[jw7-video]

275- Tefsir Ders 275 hayat veren nurun keşif notları

275- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 275

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Sevgili dostlarımız,

İslam da her şey hakka, asla, gerçeğe dayanır. Tahriki-Menât, Tenkîhi-Menât, Tahkîkî-Menât yani bir şeyin asla dayanması olayıdır. İslam tamamen ilâhî’dir, Allah’a O’nun emirlerine dayanır. Hz. Muhammed tamamen Allah’ın görevlendirdiği Peygamber’dir. Kur’an-ı Kerim Hz. Muhammed’e Allah’tan inzâl edilen kitaptır. İslam tamamen insanlığın ebediyyâta kadar tüm insanlığın dinidir. İslam tamamen asla, hakîkate, Hakk’a dayanır. Onun için bir şeyin haramlığı da helâlliği de İslam da iyi araştırılmış olması lâzımdır. Allah çok rahmet eylesin, mezarları pür nur olsun. İslam müçtehitlerimiz, fâkihlerimiz çok güzel çalışmışlardır ve İslam dinini çok güzel anlamışlar, anlatmışlardır. Ehl-i Sünnet yolundan gelen bütün dünya minnettar olması gerekir tüm dünya Müslim, gayrimüslim insanlık âlemi; çünkü Yüce Allah’a çok hamd etmelidir, Peygamberine salât-ü selâm okumalıdır. İslam âlimlerine bu Ehl-i Sünnet yolundan gelen Ulemâ’ya rahmet okumalıdır. Şimdi onun için zufurdan bahsediyor Kur’an-ı Kerim, zufur: koyun hâriç diğer tırnağı olanların hepsi dâhildir. Yine yırtıcılar, pis böcekler, zehirliler vesâire bunlar da yırtıcılar olmak kaydıyla bu zehirli olanlar ve temiz olmayan ortamda yaşayan böcekler bunlar yırtıcılar sınıfındadır. Yine zufur tırnak demektir ki genel anlamda hafir, tek tırnaklı zilf, çatal tırnaklı, huf devenin tırnağına, mihlet yırtıcıların pençesine denmiştir. Fahrettin Râzî gibi bazıları büyük âlimlerimizden de zizufuru yırtıcılar, mihletliler demiş ve kuştan, hayvandan ne varsa diyor. Yani zizufuru yırtıcılar, mihletliler diye tanımıştır. İster kuş cinsinden olsun ister de diğer hayvan cinsinden olsun. İbn-i Abbâs ve Mücâhit gibiler de İbn-i Zübeyr, Katâde, Süddî ise deve, devekuşu, ördek, kaz gibiler, parmakları açık olmayanlar Zeccac’da tercih edenlerdendir. İbn-i Zeyd deve demiş, Dahhâk devekuşu yaban merkebi demiş. Kelbî her mihletli, hafilli, azı dişli demiş kuş, hayvan, yırtıcı cinsinden ne varsa diyor. Yine Yahûdîler hakkında domuz, yırtıcılar, tek tırnaklılar, deve ve kuşlar yasaklanmış koyun, sığır hâriç.

Dakika 5:04

Bıldırcın etiyle beslenenlerin bir hâline bakın neden böyle olmuş. Sebebi ise, insanoğlu azdıkça Allah nimeti onların elinden alır. Bunlarında bu hâle düşmelerinin birinci sebebi zulüm, saldırganlık, kâtillik, faiz yemeleri, Hakk’a engel olmaları, haram yemeleri, harama helâl demeleri, helâle haram gibi yanlış kanaatlerde bulunmaları, harama helâl denmez, helâle de asla haram denmez. İşte bu gibi cürümleri sebebiyle mahrûmiyet başlamıştır. İnsanlar dışta ayrı bir mahrûmiyet ile baş başa kalırlar. Bir de kalplerinin kazanımı vardır iç dünyalarında fırtınalar esmeye başlar. Kalbin kazanımı ne ise kalbine o hayatın esintileri gelir. Eğer kalbin kazanımları İlâhî Rızâ’ya uygunsa helâl kazanımlar varsa o zaman kalbe mutluluklar akar. Esintiler mutluluk olarak gelir buna cemâli tecellîler denir. Eğer kalbin, ruhun içi dünyanın kazanımları eğer kötüyse şirke, küfre, nifâka, harama, günaha dayalı bir kazanımı varsa kişinin iç dünyasının artık oraya sıkıntılar, belalar, ıstıraplar, üzüntüler, kederler esmeye başlar iç dünyasına. İç dünyanı da, dış dünyanı da ilâhî emniyet içinde ilâhî güven içinde yaşamak istiyorsan bir defa Allah’ın emirlerine sıkı sarıl İslam ile Allah’a teslim ol! İslam’ın her emrine teslim ol! İslam ile Allah’a teslim olunca, Allah’u Teâlâ’nın koruması altında olursun. Tam güven içinde olursun.

Onun için Nisâ Sûresi’nin ‘’160’ıncı âyetinden ’’ bunları anlarken, Yehud’un haram yiyenleri, inkârları, haram yemeleri, inkâr etmeleri sebebiyle helâller ellerinden alınmış, azâb hazırlamıştır. Çünkü zulmün karşılığı haramın karşılığı nedir? Azâptır. Deve eti ve sütü hâriç hepsi aslında onlara da helâldi helâl olanların hepsi, haram olanlar zaten haram herkese. Fakat değerli nimetler de insanların elinden alınmasının işte sebebi insanoğlunun haram yemesi, inkârı, zulüm etmesi, helâllerin elinden çıkmasına azâba çarpılmasına sebep olmaktadır. Cenab-ı Hakk’ın rahmeti öfkesinden geniştir ve öncedir. Rahmeti uçsuz, bucaksızdır. Öfkesinden rahmeti geniştir ve öncedir. Bunca rahmeti bırakıp da Allah’ın uçsuz, bucaksız nâmütenâhi merhametini bırakıp da Allah’ın azâbına çarpılanlar kendi elleriyle kendilerine kuyu kazanlardır.

Dakika 9:58

Taat: Emre uymak yani Allah’a itaat etmek, emirlerin gereğini yerine getirmektir. Günah ise, Allah’ın emrine karşı koymak ona isyân etmektir. Bir defa itaatle isyânın adını iyi koyun ne itaattir Allah’a, ne isyândır Allah’a. Her sevap farzlar başta, vacipler farzlar, sünnetler önde olmak kaydıyla îmânla beraber ilim, irfân ve cihâdla beraber bunlar önde olmak kaydıyla ilâhî emirlerin yerine gelmesi itaattir Allah’a. Bu emirleri yerine getirmeyip yasaklarını tersini yaptığın zaman da isyândır, Allah’a isyândır. Allah’a karşı koyacak kuvvet var mı? Yok. Allah’ın eşi var mı? Dengi var mı? Yok. Peki, bütün dünyanın ordularını toplasanız Allah’ın bir tek askerine gücü yeter mi? Yetmez. Niye Allah’a isyân ediyorsun? Aklını kullansana! Niye aldanıyorsun? Topuna aldanıyorsun, tüfeğine değil mi? Topum var, tüfeğim var, omzum kalabalık diyorsun, mevkiim makamım var. Kimisi diyor ben lort zenginim ben hükümdarım diyor. Öbürü diyor işte ben pehlivanım, berisi diyor bilmem neyim… Ne olursan ol Allah’ın kuluyuz hepimiz. Allah’a itaat eden kurtulacak. Azrâil’e fakir de, zengin de, topu tüfeği olan da, olmayan da Azrâil (AS.) can verecek mi, vermeyecek mi? Azrâil ensende duruyor mu, durmuyor mu? Ölecek misin, ölmeyecek misin? Söyle bakalım ey paşa, dayı Azrâil (AS.) ensende duruyor elinde liste saatini gözlüyor. Saatin tamam oldu mu ecel saatin, canını alacak. Hadi vermeyen bir babayiğit çıktı mı? Yok. Aldanma, ne kadar yükselirsen yüksel îmânında o kadar yükselsin Allah’a iyi bağlan O’na kul ol başkasına değil. Dostluk işte budur birbirimize doğruları söyleyelim. Sende bana söyle her doğru için sana minnettar kalırım her doğru için. Niye? Doğru doğrudur, gerçektir, hakîkattir. Dostluk ordadır, fayda ordadır onun için. Serbest davranışları kulun dilemesini yaratmayı… Dikkat et! Kuluna serbestlik vermiş, hürriyet vermiş, özgür yaratmış. Serbest davranışları kulun dilemesini yaratmayı takdir bakın, kulun dilediğini yaratıyor. Hem de ilâhî irâdeyi kulun irâdesine bağlıyor ve tertip demek olduğundan bunlar kaza ve kaderdir bunlarda zorlama diye bir şey yoktur. Özgürlüğün olduğu yerde bak kulun istediklerini yaratıyor hayırdan veya şerden işte burada özgürlük var. Dayatma yok, zorlama yok imtihan işte budur dünya da hayat ve ölüm imtihan içindir. Kim Allah’a itaat edecek, kim etmeyecek, bunu Cenab-ı Hak insanlarında kendisi görsün diye hayatı böyle dilemiş ve böyle yaratmıştır ve insanoğlunu özgür bırakmıştır. Suçun takdiri ilâhî rızâ değildir yani Cenabı Hak kulun suç işlesin diye takdir etmez zorlamaz, zor kullanmaz, hürriyetini elinden almaz, özgürlüğünü elinden almaz kulum suç işlesin diye.

Dakika15:04

Onun için suçun takdiri ilâhî rızâ değil suçlunun rızâsı bakımındandır. Yani suçun takdiri suçlunun kendi istemesiyle yaratılmıştır. Kul kendi istiyor, suçu kendi işliyor özgür irâdesiyle. Burayı iyi anla suçun takdiri ilâhî rızâ değildir suçlunun rızâsı bakımındandır. Suçlu o suçu işlemeyi kendi rızâsıyla istemiş kendi de özgür olduğu için o suçu işliyor. İsteseydi o suçun yerine başka bir sevap veya güzel bir amel işleyebilirdi. Çünkü ona da müsait, berikine de müsaittir. İnsanoğlunun özgür irâdesi sevap işlemeye de müsaittir, günah işlemeye de müsaittir. Böyle olmasa imtihan olmazdı. Onun için suçun takdiri ilâhî rızâ değildir suçlunun rızâsı bakımındandır bu suçlunun kendi rızâsıdır kendi rızâsıyla onu işlemiş olmasıdır. Rahîm olan Allah (C.C) günaha râzı değildir. Günaha Allah râzı değil ama kulunu da serbest bırakmış kulum günah işleme demiş, tembih etmiş kuralları koymuş ama kulu serbest bırakmış. Şimdi burada Yüce Allah’ın râzı olmadığını sen yapıyorsun veya ben yapıyorum, kendi rızâmızla yapıyoruz. Allah’ın râzı olmadığını biz yapıyoruz işte günah budur. İnsanlara anlama, sezme yeteneğini Allah vermiş mi? Vermiş. Bak, sezme yeteneği vermiş, anlama yeteneği vermiş yani akıl irâde vermiş, fikir vermiş, tezekkür tefekkür vermiş. Peygamber göndermiş mi? göndermiş. Peki, kitap indirmiş mi? İndirmiş. Akıl ve hikmet ortaya koymuş mu? Akıl vermiş hikmetlerle ortamı doldurmuş. Peki, sen bunları yok sayarak, sana verilenleri yok sayarak veya verilenleri kötüye kullanarak şimdi Allah’a itaat etmediğin zaman suçlu kim? Suçu işleyen işte. Onun için kimse günahı işleyip de bu benim kaderimdir diye Allah sana zorla günah işletti mi ki sen bu benim kaderimdir diyorsun? Kaderi iyi anla! Bir muallik kader vardır, birde mübrem kader vardır.

Muallik kader: Kulun irâdesine göre yazılan kaderdir.

    Mübrem kader ise: Bunlar kula danışılmadan kulun irâdesinin fonksiyonu yoktur mübrem kaderde. O hangisidir? Seni yaratırken Allah danıştı mı sana? Yok, danışmadı işte bu mübrem kaderdir. Yaratılış vaktin saatin gelince de öleceksin buda mübrem kaderdir. Mezardan kalkıp hesap vereceksin mübremdir ve bunun gibi kulun kendi irâdesi dışında olan ne varsa mübrem kaderdir. Kul kendi irâdesiyle neler yapıyorsa bunlar muallik kaderdir. Yani kulun isteğine göre yazılan kaderdir. Kul, ne yapacağını Allah önceden biliyor. Onun içinde kaderi Allah her kulunun ne yapacağını bildiği için özgür hür irâdesine göre kendi isteğiyle neler yapacağını bildiği için Cenab-ı Hak yazmış. Bir sene önce ayın tutulacağını hesap eden bir kişiyi düşünün. Şimdi bu adam ayın bir sene önce tutulacağını hesap etmesini ayın tutulmasına hiçbir tesiri var mı? Yok. İşte önceden bir şeyi bilmenin o şeyin vuku bulmasında mesela ne lehinde, ne aleyhinde bir tesiri yoktur.

Dakika 20:20

Cenab-ı Hakk’ın da önceden her şeyi bilmiş olması yani o kişinin zorla o işi yapmış olması değil Allah’ın ilminin ezelî, ebedî yükseltmiş olmasıdır. İrâdesi üzerinde de zorlama yoktur. Rahmete karşılık cezâ, cezâ ve azâbta muhakkaktır diyor. Şimdi rahmetin karşılığında cezâ ve azâbta muhakkaktır. Allah’ın rızâsının delilini emir ve yasağın da aramalıdır. Şimdi Cenab-ı Hak rahmeti bol, lütufları bol ama adâleti gereği ne yapıyor? İyi amellerin karşılığında mükâfatlar verirken kötü amellerin karşısında da mucâzât yani cezâlar, azaplar veriyor hak ettiği kadar bunun için bunlar mukadderdir. İyiliğin karşılığında iyilik olarak bulursun, kötülüğün karşılığını kötülük olarak bulacaksın. Bu gerçektir, hakîkattir bunu değiştiremez kimse bu hak bir kânûndur. Onun için ‘’Nahl Sûresi’nin 35’inci Âyetinde’’ Hakka iftira, dikkat et buna! Allah’a iftirâ etmemeli kaderi yanlış anlayanlar, kadere doğru inanmayanlar Allah’a iftirâ edenlerdir. Buna da dikkat edin! Onun için tebliğ, tebliğe bir dikkat et! Yüce Allah peygamberi, kitâbı, İslam’ın bütün emirleri, ehliyet sahibi başta peygamberlerle, âlimlerle İslam hakîkat tebliğ edilmektedir. Kulağını tıkama, gözünü yumma, gerçeklere sırtını dönme! Bütün kalbine Hakk’ı hakîkati anlamak için kalbini ver. Bütün kalbini kulaklarını da harekete geçir. Kalp gözlerini de aç, bütün kuvvetlerinle Hakk’ı anla iyi dinle! Bunlar Kur’an-ı Kerim’in tarafı İlâhî’den vahiy olduğunu açıkça gösteren delillerdir. Şöyle bir bak, Kur’an-ı Kerim’in her emri Allah’tan geldiğine kendisi açıkça delildir. Gerçek nefse mi uyacak yoksa nefis gerçeklere mi uyacak? Şunu da unutma! Nefisler gerçeklere uyacak, tâbî olacak. Gerçekler bana tâbî olsun dersen buna nefis saltanatı, nefsin putperestliği demektir, nefsine tapıyorsun demektir. Nefisler Allah’a îmân edecek ve ne yapacak? Gerçekler uyacak. Gerçekler bana uysun ben gerçeklere uymuyorum diyen nefisler firavunlaşır, feverân eder, azar, kudurur. İşte firavunlukta buradan çıkmıştır. Onun için En’âm Sûresi 147’nci âyete de baktığımız zaman: “Onun azâbı suçlu toplumdan geri çevrilmez.”

Dakika 25:00

Bir toplum suç işliyorsa o toplum bir gün hak ettiği cezâyı alır. O cezâyı kimse engelleyemez karşı koyma şansı da yoktur. Cenab-ı Hak bir yeri sallarken dünyayı harekete geçirin bütün dünyanın kuvvetlerini. Depremi durdurma şansı var mı? Yok. Beyninde Cenab-ı Hak bir hastalık çıkarttı ve hastalık saldıracak püf noktalara saldırdı ve oraları kuşattı. O doktor da olabilir başkası da olabilir. Kim kurtaracak? Allah’tan gelene kimse karşı koyamaz. Onun için suçlu toplumdan Allah’ın azâbı geri çevrilemez, kimse engel olamaz suç belâyı gerektirir. Dilediğimiz seçme yeteneğini Cenab-ı Hak kullarına vermiştir. Ama yap, yapma emrini de vermiştir. Serbest bırakmıştır ama şunları yap fakat şunları yapma demiştir. Kim? Yüce Rab. Hem burada o itaate müstahak, lâyık bir varlık, Hak Mâbûd kendisi biz onun kullarıyız hem de imtihan meydanındayız. İmtihanı da kazanmak zorundayız, emre de uymak zorundayız. Bir de onun her emrinin hikmeti bizim faydamıza, yasakladıkları da bizi zarardan kurtarmaya yönelik hikmetler içerdiğini de bilmemiz lâzım. Yine Cenab-ı Hak En’âm Sûresi’nin 104’üncü âyetinde derslerimizde geçti basîretler verildi diyor. Bize basîretler verildi hatırlatıyoruz ki, geçmiş dersler unutulmasın. Hüccet-i Baliğa; üstün deliller ki diyor hepsi Allah’tan olan delillerin hepsi Hüccet-i Baliğa’dır. İslam’ın hepsi Hak’tan olan deliller Hüccet-i Baliğa’dır. Karşıyı kuşatır Hak delillerdir. İslam’ın her emri Hüccet-i Baliğa’dır, üstün delillerdir çünkü İlâhi’dir. Yine

Bakara Sûresi’nin 173’üncü âyetinde, zarûret hâllerini de bize bildirmiştir. Zarûret hâllerinde kullarına ruhsat kapıları açılmıştır. İslam çâreler dinidir çâresizlik İslam’da yoktur, Her çâre ve mutluluk İslam da bulunmaktadır. Çünkü Hakk’ın, hakîkatin bizzat nizâmıdır İslam. Hidâyet isteyene hidâyet, sapıklık isteyene sapıklık dilemiştir. Sapıklıklar, kötülükler rızâsına uygun değildir. Dikkat edin! Özgürlüğün imtihanın gereği hidâyet isteyene hidâyet, sapıklık isteyene sapıklık dilemiştir kimsenin özgürlüğünü kısmamıştır. Tam bir imtihan meydanı tam bir hürriyet İslam dini tam bir hürriyet yoludur, tam bir hürriyettir. Ama burada ki kazanan kişi kimdir? Hürriyet ortamında imtihanı kazanan kimdir? Allah’a bağımlı Allah’tan başka herkese hür olan kişi kazanmıştır. Allah’a bağımlı tam teslimiyet içinde Allah tanımadan Allah inkâr edilerek, Allah’a isyân edilerek hürriyet olur mu? Hürriyetin kefili zaten Allah’ın kendisi ve Allah’ın kefil olmadığı bir hürriyet, hürriyet midir? Aldatmacadır. Her şeyin sahtesi vardır, Allah’ın kefil olmadığı hürriyetlerin de tamamı sahtedir, Allah’ın kefil olduğu hürriyet Hakk’a, hakîkate dayalıdır.

Dakika 30:18

Gerçeğe dayalıdır ve bütün insanlığın mutluluğu burada murad edilmiştir. Bundan dolayı senin başkası hürriyete kefil olma şansı yok ki. Ona hürriyeti kim verecek? Sana birisi diyelim ki senin hürriyetine biri kefil oluyor, onun hürriyetine kim kefil olacak? Esir esirin, köle kölenin hürriyetine kefil olamaz. Allah’tan başka hürriyetin ne sahibi vardır, ne kefili vardır. Allah’u Teâlâ insanoğlunu hür bırakmışsa o bırakmıştır. Başkalarının verdiği hürriyet, hürriyet değildir. Gidersiniz bazı ortamlarda bazı şeyler serbest bırakılmış, bazı şeyler yasaktır istediğiniz hürriyet orada hakça hürriyet yoktur. Bir başka yere gidersiniz orada da başka şeyler serbest, başka şeyler yasaktır. Bakın o onun zıttı olan hürriyet ortaya çıkar ki hiçbiri hürriyet değildir bunların, hürriyet Allah’a bağımlı Allah’tan başka herkese her şeye karşı hür ve özgür olmanın adıdır. Burada ilâhî adâlet ilkeleri geçerlidir. Hak meydanı serbesttir, zarar meydanı yasaktır Allah’ın ortaya koyduğu düzende hak meydanı, fayda meydanı serbesttir. Sonuna kadar zarar görme ve zarar verme ise yasaktır ve bunlar İlâhî Hak olan emirlerle belirlenir. Birisinin emriyle belirlerseniz biri başka türlü emrediyor, öbürü başka türlü emrediyor. Bunlar emir değil, hakta değildir. Tâğutunuz çok çoğalır, put çoğalır. Allah’ı bırakıp başkasına dayandığınız zaman putperestlik ortaya çıkar putlar çoğalır özgürlük olmaz. Dağda ki çobanın özgürlüğüne bakın, meyhanedekilerin özgürlüğüne bakın, kerhanedekilerinkine bakın, banka soyanların durumuna bakın, insanların hakkını sömürenlere bakın!

Dakika 33.27

 

 

 

 

 

(Visited 73 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}