1- Amelde Fıkhı Ekber Ders 1

AMEL’DE FIKHI EKBER DERS 1

Euzübillahimineşşeytânîrracîm, Bismillahirrahmanirrahim.

 

Çok kıymetli ve muhterem efendiler, Yüce Rabb’imiz bu ayeti kerimede bizlere, bakın, o eşi bulunmayan yüce kelâmıyla, bize yüce gerçekleri buyurmaktadır. Buyuruyor ki: “Biz Kur’an-ı Kerim´i hak olarak indirdik. O da tam hak olarak indi hakkı getirdi. Ey şanlı Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik” buyurmaktadır. ‘’Dili dönen çocuklarınıza dahi şu ayeti öğretin’’ buyurmuş. Bu ayet de İsrâ Suresi’nin son ayeti kerimesidir. Orada da Yüce Rabb’imiz bakın ne buyuruyor:

(وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا ﴿١١١﴾)

 

Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber, la ilahe illâllahu vallahu ekber Allahu ekber velillâhil hamd. Hatta tufer Allahu ekber hatta tufer.

Kıymetli ve muhterem dinleyenler, bu ayet-i kerimede de Yüce Rabb’imiz buyuruyor ki; benim oğlum kızım olmaz, çocuğum olmaz, ben çocuk edinmeyen eşi benzeri olmayan birisiyim diyor Yüce Allah; hâkimiyette ortağım yoktur diyor. Yüce Allah hâkimiyette ortağı bulunmayandır, bütün âlemlere tek başına hâkimdir. Hiç onun şeriki, veziri, naziri olmadı, olmayacaktır. Âcizlikten dolayı bir dosta da ihtiyacı olmayandır Allahu Teâlâ (C.C). İşte bütün yüce sıfatlarla muttasıf olan Allah´a (C.C) hamd ederim deyin ey insanlık âlemi Allah´a (C.C) hamd edin. Allah´a hamd yüce İslam’ı iyi bilmek, gerçek imân sahibi olmak ve yüce İslam’ın âmir hükümlerini bir bir yerine getirmekle olur. İşte “Yüce Allah´a hamd ederim’’ de(yin) ve tekbir getirerek O’nun şanını yüceltin. Yani ‘’Allahu ekber, Allahu ekber, lâ ilahe illallahu, vallahu ekber, Allahu ekber, velillâhil hamd’’. Sürekli tesbih oku, tekbir oku, tehlil oku çünkü ondan başka büyük yok.

Dakika 7:00

Kıymetli ve muhterem efendiler, dersimize bu şanlı ayetlerle girerken şimdi bir de biliyorsunuz ki yüce İslam hak ve gerçektir. Keşif notları adı altında Kur’an-ı Kerim´in tümünü sizlere verdikten sonra tasavvuf notları ve keşif notları, yine kelâm ilminden keşif notları, Hadis-i Şeriflerden sizlere keşif notları, bir de Fıkh-ı Ekber´den keşif notları gibi birçok önemli keşif notlarını sizlere verdikten sonra bir de sizlere, yaşanan İslam, uygulanan İslam ve artık bizatihi hayatın yaşam tarzı olan bu âmir hükümlerin yaşanan hayat tarzı olan fıkıh külliyatından yani amel-i fıkhın, onun külliyatından, fıkıh okulundan, onun ekolündan şimdi keşif notları vermeye devam edeceğiz İnşâAllahu Teâlâ. Çünkü şimdiki konumuz Amelde Fıkh-ı Ekber ve Amelde Fıkıh Külliyatı. Onun keşif notları olarak dersimiz devam edecektir İnşâAllahu Teâlâ. Sevgili efendiler, Yüce Rabb’imiz yine başka bir ayeti kerimede de ‘’Allah (C.C) hakkı söyler ve O doğru yolu gösterir’’

وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ

buyuruyor Yüce Allah (cc). Yüce İslam’ı ortaya koyan Allahu Teâlâ’nın (CC.) bizzat kendisi onu (İslam’ı) uygulayan, tebliğ eden de Hz. Muhammed’dir (A.S.V). O yolu bize kadar getiren İslam âlimleri, İslam müctehidleri ilim ekolüdür. İslâmî ilimlerin ekolünde zirveye çıkmış yüksek âlimlerimiz var.

Dakika 10:15

Bunlar fıkıh ilmini ortaya koymuşlar. Tabii ki itikadî, amelî, ahlâkî, hukukî fıkıhla ilgili ne varsa bunlar ortaya konmuş, bu ekolde yüksek âlimler, icmâi ümmet olarak, bütün cihanı okutarak-okuyarak bize kadar bu ekol gelmiştir.Yani fıkıh külliyatı, onun ilmi irfanı, o yüksek âlimler, müctehitler, fakihler, bu yolu bize kadar getirmişler. Şimdi biz de gücümüz nispetinde bu ilimleri hem ruhumuzda, kalbimizde sentez yapmak hem de cihana tebliğ eylemek, yaşamak, tüm insanlığın mutluluğu için çalışmak, görevimiz olarak kesin inandığımız için bu yolda sırf Allah’ın (C.C) rızâsı için çırpıntımız, aczimizle, cehlimizle, gafletimizle devam etmektedir. Yüce Allah (C.C) İslam’ın hayat tarzını gerçek imân ve ameli sâlih ile ilim ve irfan ile fıkıh ilmini amelî fıkhı da vicdanî fıkhın yanında iyi bilerek İslam hayat tarzını yaşamayı Ümmet-i Muhammed´e ve insanlık âleminin tümüne Cenab-ı Hakk nasibi müyesser eylesin. Çünkü bizim küfre rızâmız yok, cehâlete rızâmız yok, İslamsızlığa bizim rızâmız yok ve kin ve düşmanlığa bizim rızâmız yok. Allahu Teâlâ’nın (CC.) âmir hükümleri tabii müstesna. Bütün cihanın gerçek hayat tarzına bütün mahlûkatın, başta insanoğlunun olmak üzere gerçek, ölümsüz İslam’ın hayat tarzına kavuşması cihana barışın, kardeşliğin, yüksek, yüce, ilahî adaletin, merhametin, evrensel sevgi olan yüce İslam’ın her şeyi kuşatan sevgisinin bütün âlemlere hâkim ve egemen olması için çalışıyoruz.Çünkü İslam bütün âlemlerin huzuru, barışı ve yüksek sosyal adaleti, bütün âlemi kucaklayan merhameti Yüce Allah’ın (C.C) bu yüce sıfatları İslam ile tecelli etmiştir bu âlemlere. Bunun kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’dir (a.s.v.)`dir. İşte fıkıh külliyatı da -biliyorsunuz ki-Kur’an-ı Kerim´e, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) istinad eder. Bütün fakihlerimiz, yüksek âlimlerimiz Kur’an-ı Kerim’e, sünnete, icmâya, kıyasa dayalı olarak bize fıkıh ilmini de fıkıh külliyatını da onun ekolünü ve derslerini bize kadar getirmişlerdir. İslam’ın ilimleri tabiatüstü ilimlerdir, Allah´ın (CC.) ilmine istinad eder, vahyi ilahîdir. İyi okuyalım bu okulda, İslam’ın hayat tarzını yaşayalım. Bunun dışındaki hayat tarzlarına bakarsanız hiçbiri Allah’ın istediği hayat tarzı değildir. Allahu Teâlâ’nın ortaya koyduğu hayat tarzı yüce İslam’ın hayat tarzıdır.

Dakika 15:10

Bu hayat tarzını yaşamak gerekiyor, bilmek gerekiyor. Okyanusa karşıdan bak, bakmakla susuzluğun gitmez. İslam’ı bil. Bil, öğren bu ekolde oku ve yaşa. Çünkü Yüce Allah´ın (CC.) ortaya koyduğu yüce değerlerdir İslam’ın bütün değerleri…Bu yaşanmaz mı? Bunu yaşamamak demek kişinin kendine her gün tabanca sıkması gibi. Bir gün bacağını vuruyor,bir gün parmağını vuruyor, bir gün başka yerini vuruyor. Buna benzer. İslam’ın hayat tarzını yaşa ki hem sen kurtul hem cihan kurtulsun. Ruhta, kalpte barış, ailede barış, yurtta barış cihanda barış İslam’ın kendisidir. Sahte barışlarla dünyaya barış gelmez, adalet gelmez, merhamet gelmez, sevgi kuşatmaz. Kim kimi kandırıyor, ne ile? Sahte akçelerle pazara gidilmez. Sahte altınları cebine doldur pazara git bir kuruşluk alışveriş yapamazsın. Aklını başına al. Gerçek bütün cevherler ebedî değerler, yüce İslam’ın değerleridir. Bunun da kaynağı Kur´an-ı Kerim’dir ve Hz. Muhammed’dir (a.s.v). Sünnet, icmâi ümmet, Kıyas-ı Fukaha. Bunlar aslî delilerdir. İşte fıkıh külliyatının da dayandığı deliller bunlardır. Şimdi İmâm-ı Âzam, İmâm-ı Mâlik, İmâm-ı Şafi ve Hanbeli gibi bu fıkıh ekolünün başındaki yüksek şahsiyetler (rahmetullahi aleyhim ecmaîn) bunlar. Kur´an-ı Kerim’i, sünneti, icmâyı ve kıyası Hz. Muhammed’in vücudunda parlayan bu yüce İslam’ın ilimlerini bu zât-ı muhteremler incelemişler. Ve bilinen ve yaşanan İslam’ı ne yapmışlar? Delillerle ortaya koymuşlar. Şimdi bir “Sidretül münteha” düşünün.Öyle bir ağaç ki bunun kökü yukarıda, dalları aşağıda âlemleri kuşatan, bir yaprağı ümmeti kuşatan bir ağaç. İslam bu işte. İslam ezeli-ebedi kuşatan nuru ilahînin tecelli ettiği ilahî nizamın adı İslam’dır. Bu Muhammed (s.a.v.) ağacıdır. Kur’an-ı Kerim onun bağrından kalbinden parlatılmıştır Allah (CC.) tarafından. Muhammed’in (s.a.v.) ağacının dallarına bir bak. O dallara iyi sarıl, onun meyvelerinden ye. Kalbin yesin, ruhun yesin. Çünkü yüce İslam’ın her emri sana hayat verir ve vermektedir. Şimdi bu Muhammed ağacının (a.s.v) -bakın- o vücudu, onun dallarını ve meyvelerini bizim fakihlerimiz incelemeye çalışmışlar. İslam tamamen Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in bağrından parlayan kitaptır. Canlısı Hz. Muhammed’dir (s.a.v.). Hz. Muhammed´in (s.a.v.) sözlerine, fiillerine, kavillerine, takrirlerine ve şanlı Kur’an’a, vahyi ilahiye dayanan bir İslam dini var ortada. Tamamen vahyi ilahiye, Allahu Teâlâ’nın emir ve kanunlarına, O’nun kelâmına dayanıyor O’nun peygamberi, evrensel peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.v.) istinad ediyor.

Dakika 20:00

Şimdi bir ağaçta bir tane dal olmaz. İslam ağacının ezeli-ebedi kuşatan uzantıları var. İlmî tecelliler var, amelî tecelliler var, itikadî, ahlâki, hukuki rahmetle dolup taşan tecelliler İslam ile tecelli etmiştir. Bunun da kaynağı -unutma!- Kur´an-ı Kerim, Hz. Muhammed’dir (a.s.v). Kur´an-ı Kerim, Allah´ın kitabı, Hz. Muhammed, Allah´ın en büyük kulu en büyük peygamberi. Bütün çağların, bütün milletlerin, bütün asırların ta kıyamet ötesine kadar artık insanlığın son peygamberi ve eskimeyen bütün yüce değerler ebedî yenilikten daha yeni, eskimeyen ebedî değerler Hz. Muhammed’e indirilen İslam ile ortaya çıkmıştır. Geçmişi yenilemiştir. Artık ebediyyû’l ebed Kur’an-ı Kerim mucizesi devam etmektedir. Yani İslam fıkhı, fıkıh külliyatı nereye dayanıyor derseniz Kur’an-ı Kerim’e, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) yani kitaba, sünnete, ümmete, icmâya, Kıyas-ı Fukaha’ya, aslî-fer´i delillere dayanmaktadır. Gerçek delillere. Şimdi bu okulda beraber okuyalım diploma alalım. Bu fıkıh okulunda buradan size keşif notları vereceğiz. Hepsini verme şansımız biliyorsunuz zamana aletlere sığmaz. Yine fıkıh külliyatından keşif notları vereceğiz, fıkıh ekolünde okuyacağız. Ben mezara kadar İslam okulunun öğrencisi, talebesiyim. İslam’da okumak vardır, okutmak vardır.İslam’da yaşamak vardır. Bütün insanlığın hayrına çalışmak vardır ve İslamda tebliğ vardır, emr-i bil maruf vardır. Nehyi anil münker vardır. Ümmet-i Muhammed´in (s.a.v.) en büyük özelliğinden biri marufu emretmek münkerden nehy etmektir. Bunun için çırpınacağız. İslam’da kusur yok, eksiklik yok.Yüce Allah(C.C.) ne buyuruyor: (الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ ) bugün dininizi kemâle erdirdim diyor Cenab-ı Hakk, ‘’tamamladım’’ diyor. İslam’da eksiklik yok. Kusur, hata insanoğlunda. Sakın ola ki İslam’da kusur aramayın.İslam’da kusur arayanlar ya cahildir ya kâfirdir yahut da İslam’ın azılı düşmanıdır, Allah düşmanıdır, insan düşmanıdır .Çünkü İslam, insanları kucaklamaya geldi, merhametiyle, adaletiyle, sevgisiyle. İslam’ı başka türlü gösterenler var ya! Yeryüzünün ya en çok cahilleridir ya en hainleridirler, burada kararlı olun. Allah’ta (CC.) hata olur mu? İslam Yüce Allah´ın (CC.) ortaya koyduğu yüce nizam-ı ilahi. Onun için İslam’da sakın kimse hata aramasın; bütün hata cahilliktedir,acziyettedir, gaflettedir. Bunlara ihanet de karışırsa o zamanda daha kötü olmaktadır. Bunlara ihaneti, art düşünceyi karıştırmamak gerekmektedir. Çünkü İslam haktır. Cenab-ı Hakk (فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ الضَّلاَلُ) buyurmaktadır. Ne buyuruyor burada? Haktan (doğrudan) ayrıldıktan sonra sapıklıktan başka geriye ne kalır ki? İslam, hak, ondan ayrıldın. Geriye ne kaldı? Allahu Teâlâ diyor ki Yunus Suresi’nde ayet 32´de:‘’Hakk’tan ayrıldıktan sonra geriye ancak sapıklık delâlet kalır’’diyor.

Dakika 25:15

Aman kardeşlerim, efendiler, beyefendiler, hanımefendiler, ey asil insanoğlunun gençleri ey değerli kızlarımız ve oğullarımız! İslam bir haktır, haktan sapınca geriye sadece bir delâlet kalır bunu unutmayın bunu ben söylemiyorum. Yüce Allah(CC.) Yunus Suresi´nin 32. ayetinde söyledi. Biraz önceki ayetler İsrâ Suresi´nin ayetleriydi. Bakın yine size Ahzâb Suresi´nin yine bir ayetini söyledik. Çünkü biz kendi aklımızı Kur´an yerine koyanlardan değiliz. Kendi fikirlerini Kur´an´ın önüne veya onun yerine koyanlardan değiliz. Bu da ayrı bir sapıklıktır, en’aniyettir, ihanettir ve burada kendi fikrini Kur´an´ın yerine koymak, bir defa iblisin dahi yapamadıklarını yapmak demektir. Bunu kasten yapar, cehâletinden yapar, en’aniyetindenyapar. Evham ve vesveseler kendini kaplamış, kendini evliya zanneden ve vesveseyi ilham zannedenler, birbirini bu işe karıştıranlar ne yapmışlar? Kendi kuruntularını, en’aniyetlerini ve cehâletlerini, kendi fikirlerini -sen bir fikir adamı olabilirsin ama kendi fikirlerini- Kur’an’ın önüne veya yerine koyamazsın, peygamberin yerine veya önüne koyamazsın. Bir Hadis-i Şerifin yerine koyamazsın. Ancak ne yaparsın? Müctehid isen Kur´an-ı Kerim´den, sünnetten bilinenden bilinmeyenleri kıyas yoluyla ictihat edersin. Bu kapı açık. Bu da ehliyet ister. Saçma sapan fikir yürütmekle bunlar da olacak şeylerden değil, bunlar ehliyet ister. Evet, kıymetliler. İstikbalin İslam’da olacağına hiç mi hiç şüphe yoktur. Mazi de, o hâlde istikbal İslam’ındır.Bir ara Müslüman görevini yapmaz, yerde sürünebilir ama (ibadeti) kapmayı bilirse şahlanır kalkar, tekrar ediyorum hâl ve mazi de, istikbal de İslam’dadır. Bunda ne şek vardır ne şüphe vardır.İslam’ı ortaya koyan Allah´tır (CC.). Allah (CC.) ezelî ebedî galiptir, aziz ve hâkimdir. Bunun için sevgili dostlarımız; eğer insanlık bir felaket yaşıyorsa, insanlık felakete sürüklenmişse bunun kurtuluşunu da Allah (CC.) ortaya koymuştur. Bunun kurtuluşu yüce İslam’ın kendisidir. Allah´ın (CC.) adaleti onun ortaya koyduğu hak ilimdir. Yani İslam’ın kaynaklarıdır. İnsanlık buraya sarılmalı. Başta Ümmet-i Muhammed; insanlığa 14 asır önder oldular, insanlığa en güzel örneği önderliği gösterdiler. Dünyada bütün milletlere özgür ve hür olarak İslam adaletini uygulamaya çalıştılar. Bu ebediyyû’l ebed niye olmasın ki? 14 asır dünyayı aydınlatan bu güneş ebediyyû’l ebed niye aydınlatmasın ki? Bunu da kulağına küpe et. Tüm insanlığın saadet, selâmet, huzur… Bunların tamamı ebedî mutluluk, salât, felah ve necat Yüce Allah´ın (CC.) ortaya koyduğu, inzâl eylediği yüce değerlerdedir. Bu da İslam’ın kendisidir.

Dakika 30:11

Çünkü İslam’ı inzâl eyleyen onu ortaya koyan Yüce Allah´tır (CC.).Hz. Muhammed’i (s.a.v.) âlemlere rahmet olarak gönderen, O´na o görevi veren Allahu Teâlâ’dır (CC.).Muhammed´ i(s.a.v.), Kur’an’ı inkâr eden Allah´ı (CC.) inkâretiştir. Hiç aldatanların, yağlayıp yuvarlayanların sözlerine de aldanmayın. Müjde verirken hak müjde verilmeli. Gerçek tehlikeler de haber verilmelidir. Gerçek tehlikeyi göstermeden yağlayıp yuvarlamak; bu din anlatımı da değildir. Bâtıl düşüncelerden derhal yüz çevirip hak ve adil bir yapıya geçmek için İslâmî ilimleri bütün insanlığın gençliği öncelikle okumalıdır.  Beşikten mezara kadar, “okudum da bitti’’ demek yok İslam’da.Allah´ın (CC.) okuludur İslam. Bu beşikten mezara kadar okunur ve okunmalıdır. Bunun için insanoğlu yanlıştan mutlaka kurtulup doğruya gelmelidir. Çünkü ayeti kerimede Cenab-ı Hakk: “Haktan ayrıldıktan sonra sapıklıktan başka geriye ne kalır?” buyurdu. (فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ الضَّلاَلُ) buyurdu Yüce Rabb’imiz. Biz bu şekilde Yüce Allah´ın (CC.) ortaya koyduğu değerlere tüm imânımızla, bize verilen bütün güç ve kuvvetimizle biz buna sarılacağız. Tevfik ve inâyetin Allah’tan (C.C.) olduğunu da iyi bileceğiz. Tevfik ve hidâyet, muvafakat tamamen Yüce Rabb’imizdendir. Kıymetli efendiler, İslam’ın fıkıh külliyatı muhteşem bir külliyattır. Bir defa bütün dünya Müslümanları başta imamlık-hatiplik yapanlar, müezzinlik-vaaz görevi yapanlar, insanların önüne geçip söz söyleyenler, hatipler-hatibeler, İslam fıkhını delilleriyle bilmelidirler. Çünkü İslam’ın fıkıh külliyatı muhteşem bir külliyattır. İnsanlara dinlerini öğretecek yahut da dinlerini uygulama yollarını gösterecek mutlaka bir ekol olmalıdır. İslam’ın ibadetler, muamelat, dış ilişkiler ile ilgili hükümlerini kendi nefsinde, aile hayatında, yaşama ve toplumda uygulama yönünden dinleriyle nasıl amel edeceklerdir? Bunlar İslam’ın fıkıh ekolünde, okuyarak öğrenilir. Bunun için sizlere fıkıh külliyatından keşif notları vermeyi Yüce Allah´ın (C.C.) lütfu keremiyle bir vazife olarak kabul ediyoruz, başarı, tevfik, hidâyet tamamen Allah´tan dır(C.C.).Lütuf-kerem O’ndandır. O’nun yüce fazlının ve yüce lütfunun tecellisiyle insanlığa faydalı olmak istiyoruz. Yüce dinimizi anlatma ve anlama, yaşama ve insanlığın mutlu olması için çalışmaktan başka amacımız yoktur. Bunların tümü Allah´ın (C.C.) rızâsına dayalıdır. Öyle olmasa şirk olur.

Dakika 35:10

O zaman “desinlere’’ riyakârlık olur. Riyakârlar Allah´a (C.C.) kulluk etmezler. Bunlar başkalarına çalım satarlar. İslam’da ise ihlas vardır. Allah´ın (C.C.) rızâsı vardır. Yüce Allah´a (C.C.) teslimiyet vardır ve insanlığın hayrına, Allah (C.C.) için çalışmak vardır. Çağdaş Müslümanın içinde bulunduğu birçok problemleri olabilir. Bütün problemlere çare İslam’da hazırdır. Yani yüce Kur’an’ın bütün çağların önünde olduğunu ve (tüm) çağları kuşattığını unutma! Bizim fakihlerimiz çok iyi çalışmışlar. Müfessirlerimiz, kâşiflerimiz çok iyi çalışmışlar. Muhaddislerimiz mükemmel çalışmışlar ve çalışıyorlar. İçinde bazıları yanlış yapabilir, yanlışa da gidebilir. Yanlışa gidiyorlar diye öteki doğruların, doğru çalışanların bir suçu yok ki. Şimdi eğriye takılıp kalırsan doğruyu bulamazsın. Doğruya sarılırsan eğrinin karşısına doğruyu koyarsın, insanlık yanlıştan kurtulur. Şimdi insanlığın -biliyorsunuz- ekonomik problemleri, yüce İslam’ın hukuk felsefesi, İslam’ın devlet yapısı gibi konular bir bir İslam ekolünde incelenmektedir, incelenmiştir ve mükemmel mi mükemmel ortaya bir fıkıh ekolü 14 asırdan beri devam edip gelmektedir. Muhteşem bir ekoldür. Sapasağlam. Sizin dikkatlerinizi çekelim, bu ekolleri dışlayanların da yanıldıkları noktalar var. Hem de bu yanılgı büyük bir ihanete dönüşme, büyük tehlikelere götürme durumuyla da baş başadır. Sakın ola ki bu hak mezheplerin ekollerini kimse dışlamasın, dışlayanlara da zerre kadar itibar etmeyin. Eğer onlara dil uzatan birileri varsa onların ortaya koyduğu fıkıh ekolünden 14 asırlık ekolün yerine; ‘’Hadi sen de bir fıkıh ekolü koy da görelim, hem de delillerle! İmâm-ı Âzam Tabiın Devri’nde Ashapla görüştüğünü ulemânın pek çoğu kabul ediyor, sen kimsin!’’ O işin sıcağı sıcağına kaynağında, onun yanında âlimler kaynıyor, birçok Tâbiîn âlimleri ve Ashab-ı Gûzin, -bak!- onun yanında Mâliki Hazretleri var, genç ve dinç! O da oraya yakın ve İmam-ı Âzam´ın öldüğü gün İmâm-ı Şafi´nin doğduğu söyleniyor. Bak Cenab-ı Hakk dünyayı boş bırakmıyor, ilim ekolü, fıkıh ekolü devam ediyor. Birbirlerinden nasıl faydalanıyorlar. Bütün müfessirler, muhaddisler o fakihler, fıkıh âlimleri ve müctehitler bakın birbirlerini okutarak geliyorlar, ekol devam ediyor. Sen kimi dışlıyorsun! Kur’an-ı Kerim´in başını biliyorsun, sonunu bilmiyorsun. Sonundan bir yer okumuşun ortasından haberin yok. Hadis-i Şerifleri incelediğini zannediyorsun, gerçek muhaddisleri saf dışı bırakmaya çalışıyorsun. Kafandaki keşif ve tevil ilmi yeterli değil, ehliyetin zayıf, hak mezhepleri dışlamaya çalışıyorsun. Bu yanlıştan da vazgeç, seni uyarıyorum. Seni uyarıyorum.

Dakika 40:25

Bu yanlıştan vazgeç; ilmî çalışmana devam et. Sonra o günün şartlarını İslam dini bugünün şartlarını ebedî şeriatı içine almıştır. Sen Kur’an-ı Kerimi anlamaya bak, İslam’ın içine almadığı çağlar yok ki, Kur’an-ı Kerim Allah´ın (CC.) ilmi, O’nun kelâmı. O çağları kuşatmış en büyük mucize. Bizim âlimlerimiz dahi derya. Kendi çağlarında ilmin temelini, ekolünü, onun tedvinini mükemmel yapmışlar. Sen de bu çağa göre, Kur´an-ı Kerim´i bu çağın gelişen yeni şartlarına göre keşfetmeye bak içinden çağları çıkart, çağların problemlerine çare getir çünkü Kur´an-ı Kerim´de bunlar mevcut, var bunlar. Cenab-ı Hakk Kur´an-ı Kerim´de bazı vasıtalarını sayarken sizin bilmediklerinizi de yaratacağım diyor. Bak şimdi ta 14 asır önce bugünkü vasıtalara Kur´an-ı Kerim o gün işaret etmiş. Kur’an-ı Kerim´de bilimsel olmayan hiçbir şey yok ki. Bilimler üstü, tabiatüstü bilimler Kur´an-ı Kerim´de. Âlimleri dışlayarak bir yere gidemezsin; hele de Ehl-i Sünnet vel cemaat yoluna, onun kaynaklarına sakın dil uzatma. İmâm-ı Âzam´a dil uzatanların kimler olduğuna şöyle bir bak tarih boyunca: Ya ehl-i bid´attır ya zındıklardır ya cahillerdir başkası değildir. Onun için biz Ehl-i Sünnet âlimlerinin dayandıkları delillerin çok mükemmel olduğunu görüyoruz. İslam ağacının dallarının ezele-ebede uzandığını görüyoruz. Bunlar ilmî dallar ilmî uzantılardır. Senin beynin küçükse, bunları kavramıyorsa, anlamadığını yok sayıyorsan, beyninde olmayanı yok sayıyorsan o zaman senin bilmediklerini yok saydığın zaman senin hâlin perişandır. Gericiden daha gerisin, cahilden daha cahilsin, aklını başına al. Senin kafandakilerden ibaret değil İslam. İslam Allah´ın (C.C.) ilmi aklını başına al. O âlimler o kadar mükemmel temel atmışlar ve katlar kurmuşlar; sen de devam et, sen de ona devam et. Şanlı Kur’an ve şanlı sünneti şerifle bunlar yapılmış. İcmayla, kıyasla sende çalış; devam et. Yoksa Ehl-i Sünnet vel cemaati karamakla bunları saf dışı yapmakla sen ne kazanacaksın? Dünyaya cihan hâkimiyetini Kur’an ve dünyaya adalet sağlayan onların ilmi irfanı. Sen ise bugün içinde öyleleri var ki istisnalar hariç localarla iş birliği yapıyor. Ve İslam’ın, İslam birliği paramparça olup dünyaya barış gelmesin, adalet, kardeşlik gelmesin diye emperyalistlerle, localarla, gizli karanlık güçlerle iş birliği yapanların, İslam birliğini bozanların sen aydın olduklarını mı zannediyorsun? Kur´an-ı Kerim´de Yüce Allah (C.C.) birliği emir ediyor İslam birliğini bu cihanın barışıdır zorbalara dur diyen ilahî, yenilmez kuvvet İslam ile tecelli etmiştir. Bunu bölmek parçalamak zalimlerin işine yarar ve yarıyor. Aklını başına al. (إِنَّ هَذَا الْقُرْآنَ يِهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ)

Yüce Rabb’imiz bakın yine şanlı Kur’an’da “Gerçekten bu Kur´an en doğru yola iletir ve iyi işler yapan müminlere kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler. (وَبِالْحَقِّ أَنزَلْنَاهُ وَبِالْحَقِّ نَزَلَ)

Yine şanlı Kur’an’da Yüce Rab Kur´an-ı Kerim´i biz diyor ancak hak olarak indirdik ve o da indiği gibi hak olarak kaldı. Hakkı getirdi, hak olarak geldi. Seni de yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi ey şanlı Muhammed (s.a.v.) buyurdu Cenab-ı Hakk. Evet kıymetli ve muhterem efendiler, şöyle bir bakın. Hidâyet önderi Hz. Muhammed’dir (Aleyhissalâtü vesselâm) Hayat kandilleri onu takip eden yüksek âlimlerdir. Başta Ashab-ı Gûzin Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ehl-i beyti olduğu gibi. Bunun için bu çeşitli faaliyetlerin, sosyal münasebetlerin ilahî adalet tanzimi ulvi bir akide, sağlam bir ahlâk ve şumüllü bir nizam olmaksızın dünyada huzur sağlanmaz. Refah, salâh, felah sağlanmaz. Yüce İslam en yüksek ahlâkı da ortaya koymuştur. Bu ahlâk ve nizamlar manzumesi ferdin açık ve gizli ahvaline o kadar yüksek ahlâk-i aliye, bu toplum yapısına sınırlar ve çerçevelerle yüce ahlâkı ortaya koymuş ve çerçeveyi çizmiştir. Toplumun emniyet ve istikrar içinde yaşaması için yüce İslam’da her çare ortaya konmuştur. Yüce İslam başta insanlık âlemini ve bütün varlıkları koruyucu hekimliktir. İslam tabiatı da korur. Başta insan olmak üzere tabiatı da bütün canlıları da korur.Her şeyi yerli yerince kullanmayı emreder. Faydayı emreder. Zararı def eder. Faydayı celb eden, zararı def eden İslam dini böyle bir metodun dinidir. Çünkü ilahîdir. Efendiler; nice cahiller vardır, uyurgezer gafiller vardır. Geziyordur ama uyurgezerlerdir, haktan haberleri yoktur. Islahat hareketlerine katılmazlar. Bunlar uyurgezer cahillerdir. İnsanoğlunun mutlu olması önce sahih bir imânla; bu da kalbe iyice yerleşmekle ve ameli sâlihle kendini ortaya koyar ve ispat eder.

Dakika 50:10

Kur’an´ı Kerim ve sünnetin ahkâmı onda tamamen ortaya çıkmıştır. Yani yüce İslam yaşanan, canlı İslam Hz. Muhammed’de (s.a.v.) ortaya çıkmış; Ashab-ı Gûzin de onun etrafında parlayan yıldızlar olmuşlardır. İbadette muamelat ve sosyal hayatın düzeltilmesine götüren ahlâkî gayelerin, tahakkukunu yüce İslam, İslam’ın fıkıh külliyatı bunları hedefler. Şimdi fıkıh nedir derseniz; kişinin leh ve aleyhinde olanları bilmesi demektir. Fıkh-ı Ekber ve dar anlamıyla ameli şer’i ahkâm olan fıkıh, İslam şeriatının hayat düsturunun doğru ve hassas bir tercümesidir. Şimdi fıkıh kişinin yüce dininde İslam’daki leh ve aleyhine olan hükümleri bilmesidir; lehne aleyhine ne varsa bunları bilmek fıkıhtır (İmâm-ı Âzam’ıb tarifi bu). Fakat biraz bunu açacak olursak İslam şeriatının hayat düsturunun doğru ve hassas bir tercümesidir. Hayat düsturudur ve bizzat yaşanan İslam’ın tüm ölçülerini İslam’ın fıkhında, ameli fıkhında, vicdanî fıkhında bunları görmekteyiz. Kıymetliler, tabii dünyada fıkıh çalışmaları bulunmaktadır ve kıyamete kadar da bulunması gerekir. Çünkü şartlar değiştikçe yüce İslam değişen şartlara yeni hükümler getirir. İslam’da bunlar mevcuttur. İslam’da olmayan bir şey yok. İslam şeriatının yerine ithal, beşerî kanunlar getirmesine karşılık şöyle bir bak: İlahî ahkâmın bu şekilde terk edilişi geçici bir irtidât mıdır değil midir? Şöyle bir bak, insanlığın ilahî adaletin yerine beşerî adalet konduğu zaman, ilahî kanunların yerine beşeri kanunlar konduğu zaman bu nedir şöyle bir düşün. İşte burada insanlık böyle bir tabloyla, burhanla karşı karşıyadır. İnsanlık âleminde bunlar bazen gerçek adaletin olmadığı yerde, zulmün at oynattığı yerde bir irtidât vardır. Fakat bunlar İnşâAllah Allah’ın lütfu keremiyle geçici olur; insanlık yeniden gerçek adalete ve barışa, kardeşliğe, sevgiye, evrensel merhamete hakça dağılma ve hukukun üstünlüğüne insanlık kavuşur. Uyanış hareketleri başlamıştır ve insanlık bu yanılgının farkındadır. Bu yanılgının insanlar farkında olunca artık dünyada bir uyanış ve diriliş hareketleri de beraberinde başlamıştır. Şanlı Kur´an, şanlı sünnet ve makulden sahih delile dayalı İslam şeriatı onun fıkıh kitabıdır ki (elbette) o da Kur´an-ı Kerim’dir.

 

Dakika 55:18

Müçtehidin çalışması Kur’an ve sünnete dayanmıyorsa zaten muteber değildir. Müçtehitler Kur´an-ı Kerim’e, sünnete dayalı olarak çalışırlar. Hükmün delilini bilmek; işte kişiyi gerçeğe götürür. Gerçeği bulmuş olur. İttiba’ya şöyle bir bak. Ahkâmın delileri fıkhın ruhudur. Buraya da dikkat et. Ahkâmın delilleri fıkhın ruhudur. Aynı zamanda fıkıh ilmi zihnin jimnastiği ve eğitimidir. Beyinler o kadar güzel eğitilir, kalpte ruh eğitimi yapılır. Bunun yanında beden de eğitilmiş olur. Neticede fıkhî bir meleke oluşur. Kıymetliler; kitap, sünnet ve teşrikin umumi, aslî ruhuna dayalı reyle ictihattan; buralara dayalı olarak çıkarılmıştır fıkhî hükümler. Sadece Kur’an-ı Kerim’e dayandıranlar, Hadis-i Şerifleri yok sayanlar, İslam’ı köklerinden kesmiş veya suretini tahir etmişlerdir. Şimd iKur’an Müslümanı diye Kur’an Müslümanlığı diye ortaya çıkanlar var. Bunlara da dikkat edin. Çünkü İslam fıkhı Hz.Muhammed’e, Hadis-i Şeriflere dayanır. Kur’an-ı Kerim’in âmir hükümlerini o şanlı peygamber kendi uygulamıştır. Bu da Hadis-i Şerifler, kavlî, fiilî, takrirî sünnet olmadan olmaz. Kur’an Müslümanlığı deyip de bunlar İslam’ı köklerinden kesmeye çalışanlar. Ve Kur’an-ı Kerim’i de Peygamber’in anladığı gibi, anlattığı gibi, uyguladığı gibi değil de kendi yorumlarına göre hareket etmeye çalışanlara, bunun adını Kur’an Müslümanlığı koyanlara dikkat edin. Bunlar ya cahil ya da sapıktır yahut da gizli ajandırlar. Bunun için İslam’ı köklerinden kesmeye çalışanlara dikkat edin. O kimseler din düşmanlarına çok yakın hareket etmektedirler; farkındadırlar veya değildirler bunu kendileri bilir. Fıkhı sadece sünnete dayandıran da noksan bir iş yapmış ve mânâsız davranmış olur. Hayatın akışına gözlerini de yummuş olur. Ne Kur’an’sız olur, şanlı Kur’an-ı Kerimsiz olur ne de sünnetsiz olur. Ne icmâsız olur ne de kıyassız olur. Kıymetliler, bazıları da şimdi sadece sünnete dayandırmaya çalışanlar var, sünnet Müslümanıyız diyorlar Kur’an-ı Kerim’den haberleri yok. Bu da tamamen yanlıştır, eksiktir, gözünü yummaktır. Deve kuşu hesabından avcıyı görünce kelleyi deve kuşu kuma gömer gövde açıkta; avcı da istediği gibi vurur. Bugün Kur’an’sız, Kur’an-ı Kerim’i bilmeden sadece sünnete dayandıranlar da ne yapmışlardır? Gözlerini hayata kapamışlardır. Yazık! Bunlar da hangi maksatla bunu yaparlarsa yapsınlar yanılmışlardır.

Dakika 1:00:12

Maslahat neredeyse Allah’ın şeriatı ve dini oradadır. Bu kaide meşhurdur. Hadis ekolünün imamları -dikkat et- İmâm-ı Âzam en başta olmak üzere, bazıları hadis ekolüne İmâm-ı Âzam’ı saymamışlar. Hâlbuki 4000 tane muhaddis onun hem talebesi mahiyetinde hem de Tâbiîn’in muhaddisleriyle 4000 muhaddisten İmâm-ı Âzam, Hadis-i Şerif almıştır. Bunu nasıl olup da görmemek, bilmemek; bu bir gaflettir. Ben ihanet olacağını sanmam. Hüsnüzan ile düşünürüm bunlar hakkında. Fakat İmâm-ı Âzam muhaddislerin de muhaddisidir. Bugün birçok kaynakları incelediğiniz zaman -şöyle bir bakarsınız- Fıkh-ı Ekber’deki keşif notlarımızda bunların dayandığı delilleri de gösterdik. Fıkh-ı Ekber’deki İmâm-ı Âzam’ın keşif notları, oradan aldığımız keşif notlarını izleyen kardeşlerimiz İmâm-ı Âzam’ın hadis ilminde de muhaddislerin hocası olduğunu görürsünüz. Pek çok muhaddisin hem de ve onun ekolünde nice muhaddisler yetişmiştir. Bunun yanında İmâm-ı Malik, İmâm-ı Şafi, İmam Ahmet; bunlar çok değerli hadis ekolünün kıymetli âlimleridirler. Allah hepsine bol bol rahmet eylesin. Allah’ın merhameti, rahmeti, mağfireti bunların üzerinden hiç eksik olmasın. Kıymetliler, biz İslam âlimlerinin tümüne hayranız. İlimden nasibini alanlar hayran olurlar. İlim ile meşgul olmayanlar birine taassup olarak bağlanır başkasını görmez. Taassup onun gözlerini kör eder. İşte kendi kuşundan başka kuş görmemiş. Kendi pehlivanından başka pehlivan görmemiş. Kendi liderinden başka lider görmemiş, kendi şeyhinden başka şeyh görmemiş. Şimdi bunlar mutaassıp insanlardır. Taassup insanların gözünü perdeler ve yazık olur. Şimdi mezheplere taassup dolayısıyla karşı çıkan, mezhepsizliği daha da destekleyen bir tavır içinde görünenler var. Birisi mezhep taassubu yaptı diye mezhep düşmanlığı veya mezhepsizliği ortaya çıkarmak kimin kârınadır? Doğuda-batıda birisi, taassubî cahilin biri taassup hareketinde bulunmuş veya onun cümlesini kullanmış. Peki burada o taassupta bulundu diye 4 mezhebi dışlamanın, burada terviç yapmanın amacı nedir? Kendine mi çevirmek istiyorsun milleti? Bu millet seni de tanıyor. O müctehitlerinden de ayrılmaz bu millet. Ne İmâm-ı Âzam’ı bırakır ne Maliki ne Şafii ne Hanbeli ne de öbür değerli müctehitlerimizin hiçbirini bırakmaz. Ama bu terviç yapanları, kendine çağıranları, hak mezhebin gerçek ilim ve âlimlerini dışlayanları bu millet bırakmayı bilir.

Dakika 1:05:00

Ve Allah Teâlâ herkesin hak ettiğini verir. Allah’ın adaleti şaşmaz. Yalnız bu yanlışlardan kurtulmak herkesin kârınadır. Mezhep taassubunu bahane ederek mezhepleri dışlama. Sen dışlanıyorsun haberin olsun. Kendini mahvediyorsun haberin olsun. Benim şahıslarla hiç ilgim olmadığı için, yanlışlarla savaşmak prensibim olduğu için benim hedefimde şahıslar yoktur; yanlışlar vardır. Doğruyu ortaya koymadıkça da yanlışla savaşılmış olmaz. Adam kendini müctehit ilan edecek elinden gelse. Müctehit kim, sen kimsin… Kıymetli efendiler, rey ekolünün imamları da asla bir sünneti, eseri veya seleften birinin içtihadını ihmal etmemişlerdir. Dikkat et! Mesela Rey ekolünün imamları, yine burada da Rey ekolünün en baş imamı İmâm-ı Âzam’dır. Bakın bunlar sünneti; bir tek sünneti dahi, eseri veya seleften birinin içtihadını ihmal etmemişlerdir. Zaten Ehl-i Sünnet’in âlimleri seleftir. Bugün bu cağın haricileri biz Selefiyiz diyorlar. Bunlar Selefi falan değil. Bu cağın haricileridir. Müslümana kılıç çalan Müslümana, kâfir diyen, Müslümanları müşrik ilan eden ve Müslümanla savaşan. Bunların kökeni taht Hz. Osman Hz. Ali devrinden başlamış. Emeviler, Abbasîler derken bu siyasî bir hareket, düşmanın kullandığı bir hareket. Daha sonra ne yapılmıştır? İslam’ın bizzat merkezine karşı düşman onları silahlandırmıştır. Hilâfet ordularıyla Arap çöllerinde savaşanlar kimler? Bu çağın haricîleridir. Emperyalistlerle iş birliği yapanlar kimlerdir? Bu çağın haricileridir. Bati medeniyetini, doğu medeniyetini, şu veya bunu bahane ederek Kur’an-ı Kerim’in önüne koyanlar kimlerdir bunları? İşte bunlar bu cağın haricileridir. Bunlar yanılmışlardır. Bunlar da bu yanılgılarından vazgeçmelidirler. Evet kıymetliler. Çok kıymetli ve muhterem efendiler. Fıkıh ekolünde hep beraber iyi okuyalım şanlı Kur’an’ı ve sünneti, icmâ ve kıyası, fıkıh ekolünün dayandığı delilleri iyi kavrayalım. Âlimlerimize ve fakihlerimize gece gündüz biz rahmet okuyalım. Onları dışlamayı bırakalım da onlara rahmet okuyalım. Şimdi fakihlerimizin birbirlerinden ayrıldıkları içtihadî konular vardır, bunlar rahmettir. Hem de bu konuda da onlara rahmet okuyun gece gündüz. Ortak görüşleri de vardır birbirinden ayrılan, içtihadî görüşleri de vardır. Bu ayrılık ne ayettedir ne de Hadis-i Şeriflerdedir. Oradan çıkan bir ağacın dalları gibidir, bir ağaçta çeşitli dallar olur. Hayatın değişen şartları hayat şartları hayat ağacının çeşitli dallarıdır. İslam dini hayat dinidir, hayat nizamıdır.

 

Dakika 1:10:00

 

O müctehitlere gece gündüz rahmet okuyun. Âlimlerimize rahmet okuyun. Bir ağacı dalsız, yapraksız, meyvesiz isteyenler, içtihadın ne olduğunu bilmeyenler. Hayat ağacının her tarafa dal, yaprak, çiçek, meyve saçtığını bilmeyenler. Hayat ağacı dallarını her tarafa, bütün yönlere uzatmıştır. Kökü Yüce Allah’a istinad eder. İslam’ın hayat tarzı budur. Sen bizim kıymetli fakihlerimizi ve âlimlerimizi, onların dayandığı delilleri iyice tanımamışsın, Hanefi niye böyle dedi? Şafi niye şöyle dedi? Hanbeli niye böyle dedi? Maliki niye böyle dedi? (rahmetullahi aleyhim ecmain) Niye dediğini bilemiyorsun. Bilmeyince sen onlardan faydalanmaya bak, bilemezsin o bir ilim işi. İlkokuldaki bir kişi, üniversitedeki dersleri ona sorarsan şimdi haksızlık etmiş olursun. Bir ilkokullu da üniversitenin, eğer oradaki etiketini; ilmî etiketini ve ehliyetini tanımazsa o da yanlış yapmış olur. Orada bir ilmî ehliyet söz konusudur. Kıymetliler, zayıflığından söz etmiyorsam genelde o hadis makbuldür. Şimdi hadisler bazen zayıf olabilir, senin eline deliller geçmemiş olabilir. O zaman da onun mânâsına ve yüce ayetlerin şumulündeki durumuna bakar, bir de müçtehidin dehasına bakarsın. İçinde bulunduğu şartlara da bakarsın, değerlendirirsin. Şimdi kıymetliler, kıymetli âlimlerimiz bazen Hadis-i Şeriflerin zayıflarına işaret etmişler. Bazen de çoğunluğun görüşüne işaret etmişler. Çoğunluğun görüşünü, cumhurun görüşünü almaya çalışmışlar. Fakat bunların hepsinin temelinde Kur’an-ı Kerim’i, sünneti ve içinde bulunduğun şartları göz önünde bulunduracaksın, Müçtehitlerimiz çok güzel çalışmışlar, içinde bulundukları şartlara göre hareket etmişlerdir. Şimdi bazen da telfik olaylarına ihtiyaç duyulmuş ve telfik bazen -her zaman ve her konuda da değil- telfik de uygulanmıştır. Ve zarûret, ihtiyaç, acz ve özür hâllerinde bir başka mezhebin hükmü de senin için geçerlidir, o da caizdi ve sahihtir. Mesela Malikiler ve Hanefilerden bir gruba göre bunun caiz oluşudur. İhtiyaç ve maslahat durumunda mezheplerin en kolayını almaya da tetebbuur ruhas denir yani bu da caizdir. Çünkü dört mezhebin, ihtiyaç duyduğun zaman her hükmü her zaman geçerlidir. Kendi mezhebini iyi bil, o ekolün mesela Hanefi isen Hanefi’nin dayandığı ayetleri, hadisleri, o delilleri bil. Ama bazen da şartlar değişince başka bir müçtehidin içtihadı veya bir başka bir mezhebin ortaya koyduğu delilleri de alırsın. Çünkü delillerin hepsi bizimdir,

 

Dakika 1: 15:11

hepsi Müslümanlarındır; delillerin tümü. Delil deyince ne anlıyoruz? Füru’u şeriat, usulü şeriat, şeriatın aslî delilleri: Kitap, sünnet, icmâ, ümmet, Kıyas-ı Fukaha; yani İslam’ın aslî delilleri bunlar. Bunlar hepimizin delilleridir. Bunların bir tanesini dahi ihmal edemezsin ve burada söz sahibi yine kıymetli müçtehitlerimizdir. Onlar ölçüyü ortaya koymuşlar, güzel anlamışlardır. Güzel anlayan güzel anlatır, güzel de yaşar. Onun için biz İslam âlimlerine rahmet okumaya devam ediyoruz. İslam dini kolaylık dinidir.  İslam’da zorluk yoktur.  Her konuda İslam hayatı kolaylaştırmak için gelmiştir Yüce Allah’ın muradı kolaylıktır; zorluk değildir. Bakın Yüce Rabb’imizin ayet-i kerimelerde ne buyuruyor bir ayeti kerimede (يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ) “Allah size kolaylık diler”, (وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ ) “Allah size zorluk dilemez”. İşte ayet-i kerime. Yüce Rabb’imiz bu ayette bize kendi iradesini, muradını duyurmuştur. Yine başka bir ayet-i kerimede de Cenab-ı Hakk ne diyor: Allah size hafifletmek istiyor, insan zayıf yaratıldı (يُرِيدُ اللّهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ) diyor. (وَخُلِقَ الإِنسَانُ ضَعِيفًا) buyurdu Yüce Rabb’imiz. Yine başka bir ayeti kerimede (وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ) buyuruyor. Dinde sizin için Cenab-ı Hakk size bir zorluk kılmadı diyor. Kıymetliler, İslam eşsiz bir hayat tarzıdır; eşi bulunmayan bir hayat tarzı İslam’ın hayat tarzıdır, Yüce Allah’ın ortaya koyduğu hayat tarzıdır. Şimdi zarûret ve özür olmadan her mezhepten kendisine kolay olanı alması gibi. Şimdi bunlar caiz değildir. Burada da bir kolaycılık, oraya kaçma gibi bir durum vardır. Buna da dikkat lâzım. Hayatı kolaylaştırmak; her konuda işine geldiği gibi hareket etmek değildir. Bu icap ettikçe ruhsatlar ayrıdır, faziletler ayrıdır. Hâkimin hükmünü nakzeden telfik de caiz değildir. Hâkimin hükmü ihtilâfı kaldırır, başıboşluk önlenir. Yine mesela velisiz, mehirsiz, şahitsiz evlenmek gibi şer’i bir harama düşüren tercih de asla caiz değildir. Onun için burada hileyi şeriyye tarafına kaçıp da telfiki şer yolda kullananların yaptıkları asla caiz değildir.

 

Dakika 1:20:00

 

Tarihte eşi bulunmayan bir ilmî hazine ve servetle dolu olan eski kitaplarımızın anlaşılmasında karşılaşılan bazı zorluklar olabilir ama bunları ehli iyi bilmektedir. Ve bugün her şey, ilim artık bilinmezlikten çıkmış, gün ışına açığa kavuşmuştur. İlim açıktadır; yeter ki okumak, anlamak, dinlemek senin azminle beraber gayen olsun. Allah’ın fazlı kesilmez. Bağışları ve lütufları da sadece bir zamana veya tek bir şahsa münhasır değildir Allah’ın fazlı keremi, lütfu ihsanı ebedîdir. Sadece bir zamana mahsus değildir. Onun için ilim, ilim, ilim. Allah’tan ancak âlimler korkar diyen ayet-i kerimede burada da ilime âlime verilen değer ortadadır. De ki; Rabb’im ilmimi arttır Peygamber Hazreti Muhammed’e (Aleyhissalâtü vesselâm) bakın sahih kaynaklardan muhaddislerimiz rivayet etmişler. Yüce Allah şanlı Kur’an’da ve sünnet-i şerifte mervidir, mevcuttur. (رَّبِّ زِدْنِي عِلْماً) burası ayeti kerime. Yüce Allah ne diyor? Rabb’im ilmimi arttır diye dua et. ( رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ ﴿٨٣﴾) Birahmetike yâErhamerrahimîn gibi nice Hadis-i Şerifler de, bu konuda nice rivayetler de mevcuttur. Evet kıymetliler, Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kılar. Bakın İmâm-ı Âzam’a, Peygamberimiz ve ashabından sonra bakın (A.S.V) (Rıdvanullahi Teâlâ Aleyhim Ecmain ve Rahmetullahi Aleyhim Ecmain) bakın Peygamberimiz ve ashabından sonra Yüce Allah fıkıh ilmini İmâm-ı Âzam’a, İmâm-ı Malik’e, Şafii ve Hanbeli’ye ve onların o ekolünde yani ilmî ekolde, fıkıh ekolündeki bütün âlimlere Allah hayır murad etmiş. Ne diyor Sevgili Peygamberimiz sahih haberlerde: Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kılar. Fıkıh ilmini Allah kime vermişse Allah onu hayır vermiştir ve hayır dilemiştir. İşte bizim âlimlerimiz böyle kıymetli âlimlerdir. Çünkü Allah onlara hayır dilemiş, fıkıh ilmini nasip eylemiş. Fıkıh ilmi dediğimiz zaman neyi anlıyoruz? Fıkıh ilmine sahip olan Kur’an’ın ilmini, Kur’an-ı Kerim’in ilmini bilir, Hadis-i Şerifleri bilir, onların senetlerini-tapularını bilir ve icmâ ümmeti ve kıyası, fıkhı bilir, kıyası bilir, bir de İslam tarihini toplumun örf ve adetlerini de bilir. Zamanı, çağını da okumayı da bilir; çağını da okuyacaksın. Yani ilimlerin tamamına sahip olan kişi fakihtir, fıkıh ilmine o sahiptir. O müçtehittir, Fıkıh ilmine sahip olanlar müçtehittirler. İlim en başta gelen hikmettir, hayr-ı kesirdir. Hikmet müminin yitiğidir, nerede bulursa alır.

 

Dakika 1:25:00

 

Bakın bu da hiç unutulmayacak kıymetli bir veciz ifadedir. Âlimin gördüğü lüzum kadar ilmin ilerlemesine katkıda bulunması da üzerine borçtur. Çünkü Hz. Ali (Radıyallahu Anh)’ın dediği gibi ilim harcamayla artar. İlmi harcamalı, dünyaya tebliğ etmeli. Yine sahih haberlerde muhaddislerimiz bakın ne diyorlar Sevgili Peygamberimiz’den: İnsan öldüğünde ameli kesilir ancak 3 kişininki hariç: Sadakayı cariye ya da onunla faydalanılan ilim veya kendisine dua eden, kendisine sâlih evlat bırakan kimsedir diyor. İşte ilim sadakayı cariyelerin başında gelmektedir. Kıymetliler, yine Hz Ömer’in oğlu (Radıyallahu Anhüm ve erdahüm Ecmaîn) bir fıkıh meclisi 60 yıl ibadetten hayırlıdır dedi. Yani fıkıh ilmi ile meşgul olan bir ilim meclisi 60 yıl ibadetten hayırlıdır dedi. Tabii bu ibadet nafile ibadetlerdir. Bugün ilim okumayıp da Sufilik taslayanların durumuna bir bakın. Hele de fıkıh ilmini okumayanların vay hâline. Sağlam eser bırakan İslam âlimlerinden Yüce Allah kandım deyinceye kadar râzı olsun onların hepsinden. Allah bütün İslam âlimlerine biz râzı olduk, yeter deyince kadar Allah rahmet eylesin mağfiret eylesin, mağfiret eylesin, merhamet eylesin. Kıymetliler, her âlim kendini âciz kabul eder; bu onların büyüklüğündendir. İnsan eksikliğini itiraf ederse o büyük insandır. Size ilimden ancak az bir şey verildi. Bakın bunu da unutma; bütün insanların, cinlerin, âlimlerin, evliyaların başta peygamberler olmak üzere hepsinin ilmi Allah’ın ilminin yanında elbet azdır. Ama bizim görevimiz yüce İslam’ı bilmektir çünkü Allah bize İslam’ı teklif etmiştir. Hepimiz mükellefiz kadın-erkek, kız-oğlan akıl baliğ olan herkes mükelleftir. Yüce İslam’ı Allah kuluna insanoğluna teklif etmiştir. Allahu Teâlâ’nın o teklifine dikkat et. Ebedî seni mutlu kılan hayat tarzı İslam’ın kendisidir. Bakın İbrahim Aleyhisselam’ın bir duasına bakıyoruz. Ne diyor İbrahim Aleyhisselam: ( رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ ﴿٨٣﴾), (وَاجْعَل لِّي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ ﴿٨٤﴾),(وَاجْعَلْنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ ﴿٨٥﴾) Bu duayı herkes öğrensin ve unutmasın. Sık sık namazlarında da okusun. Bu ayet nerede derseniz Şuara Suresi 83. ve 85. Ayet-i kerimelerdir. Kıymetliler; mesela cihad için davet duyduğu zaman Allah’ın dinini İslam’ın özetini ve Müslümanların namuslarını müdafaa için kükremiş aslan gibi koşarak geldi Müslümanlar 14 asırdır dünyada. Bugünkü duruma biraz bakın. Bugünkü durumda istisnalar hariç bizce bir gevşeme görürsünüz. Artık İslam için çalışma, Müslümanın ilgi alanının zirvesinde görünmüyor. Çünkü Müslümanın hedefi saptırılmış. İstisnalar hariç her Müslüman için bunu söylemek mümkün değildir. İslam âlemi yaklaşık 50 devlete dağılmış olan milyonlarca Müslümandan çoğu özel işlerine yönelmiş İslam diye bir gayesi kalmayan Müslümanlar var. Bunları uyarmak, irşat etmek gerekiyor. Bunlar gezer bir uyku hâlindeler; gezerken uyuyanlar bunlar, ne yaptığını bilmeyenler. Kıymetliler, insan İslam dini bilim dini olduğu için daima bilim kültürü ile şer’i kültürün karışması da ya da ithal-beşerî kanunlar ve yeni ekonomik teorilerin tatbik edilmesinden olsa gerek ki çağdaş hayat hakkında Müslümanın olumlu bir anlayış ortaya koyması İslam’ı bilmedikçe zordur. Hâlbuki İslam bilinse bütün çağların en modern hayat tarzını sana gösterir, çağları kuşatır. Seni mutlu bir merkeze çeker İslam mutlu merkeze alır bütün insanlığı. Çünkü bütün insanlığın kurtuluşuna gelmiştir (İslam). Hayatın zor yüküne rağmen İslam’ın ve muasır Müslümanın hayatının neleri gerektirdiğine şöyle bir bakalım. Faydalı ve zararlıyı takdir edip faydalıyı celb etmeyi zararlıyı def etmeyi bilmelidir. Kıymetli efendiler, şimdi insanlar fikrî kanaatlerle silahlanmaya ve delille teyit edilen şer’i hükme iyi ulaşmalıdır. Çünkü Yüce Allahu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri çalışanları Allah muvaffak kılar; hayırda çalışana Allah muvaffakiyetler verir. Tevfik-i hidâyet onlar içindir. Yüce Allah, Allah’ın yolunda çalışan, O’nun rızâsını kazanan kullar zümresine Ümmet-i Muhammed’i ve isteyen herkesi ilhak eylesin.

 

Dakika 1:33:43

 

 

(Visited 522 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/htdocs\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}