[jw7-video]

446- Tefsir Ders 446 hayat veren nurun keşif notları

446- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 446

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Zuhruf Sûresi 36’ncı Âyet-i Kerime’den 89’uncu Âyet-i Kerime’ler)

 

 ‘’Elhamdülillahi Rabbil-âlemin vesselâtü vesselâmü alâ Rasûlina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ecmaîn’’

‘’Rabbiğfirli ve edhılnî fi rahmetike vefî fazlike yâ erhamerrahimîn’’

‘’Nestağfrullah bi-adedi zünûbina hattâ tuğfer Allah’u ekber hattâ tuğfer.”

‘’Allahümmeslih ümmete Muhammed ver ham ümmete Muhammed Allahümmağfirli cemian ümmete Muhammed’’ ‘’Allahümmecalli velil Müslimine min küllli hemmin ferace vemin külli zıllin mahrecah vemin külli belaün afiyeh’’

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَاناً فَهُوَ لَهُ قَر۪ينٌ﴿٣٦﴾

 

صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ

استعيذ بالله

وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ ﴿٣٧﴾

 حَتّٰٓى اِذَا جَٓاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْن۪ي وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَر۪ينُ ﴿٣٨﴾

وَلَنْ يَنْفَعَكُمُ الْيَوْمَ اِذْ ظَلَمْتُمْ اَنَّكُمْ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ﴿٣٩﴾

  اَفَاَنْتَ تُسْمِــعُ الصُّمَّ اَوْ تَهْدِي الْعُمْيَ وَمَنْ كَانَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ﴿٤٠﴾

فَاِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَاِنَّا مِنْهُمْ مُنْتَقِمُونَۙ ﴿٤١﴾

اَوْ نُرِيَنَّكَ الَّذ۪ي وَعَدْنَاهُمْ فَاِنَّا عَلَيْهِمْ مُقْتَدِرُونَ﴿٤٢﴾

  فَاسْتَمْسِكْ بِالَّـذ۪ٓي اُو۫حِيَ اِلَيْكَۚ اِنَّكَ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ ﴿٤٣﴾

وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَۚ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ ﴿٤٤﴾

وَسْـَٔلْ مَنْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ مِنْ رُسُلِنَاۗ اَجَعَلْنَا مِنْ دُونِ الرَّحْمٰنِ اٰلِهَةً يُعْبَدُونَ۟ ﴿٤٥﴾

 

صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ

 

Kıymetli ve muhterem izleyenler,

 

Hayat veren nurun dersleri, keşif notları, irşâd notları isimli dersimiz devam etmektedir şu anda geldiğimiz dersimiz Zuhruf Sûresi’nin 36’ncı âyet-i kerimeleriyle dersimiz devam etmektedir. Yüce nazmını, metnini, lafzını okuduğum bu yüce âyetlerin yüce anlamlarına şöyle bir bakalım;

 

Her kim Rahmân olan Allah’ın zikrinden şanlı Kur’an-ı Kerim’den yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz artık o şeytan onun yakın dostudur.

Kıymetli dostlarım, işte Kur’an-ı Kerim’den uzak kalmanın birinci cezâsı bir kişinin yakasına bir şeytanın yapışması oluyor. Kur’an-ı Kerim ise şeytanları kovuyor kalpten, ruhtan, kalbin semâlarından Kur’an-ı Kerim’in o parlayan yıldızlardan daha parlak olan yüce âyetleri lafzı ve mânâsı ile kalbe girdiği zaman, kalp semalarında parladığı zaman şeytanlar oralara yaklaşmıyorlar.

 

Dakika 5:20

 

Onun için Kur’an-ı Kerim’den uzak kalmak, gecenin zifiri karanlıklarında yılanlarla, çıyanlarla, haydutlarla, canavarlarla, çeşitli mikroplarla boğuşmak demektir. Ki, burada bunların başını şeytan çektiği için Cenab-ı Hak ne diyor; Kur’an-ı Kerim’den kim eğer ki gaflet eder, göz yumar, ona kulağını tıkar, gözünü yumar, sırtını döner Kur’an-ı Kerime kalbini açmazsa, gereğini yapmazsa bakın bir şeytan musallat oluyor. İnsanoğlu şeytanları kendisi çağırır kendi dâvet eder ondan sonra da şikâyet eder. Artık falcı arar, cinci arar, muskacı arar, doktor arar veya bir başkasını arar gerçeği de bulamaz. Çünkü gerçeğe sırtını dönmüştür. Ondan sonra da şeytanlar bir tane ise birçok olur gerçek doktorunu buluncaya kadar. Gerçek doktoru Kur’an-ı Kerim ve bilimdir gerçek hak olan bilimdir. Bu tabii bilim deyince, bütün dallardaki bilinen hak bilimlerdir, gerçek olanlardır. Yoksa bilim adına da falcılık yapılmaktadır. Buna da dikkat etmeli Kur’an-ı Kerim’e, onun lafzına onun mânâsına onun yüce hüküm ve kânûnlarına onun nizamına sıkıca tutulmalıdır.

 

Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Kur’an-ı Kerim’i bıraktın şeytanlar musallat oldu ne yapıyorlar şeytanlar? Onları yoldan çıkarırlar. Hangi yoldan? Allah’ın yolundan. Bir sürü bâtıl yollar var Allah’ın yolundan çıktıktan sonra hangi yola girersen gir işin perişandır. Bâtılın sayısı çoktur, Hak birdir, Allah’ın yolu birdir, Allah bir olduğu içindir. Onun için Kur’an-ı Kerim işte insanlara o bir olan Allah’ın yoluna insanları ne yapar; Oraya dâvet eder. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’i hidâyet kitabı bir nur, bir mürşit olarak göndermiş ve Hz. Muhammed’in kalbine indirmiş, bunun için Hazreti Muhammed de rahmet Peygamberi ki bütün âlemlere. Müslümanlar insanlık âlemi Kur’an-ı Kerimsiz, Muhammed’siz İslam‘sız yaşayamazlar yaşamamalıdırlar. Çünkü hayatın gerçeği Kur’an-ı Kerim İslam ve Hazreti Muhammed’dir. Bunlar hayatın gerçekleridir Yüce Allah’ın âlemlere Rahmet tecellîsidir merhametiyle âlemleri kucaklamasıdır, yüce adâletiyle kısaltmasıdır her hak sahibine hakkını vermesidir. İslam deyince ezelî, ebedî değerleri içinde toplayan ilâhî bir kurum ve nizâm olduğunu unutma! İşte onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. Kur’an-ı Kerim ve sırtını döndün şeytanlar seni yoldan çıkardı ondan sonra kişi  karaya ak demeye, aklara kara demeye başlar.

 

Dakika 10:00

 

Kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. Kim diyor bunları? Yüce Rabbimiz diyor. Bizi bizden iyi bilen bizi yaratan bizi bizden iyi bilen söylüyor bunları.

 

Nihâyet kıyâmet günü bize gelince arkadaşına hani o şeytandan bir arkadaşı ona musallat oldu ya, arkadaşına: “Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı der.” Kötü arkadaşın sonucu budur. “Sen ne kötü arkadaşmışsın!” der. İş işten geçmiştir iş işten geçer. Gel bugün Kur’an’ı Kerim’e, İslam’a, Muhammed gerçeğine Nur-u Muhammed’e sarıl.

 

Onlara: “Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır.” Hemen şimdi iyi bir Müslüman olmaya karar ver bu hayatın gerçek hayatın ebedî mutluluğun bizzat kendisi olan İslam’a dön, bu hayat veren nurun derslerini kaçırma bu okula kayıt ol. Burada Kur’an’ı Kur’an’ın bizzat kendinden öğren, İslam’ı İslam’ın kendinden öğren. Çünkü biz ağanın paşanın sözlerini liderimizin, önderimizin, patronumuzun sözlerini falanca ilâhîyatçı böyle diyor demiyoruz. Ya? İşte Kur’an-ı Kerim, işte sünnet-i seniyye, işte müçtehitlerimiz, işte icmâ- ümmet, işte kıyâs-ı fukahâ, işte İslam’ın aslî kaynaklarını ortaya koyuyoruz. İşte hayat veren bu İslam’ın kendisi…

 

Kıymetli dostlarımız,

 

Cenab-ı Hak; “Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz şimdi de hepiniz azâbta ortaksınız” denir bunlara böyle denir. Şeytanlar da kurtulamaz şeytanlara uyan tâbî olanlar şeytanla beraber olur şeytanın sözünü tuttu onu parlak cilalı gördü. Kendine doğru yolda sandı ve Kur’an’ı Kerim’e kulaklarını tıkadı tamam, sonuç perişandır.

 

Onlara: “Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz şimdi de hepiniz azâbta ortaksınız.” dendikten sonra bak Cenab-ı Hak ne diyor;

 

Ey Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem! O hâlde sağırlara sen mi işittireceksin? Görüyor musunuz kalpler sağırlaşıyor kalp kulakları. Ne diyor: O hâlde sarılara sen mi işittireceksin? Kur’an-ı Kerim’i inkâr etti mi bir adam onun içteki, kalpteki, ruhtaki kulağı sağırlaşmıştır. Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin? Artık kalpteki göz körelir, kalpteki kulak sağırlaşır, kalpler artık duygusuz hâle gelir bunları yola kimse getiremez. Hazreti Muhammed de evliyâlar, âlimler de yola getiremez kimse hidâyet edemez hidâyet Allah’tandır. Kişi Allah’ı da kabul etmediğine veya Kur’an gibi yüce âyetlerini emirlerini kabul etmediğine göre kişi hidâyetinin yolunu kendi kapatmış olur.

 

Dakika 15:00

 

İnkârı ile şirki ile küfrü ile cehli ile hakîkate karşı koymasıyla gerçeğin yolunu kapatmış olur, kendine yazık etmiş olur.

 

Eğer biz seni onlara azâb gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız. Hazreti Muhammed’e ve ümmetine diyor. O inkârcılar var ya onlara azâb gelmeden önce seni alıp götürsek diyor yani Hazreti Muhammed’in ömrü tamam olsa Muhammed gitse dünyadan ki tabii görevini yaptı yüce makama yürüdü. Böyle olsa bile diyor onlardan intikam alırız. Kuran’ı Kerim’i inkâr etmenin sonucunda Allah’u Teâlâ’nın alacağı intikama hazır olun. Demek sen Allah’ın mülkünde Allah’ın kulusun, O’nun Kitâb’ı kânûnları inkâr edeceksin? Hazır ol Allah senden intikamını alacaktır. Bu inkârından Kur’an’ı Kerim’e, İslam’a olan Hazreti Muhammed’e olan, İslam nizâmı İslam şeriatına olan inkârından vazgeç îmâna gel ve gerçek anlamda Kur’an-ı Kerim’e sarıl. Yoksa Allah intikamını alacağını söylüyor. (وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ ) “Allah intikam sahibidir.” Bunu hiç unutma! Ben bunu kendi nefsime söyleyerek karşıya duyurmak istiyorum aslında söylediğim muhatabım asıl nefsimdir.

 

Kıymetli izleyenler, muhterem dinleyenler!

 

Cenab-ı Hak bunu da yüce emrini böyle buyurduktan sonra;

 

Eğer biz seni onlara azâb gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız dedikten sonra yahut da onlara vaad ettiğimiz azâbı sana gösteririz. Çoğunu gösterdi çoğunu da göstereceğini vaad etti. Çünkü bizim onlara azâb etmeye gücümüz yeter. Kim diyor? Yüce Rabbimiz diyor. Bizim onlara azâb etmeye gücümüz yeter diyor. Allah her şeye kâdir mi? Evet kâdir. (اللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ), (وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ) Kur’an-ı Kerim’de sık geçe bu yüce cümleler bu âyetler. Niçin? Bu âlemde ki yüce saltanata bak yüce kudreti gör.

 

Öyle ise sen bak diyor sana vahyedilen yüce Kur’an’a onun âyetlerine, hükümlerine sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin. Ey şanlı Peygamber ve onun yolunda doğru giden ey Ümmet-i Muhammed! Yüce Kur’an’a siz sıkı sarılın diyor Cenab-ı Hak. Peygamberiniz hak yolun önderi Peygamberi öyle ise ey Ümmet-i Muhammed siz sıkı sarılın! Neye? Şanlı Kur’an’a. İşte kıymetli dostlarımız, aczimiz, cehlimiz, gafletimiz ile beraber yüce Kur’an’a hizmet etmeniz, ona sarılmamız Yüce Allah’ın kesin emridir. (وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُوا) Ümmet-i Muhammed toptan buna sarılacak dağılmayacak, parçalanmayacak ki  dünyaya evrensel barış ve adâlet, sulh, sükûn, kardeşlik, ilâhî merhamet âleme tecellî etmiş olsun.

 

Dakika 20:10

 

Cenab-ı Hak bu yüce emirlerini burada böyle derken bakın yine ne buyuruyor;

 

Doğrusu o Kur’an şanlı Kur’an var ya Kerim olan, Hakîm olan, Azîmüşşân olan Kur’an var ya senin içinde, kavmin içinde, bütün milletler içinde bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz. Yani herkes Kur’an-ı Kerim’den hesaba çekilecektir. Geçerli kânûn hak kânûn  Kânûn-i Esâsî Allah’ın anayasası Kur’an-ı Kerim’dir, İslam’ın bizzat kendisidir, İslâmî hükümlerdir bundan herkes hesaba çekilecektir. Herkes kim? Hazreti Muhammed’e Peygamberlik verildikten sonra kıyâmete kadar bütün milletler, Muhammedin ümmetidir herkes hesaba çekilecektir. Kur’an-ı Kerim kıyâmete kadar bütün milletlerin Kitâbı’dır hesaba herkes çekilecektir. İnanan inandığın karşılığını, inanmayan inanmadığının karşılığını görecektir o büyük mahkemede.

 

Doğrusu o Kur’an senin içinde, işte kavmin ümmetin bir bütün milletler içinde tam bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.

 

Ey Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahmân olan Allah’tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız? Hiçbir peygamber başkasına dâvet etmemiş o bir olan Allah’a dâvet etmiştir herkes her peygamber. Allah birdir. İşte Cenab-ı Hak sor diyor. Niye? Geçmişi Hazreti Muhammed Kur’an-ı Kerim’de buldu tamamını Allah geçmişi haber verdi geleceği haber verdi bütün Peygamberlere imam oldu ve Mi’râc’a yükseltildi. Hazreti Muhammed bütün peygamberlerin de imamıdır, önderidir, rehberidir tüm insanlığın olduğu gibi. İşte Rahmân’ın zikri Kur’an-ı Kerim ki yani her kim Kur’an’dan göz yumup görmemezlik eder, onun irşâdını dinlemezse işte o zaman ona bir şeytan musallat edilmektedir. “Ne olur da şu Kur’an zengin kodamanlardan birine indirilseydi” diyordu putperestlerin ileri gelenleri. Üstünlüğün nerede olduğunu bir türlü müşrikler, putperest kafalar, çağdaş putperestler bu gerçeği bilmediler bilmiyorlar. Üstünlük Yüce Allah’ın verdiği yüce değerlerdedir. Peygamberleri Allah seçer kimse seçemez. Onun için bütün âlemlere rahmet Peygamberi olarak Yüce Allah Hazreti Muhammed’i seçmiş göndermiştir. Allah’u Teâlâ her şeyin en iyisini bilendir. “Haberin olsun ki peygamberlerin hepsi Allah’tan başka ilâh olmadığı hususunda söz birliği içindedirler.”

 

Dakika 25:00

 

İbn-i Abbâs’tan (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Ata şöyle rivâyet etmiştir ki; Resulullah Mescid-i Aksa ’ya götürüldüğü zaman Yüce Allah bütün peygamberleri diriltti. Cebrâil Aleyhisselâm ezan okudu, kamet getirdi. Ya Muhammed, geç öne bunları namaz kıldır dedi. Rasûlullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem, namazı bitirdikten sonra Cebrâil Aleyhisselâm Ya Muhammed dedi (وَاسْأَلْ مَنْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رُّسُلِنَا) ‘’İlâ Âhir’’ “Senden önce gönderdiklerimize sor…” bütün peygamberlere, resullerimizden sor. Biz Rahmân’dan başka ibadet olunacak ilâhlar yapmış mıyız?” Zuhruf Sûresi 45’inci âyetinde böyle dedi Cebrâil Aleyhisselâm. Yüce Allah da bunu Kur’an ile bildiriyor. Rasûlullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem de sormam, çünkü şüphe etmiyorum buyurdu. Her Peygamberin görevini doğru yaptı ve doğru yaptığına ben inanıyorum, tam güveniyorum dedi. Peygamberimiz. Ve Cebrâil Aleyhisselâm ile Peygamberimiz arasında bu konuşmanın geçmesinin hikmeti de nedir? Dünyaya verilen mesajdır. Falan peygamber, filan peygamber deyip de başkasına tapanlar o peygamberlere de iftira ediyorlar. Niye? Her Peygamber Allah’ın birliğini söyledi o bir olan, Rahmân olan Allah’a ibadet edin dedi. Ali’ye, Veli’ye tapın demedi. Hasan’a, Hüseyin’e tapın demedi. Mûsâ’ya, Îsâ’ya, Üzeyir’e tapın demedi. Putlara, ruhlara tapın demedi, tabiatı putlaştırın demedi. Animizim, Natürizm ilân etmedi bir tek olan Allah’a çağırdı bütün insanlığı her peygamber.

 

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مُوسٰى بِاٰيَاتِنَٓا اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ فَقَالَ اِنّ۪ي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿٤٦﴾

فَلَمَّا جَٓاءَهُمْ بِاٰيَاتِنَٓا اِذَا هُمْ مِنْهَا يَضْحَكُونَ ﴿٤٧﴾

وَمَا نُر۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ اِلَّا هِيَ اَكْبَرُ مِنْ اُخْتِهَاۘ وَاَخَذْنَاهُمْ بِالْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ﴿٤٨﴾

  وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَ السَّاحِرُ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِنْدَكَ اِنَّـنَا لَمُهْتَدُونَ ﴿٤٩﴾

فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِذَا هُمْ يَنْكُثُونَ ﴿٥٠﴾

وَنَادٰى فِرْعَوْنُ ف۪ي قَوْمِه۪ قَالَ يَا قَوْمِ اَلَيْسَ ل۪ي مُلْكُ مِصْرَ وَهٰذِهِ الْاَنْهَارُ تَجْر۪ي مِنْ تَحْت۪يۚ اَفَلَا تُبْصِرُونَۜ﴿٥١﴾

  اَمْ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْ هٰذَا الَّذ۪ي هُوَ مَه۪ينٌ وَلَا يَكَادُ يُب۪ينُ ﴿٥٢﴾

فَلَوْلَٓا اُلْقِيَ عَلَيْهِ اَسْوِرَةٌ مِنْ ذَهَبٍ اَوْ جَٓاءَ مَعَهُ الْمَلٰٓئِكَةُ مُقْتَرِن۪ينَ ﴿٥٣﴾

فَاسْتَخَفَّ قَوْمَهُ فَاَطَاعُوهُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً فَاسِق۪ينَ﴿٥٤﴾

  فَلَمَّٓا اٰسَفُونَا انْتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَاَغْرَقْنَاهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ ﴿٥٥﴾

فَجَعَلْنَاهُمْ سَلَفاً وَمَثَلاً لِلْاٰخِر۪ينَ۟ ﴿٥٦﴾

 

Yüceler yücesi Rabbimiz Allah Celle Celâlühü bakın ne buyuruyor bu yüce âyetlerinde de;

 

Andolsun ki, biz Mûsâ’yı mûcizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Mûsâ Aleyhisselam: “Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah’ın Peygamberim dedi.

 

Mûsâ onlara, mûcizelerimizi getirince onlar hemen bu mûcizelere gülüverdiler. Gerçeği görmediler. Mûsâ Aleyhisselam onlara, mûcizelerimizi getirince böyle yaptıkları gibi bizim onlara gösterdiğimiz her bir mûcize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azâbla yakaladık.

 

Dakika 30:28

 

Onlar azâbı görünce: “Ey sihirbaz! Sen de olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Biz gerçekten doğru yola gireceğiz” dediler.

 

Fakat azâbı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.

 

Firavun kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz? Firavun aklı bu işte…

 

Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim? Yani kendini Firavun Mûsâ’dan üstün görmeye çalışıyor. Rezil rüsva oldu ebedî cehennemi boyladı.

 

Eğer O’nun dediği doğru ise üzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli değil miydi?” Bu da Firavun aklı işte…

 

Firavun kavmini küçümsedi. Onları da O’na itaat ettiler. Ey insanlık âlemi! Firavun’lara itaat etmeyin onlarla helâk olur gidersiniz. Çünkü onlar fâsık bir kavimdir. Fâsıklar Firavun’lara itaat eder. Peygamberlere isyân edenler, Allah’a emirlerine isyan ederler, Firavun ve tâğûtlara itaat ederler. Fâsıklık budur birçok yönü olduğu gibi en kötü fâsıklığın işte bir yönü de budur ki öbürlerini bastırır vaziyettedir. Çünkü Firavun’ları ayakta tutan bu fâsıklardır.

 

Nihâyet bizi kaşarlandırdıkları zaman onlardan intikam aldık diyor. Yüce Allah gazâba gelir o zaman intikamını alır artık önünde kimse durmaz, duramaz. Allah muhafaza buyursun o duruma düşenlerden eylemesin. Hepsini suda boğduk diyor. Firavun’u da adamlarını da ordusunda ne yaptı? Deniz de boğdu.

 

Onları sonrandan gelecekler için ibret de örnek kıldık diyor.

 

İşte ibret ortada Firavun’un hâlini bugünkü dünyada pek bilmeyen duymayan azdır. Kur’an-ı Kerim bu yüce gerçekleri geçmişi Yüce Allah kendi anlatıyor geleceği ortaya koyuyor ki geçmişinden ders alanlar istikbâline emniyetle yürürler. Ve derisini iyi okuyanlar, Kur’an-ı Kerim’i iyi anlayanlar öbür âleme mutlu âleme iyi hazırlanırlar, geçmişlerinden ders alırlar.

 

وَلَمَّا ضُرِبَ ابْنُ مَرْيَمَ مَثَلاً اِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ﴿٥٧﴾

  وَقَالُٓوا ءَاٰلِهَتُنَا خَيْرٌ اَمْ هُوَۜ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ اِلَّا جَدَلاًۜ بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ﴿٥٨﴾

  اِنْ هُوَ اِلَّا عَبْدٌ اَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَاهُ مَثَلاً لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪ـلَۜ ﴿٥٩﴾

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَا مِنْكُمْ مَلٰٓئِكَةً فِي الْاَرْضِ يَخْلُفُونَ ﴿٦٠﴾

وَاِنَّهُ لَعِلْمٌ لِلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَاتَّبِعُونِۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ﴿٦١﴾

وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ﴿٦٢﴾

  وَلَمَّا جَٓاءَ ع۪يسٰى بِالْبَيِّنَاتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُمْ بِالْحِكْمَةِ وَلِاُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي تَخْتَلِفُونَ ف۪يهِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ ﴿٦٣﴾

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ ﴿٦٤﴾

فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ اَل۪يمٍ ﴿٦٥﴾

 هَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿٦٦﴾

اَلْاَخِلَّٓاءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّق۪ينَۜ﴿٦٧﴾

 

 

Dakika 36:00

 

Meryem oğlu Îsâ Aleyhisselam da bir misâl olarak anlatılınca, senin kalbi hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak hemen bağrışmaya başladılar.

 

Onlar dediler ki: “Bizim ilahlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa Îsâ mı? Hâşâ!” Îsâ ilâh değil ki, Meryem’in oğlu Allah’ın kulu ve Peygamberi. Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Kim? Putperestler. Doğrusu onlar çok kavgacı bir topluluktur. Arap müşrikleri o gün öyleydi bu çağın müşrikleri de bugün böyledirler.

 

Îsâ Aleyhisselam ancak kendisine nimet verdiğiniz ve İsrâiloğulları’na örnek kıldığımız bir kuldur. Dikkat et bir kuldur diyor. Îsâ Allah’ın kuludur Meryem’in oğludur.

 

Eğer biz dileseydik, sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.

 

Gerçekten o, (Îsâ Aleyhisselâmın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur. Kim diyor bunları? Yüce Allah gerçekleri Kur’an ile ortaya koyuyor Kur’an-ı Kerim’in yolu hak yoldur, önderi Hazreti Muhammed ‘dir.

 

Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.

 

Îsâ Aleyhisselâm mûcizelerle indiği zaman dedi ki: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O hâlde Allah’tan korkun ve bana itaat edin.

 

Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah’tır. İşte Îsâ Aleyhisselâm doğru söylüyor. Ne diyor Îsâ Aleyhisselam: “Allah benim de Rabbim sizin de Rabbiniz” diyor kendi kavmine. Öyle ise Allah’a kulluk edin. Bu doğru bir yoldur, kimseye tapmayın Allah’a kulluk yapın diyor Îsâ Aleyhisselâm. Bana tapın demiyor ben Allah’ın oğluyum demiyor ki. Bakın ne Meryem annemiz ne Îsâ Aleyhisselâm hep bunlar doğruyu söylediler yanlış bir şey söylemediler bu yanlışlar onlardan sonra insanlar uydurdu. Bütün peygamberler doğru söylerler.

 

Fakat aralarından çıkan gruplar, Îsâ hakkında Aleyhisselâm ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline! Bakın Îsâ’nın yolundan sapıp da, Îsâ’ya Allah’ın oğlu diyenler çeşitli fırkaları bölümü parçalananların vay hâline!

 

Dakika 40:10

 

Îsâ’nın yolu gerçek hak idi Hz. Muhammed’i müjdelenmişti İncîl haber vermişti Hazreti Muhammed’i. Bütün peygamberler Müslümandırlar ve Allah’ın dinini ortaya koyarlar. Cenab-ı Hak şeriatları kendi yeniler en sonunda Kur’an-ı Kerim, Hazreti Muhammed ile ne yapmış; İslam şeriatını geçmişi tamamen Allah yenilenmiştir. Allah Şârî’dir yani şeriatı yenileyen Şârî Teâlâ Allah’ın kendisidir kimse ortaya şeriat koyamaz, ancak Allah koyar. Peygamberler uygular, ümmetler o doğru yolda devam eder. Allah yeni bir şeriat ortaya koyuncaya kadar ki İslam şeriatı son şeriattır, yepyenidir bütün çağları da içine almış bir şeriattır. Çünkü Allah’u Teâlâ’nın kendi kurduğu düzendir. Önemli olan bunun evrenselliğini doğruluğunu iyi anlamaktır insanlığa düşen görevi budur.

 

Onlar kendilerini farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?

 

O gün Allah’tan korkanlar hâriç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.

 

Dünya da yanlış da birleşmesiniz, sapıklıkta bir bütün olmuşsunuz yarın mahşerde yolunuzun yanlış olduğunu görünce birbirimize düşman olacaksınız. Şimdiden Kur’an-ı Kerim uyarıyor gelin, bütün âlemler ve bütün insanlar Allah’ın kullarıdır. Allah birdir dini İslam’da şanlı Kur’an da birleşin, bir bütün olun. Bu Allah’ın kullarını cennete çağırmasıdır. İslam dünyanın da cennetidir, ukba’nın da cennetidir; çünkü İslam evrensel bir Allah’ın merhametidir ve sosyal evrensel barıştır ve adâlettir. İlimdir, irfândır, merhamettir, sevgidir. Ne ararsan bütün güzellikler İslam’da mevcuttur. Ne mutlu iyi bir Müslüman olmak için gayret edenlere.

 

Şimdi kıymetli dostlarım, Cenab-ı Hak yüce gerçekleri ortaya koyuyor insanlara anlatıyor. Îsâ Aleyhisselâm gerek ortaya çıkışı gerek ölüleri mûcize olarak onun eliyle Allah’ın diriltmesi mûcizesi ve gerekse ölülerin ayağa kalkmasını haber vermesi itibariyle kıyâmetin meydana geleceğine bir delil olduğu gibi, hadis-i şerifler de haber verildiğine göre inmesi de kıyâmetin alâmetlerindendir. Yalnız Îsâ Aleyhisselâm hiç kimsenin keyfine göre dünyaya gelmiş değildir. Dünyaya gelecek Allah’ın birliğini, İslam’ın hak din olduğunu, Muhammed’in hak Peygamber olduğunu, İslam şeriatının hak şeriat olduğunu dünyaya Îsâ Aleyhisselâm ilân edecek Deccal’a karşı çıkacak gerçek inanan Müslümanlarla birlikte hareket edecektir. Kimsenin keyfine göre Îsâ dünyaya gelecek değildir. Yanlışları, şirki, putları ortadan kaldıracak ciddiyim tevhîd îmânını İslam şeriatını ve onun adâletini uygulayacaktır.

 

Dakika 45:05

 

Hiç boşa kimse kendine göre bir şeyi boş hayallere kapılmasın. Yahûdî Deccal’ı kurtarıcı olarak Îsâ’nın Muhammed’in yerine koymuş, Hristiyanlar da Îsâ’yı ilâhlaştırmış ‘’Hâşâ Sümme Hâşâ!’’ Allah yerine koymuşlar “hâşâ!” koymak istemişler. Şimdi Müslümanların da içinde hayalperestler vardır İslam’ın dışında başka bir İslam varmış gibi ve yerden, gökten birilerini hayâl ediyorlar, bu da onların boş hayâlleridir. Gerçek olan İslam gerçeğidir Îsâ Aleyhisselâm geldiği zaman İslam gerçeğini dünyaya ilan edecektir. Sen adam olmazsan Îsâ gelse de aynı adamsın, Mûsâ gelse de Muhammed gelse de Aleyhimüsselâm ve Aleyhisselâtu Vesselâm gerçek Müslüman olmadıktan sonra senin her gün Îsâ gelse, her gün Muhammed gelse, her gün Îsâ gelse ne olacak? Adam ol Müslüman ol ki Muhammed’den, Mûsâ’dan, Îsâ’dan faydalan. Onun için onlar geldiği zaman gâvuru Müslüman etmeye gelmiyorlar, hakîkati ilân etmeye geliyorlar. Zoraki hiçbir zaman Müslümanlık kabul değil, dayatmayla Müslümanlık olmaz, şeriatçılıkla da olmaz. Bugün İslam nizamını kabul etmeyenler kendi sistemlerini dayatıyorlar, bu bir dayatmacandır. Allah’ın dediği mi hak hakîkat, senin dediğin mi? Eğer benim dediğim diyorsan sen de Allah’a karşı koyan Firavun’dan ne farkın var? Allah’ın dediği doğrudur hak olan odur, Kur’an-ı Kerim Allah’ın Kitâbı’dır şeksiz şüphesiz. Ve evrensel insanları kucaklayan bir dindir, hakîkattir. Hazreti Muhammed evrensel bir Peygamberdir bu bir gerçektir, hakîkattir. Bunun kânûnları ebediyyû’l-ebed son ve yenilenmiş şeriattır bunun hükmü ortadan kalkmaz, neshe uğramaz. Çağları kuşatan İslam’dır İslam’ı çağlar kuşatamaz. Allah’ı kimse kuşatabilir mi? İslam ilâhîdir ve geçmişi yenileyen ve yepyeni ortaya koyan Allah’ın kendisidir. İslam gerçeğini doğru anlamak gerekiyor. Sen dünkü yaptığın bir kânûnu bugün beğenmez bozar atarsın bu senin yapacağın iş yaptığın iş zaten Allah’ınkiler bozulmaz. Yalnız bütün çağların her problemini Kur’an-ı Kerim’de çözen, her çözümsüzlüğe çözüm getiren ve her şeye bir çare ortaya koyan İslam gerçeğini iyi keşif eyle. Kur’an-ı Kerim’in âyetlerini iyi keşif eyle müçtehit keşif âlimlerimizle hareket  et kevni âyetleri de keşif eyle. O zaman bakarsın ki çağdaşlık nerede? Çağdaşlık yükseliş Kur’an-ı Kerim’de, İslam gerçeğinde olduğunu görürsün İslam’a gözünü yumar kulağını tıkar karanlığın içine tuyumuna atılırsan o karanlığı sen aydınlık zannetmişsin ölünce uyanırsın ama iş işten geçer.

 

Kıymetli ve muhterem dostlar,

 

Yüce Rabbimizin âyetlerini sizlere aczimizle duyurmaya notları keşif notlarını, irşâd notlarını vermeye devam ediyoruz. Bunlar hayat veren nurun dersleridir ve gerçek hayatın bizzat kendisidir.

 

Dakika 50:00

 

 يَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَۚ﴿٦٨﴾

  اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِم۪ينَ﴿٦٩﴾

  اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ﴿٧٠﴾

  يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍۚ وَف۪يهَا مَا تَشْتَه۪يهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْاَعْيُنُۚ وَاَنْتُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَۚ ﴿٧١﴾

وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿٧٢﴾

لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ﴿٧٣﴾

  اِنَّ الْمُجْرِم۪ينَ ف۪ي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَالِدُونَۚ ﴿٧٤﴾

لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَۚ﴿٧٥﴾

 وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ كَانُوا هُمُ الظَّالِم۪ينَ ﴿٧٦﴾

 وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَۜ قَالَ اِنَّكُمْ مَاكِثُونَ ﴿٧٧﴾

لَقَدْ جِئْنَاكُمْ بِالْحَقِّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَارِهُونَ ﴿٧٨﴾

اَمْ اَبْرَمُٓوا اَمْراً فَاِنَّا مُبْرِمُونَۚ﴿٧٩﴾

  اَمْ يَحْسَبُونَ اَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْۜ بَلٰى وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ﴿٨٠﴾

  قُلْ اِنْ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ وَلَدٌۗ فَاَنَا۬ اَوَّلُ الْعَابِد۪ينَ ﴿٨١﴾

سُبْحَانَ رَبِّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ رَبِّ الْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿٨٢﴾

 فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَ ﴿٨٣﴾

وَهُوَ الَّذ۪ي فِي السَّمَٓاءِ اِلٰهٌ وَفِي الْاَرْضِ اِلٰهٌۜ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ﴿٨٤﴾

وَتَبَارَكَ الَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۚ وَعِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٨٥﴾

وَلَا يَمْلِكُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ﴿٨٦﴾

وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُ فَاَنّٰى يُؤْفَكُونَۙ﴿٨٧﴾

  وَق۪يلِه۪ يَا رَبِّ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ قَوْمٌ لَا يُؤْمِنُونَۢ﴿٨٨﴾

  فَاصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَامٌۜ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ﴿٨٩﴾

 

Yüce Rabbimiz bu yüce âyetlerinde bu âyetlerin yüce mânâsında bakın bize verilen mesajlar.

 

Allah Celle Celâlühü takvâ sahiplerine şöyle nida eder: “Ey âyetlerimize îmân edip Müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksin. Gördün mü hayatı işte İslam, Müslümanlık kişiyi buraya hazırlıyor.

 

“Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz.”

 

Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız.

 

İşte yaptıklarınıza karşılık size mîras verilen cennet budur. Müslüman olmanın karşılığı cennettir ama gerçek Müslüman itikatta, amelde, ahlâkta, hukûkta her yönüyle Müslüman.

 

Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz.

 

Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedî olarak kalacaklardır. Burada ki suçun büyüğü inanmamaktır. Şirk, küfür, nifâk ve zulümdür. Haramlara helâl demek, insanların haklarını yemek, insanlığın kanını emmek ve sömürmek, hukûkun üstünlüğünü tanımamak ve bu gerçeklere inanmamak sonuçta cehennemi kazandırır ve ebedî orada kalmasını sağlar ebedî.

 

Dakika  55:17

 

Küfründe kişiye kazandırdığı ebediyyû’l-ebed müebbet bir cehennem azâbıdır.

 

Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azâb içerisinde ümitsizdirler.

 

Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zâlimler oldular.

 

Onlar cehennem bekçisine: “Ey Mâlik! Rabin artık bizi öldürsün” diye seslenirler. Mâlik de: “Siz böylece kalacaksınız” der.

 

Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

 

Yoksa bunlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezâlandırmak için kararlıyız.

 

Yoksa onlar bizim sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçi meleklerimiz da her yaptıklarını yazıyorlar.

 

Ey Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem! De ki: “Eğer Rahmân olan Allah’ın bir çocuğu olsaydı, ona ibadet edenlerin birincisi ben olurdum.”

 

Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın Rabbi onların nitelendirdikleri şeyden münezzehtir, yücedir. Allah’ın ezelî ebedî çocuğu olmaz Allah bundan münezzehtir, eşsiz yücedir her yarattığı O’nun kullarıdır. Îsâ’da, Üzeyir’de, başkaları da Allah’ın yarattığı kullardır.

 

Şimdi sen bırak onları tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar. Gökte ki İlâh da yerde ki İlâh da sadece Allah’tır, başka İlâh yoktur. O, hüküm ve hikmet sahibidir her şeyi bilir.

 

Göklerin, yerin ve her ikisinin arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın şanı yücedir, eşsiz yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız O’nun yanındadır. Siz sadece O’na döndürüleceksiniz.

 

Onların Allah’ı bırakıp da taptıklarım putlar şefaat haklarına sahip değillerdir. Kimse Allah’ın izni olmadan kimse şefaat edemez, putlar ise hiç edemez. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilir. Bunlar da peygamberlerdir, peygamberlerin başında da Hazreti Muhammed gelir. Yani Allah’ın izin verdikleridir. Bunlar ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilir. Hakka şahitlik edenler kimlerdir? İşte başta peygamberler, âlimler, evliyâlar, şehitler gelmektedir.

 

Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: “Allah” derler. O hâlde nasıl haktan çevriliyorlar?

 

Peygamberin sözü şu olmuştur: “Ey Rabbim! Bunlar gerçekten îmân etmeyen bir kavimdir.”

 

Dakika 1:00:06

 

Ey Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem! Şimdilik sen onlara aldırma ve: “Size selâm olsun” de. Onlar yakında bileceklerdir! Bu selâm onları terk etmedir başınıza geleceği düşünün demektir herkes aklını başına almalıdır. Allah için birbirini seven kullara (يَا عِبَادِ) dedi Cenab-ı Hak. Bunlar sevindirilip neşelendirilecek olan muhteremlerdir.

 

İşte ‘’hıbrdan’’ süslenip ziynetleneceksiniz ‘’habrdan’’ son derece ikrâm olunacaksınız. Dikkat et! Burada “hıbr” da “habır” da güzelliklerin en güzel biçimi ile mükâfatlanacaksınız.

 

Kıymetli dostlarım,

 

Cenab-ı Hak Cennet-i Âlâ ’yı bitmez tükenmez nimetlerle zevki sefayla donatmıştır akıl ve hayâllere sığmaz. Sadece dünyadakilere isim olarak insanlar anlasınlar diye o isimler anlatılmaya çalışılır. Yoksa Cennet-i Âlâ ölümsüzlüğün âlemidir, Allah oraya ölümsüz bir hayat tarzı lütfetmiştir. Bu insanları İslam cennete ölümsüz hayata hazırlar. İşte dersimizin adı da oradan gelmektedir. Seni hayat veren ölümsüz hayata mutlu hayata, hazırlayan nurun dersleridir bu dersler, bizzat hakkın hakîkatin kendisidir. İslam gerçeği, Kur’an gerçeği, Hz. Muhammed’in gerçeği ve Yüce Allah’ın bunlarla bütün âlemlere rahmetinin tecellîsi ki bunun adı İslam’dır. Bunun Kânûn-i Esâsî şanlı Kuran’dır ve bunun önderi rehberi Hazreti Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm.

 

Dakika 1:03:14

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 54 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}