HadısŞerifKülliyatı 158-01

158- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 158

158- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 158

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

‘’Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemin Vessalâtü Vesselâmü Alâ Rasûlüna Muhammedin ve Alâ Âlihi ve Sahbihî Ecmaîn’’

‘’ Rabbi Eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike Rabbi en-yahdurûn’’

 

‘’Bismillahi Zişân azimû sultan şedidül burhan kaviyyül erkâm mâşââllahu kân Eûzubillahi min külli şeytani insün ve can’’

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler,

 

Konumuz hadis-i şerifler külliyâtından yine istilâm hakkındadır.

 

Abdurrahman İbn-i Âvf (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; bir adamın şöyle söylediğini işittim. Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) Ömer İbnü’l Hattâb’a (Radıyallâhu Anh) Hazretlerine: Ey Ebû Hafs! Sende fazla kuvvet var. (Hacerül-Esved’i öpeceğim diye) zayıfa eziyet vermeyesin. Rüknü boş görürsen yanaşarak istilâm et, değilse tekbir getirip geç” dedi. Sonra adam şunu söyledi; “Hz. Ömer (Radıyallâhu Anh) Hazretlerinin bir adama şunu söylediğini işittim: “İnsanlara fazla kuvvetin ile eziyet verme”. Şâfiî Hazretleri Ahmed İbn-i Hanbel’in Müsned’inde de bunları görmekteyiz.

 

Nâfi’ anlatıyor; İbn-i Ömer (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) her 7’de iki rekât namaz kılardı.” (yani 7 defa tavaf ettikten sonra Kâbe-i Şerif’i) bunu da Buhârî Şerif haber veriyor.

İbn-i Ömer (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn), Beytullah’ı tavaf eder, her yedide iki rekât namaz kılardı. Bu da tavaf namazı ile ilgili kıymetli dostlarımız.

 

İmâm-ı Mâlik bu mevzuyu şöyle hükme bağlar: Bir kimse tavafa başlar 7 şavtını tamamlamadan sabah veya ikindi namazı kılınmaya başlarsa hemen imama uyar, namaz bitince tavafının diğer şartlarını yaparak yediye tamamlar. İki rekâtlık tavaf namazını hemen kılmaz, güneşin doğmasını veya batmasını bekler. Bu iki rekâtı akşam namazından sonraya da tehir etse, bir beis yoktur. Bu da kerahet vakitlerine rastlarsa İmâm-ı Mâlik kıymetliler.

 

Sabah ve ikindi namazlarından sonra namaz kılmayı nehy eden hadis-i şerifin Âmm oluşunu nazarı dikkate alarak, bunu mekruh addetmiştir. Hz. Ömer (Radıyallâhu Anh), Sevrî, İmâm-ı Mâlik, Ebû Hanife ve bir taife bu kanaattedirler.

 

İsmâil İbnü Ümeyye merhum anlatıyor; Zührî’ye Atâ farz namaz iki rekâtlık tavaf namazının yerini de tutar diyor, ne dersiniz?” dedim. Şu cevabı verdi; “Sünnete uymak daha iyidir. Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) 7 şavtlık bir tavaf yaptı, mutlaka onun için iki rekâtlık bir tavaf namazı kılmıştır” dedi.

Bunu da Buhârî Şerif haber veriyor. Bu tavafa tâbîdir, tavaf sünnet ise namazda sünnettir, vacip ise namazda vaciptir.

 

Dakika 5:27

 

Hz. Câbir (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor;  “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), iki rekâtlık tavaf namazında iki İhlâs Sûresi’ni yani (Kul yâ eyyühelkâfirûn, Kul hüvellâhü ehad ) sûresini okudu diyor.

 

Evet, kıymetli izleyenler!

 

Say’ın hükmü husûsunda tabii ki geniş, zengin görüşler vardır. Cumhur farz olduğuna hükmeder, terki hâlinde hacc tamam olmaz, (demlede) telâfi edilemez, Ebû Hanîfe’ye göre vaciptir, terki hâlinde dem kurban telâfi eder. Hz. Enes ve Atâ’dan sünnettir, terki halinde herhangi bir ceza gerekmez manasında rivâyet yapılmıştır. Bunların hepsi İslam caddesinin ne kadar güzel olduğunu göstermektedir.

Evet, sevgili dostlarımız, bir taraf işi çok sıkı tutuyor bir taraf çıkarıyor gösteriyor, öbür taraf kolaylaştırıcı araştırmalarda bulunuyor. Bunların hepsi söz sahibi kıymetli âlimlerdirler. Orta yol Ebû Hanîfe’nin yoludur,

 

Hz. Câbir (Radıyallâhu Anh) Hazretleri anlatıyor; “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) Safa’dan indiği zaman, normal yürürdü, ayakları vâdînin tabanına değince de koşardı. Koşması vâdî tabanının bitimine kadar devam ederdi”. Bunu da Muvattâ ve Nesâî haber vermektedir.

Yeşil sütunlardan itibâren bu sütunların bitimine kadar (Hervele) denen hızlı, canlı ve çalımlı bir yürüyüş yapılır. Hervele’yi erkekler yapar, kadınlara gerekmez. Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm): “Koşun zîrâ Allah size koşmayı emretti”. Her şeye rağmen vâdî tabanında koşmak cumhura göre sünnettir, terkinde herhangi bir şey gerekmez.

 

Yine Hz. Câbir (Radıyallâhu Anh) Hazretleri anlatıyor; “Rasûlullah’ı (Aleyhissalâtu Vesselâm) Mescid-i Haram’dan çıkıp Safa’ya yönelirken Yüce Allah’ın başladığı ile başlayalım deyip Say’a Safa’dan başladığını gördüm”. Bunu da Muvattâ, Tirmizî, Nesâî, Müslim, Ebû Dâvûd, İbnü Mâce haber vermektedirler.

Evet, sevgili dostlarımız, işte görüyorsunuz kıymetli âlimlerimiz ne kadar güzel çalışmışlar (Rahmetullahi Aleyhim Ecmaîn).

Şeâir alâmet mânâsına gelir. Yüce Allah’ın şeâiri Yüce Allah’a ibadet etmeye vesile olan nişâne ve alâmetler demektedir. Mü’minler onlara gösterecekleri hürmetle kâfirlerden ayrılırlar. İbn-i Abbâs (Radıyallâhu Anh) Hazretleri de geçmiş derslerimizde bunun gibi verdiği haberlere istinâden.

 

Dakika 10:10

 

Zührî merhum anlatıyor: İbnü Ömer (Radıyallâhu Anh) Hazretlerine sordular; “Sen Rasûlullah’ı (Aleyhissalâtu Vesselâm) Safa ile Merve arasında remel yaparken, (yani hızlı koşarken) gördün mü?” “Eve!” dedi. İnsanlardan bir cemaatle birlikte idi, hep birlikte koşuyorlardı. Ben onları onun koşuşu ile koşuyor görüyordum.” bunu da Nesâî haber vermektedir.

 

“Tavaf” ve “Say” konusunda da dersimiz devam ediyor.

 

İbn-i Abbâs (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: “Beytullah etrafında ki tavaf, namaz gibidir. Ancak bunda konuşabilirsiniz, öyle ise, kim tavaf sırasında konuşursa sadece hayır konuşsun” buyurdular. Tirmizî, Nesâî haber veriyor.

 

Yine İbn-i Abbâs (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), Vedâ haccında bir deve üzerinde tavaf yaptı. Rükne bir bastonla istilâm buyurdu”. Bunu da Buhârî Müslim ve diğerleri haber veriyor.

Mihcen: Baş tarafı eğri değnek demektir, baston da denmektedir buna. İstilâm: Selâmlamak demektir sevgili dostlarımız.

 

Ebû Dâvûd’dan gelen bir diğer haber de: “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) Mekke’ye geldiği vakit hasta idi. Bu sebeple bineği üzerinde tavaf etti. Tavaf sırasında rüknün karşısına her gelişte onu bastonu ile selâmladı. Tavafını bitirince, devesini ıhtı ve iki rekât namaz kıldı”. Bunu da Ebû Dâvûd’dan geliyor bu haber de görüyoruz.

 

Hz. Âişe (Radıyallahu Anha ve Erdahünne ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor: “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), halk kendinden uzaklaştırılır endişesiyle, deve üzerinde tavaf etti ve rüknü istilâm” buyurdu. Bunu da Müslim ve Nesâi haber vermektedir.

Yani Peygamberimizin etrafına toplanan kalabalık eziyet görmesin diye onları uzaklaştırmak için belki eziyet etme, olma ihtimâli olduğundan dolayı Peygamberimiz ümmetine eziyet edilmesine râzı hiçbir zaman olmamıştır.

 

Ümmü Seleme (Radıyallahu Anha ve Erdahünne ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor: “Rasûlullah’a (Aleyhissalâtu Vesselâm) hasta olduğumu söyledim. Bana: “Öyleyse, insanların gerisinden, bir hayvan üzerinde tavaf et!” dedi. Ben, Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) Beytullah’ın yan tarafında namaz kılarken tavaf ettim. O namazda (وَكِتَابٍ مَّسْطُورٍ) (وَالطُّور) „Ve’t-Tür ve Kitabi’n-Mestur“ sûresini okuyordu”. Buhârî, Müslim ve diğerleri haber veriyor bunu da sevgili dostlarımız.

Bu hadis-i şerifte İbn-i Ömer (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Rasûlullah’ın (Aleyhissalâtu Vesselâm) şahsî tatbikatını ifade etmektedir. Zîrâ Vedâ haccında ihrâma girince önce umre yaparak Tavaf ve Say’ı edâ etmiş ihrâmdan çıkmadan hacc-ı kıran yapmak üzere Arafat’a hareket etmişti.

 

Dakika 15:14

 

Hacc-ı kıran da hacılar umre Say’ından sonra kûdüm tavafını yapar, dilerse haccın Say’ını kûdüm tavafından sonra yapar. İbn-i Abbâs (Radıyallâhu Anh) Hazretleri de gerçeği ifade etmiştir. Zîrâ Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), Vedâ haccında yanında kurbanlığı olmayanlara ihrâmdan çıkmalarını emrederek Hacc-ı Temettu yaptırmıştı. Hacc-ı Temettu da yapılan tavaf umrenin tavafıdır. Haccın tavafı kurban kesildikten sonra yapılır. İbn-i Abbâs’a göre, tavaftan sonra ihrâmdan çıkmak gerekir. Öyleyse ihrâmdan çıkmak istemeyen kimsenin tavafını yapmaması vakfeden sonra ihrâmdan çıkıncaya kadar tehir etmesi icap eder. Hülâsa İbn-i Abbâs, Vedâ haccında yanında kurbanlığı olmayanlara emretmiş bulunduğu haccın umreye tahvilindeki tatbikâtı esas almış olmaktadır. Bu konuda da çeşitli bilgiler verdik, vermeye de devam ediyoruz İnşâ’Allah’u Teâlâ.

“Beytullah’ı tavaf uzak diyarlardan gelenler için nâfile namazdan daha da hayırlıdır” buyruldu.

 

Evet, sevgili dostlarımız İnşâ’Allah derslerimiz “Tavaf ve “Say” hakkında devam etmektedir. Cenab-ı Hak cümlemizin Say’ını meşkûr, ticaretini (Lentebur), günahlarını da mağfur eylesin. Şanlı Peygamberin hadis-i şeriflerinden keşif notları vermeye İnşâ’Allah devam edeceğiz, Mevlâ’nın lütfu keremi, fazlı ikrâmı, ihsânıyla.

 

Dakika 17:51

 

(Visited 19 times, 1 visits today)