HadısŞerifKülliyatı 127-01

127- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 127

127- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 127

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

‘’Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemin Vessalâtü Vesselâmü Alâ Rasûlüna Muhammedin ve Alâ Âlihi ve Sahbihî Ecmaîn.”

 

‘’Eûzu billahis-semîîl- alimi mineşşeytanirracim min hemzihî ve nefgıhî ve nefsih’’

‘’ Rabbi eûzu bike m‘in hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike Rabbi en-yahdurûn’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok kıymetli ve sevgili izleyenler,

 

Dersimiz hadis-i şerifler külliyâtından cihâd ve mücahitlerin faziletli durumları ile ilgilidir.

 

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor: “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki; “Yüce Allah yolunda yaralanan hiçbir yaralı yoktur ki, kıyâmet günü, yarası kanıyor olarak gelmiş olmasın, bu kanın rengi kan renginde, kokusu da misk kokusundadır”. Bunu da Buhârî Müslim, Tirmizî, Nesâî, Muvattâ haber vermektedir.

 

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri yine anlatıyor: “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki; “Yüce Allah’u Teâlâ Hazretleri (Celle Celâlüh) ve (Celle Şânuhü Azze ce Celle), Allah rızâsı için yola çıkan kimse hakkında:

 

„Bu kulum, benim yolumda cihâd etmek üzere bana inanarak peygamberlerimi tasdik ederek yola çıkmıştır, artık onu ya cennetime koymak yahut da ücret veya ganimet elde etmiş olarak, çıkmış olduğu meskenine geri çevirmek husûsunda garanti veriyorum“ diyerek te’minat verir.

 

O Muhammed Mustafa’nın nefsini kudret elinde tutan, Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun ki, Yüce Allah (Celle Celâlüh) onun yolunda yaralanmış hiçbir yaralı yoktur ki, kıyâmet günü yaralandığı ilk günkü manzarasıyla gelmiş olmasın: (Yarası taze) kan renginde, kokusu da mis kokusunda olarak.

 

Muhammed’in nefsini kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ediyorum ki, Müslümanlara meşakkat vermeyecek olsam, Allah yolunda gazveye çıkan hiçbir seriyyeden aslâ geri kalmazdım. Ancak onları hayvana bindirecek imkân bulamıyorum. Onlar da beni tâkibe imkân bulamıyorlar. Benden geri kalmak da onlara zor geliyor.

İşte cihâd ruhu ile dolup taşan bir ümmet ve onun Peygamberi (Aleyhissalâtu Vesselâm). (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn).

 

Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e kasem olsun Allah yolunda gazaya çıkıp öldürülmeyi, sonra tekrar hayat bulup gazada tekrar öldürülmeyi, sonra tekrar gazaya çıkıp öldürülmeyi ne kadar isterim. İşte bunu da Buhârî, Müslim, Muvattâ, Nesâî haber vermektedir.

 

Dakika 5:08

 

İşte şanlı Peygamber, bir cihâd Peygamberidir (Aleyhissalâtu Vesselâm) bu sözler bu şanlı Peygambere aittir. Evet, suale hesaba tâbî tutmadan cennete koymak, âlimlerin şehidi cennete koyma garantisinden iki mânâ çıkarırlar. Suale hesaba tâbî tutmadan cennete koymak, öldüğü an kabir hayatının şartlarına hiç mâruz kalmadan kıyâmeti beklemeden cennete koymak, iki ihtimâli teyit eden deliler zikredilmiştir.

 

Evet, sevgili efendiler!

 

Nitekim Müslim-i Şerif’te de rivâyet edilmiştir ki Yüce Allah yolunda kaza yapanlar, ganimet elde ederlerse âhiret de alacakları ücretlerinin üçte ikisini peşinen almış olurlar, üçte biri de âhirete kalır. Herhangi bir ganimet elde etmezlerse âhirette tam ücret alırlar. İşte görüyorsunuz efendiler, herkesin çalıştığının karşılığı kendine veriliyor ama şehitlerin ki Sıddıkların, şehitlerin, Sâlihlerin ki farklı.

 

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; “Rasûlullah’dan (Aleyhissalâtu Vesselâm)  bir gün sordular;

 

„- Ey Allah’ın Rasûlü! Allah yolunda yapılan cihâda hangi amel denk olur?“

“ (Başka bir amelle) dedi, ona güç getiremezsiniz !“

Soruyu soranlar ikinci ve hatta üçüncü sefer tekrar sordular.

Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) her seferinde aynı cevabı verip:

“ (Bir başka amelle) ona güç getiremezsiniz!“ dedi ve sonra şunu ilâve etti:

“ Yüce Allah yolundaki Mücâhid’in misâli (gündüzleri ve geceleri hiç ara vermeden oruç tutup, namaz kılan, Allah’ın âyetlerine de itaatkâr olan ve Allah yolundaki mücâhid, cihâddan dönünceye kadar namaz ve oruçtan hiç gevşemeyen kimse gibidir.) “ Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, Muvattâ bu haberi vermektedir.

Ben cihâda muadil bir amel bulamıyorum. Nasıl bulursun ki mücahit yola çıktığı zaman biriniz mescide gelip ara vermeden namaz kılın, ara vermeden oruç tutmayan tâkat getirebilir mi, Buna kimin gücü yeter?…

Ebû Saîd (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; “Rasûlullah’a (Aleyhissalâtu Vesselâm):

„- Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanların en efdâli kimdir?“ diye soruldu. Şu cevabı verdi:

“ Yüce Allah yolunda malıyla canıyla cihâd eden mü’min kişidir!“

„- Sonra kim? diye tekrar soruldu. Bu sefer:

Bu sefer “ Tenhalardan bir tenhaya Allah korkusuyla çekilip, insanları şerrinden bırakan kimsedir“ diye cevap verdi.“ Bunu da Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn-i Mâce haber vermektedir.

 

Dakika 10:05

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

“Ey insanlar! Sizi can yakıcı bir azâbdan kurtaracak kazançlı bir yolu size göstereyim mi? Yüce Allah’a ve Peygamberlerine inanırsınız, Allah yolunda canlarınızla mallarınızla cihâd ederseniz, bilseniz bu sizin için en iyi yoldur. Böyle yaparsanız Yüce Allah günahlarınızı bağışlar, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere yerleştirir, büyük kurtuluş budur”. (Saf Sûresi 10 ve 12’inci âyetleri). Bu hadis-i şerif diğer farz ve vacipleri ihmâl ederek sırf cihâda atılan kişiyi kast etmiyor. Diğer farz ve vaciplerini de yerine getirerek cihâd yapan kimse bu hadis-i şerifte zikredilen mücahittir. Bu takdirde nefsini de malını da gerçek mânâda Yüce Allah yoluna adamış, koymuş olur. Cephede muharebe sırasında kılınacak namaza (Bakara Sûresi 239, yine Nisâ Sûresi’nin 102’nci âyet-i kerimesi). Çünkü Peygamberimiz cephelerde de namazı hiç bırakmadı ki, savaş meydanlarında da. Diğer farzlar da böyle.

 

İbnu Abbâs (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri bir tenhaya çekilip namazını kılıp, zekâtını veren, insanların şerirlerini terk edendir. Yani kötüleri terk ediyor iyilerle berâber olmak şiârından oluyor. “Sakın öyle yapma! Zîrâ sizden birinin Allah yolunda kalması evinde kılacağı 70 yıllık namazdan daha hayırlıdır”.

 

Evet, sevgili dostlarımız, işte görüyorsunuz Sevgili Peygamberimizden (Aleyhissalâtu Vesselâm)  birisi izin istiyor. Ne diyor; “Sakın öyle yapma! Zîrâ sizden birinin Allah yolunda kalması evinde kılacağı 70 yıllık namazdan daha hayırlıdır”. Bu da cihâdın fazileti anlaşılıyor. Cumhur-u Ulemâ inzivanın en meşrû zamanının fitne yani iç karışıklık, hengâme olduğunu söylemişlerdir. “Allah yolunda olmayı gaye edilsin ve onun rızâsını arama yolunda olmuş olsun”.

 

Evet, sevgili dostlarımız,  Ebu Saîdi’l-Hudrî (Radıyallâhu Anh) anlatıyor: „Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: „Size, insanların en hayırlısı ve en şerlisini haber vereyim mi! İnsanların en hayırlısı o kimsedir ki, kendi veya başkasının atı sırtında ya da yaya olarak, ölünceye kadar Allah yolunda çalışır. İnsanların en şerlisine gelince o da, Allah ‚ın Kitâb’ını okuyup (emir ve yasaklarına) riâyet etmeyen kimsedir.“ Bu haberi de Nesâî vermiştir.

 

Dakika 15:00

 

İbnu Abbâs (Radıyallâhu Anh) Hazretleri anlatıyor: „Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: „Size insanların en hayırlısını haber vereyim mi! O, atının yularından Allah yolunda tutan kimsedir. (Hayırda) bunu takip edeni haber vereyim mi? O da koyunlarının peşine takılıp (insanları) terk eden koyunlarda bulunan Allah’ın hakkını da ödeyen kimsedir. Size insanların en kötüsünü de haber vereyim mi! O da, Allah’tan isteyip, Allah adına vermeyendir.“

Allah’tan istemeyi biliyor ama Allah yolunda vermeyi bilmiyor. Bu da insanların en kötüsüdür buyurdu. Bu haberi de Muvattâ, Tirmizî, Nesâî haber vermektedir. İnsanların en kötüsü şöyle tarif edilir:  Allah’ın adını vererek ister, Allah’ın adı verilerek kendisinden istenince vermez. Evet, efendiler bu bir tek vasıflarından birisidir.

 

Ebu Ümâme (Radıyallâhu Anh) Hazretleri anlatıyor: „Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) şöyle buyurdular: „Ümmetimin seyahati Allah yolunda cihâddır.“ buyurdular. Bunu da Ebû Davud haber veriyor.

Evet, efendiler!

Hazreti Ebû Hureyre anlatıyor; (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn): „Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: „Allah korkusuyla gözyaşı döken kimse, süt memeye geri dönmedikçe ateşe girmez. Bir kul üzerinde, Allah yolunda yapışan tozla, cehennemin dumanı biraraya gelmez.“ Bunu da Tirmizî, Nesâî haber vermektedir.

İbnu Abbâs (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; „Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)’ın şöyle söylediğini işittim: „İki göz vardır, onlara ateş değemez: Allah için ağlayan göz ile Allah yolunda uyanık sabahlayan göz.“  Bunu da Tirmizî haber vermektedir.

Allah yolunda uyanık sabahlayan göz -Düşmanı gözetleyerek, nöbet bekleyerek sabahlayan- demektir. Allah rızâsını gözeten her gayret bir nevi cihâddır. Şârihler ilim yaparak, ibadet ederek, harç ederek, savaşarak uyanıp geçirilen bütün gecelerin buraya dâhil olduğunu belirtirler. Düşmana karşı Dinî Mübin’i İslam ve Müslümanları, Müslüman vatanını korumak maksadıyla uyanık geçirilen geceler. Savaş zamanında bu hepsinden üstündür. Sulh zamanında ilim için, ibadet için uyanık geçirilecek gecelerde niyete tâbî olarak aynı ölçüde kıymetlidir. Fâtır Sûresi 28’inci Âyeti kerimesinde: “Allah’ın kulları arasında O’ndan korkan ancak âlimlerdir” buyrulduğunu görüyoruz. Evet, efendiler yani nefis ve şeytanla cihâd edenin gözü ile küffarla cihâd edenin gözü arasında bir nispet ve ilgi hâsıl olmuştur.

 

Dakika 20:12

 

Dikkat et buraya! Nefis ve şeytanla cihâd edenin gözüyle küffarla cihâd edenin gözü arasında bir nispet ve ilgi hâsıl olmuştur. Bunu da işaret eden Tîbî ’dir. Evet, sevgili dostlarımız, herkesin durumu ilme irfâna borçludur bütün faziletler ilimden öğrenilir, elde edilir. Onun peşinden de o ilimle amel edilerek harekete geçilir. İlimsiz olmaz.

 

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor.  Rasûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: „Kâfır ile onu öldüren ebediyyen cehennemde bir araya gelmezler, kezâ bir kulun karnında, Allah yolunda (yutulmuş olan) tozla cehennem ateşi bir araya gelmezler, kezâ, bir kulun kalbinde îmânla haset bir araya gelmezler.“ Bunu da Müslim-i Şerif, Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn-i Mâce haber vermektedir.

Dikkat et buraya hepsi çok ilgi çekici ama bakın haset ile îmânın bir araya gelmeyeceğini Peygamberimiz haber veriyor. Bugün Müslümanların hasetten, fesattan birbirlerine karşı kendilerini kurtaramayanlar buradan ders almaları gerekmektedir. Bir kulun kalbinde kâmil mânâda îmân ile haset bir araya gelmezler. Bu da tevilidir.

 

Ebû Saîd (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor. “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) bir gün şöyle buyurdu;

 

„Kim Rab olarak Allah’tan, din olarak İslâm’dan, peygamber olarak Muhammed’den râzı ise ona cennet vâcib olmuştur.“ Bu söz hayretime gitti ve:

„- Ey Allah’ın Rasûlü, bir kere daha tekrar eder misiniz?“ dedim. Aynen tekrar etti ve arkadan da şunu söyledi.

“ Bir başka şey daha var ki, Allah, onun sebebiyle, kulun cennetteki makamını yüz derece yüceltir. Bu derecelerden ikisi arasındaki uzaklık semâ ile arz arasındaki mesâfe gibidir. “ Ben:

„- Öyleyse bu nedir`?“ dedim. Şu cevabı verdi:

“ Allah yolunda cihâd, Allah yolunda cihâd, Allah yolunda cihâd!“ dedi. Müslim-i Şerif, Nesâî bunu da haber vermektedirler.

Evet, sevgili dostlarımız. Cennet ehli ğuraf ehlini farklı dereceleri içinde seyredecekler tıpkı sizin doğu ufkunda batmakta olan parlak bir yıldızı seyrettiğiniz gibi. Dinleyenler, “Ey Allah’ın Rasûlü bunlar Peygamberler midir?” diye sordular. Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm): “Evet!” dedi. “Nefsimi kudret elinde tutan Zât-a yemin ederim onlar Allah’a inanıp, Peygamberleri tasdik eden kimselerdir”.

Dakika 25:14

 

İşte görüyorsunuz îmân kalbe yerleşince îmânın ilkeleri olan İslâmî ilimler ile amel edilince itikatta, amelde, ahlâkta, hukûkta bir gerçek Müslümanlık ortaya çıkmaktadır. Gerçek Müslüman olan kişi cennetin en üstün derecelerine ulaşacağına dâir bunlar birer müjdedir. Allah’ı Rab olarak tanıyan, Peygamberini, Kitâb’ını, İslam’ı tanıyan, Allah’ın emrine itaat eden isyân etmeyen, Peygambere tâbî olan İslam’ın içeriğine göre amel eden insan gerçek Müslüman’dır. İçini doldurmadan kelimeleri konuşmak aldanmaktır karşıyı da aldatmaktır. Kendini aldatan karşıyı da aldatıyor. ‘’Lâ İlâhe İllallah’’ diyen cennete girecek deyip de arkasını getirmeyenler, ‘’Lâ İlâhe İllallah’’ diyen Muhammedür Rasûlullah diyendir. Bu iki kelimeyi söyleyen de İslam’ın tümüne inanan kişidir. İslam’ın tümüne inanan kişi de Müslümanlığını yerine getiren kişidir. İçini doldurmadan bunu söylediğin zaman ya sen câhilsin, hatiplerin câhilleri tehlikelidir, kişiyi dinden eder haberi olmaz. Acemi doktorun da candan ettiği gibi acemi hatip, vaazlar kişiyi dinden ederler. Onun için bunlar ya câhildirler yahut da maksatlı misyonerdirler. Aklınızı başınıza alın! Bugün İslam dinini Hristiyanlığa, Hristiyanlığı İslam’a eşitlemeye çalışanlar gizli ajanlar… Yüce İslam’ı oradan kırpıp buradan kırparak, Hristiyanlığa, Yahudiliği eşitlemeye çalışanlara dikkat edin. Bunlar gizli ajanlardır. Bunlar misyoner faaliyetleridir. Bugün dış dünyanın emrinde çalışan içinde Müslüman görünen kişiler vardır, bunların bir kısmı misyoner bir kısmı Ehl-i bid’at ve delâlet yollarındadırlar. Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâatin Yüce İslam anlayışının dışına çıkmışlardır, gerçek İslam anlayışının dışında olanlar, Ehl-i bid’at ve delâlet içinde olanlara dikkat ediniz. Bu derslerimizin öneminin en büyüklerinden biri budur. Yüce İslam’ın doğru anlayışını doğru okuyarak doğru okutarak gelen ekollerin, müçtehitler düzeyinde tapularla, senetlerle ilmin ortaya konmasıdır. Müçtehitler düzeyinde, fâkihler düzeyinde işte bu ilimleri ortaya koyuyoruz tapu ve senetleriyle. Onun için biz ehli bid’atı da kurtarmak isteriz. Niye? Doğruyu ortaya koyarsan Ehl-i bid’atın kendini kurtarma şansı da var. Onlar yanlış hap yutmuşlar. Yanlış hapın zehrinden onu kurtarmak için doğru ilacı ortaya koyarsan o hastalık tedâvi olur. Ehl-i bid’atın yolu yanlıştır. Doğruyu ortaya koyduğun zaman onun da kurtulma şansı vardır. Ama kurtulmak ister ama istemez onu kendi bilir.

 

Evet, sevgili dostlarımız, İnşâ’Allah’u Teâlâ derslerimiz hadis-i şerifler külliyâtından keşif notları adı altında devam etmektedir. Bir sonraki dersimiz yine cihâd ile ilgili devam edecektir İnşâ’Allah’u Teâlâ.

 

Dakika 30:49

 

(Visited 30 times, 1 visits today)