HadısŞerifKülliyatı 111-01

111 Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 111

111- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 111

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

 ‘’Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemin Vessalâtü Vesselâmü Alâ Rasûlüna Muhammedin ve Alâ Âlihi ve Sahbihî Ecmaîn.”

 

‘’Eûzu bi kelimatillahittâmmâti min ğazabih ve elîmi igâbih ve şerri ibâdih ve min şerri hemezâtiş şeyâtın ve eûzu bike rabbi en-yahdurûn’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Sevgili ve muhterem izleyenler,

 

Dersimiz yine Esbâb-ı nüzûl, geldiğimiz sûre-i celile de İkrâ yeni Alak Sûresi’dir.

 

İbnu Abbâs (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) namaz kılarken Ebû Cehil gelip, hiddetle:

 

„Ben seni bundan yasaklamadım mı? Ben seni bundan yasaklamadım mı? Ben seni bundan yasaklamadım mı?“ dedi. Hz. Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm) namazdan çıkıp, Ebû Cehil’i (davranışı sebebiyle) sertçe azarladı. Bunun üzerine Ebû Cehil:

„Biliyorsun ki Mekke’de adamı en çok olan benim (bana baskın çıkmaya gücün yetmez)“ dedi. Onun bu sözüne mukâbil Cenab-ı Hak şu âyet-i kerimeyi inzâl buyurdu: „Haydi meclisini çağırsın, biz de zebânileri çağırırız“ buyurdu Cenab-ı Hak (Alak Sûresi 17-18’nci âyeti kerimeler).

 

Ey dünyanın Ebû Cehilleri! Sizin gücünüz Allah’a yetmez, Peygamberine gücünüz yetmez, o yolda yürüyen mü’minlere de, mücahitlere de gücünüz yetmez. Yerdeki, gökteki ordular Yüce Allah’ındır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’le cihâna ne yapıyor? Kur’an-ı Kerim meydan okuyor. “Haydi, meclisinizi çağırın ordularınızı toplayın biz de zebânileri çağırırız” buyuruyor Cenab-ı Hak. Yerdeki, gökteki ordular Allah’ındır, bütün âlemler Allah’ın kudret kuşatması altındadır, kudretiyle ilmiyle her şey kuşatılmıştır.

 

İbnu Abbâs (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) der ki; “Yüce Allah’a kasem olsun adamlarını çağırsaydı, herifi Allah’ın zebânileri anında yakalayacaklardı.” bunu da Tirmizî, Müslim-i Şerif gibi zât-ı muhteremler haber vermektedir.

 

Evet, sevgili dostlarımız! Az sonra Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), namaz kılmaya başlarken boynuna basmak niyetiyle yanına gelir Ebû Cehil. Ancak hiçbir şey yapmadan geri döner, kaçar üstelik elleriyle korunma hareketleri yapar. “Kendisine sana ne oldu?” diye sorulunca “Onunla benim aramda ateşten bir hendek ve korkunç bir şey ve birtakım kanatlar vardı” cevabını verir. Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm): “Eğer bana yaklaşmış olsaydı melekler onun uzuvlarını birer birer koparırlardı” buyurmuştur.

 

Dakika 5:08

 

Peygamberler mâsumdur, Allah’ın koruması altındadırlar (Celle Celâlüh). İşte görüyorsunuz Hz Muhammed’in korumaları Yüce Allah’ın askerleri tarafından korunmaktadır, Müslim’in rivâyetin de bu hadis-i şerif üzerine Alak Sûresi’nin sadece 17-18’inci âyetleri değil 6’ncı ve 19’uncu âyetlerinin de indiği anlaşılmaktadır. Bu âyetler para ve adamlarının çokluğu ile kendini her şeyden müstağni sayarak Rasûlullah’a (Aleyhissalâtu Vesselâm) pervasızca sataşan Ebû Cehil’in hâline de çok uygundur. Cenab-ı Hak buyuruyor;

“İnsanoğlu kendini müstağni sayarak azgınlık eder. Ey insanoğlu, dönüş şüphesiz Rabbinedir, bir kulu namaz kılarken men eden kimseye ne dersin? Ya hidâyet üzere ise veya takvâyı emrederse ne dersin? Öbürü de Ebû Cehil yalanlayıp dönüp gittiyse ne dersin? Bu bilmez mi ki Allah görüyor? Hayır, eğer vazgeçmezse mutlaka alnına yapışacağız, yalancı günahkâr alnına perçeminden tutup atacağımız yere atacağız. O meclisini çağırsın biz de zebânileri çağıracağız. Hayır, ona itaat etme”.

Ey dünyadaki mü’min mücahit Müslümanlar hiç bir kâfire itaat etmeyin, hiç bir zâlime itaat etmeyin, hiçbir münâfığa itaat etmeyin, Allah’a isyân eden âsîlere, bâğîlere, tâğîlere itaat etmeyin, mü’min bir köleye itaat et o zâlim kodamanlara itaat etme. Bu âyet-i kerime her devirde elinde tuttuğu imkânlarla kendini milletten tamamen müstağni sanarak istediğini yapabileceği vehmi ile namaz kılmaktan başka suçu olmayan insanları bu sebeple cezalandıran işten mesleğinden atan, dayak atan hapse atan kimselere sonun da ilâhî cezânın geleceğini haber vermekte. Musalli mü’mine bu zâlimlere itaat etmemeyi, namaz ve ibadetten vazgeçmemeyi emretmekte, onların acı sonlarını müjdelemektedir.

İşte bu zâlimler her devirde bu şerefsiz alçaklar her devirde bulunmaktadır. Türkiye’de bir zamanları namaz kılanların, başını örtenlerin, Allah diyenlerin ne hâller de zulme uğradıkları unutulmamalıdır. Allah demenin suç olduğu, namaz kılmanın suç olduğu, memuriyetten atılanları ve başı örtülü olduğu için görevden uzaklaştırılanları, okuldan uzaklaştırılanları unutmayın. Ey dünyadaki Müslümanlar! Bir olun bütün olun, gâvurun hakkından ancak böyle geleceksiniz.

 

Dakika 10:05

 

(وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ ) Allah’ın sözünü tut. Ey Müslüman ne buyuruyor; “Toptan İslam’a Kur’an-ı Kerime sarılın, Hz. Muhammed’e tâbî olun dağılıp, parçalanmayın.” Bir olun bütün olun Allah birliği emrediyor. Ey Müslüman! Sen gâvura yağ yakarsan, gâvurdan yana olursan. İşte o zaman Müslümanın gücü parçalanır. O zaman sen gâvura yarandığın için sen kurtulacak değilsin. Müslüman olduğun müddetçe sana da o gâvur düşman olacaktır. Bunu da Kur’an-ı Kerim haber veriyor. O zaman sen münâfıklık yamyamlık yapmış olacaksın. Hem Müslümanların gücünü azaltacaksın hem de kendini mahvedeceksin, hem Müslümanlara da zarar vereceksin. Birliği, berâberliği dağıtacaksın gâvurdan yana olma. Mü’min küfürden yana olursa o da kâfirdir. Çünkü küfre rızâ küfürdür. Îmânlar îmânlardan yana küfür de küfürden yanadır, dünya temelde iki millettir. Aklını başına al! Gâvurdan dost olmaz domuzdan post olmaz diye atalar kolayına söylememiş. Bunu güzel söylemişler, gerçeği bilerek söylemişler gerçekleri çünkü atalarım biliyordu.

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

Şimdi de Kadir Sûresi ile dersimiz devam ediyor;

 

İmâm-ı Mâlik’in Muvattâ da kaydına göre şu rivâyet kendine ulaşmıştır. Hz. Peygambere (Aleyhissalâtu Vesselâm) ümmetinin ömrü gösterilmiş Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) önceki ümmetlerin ömrüne nispetle kısa olduğu için amelde onların uzun ömürde işlediklerine yetişemezler diye bu ömrü kısa bulmuş. Bunun üzerine Cenab-ı Hak bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’ni lütfeylemiştir Ümmet-i Muhammed’e. Çünkü ümmetinin ortalama ömrü Zülkani ’nin kaydına göre 60-70 senedir. Bu gecenin kadrini bilip ihyâ edenler tek gece de 1000 aylık ki ortalama 85 yıl eder, bir manevî kazanç elde edeceklerdir Kadir Gecesi ile.

 

Yine Muvattâ da gelen bir rivâyette Saîd İbnü’l Müseyyeb şu müjdeli haberi vermiştir; “Kadir gecesinin yatsı namazın da hazır bulunan Leyle-i Kadir’den nasibini almıştır”.

İşte görüyorsunuz Cenab-ı Hak Peygamberi ile ümmetin kazanma yollarını da göstermiştir, en asgariden en eksere kadar kazanma yolları gösterilmiştir.

 

İbnu Ömer (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; “Rasûlullah’a (Aleyhissalâtu Vesselâm) Kadir Gecesi (Ramazan’ın neresinde?) diye sorulmuştu.

 

“O Şanlı şerefli âlemlere rahmet olan Peygamber o, Ramazan’ın tamamında!” diye cevap verdi.”

Ebû Dâvûd bunu haber vermektedir.

 

Dakika 15:12

 

Bazısı bâtıl 40’tan fazla görüş ileri sürmüştür, bu görüşlerden birine göre yılın herhangi bir gecesindedir “Kadir Gecesi”. Faraza bir kimse Ramazan’ı Şerif ortaların da veya daha önce hanımına sen (Kadir Gecesinde) boşsun diyecek olsa müteakip senenin Ramazan’ı Şerif’i gelinceye kadar hanımı boş olmaz. Bu durum da talak yeni Ramazan’da Ramazan’ı Şerif’te o sözü sarf etmiş olduğu günde vukua gelir demişlerdir.

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

İbnu Ömer (Radıyallâhu Anhüma) anlatıyor: Hz. Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm)’in ashabından bazılarına (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn), rüyâlarında, (Kadir Gecesinin) Ramazan’ın son yedisinde olduğu gösterildi. Rüyâları kendisine anlatılınca Efendimiz (Aleyhissalâtu Vesselâm): „Görüyorum ki, rüyânız son yediye tetâbuk etmektedir. Öyleyse, Kadir gecesini aramak isteyen son yedide arasın“ buyurdu.“ Buhârî Şerif, Müslim, Muvattâ bunları haber vermektedir, bu Tirmizî’de de vardır.

Buhârî’nin Hz. Âişe’den kaydettiği bir rivâyette: Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) şöyle buyurmuştur; “Kadir Gecesini, Ramazan’ı Şerif’in son onunda arayın.” Buhârî ve Tirmizî bu haberi vermektedir.

Ebû Saîd anlatıyor (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn);

„Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: „Kadir Gecesi bana (bugün rüyamda) gösterildi, (şu anda hangisi olduğunu unuttum). O gecenin sabahında kendimi su ve toprak içinde secde eder buldum.“ Derken hava bozdu, yağmur başladı. Zaten mescit çardak şeklindeydi (üstü ağaç dallarıyla örtülü idi). Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)’ın burnu (alnı) üzerinde ve burun yumuşaklarında su ve toprak bulaşığını gördüm. O gün Ramazan’ın yirmi birinci sabahıydı.“ bunu da Buhari, Müslim, Ebû Dâvûd, İbn-i Mâce, Muvattâ haber vermektedir.

 

Ey kıymetli dostlarımız!

Şunu unutma bu haberlerden şunu anla! Ramazan’ı Şerif başta üzere yılın bütün içerisinde Kadir Gecesini aramaya bak, bizden söylemesi. Ramazan’ı Şerif başta üzere yılın içerisinde her geceyi bir Kadir Gecesiymiş gibi kutlamaya bak o zaman kazanırsın aldanmazsın, lütfu ilâhî ile izni ilâhî ile.

Abdurrahman İbnu Ubeyd es-Sunâbihî Hz. Bilâl’i Habeşî (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn)’den nakledilen şu hadis-i rivâyet eder; “Hz. Bilâl (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn), Rasûlullah’ın (Aleyhissalâtu Vesselâm) Kadir Gecesi hakkın da şöyle söylediğini işitmiştir: “O, son 10’dan 7’nin ilkidir. Yani 23’üncü gece”. Bakın bu da Buhârî Şerif de geçmektedir.

İbnu Abbâs (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn): “Kadir Gecesini Ramazan’ın 24’ünde arayınız” buyurdu. Bu da Buhârî Şerif ve Müslim-i Şerif de geçmektedir.

Arapların âdeti üzere ayın sonundan sayınca 24’üncü gecesinin 7 olacağını söylemek sûretiyle ortaya çıkan müşkilin giderilebileceğini belirtmiştir. Evet, bazı zât-ı muhteremler.

Zirr İbnu Hubeyş anlatıyor; „Ubey İbnu Kâ’b (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretlerine dedim ki, „İbnu Mes’ûd (Radıyallâhu Anh): „Bütün sene geceleri kalkan kimse Kadir Gecesine tesadüf edebilir diyormuş (ne dersiniz?).“ Bana şu cevabı verdi: „Kendisinden başka ilâh olmayan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun, Kadir Gecesi Ramazan ayındadır. Ve o gece, Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)’ın bize kalkmamızı emrettiği gecedir, o da yirmi yedinci gecedir. Bunun emâresi, o gecenin sabahında güneşin beyaz ve ışınsız olarak doğmasıdır.“ Bunu da Müslim-i Şerif haber vermektedir bu haberlerin tamamı doğrudur efendiler. İşte biraz önceki hatırlattığımıza dikkat edin. İbnu Mes’ûd bütün yılın gecelerin de arayın diyor. Tabii ki daha çok Ramazan’ı Şerif’te aranmalıdır diyen haberler de Ramazanın son 10 gününde arayın diye de haberler de bunların hepsi doğrudur. Ama bir tek şey var ki kişi kaybediyor orada ne gaflet ve cehâlet. Müslümanlığını doğru dürüst yerli yerince yapmaya çalışan kişi senenin içerisin de o Kadir Gecesinden Allah ona nasîbini verir, lütfeder. Sen yatacaksın yıl boyu ondan sonra gecenin birinde de Kadir Gecesi arayacaksın bu gaflet ve cehâlettir, bizden hatırlatması.

Yusuf İbnu Sâ’d Hazretleri anlatıyor; „Hasan İbnu Ali (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn), Hz. Muâviye’ye bîat ettikten sonra, bir adam yanına gelip: „Mü’minlerin yüzünü kara ettin (veya: Ey mü’minlerin yüzünü karartan adam) (diye öfkesini) dile getirdi. Hz. Hüseyin (Radıyallâhu Anh) adama (tatlılıkla mukabele etti):

(Efendiler, buradaki Hz. Hüseyin dedikleri Hz. Hasan’dır buraya bu not yanlış düşmüştür).

„- Allah’ın rahmetine banasıca, niye böyle şiddetli çıkışıyorsun. Nitekim Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) Benî Ümeyye’yi (sağken rüyasında, tek tek halife olup) minbere çıkmış gördü. Bu onu üzmüştü ki şu âyetler inzâl edildi:

 

Dakika 25:04

 

“Biz sana Kevser’i verdik”. (Kevser Sûresi âyet 1).

 

„Biz onu sana Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin (o büyük fazilet ve şerefini) sana bildiren nedir? Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır (Bu gece senden sonra Benî Ümeyye’nin saltanat süreceği) bin aydan hayırlıdır o Kadir Gecesi” buyruldu. Hz Muhammed’e de uçsuz-bucaksız hayrı kesirler verildi.

Kasım İbnu’l-Fadl (merhum der ki: „Benî Ümeyye’nin iktidar müddetlerini ay olarak saydık, tam bin aydı, ne fazla ne eksik.“ diyor Tirmizî’nin haberi bu da.

Bir Kadir Gecesi bakın bin aydan daha hayırlı sana bir mükâfat kazandırmak için Cenab-ı Hak lütfundan, kereminden sana ne yapıyor? Bahşişte bulunuyor. Emevîler ‘in hilâfete geçeceğini halîfe olacak kimseleri kendi minberine oturmuş olarak teker teker görüyor ve bu duruma üzülüyordu. Kim? Sevgili Peygamberimiz. Ama Allah’ın takdirine de herkesten çok o bağlıydı. Bunun üzerine Rasûlullah’ı (Aleyhissalâtu Vesselâm) teselli etmek üzere iki sûre iniyor “Kevser Sûresi ve Kadir Sûresi”. Kevser Sûresi ile açıklanacağı üzere Hz Peygambere (Aleyhissalâtu Vesselâm) pek çok nimetlerin verildiği müjdelenmiştir. Kadir Gecesi ise bu ilahi nimetlerden biri olarak kendisine Kadir Gecesinin de verildiğini, sadece bu gecenin üzülmüş bulunduğu 1000 aylık Emevî saltanatından çok daha hayırlı olduğunu bildirmiştir. Böylece bu süre istikbâl ile ilgili gaybı ihbar grubuna giren bir mûcize olmuş oluyor. İstikbâli haber veren Kur’an-ı Kerim’in başka mûcizeleri de vardır. Rum Sûresi ile ilgili rivâyette bir tanesi açıklanmış idi. Evet, 734’üncü hadis-i şerifte olduğu gibi. Rivâyette kaydedilen Kasım İbnu Fadl ’ın sözü ile ilgili olarak Mübârek Fülfül şu açıklamayı nakleder;

Bu 1000 aylık müddet 83 yıl 4 ay yapar. Emevîlerin hâkimiyeti Hz Hasan’ın Hz. Muâviye (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretlerine bey ’atı ile başlar. Bu ise Hicret’in 40’ıncı senesinin başına tesadüf eder, devletlerinin Ebû Müslim Horasânî eliyle son bulması Hicri 132 yılına rastlar. Arada 92 yıl var bundan 8 yıl 8 aylık Abdullah İbnu Zübeyir’in hilafeti müddetini çıkaracak olursak geriye tam tamına 83 yıl 4 ay kalır. Tercümede parantez içerisin de kayıt olunduğu gibi sağken rüyasın da tek tek halîfe olup şeklindeki ziyâde kısım İbnu Cerîr et-Taberî ’nin rivâyetinden alınmıştır.

Evet, sevgili dostlarımız âyet-i kerime de bildirilen Kur’an-ı Kerim’in Kadir Gecesinde inme Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına bir bütün olarak inme vakasını noktalamaktadır.

Dakika 30:04

 

Âlimler bu âyeti umûmiyetle böyle açıklarlar, dünya göğündeki kâtip meleklere o gece toptan indirilen Kur’an-ı Kerim bilâhare Cebrâil (Aleyhisselâm) vasıtası ile Rasûlullah’a (Aleyhissalâtu Vesselâm) 23 yıllık hayatı boyunca parça parça indirilecektir ve indirilmiştir. Bu sûre-i celile de Kur’an-ı Kerim’in nüzûlüne başlanan ilk geceden söz edildiğini anlayan âlimlerimiz de olmuştur. Bu anlayışa göre ilk nâzil olan vahiy kabul edilen Alak Sûresi’nin 45 âyeti ki “oku” emriyle başlar. Bu gece nâzil olmuş demektir.

Şah Veliyullah Dehlevî Kadir Gecesinin iki olduğunu söyler ve bu akla gelen farklı rivâyetleri telif edici bir açıklama sunar. Kaydetmek de fayda umuyoruz. Birisi Duhân Sûresi’nin 4’üncü âyetinde;

“O bir gecedir ki her hikmetli iş nezdimizden sadır olan bir emir ile o zaman ayrılır” diye ifade ve işaret edilen gecedir. Kur’an-ı Kerim bu gece de toptan indirilmiştir. Sonra peyderpey vahiy edilmiştir. İşte bu sene içerisinde bir gecedir, bunun Ramazan’ı Şerif ayın da olması gerekmez. Ne var ki Ramazan’ı Şerif ayın da olması da galip ihtimâldir. Âlimler bu gecenin Kur’an-ı Kerim’in nüzûlü sırasın da Ramazan’ı Şerif’te olduğu husûsunda ittifâk ederler. İkinci Kadir Gecesi Arz’a meleklerin indiği ve bir nevi ruhâniyetin inkişâf ettiği gecedir. Müslümanlar o geceyi zikir ve ibadetlerle ihya ederler, her birinin elde ettiği nur karşılıklı olarak birbirine inikâs eder ve böylece faziletleri feyizleri kat kat artar, bunun bereketine rahmet melekleri kendilerine yaklaşır şeytanlar da uzaklaşırlar, duaları icâbete ibadetleri makbuliyeti mazhâr olur. İşte bu gece Ramazan’ı Şerif’in son 10 gününde ki tek gecelerden birindedir. Bu bazı yıllar da öndedir bazı yıllar da sondadır, yani Ramazan’ı Şerif Ramazan’ın 21.23-25’inci gecelerinde bazen de 27-29 gibi sondaki teklerdedir. Belli bir gece de sabit değildir ama son onun hâricine çıkmaz da demiştir. Şu hâlde belirttiğimiz öndeki Kadir Gecesini kasteden rivâyetler onun senenin tamamı için de olduğunu söyler. İkinci Kadir Gecesini kasteden rivâyetler de onun Ramazan’ı Şerif’in son onunda olduğunu söyler. Dehlevî bu açıklamasını şahsî karihasına veya keşif kerâmetine dayanarak yapmadığına işaretten daha önce meâllerini vermiş olduğumuz hadis-i şeriflerden iki tanesini yani 870 ve 872’nci hadis-i şerifleri kaydeder. Dehlevî sözlerini şöyle tamamlar; Bu hususta Ashâb-ı Güzin (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) ihtilâfı o geceyi yakalamakta ki ihtilâfa dayanır, o geceyi yakalayanların yaptığı dualardan birisi şudur;

 

(Allâhümme inneke afuvvün kerîmun tuhibbul afve fa’fu annî.)

Ey Rabbim, sen affedicisin affetmeyi seversin, ben günahkâr kulunu da affet.

 

Evet, bu dua Kadir Gecesinde yapılan duadır. Hz. Âişe Annemizin sorusu üzerine Peygamberimiz bunu bu duayı tavsiye etmiştir.

 

Evet, sevgili dostlarımız, İnşâ’Allah’u Teâlâ derslerimiz yine Kadir Gecesi ile ilgili derslerimiz bir sonraki dersimizde de devam edecektir İnşâ’Allah’u Teâlâ.

 

Dakika 36:10

 

(Visited 149 times, 1 visits today)