) şöyle diyor: ‘ Ben bu saatin hangi vakitte olduğunu çok iyi biliyorum. Bu saat cuma günü gündüzünün son vaktidir.’ Bazılarının görüşüne göre; Yüce Allah (c.c) Hz. Adem ile Havvayı Firdevs Cennetine Cuma günü sabahından iki veya diğer bir rivayette üç saat geçtikten sonra yerleştirmiş ve yedi saat geçtikten sonra yeryüzüne indirmiştir. Buna göre Hz.Adem ile Havva Firdevs Cennetinde beş saat kalmışlardır, diğer bir rivayette ise onların bu cennette üç saat kaldıkları söylenir. Ebu-l Aaliy’e ise; Hz. Adem ile Havvanın Cuma gününün dokuzuncu veya onuncu saatinde cennetten çıkarıldıklarını söylüyor. Eğer Hz. Adem ile Havvanın Cuma günü sabahından iki saat geçtikten sonra Firdevs Cennetine yerleştirildiklerini söyleyen kişi , bu sözüyle Hz. Adem ve Havvanın bugünkü şekliyle dünya günlerinden olan Cuma gününden iki saat geçtikten sonra Firdevs Cennetine yerleştirildiklerini anlatmak istiyorsa bu sözü gerçekten pek uzak değildir ve doğrudur. Çünkü Selef  alimlerinden aktarılan rivayetler; Hz. Adem’in bir günü bizim bin gün olan,haftanın altıncı yani Cuma gününün son saatinde yaratıldığı tarzında naktedilmektedir. Bugünün bir saatinin bizim dünya yılımızdan 83 yıla muadil olduğu da bilinmektedir. (5:00)

Biz daha önce yukarda Hz. Adem’in topraktan olan hamurunun bizzat Yüce Allah (c.c) tarafından yoğurulduktan sonra ve kendisine ruh üfürülmezden önce 40 yıl bekletildiğini zikretmiştik. Şüphesiz bu 40 yıl bizim dünya yılımız itibariyle hesap edilmiştir. Hz.Adem’e ruh üfürüldükten sonra cennete yerleştirilmesi ve cennetten çıkarılıp yeryüzüne indirilmesi gibi hallerin şüphesiz  bizim dünya yılımız itibariyle bunun 43 yıl olması hesap edilmiştir. Efendim bu durum 43 yıl içerisinde cereyan etmiş olduğu inkar edilemez diye bu hesaplar yapılmıştır. Bütün alimler ruhun Hz. Adem’in cesedine Cuma gününün son saatinde ve güneş batmazdan biraz önce üfürüldüğünü sölüyorlar. Evet Sevgili dostlarımız, bu rivayetlerin hepsinin bir gerçek payı vardır. Çünkü olayın iç detayının sırlarını daha fazla kimse bilemediği için birisi bir tarafını, birisi öbür tarafını  ele almaya gayret etmişlerdir, kendilerine ulaştığı kadarıyla.Gerçek yüzünü ise Yüce Allah bilmektedir. Adem(a.s) ile Havva’nın yeryüzünün neresine indirildikleri konusunda da rivayet edildiğine göre Yüce Allah (c.c) Adem ile birlikte eşi Havva’yı onları yarattığı gün olan Cuma günü güneş batmazdan önce (efendim) yeryüzüne indirdi. Hz. Ali (r.a),İbn-i İshak, İbn-i Abbas, Katade ve Ebul Aaliy’e bu hususta şöyle diyorlar. Adem (a.s) Hindistanın  Serendip topraklarında bulunan  Nud veya Buhud dağı üzerine indirildi, Havva annemizde Cidde’ye indirildi. İbn-i Abbas (r.a  ve herdaimecmain) diyor ki; ‘ Adem (a.s) ın Havva’yı aramak için attığı adımlardan her ayak bastığı yer köy ve kasaba, adımlarının arasındaki boşluklar ise ova ve sahra oldu. Hatta Adem (a.s) yürüyerek cem denilen yere gelince (efendim) Havva ile buluştu. Bu yüzden onların buluştuğu yere; buluşturucu ve (efendim)bir araya getirici manasına geldiği için ‘Müzdelife’ adı verildi. Ayrıca onlar Arafat’ta tanıştıkları için burayada tanışma manasına gelen ‘Arafat’ ismi verildi.Cem denilen yerde birbirleriyle buluşup biraraya geldikleri için burasınada ‘Cem’ denildi. Yılan İsfahan’a,ibliste Meysan’a indirildi. Bir diğer rivayette ise Adem  (a.s) çöle, ibliste Uhülleye indirildi demişlerdir.Ebu Cafer Et-Taberi  (r.a ve herdaimecmain) diyor ki: ‘Bu husustaki haber ve rivayetlerin doğruluğunu bilmek ancak huccet derecesinde bir haber yani Hadis-i Şerifin rivayet edilmesiyle mümkün olur.Kaldı ki biz bu hususta Aden’in (Hz Adem’in) Hindistana indirildiğini bildiren bir haber yani Hadis-i Şeriften başkasınıda bilmiyoruz. Bu haberin sıhhatinide İslam Alimleri reddetmemişlerdir. Burda tabi delilin gücüne işaret etmektedir Taberi Hazretleri. İbn-i Abbas’ın ifadesine göre (r.a herdaimecmain): ‘ Adem (a.s) Nut Dağı üzerine indirildiğinde, ayakları yerde başıda gökteydi. Meleklerin tesbihini dinliyordu, melekler ise ondan korkuyorlardı. Buyüzden melekler YüceAllah’tan Adem’in boyunun kısaltmasını istediler.Bunun üzerine AllahuTeala ve Tegaddes Hazretleri (c.c) boyunu 60 arşına indirdi, yani yaklaşık 40 metre. Adem (a.s) ise meleklerin seslerini ve tesbihlerini  işitemez bir hale geldiği için bu duruma çok üzüldü. Hatta Adem (a.s) : ‘ Ey Rabbim ben yurdunda Senin komşun idim. Benim senden başkada Rabbim yoktu. Beni cennetine koymuştun. Dilediğim yerde yiyor, dilediğim yerde kalıyordum. Fakat sen beni mukaddes bir dağa indirdin. Ben burada da meleklerin seslerini işitiyor, cennetin kokusunu alıyordum. Şimdi ise boyumu 60 arşına düşürdün bu yüzden meleklerin sesleri kesildi, arşının etrafındaki tavaf görüntüleri gözlerimden uzaklaştı. Cennetin kokuları kayboldu’ dedi. Bunun üzerine Yüce Allah O’na : ‘ Ey Adem, bu senin işlediğin günahın bir neticesidir’ diye cevap verdi.  Ey insanlar,ibret alın ibret! Ders alın ders! Bunları ben kendi nefsime söylerken sizlerinde duyumasını elbette istiyorum, çünkü tebliğ görevimizdir.

Yine, AllahuTeala (c.c) Hz. Ademe herşeyin sanatını öğretti. Adem (a.s) ile birlikte cennet kokuları, hacer-ül esved(siyah taş) ve Musa (a.s) ın asasıda indirildi. Hacer-ül Esved cennet yakutundan bir taştı ve yere indirilmesinden önce kardan daha beyazdı. Hz.Musa’nın asası ise cennetin ağaclarından ‘as’ yani messin ağacı ile ‘lüban’ yani çam ağacından yapılmıştı.  Bunlardan sonrada örs, tokmak ve kerpeten gibi aletler indirildiler.Evet sevgili dostlarımız, Cebrail (a.s) Hz.  Adem’in yanına bir kese buğdayla birlikte gönderildi.  Adem(a.s): ‘Bu nedir’ diye sordu. Cebrail (a.s): ‘Bu seni cennetten çıkaran nesnedir’diye cevap verdi. Hz. Adem: ‘ ben bunu ne yapacağım?’ dedi. Cebrail (a.s): ‘ Bunu yeryüzüne yani toprağa serp,yani  tohum saçar gibi saç’ diye karşılık verdi. Adem (a.s) buğday tanelerini yere serpti ve anında bu taneler Yüce Allah tarafından yetiştirilip buğday haline geldiler.Bundan sonra Adem (a.s) bu tanelerden biten ekinleri biçip bir arya topladı ve ovalayarak samanından ayırdıktan sonra onları öğütüp hamur kardı. Böylece dünya yüzünde işte ekmek,hamurdan ekmek yapılmaya başlandı. İşte bunların hepsi Cebrail (a.s)ın ona öğretmesiyle oldu. Ayrıca Cebrail (a.s)Adem (a.s) ın yanına taş ve demir getirdi. Hz. Adem bunları birbirine sürtünce  ateş çıktığını gördü ve böylece ateş yakmasınıda öğrendi. Yine Cebrail (a.s) ona demirciliği ve ekin ekip biçmesinide öğretti. Bu arada kendisine birde öküz gönderildi, böylece Adem onunla  çift sürmeye başladı. Bir rivayete göre Yüce Allah (c.c) Hz Adem ile Havvaya hitaben: ‘ Ey Adem hiç şüphesiz o iblis var ya o iblis seninde eşin Havvanın da apaçık düşmanıdır.Bundan dolayı sakın o sizi cennetten çıkarmasın sonra zahmete düşersin!’ bu da Taha suresi ayet 177 de buyrulmaktadır. İşte zahmet,bu rençberlik zahmet ile iş başladı. Ey insanoğlu, bende dahil olmak üzere insanoğluna rahatlık daima fazla geliyor, rahat oldukça azıyor yanılıyor. Efendim çok bulunca azan, az bulunca sapan bir yapısı var insanoğlunun. Ey insanoğlu, aklı başına al! Babamız Ademin durumundan ibret almalıyız, dersimizi almalıyız. Babamız Adem bir kere yanıldı, unuttu. Çünkü ozaman günah örnekleri yoktu. Unuttu ve iblis Havva annemizi kandırarak, Havva annemiz yoluyla da Hz. Adem kandırıldı. Bu bir defa bir yanılgı, unutma, yanılma,hata neticesinde oldu..

Ey insanoğlu,babamız bir kere yanıldı, böyle oldu; başınadünyadakio zahmetli  bak neler geldi, cennetten çıkarıldı. Bakın dünyaki o zahmetli ortamın içine düştü. İnsanoğlu bu işlediği günahlar kadar işi dünyada zorlaşır,mezarda zorlaşır, mahşerde daha da zorlaşır.. Biz hatırlatıyoruz, kendi nefsimize, sizinde hatırlamanızı istiyoruz. Yüce Allah yardımcımız olsun! Tevfıki  hidayetiyle , avn-ü muamenetiyle. Göz açıp yumuncaya kadar Yüce Rabbimiz bizi bize bırakmasın.

‘ Allahumme eslıhli şe’ni vela tekilni ile nefsi tarfete ayn’ İşte Hz. Muhammed’in (a.s.v) kızı  Fatma annemize bir dua örneği, bu duayı öğretmiştir. Ey Ümmet-i Muhammed, Allah’a itaat et, isyan etme! Bu duayı da yapmaya devam et. (20:50)

Bundan sonra AllahuTeala ve Tegaddes Hz.(c.c) Hz. Adem’i Nut dağından indirdi ve yeryüzü ile birlikte onun üzerinde bulunan cin, hayvan, kuş benzeri diğer tüm varlıkları onun hakimeyet ve mülkiyetine verdi. Dikkat et! dünyaya artık Hz.Adem hakim olmaya başladı ve Mevla ona bu gücü verdi. Dikkat et! Neye? Cinlere,hayvanlara, kuşlara ve benzeri diğer bütün varlıkları AllahuTeala bütün varlıkları onun mülkiyyetine verdi. Artık şimdi de dünya Adem babamızın ve onun neslinin eline verildi. Bunun üzerine Hz. Adem (a.s) maruzatta bulunarak: ‘Ey Rabbim, şu yeryüzünde seni benden başka kim tesbih edecek?’ dedi. AllahuTeala ve Tegaddes hz.(c.c) ona: ‘ Pek yakında senin sulbünden bana hamd edip, beni tesbih edecek bir zürriyet çıkaracağım. Ayrıca yeryüzünde adımın anılması için yüksek yüksek evler yani; ibadethaneler, camiler yapacağım. (Efendim) yine yeryüzünde kendisine üstünlük ve şeref tahsis edeceğim. Bir (efendim ) mabed yapacağım ve ona kendime nispet ederek  ‘evim yani; Beytullah’ ismini vereceğim. (Efendim) Beytullah ismini verip, onu emniyetli bir harem yani dokunulmazlık yeri kılacağım. Kim bana saygı duyarak bu eve hürmet gösterip, harem yeri kabul ederde, kendisine bahşedeceğim şeref ve itibara (efendim) hak kazanacaktır.( Yani Kabe’yi kim haccederse ederse yerli yerince. ) Kimde onun ahalisini korkutursa bana karşı olan ahdini bozmuş olur. Ve haram kıldığım bu yerin hürmetini ihlal etmiş sayılır. Yine ben bu evimi yeryüzünde insanlar için kurulmuş ilk ev mabed kılacağım. Kim bu evimi kasdederek hac yapmak maksadıyla gelir ve bundan başka bir maksadıda yoksa bana gelmiş, beni ziyaret etmiş olur ve benim misafirim sayılır. Kerim cömert olan, yakışan ise misafir ve konuklarına ikram etmek ve hemen onların haceterini yerine getirmektir. Ey Adem hayatta kaldığın müddetçe bu evin imar ve bakımını sen yapacaksın. Bundan sonrada buranın imar ve bakımını senin evlatlarından gelecek olan ümmetler ve peygamberler (efendim) asırlar içerisinde sırayla yükseltmektedirler ‘ buyurdu. Yani bütün müslümanlar bütün  Peygamberler o Kabe-i Şerifi  korumakla ( efendim)orayı ziyaret etmekle koruyorlar,görevini yapmakla kıyamete kadar ümmet görevlidirler. Bundan sonra Yüce Allah (c.c) Hz. Adem’e harem yeri kıldığı eve yani, Beytül-Harama gitmesini emretti. Kabe-i Şerif’e. Bu ev mabed ki; tek bir yakut, bir rivayete göre de tek bir inci halinde cennetten indirilmiş, bu ev mabed Allah’ın Nuh (a.s) kavmini suda batırdığı Tufana kadar olduğu gibi kaldı. Tufan esnasında Yüce Allah bu evi göğe kaldırdı (efendim ) temeli ise yerinde kaldı.Yüce Allah (c.c) onu İbrahim (a.s) için hazırladı ve Allah’ın izniyle ileride bahsedeceğimiz üzere Hz. İbrahim ve İsmail (a.s) bu temel üzerine Kabe-i Şerifi inşaa ettiler. Nihayet Hz. Adem hac yapmak ve tevbe etmek üzere Beyt-ül Harama (efendim) hareket etti. Adem (a.s) ile Havva ettikleri hata ve kaybettikleri Cennet (efendim) nimetleri yüzünden burada  200 sene ağladılar. Ve 40 gün hiçbirşey yeyip içmediler. Ancak 40 gün sonra yeyip içmeye başladılar. Buarada  Adem (a.s ) yine Havva’ya 100 yıl yaklaşmadı. Neticede Hz. Adem bu hal için Beyt-ül Haramı ziyaret etti ve Rabbinden kelimeler bekleyip, tevbe-i istiğfar etti. Yüce Allah’ta onun tevbesini kabul etti. Bu husus şu Ayet-i Kerimede belirtilmektedir: ‘ Ey Rabbimiz, biz kendimize yazık ettik. eğer bizi bağışlamaz,eğer bize merhamet etmez, affetmezsen; herhalde zarara, hüsrana uğrayanlardan olacağız’

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَٓا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ

(Araf Suresi 23) Diye yalvarışa geçtiler. Ve tevbeleride kabul edildi. Tekrar cennete girecekler, ve girdiler İnşaAllahuTeala. Bundan İslam yolunda devam eden iman edip, amel-i salih işleyen Adem (a.s) ın zürrüyeti, Hz. Muhammed’in ümmeti  iman ettikçe ameli salihleri oldukça onlarda Cennete gireceklerdir. Yalnız gece gündüz tevbeyi istiğfara devam ediniz,  Ey Ümmet-i Muhammed!

Sevgili Dostlarımız, tevbenin alt yapısı iman ve amel-i salih işleyerek tam bir iman sahibi olmalı. Amel-i salih sahibi olarak tevbe istiğfar etmeli. Günahlara devam ederek yalancı ve sahtekarların tevbesigibi tevbe olmay. Buraya da dikkat edilmelidir!. İnşaAllahuTeala (efendim) Hz. Adem’in zürriyetinden söz alınması ‘Ahd-i Misakla’ bir sonraki derslerimiz başlayacaktır, İnşaAllahuTeala.

(Visited 167 times, 1 visits today)